PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN

FORUMA GİT : MUHABBET DİLİ


helindem
23-10-2007, 01:19
MUHABBET DİLİ

Ayrılıkçı terör faaliyetleri, günümüzde halâ ülkelerin sosyal, siyasal, ekonomik ve demokratikleşme süreçleri açısından gelişmelerini engelleyen en önemli sorundur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki insanlarımız başta olmak üzere, tüm vatandaşlarımız, terörizmden tarifi olanaksız zararlar görmüşlerdir, görmektedirler. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu bir sürü vatandaşımızı ve askerlerimizi teröre kurban verdik, veriyoruz. Türkiye’de terörizme karşı kararlı ve başarılı mücadele sürmektedir. Ancak nihai başarının, işbirliği ve dayanışma ile mümkün olabileceği de bir gerçektir.

“Genç Siviller.Net” adlı sitede, yaşanan acının her iki tarafını da bilen Kürt gençleri, beraber yaşamanın altını çizerek gencecik insanları öldürme emri veren PKK’ya soruyorlar: “Bu tavırlarınız hangi akla, hangi vicdana ve en önemlisi hangi ahlaka sığıyor?

Bu bildiriyi kaleme alan İdris Kardaş, Erkan Şen ve İlhan Döğüş adlı gençlerin her üçü de doğulu ve üniversite öğrencisi. “Kürt olmanın kendi tercihleri olmadığını, hiç kimsenin kökenini seçemeyeceğini, sadece bununla bütünleşmek, bunun üzerinden kendilerini ifade etmek istemediklerini, okuma yazmayı ve Türkçe konuşmayı ilkokulda öğrendiklerini, Kürt olmanın ezilen olmakla aynı anlama geldiğini söylemenin çok ajite edici bir kavram olduğunu” belirterek, “İstanbul’da eğitim imkanlarını büyük bir fırsat olarak kullandıklarını, Diyarbakır’da aynı şartların mevcut olmadığını ancak bunun da tek başına devlete yüklenmemesi gerektiğini” vurguluyorlar.

İstanbul’da yüksek öğrenim hayatını sürdüren gençler, farklılıklarla karşılaştıklarını ancak daha demokrat bir tavır alarak, eyleme dönüşebilecek aşırı milliyetçilik duygularını aşabildiklerini açıklıyor. PKK’nın şiddet eylemlerinden dolayı Kürtlerin ihanetle ya da samimiyetsizlikle suçlandıklarını anlatan öğrenciler, “Genel olarak insanların böyle düşünmekte hak payları olduğunu, ancak PKK’nın hiçbir zaman Kürtleri temsil edemeyeceğini açıklamaya çalıştıklarına” işaret ediyor ve bildiride, PKK’ya “Bizim özgürlüğümüz adına karanlık ilişkilere mi giriyorsunuz? diye sesleniyorlar. Kürtlerin özgürlüğü adına öldürme emri verenleri asla kabul edemeyeceklerine dikkat çekerek, PKK sempatizanlarına şiddeti reddetmeleri konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Bildiride Kürtlerin, Kürt olmak istediği, başka bir şey istemedikleri, Kürtlerin kendilerini özgürce ifade edebilmeleri, kendi diliyle istediği şekilde yayın yapabilmek, konuşabilmek, kendi yasal derneklerini, örgütlerini kurabilmek, kültürlerini, geleneklerini yaşatabilmek istediklerine değiniliyor, ancak bütün bunların zaten Türkiye’de gerçekleştiğine, istediklerini yapabilmeleri için ortamın müsait olduğuna da vurgu yapılıyor.

Bildiriyi kaleme alanlardan İdris Kardaş, “Kürtlerin Türkiye’deki bu güzelliklerden vazgeçip başka bir yere gitmek isteyeceklerini sanmıyorum. Bunun ötesinde biz iç içe geçmişiz. Avrupa Birliği yolunda ilerleyen bir Türkiye var. Bu vatan elbette bizim. Bir yere gitmeyi düşünmüyoruz. Havva ananın dünkü çocuk sayıldığı bu topraklarda doğduk. Bu topraklar Havva anadan daha eski. Biz bu kadar eski topraklar üstünde yaşıyoruz. Burada daha önce Kürtler, Ermeniler vs. yaşıyordu. Ama şu anda kaç bin yıllık ortak geçmişimiz var. Artık bu topraklar hepimizin. Şurası Kürtlerindir ya da Ermenilerindir demiyoruz. Hiç kimse bunu söyleyemez. Burası hepimizin ortak vatanı” şeklinde konuşarak, Kürtlerin göç ederken bile akrabaları olmalarına rağmen Suriye ve Irak’a gitmediklerini, bunun da net olarak “Biz burada yaşamak istiyoruz’ ifadesinin bir yansıması olduğunu belirtiyor.

PKK’nın bir sarkaç olduğunu, artık taraftar bulamamasının da son eylemlere yönelmesine sebep olduğunu kaydeden İdris Kardaş, “DTP’nin yanlış yaptığı çok şeyin bulunduğunu, DTP’lileri ve Kürt siyasetini her yönden eleştirdiklerini, Kürtleri temsil etmeyi beceremediklerini, oysa siyasetin bir yerde uzlaşma anlamına geldiğini, zamanla ılımlılaşmalarını beklediklerini” aktarıyor. “DTP’li Ahmet Türk’ün Devlet Bahçeli ile tokalaşması fotoğrafını bilgisayarında arka plan olarak düzenlediğini” söyleyen İdris, bunu çok önemsediklerini, gönül dilinin çok önemli olduğunu, o dilin zaten toplumda var olduğunu, insani ilişkilerden yola çıkmanın sorunları çözümleyebileceğini, var olan muhabbet dilini bulup ortaya çıkarmanın gerekliliğini” açıklıyor. İlhan ise, “Toplumda var olan bu muhabbet dilini siyasete taşımanın şiddet ortamını bertaraf edeceğini düşündüğünü” ilave ediyor.

İdris, “Kürtçe okumayı Mehmet Uzun'un kitaplarından öğrendiklerini, birçok kurumda editör olarak çalıştığını, güzel Türkçe yazıp konuşmayı belki birçok Türk'ten daha fazla sahiplendiğini,” dile getirirken, Erkan, “Türkçenin düşünce dünyası olduğunu, Türkçe düşünüp konuştuğunu, Kürtlerin ve Türklerin iç içe geçmesinin çok önemli yansımalar teşkil edebileceğini” aktarıyor.

Güzel ülkemizin güzel insanları olarak bizler tüm bu güzelliklerin farkındayız ve her şeyin en güzeline layık olduğumuzun da bilincindeyiz. Oyunlara gelecek ve baltayı kendi ayağımıza vuracak kadar da kendimizi kaybetmedik. En büyük görevimiz ise sorumluluklarımızın farkında olarak, tahriklere kapılmamak ve birlikte huzurlu günlere doğru yürümek…

Helin Demir
helindem@mynet.com