nailamudi
01-11-2007, 12:01
KURT AYDIN VE SIYASETCILERINDEN DTP’NE TEPKI! DTP’NIN KURTLER ADINA KONUSMAYA HAKKI YOK!..
Meclis'te yer almasina ragmen paramiliter PKK ile arasina bir turlu mesafe koyamayan Demokratik Toplum Partisi’ne her kesimden tepki yukseliyor. Partinin PKK siddetine karsi net bir tavir alamamasi, Kurt siyasetciler tarafindan da yogun sekilde elestiriliyor.
Parlamento'ya girerek buyuk bir firsat yakalayan DTP'nin “hicbir politika uretemedigi” konusunda birlesen Abdulmelik Firat, Fehmi İsiklar, Feridun Yazar, Altan Tan, Sezgin Tanrikulu imzasiyla yayinlanan ortak basin aciklamasinda, Turkiye’de siddeti tirmandirarak etnik catisma yaratmayi hedefleyen ve bugun emperyalist guclerin taseron orgutu haline gelen PKK ile paralel hareket ettigi muddetce DTP'nin ne kendine, ne de Kurtlere hicbir faydasi olamayacagina dikkat cekilerek, soyle denildi: "Siyaset, sorunlari cozme sanatidir. Ancak DTP’lilerin ortaya koydugu bir proje yok. PKK’dan gelen talimatlari uyguluyorlar. Demokrasi karsitlarinin ekmegine yag suruyorlar. Baskasinin olusturdugu gundem konulariyla ilgili gorus belirtmekten oteye gidemiyorlar. PKK siddetine karsi tavir alamamalari da sorunlarin cozumsuz hale getiriyor, ortami gerginlestiriyorlar. DTP irade gosterip ozgurlugunu ilan etmeli ve PKK siddetine karsi oldugunu acikca ortaya koymalidir. PKK kosulsuz silah birakmali.”
Ortak basin aciklamasinda imzasi bulunan kapatilan Halkin Emek Partisi'nin eski genel baskanlarindan Feridun Yazar, DTP'lilerin ortami sakinlestirici degil, aksine gerginlestirici aciklamalar yaptigina isaret ederek, “DTP'lilerin son gunlerdeki aciklamalari, Kurt sorununu dagdakilerle butunlestirmeye calisma anlamina geliyor. Demokratik alanla silahi kullanan alani birbirinden ayirmak gerekiyor. DTP, bastan itibaren bu kulvari ayirmaliydi. DTP, Kurt sorununun cozumunu AB sureci, uluslararasi hukuk ve Turkiye'nin demokratiklesme surecinde aramalidir. DTP'liler, sorunlari cozmuyor; ortaligi daha da karistiran demecler veriyorlar” dedi.
Eski HAK-PAR Genel Baskani Abdulmelik Firat ise, DTP'nin teror orgutu PKK tarafindan kuruldugunu belirterek, bu partiden Kurt sorununun cozumune iliskin bir calisma beklemenin yanlis olacagini vurgulayarak, soyle dedi: "DTP icin Kurt sorununu cozme iddiasi bir garniturdur. Asil olan Kurtleri oyalamaktir. DTP parti yonetimi kendi iradesiyle bir is yapamiyor, teror orgutunden gelen talimatlara uyuyor. DTP'lilerin buyuk bolumunu iyi tanirim. Aslinda bir kismi PKK'ya inanmiyor, iyi niyetli insanlar; ancak oraya suruklendigi icin buna mecbur kaliyor. Onumuzdeki donemde Abdullah Ocalan'in bir oyun oynayip bu partinin basina bela getirecegini dusunuyorum. Cunku Ocalan, kendi disinda kimsenin isminin bile duyulmasini istemiyor. Eger parti kapatilirsa veya uyeleri hapse gonderilirse bunun mimari Ocalan olur.”
Cesitli partilerde siyaset yapan yazar Umit Firat da, PKK'yi reddetmedigi surece DTP'nin Kurt sorununun cozumune katki sunamayacagini belirterek, "DTP'lilerin Meclis'e girmesini saglayan siyasi guc, onlarin cozum icin bir adres olmalarina izin vermeyecektir. Cunku, partinin uzerindeki iradeler 'sorunun muhatabi biziz' diyor. 'Ahmet Turk'u gonderdik, onunla konusun' diyen olmuyor. Ocalan da, 'cozumun muhatabi benim' diyor" diye konustu.
Kurt kokenli yazar Altan Tan ise, Turkiye'nin demokratiklesmesini engellemeye yonelik bir calisma yurutuldugunu, DTP'nin buna alet oldugu belirterek, sunlari kaydetti: "Ne yazik ki, DTP'nde kayalar yerli yerinde duruyor. Yapilan aciklamalarla gerilimi tirmandirma yontemini one cikariyor. DTP'nin yapmasi gereken sey, hukumete destek olarak Turkiye'nin demokratiklesme surecine katki vermesidir. Oncelikle her turlu siddetin bitmesi icin DTP'nin elinden geleni yapmasi gerekir. Ancak bunu goremiyoruz. Demek ki, birileri DTP'nin boyle yapmasini istemiyor."
Eski HEP milletvekillerinden Fehmi Isiklar, DTP'nin devlet ile teror orgutu arasinda sikisip kaldigi icin basarili olamadigini vurgulayarak; "DTP iki arada bir derede sikismis durumda. 'Boyle yaparsam devlet, soyle yaparsam falan gucenecek' anlayisindalar. Artik bir cizgi tutturmalari gerekir. Her turlu siddete karsi olduklarini acik ve net bir dille gostermeliler. Bence artik bir yol belirlemeleri gerekir. Bir siyasi partinin her anlamiyla bagimsiz olmasi gerekir ve ozgur iradesiyle politika uretmesi gerekir. DTP, bir yerlere bagimli kaldikca basari saglayamaz” dedi.
Bolgedeki sivil toplum orgutlerin sozcusu olarak konusan Diyarbakir Barosu Baskani Sezgin Tanrikulu ise, bugune kadar siddetin hicbir sorunu cozmedigini belirterek, PKK’nin siddet politikasina karsi olduklarini net bir sekilde ortaya koydu. Bolgedeki sivil toplum orgutleri adina PKK’ya siddet politikasina son vererek, kosulsuz silah birakma cagrisi yapan Sezgin Tanrikulu, sorunlarin cozume kavusmasi icin Kurtlerin de degisen kosullara uygun, kendilerini gelistirmeleri gerektigini belirterek, soyle dedi: "Bugun Kurtlerin yapmasi gereken; ne maksatla olursa olsun silahli siddeti tum bicimleriyle kinamak, barisci yollardan demokrasi mucadelesi yapmaktir. Bu mumkundur, gereklidir ve dogru olandir. Sorunun cozumu, siddeti kesin bir dille reddetmekten geciyor. Bugunku siddet politikasi ile sorunlarin cozumune engel olan PKK, gercekten Kurtleri dusunuyorsa, silahi kosulsuz birakmalidir. PKK, sivil ve demokratik cozumde inandirici olmak istiyorsa, ayni zamanda kendisinden farkli dusunen eski yol arkadaslarina ve kendisinden farkli yaklasim sergileyen diger Kurt orgut ve bireylerine karsi daha tahammullu olmali ve cinayetlerine son vermelidir."
Barisa ancak daha fazla demokrasi, daha fazla ozgurluk, insan haklarina da daha fazla saygi yoluyla ulasabiliriz. Bu yolda kine, ofkeye yer olmamalidir. Abdulmelik Firat, Fehmi Isiklar, Altan Tan, Sezgin Tanrikulu, Feridun Yazar’dan yukselen bu sesleri yenileri, hem de acilen ve yuksek volumde eklenmeli. PKK, bir halkin ozgurluk mucadelesini veren bir orgut degil. PKK, teror ile bolge guclerine taseronluk eden bir cikar sebekesinden ibaret. PKK, ona sempati duyanlara bile zarar veren kontrolden cikmis, "baskalari"na hizmet eden bir orgut. Simdi bu orgutun her yere sicratacagi kani durdurma gorevi, en cok "baris ve ozgurluk"ten bahsedenlere dusmuyor mu?
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
*****************///////////////////////////**************////////////////////
KÜRT AYDIN VE SİYASETÇİLERİNDEN DTP’NE TEPKİ!..
“PKK ŞİDDETİNE KARŞI TAVIR ALMAYANLARIN KÜRTLER ADINA KONUŞMAYA HAKLARI OLAMAZ!..
PKK SİLAH BIRAKMALI!..”
Meclis'te yer almasına rağmen paramiliter PKK ile arasına bir türlü mesafe koyamayan Demokratik Toplum Partisi’ne her kesimden tepki yükseliyor. Partinin PKK şiddetine karşı net bir tavır alamaması, Kürt siyasetçiler tarafından da yoğun şekilde eleştiriliyor.
Parlamento'ya girerek büyük bir fırsat yakalayan DTP'nin “hiçbir politika üretemediği” konusunda birleşen Abdülmelik Fırat, Fehmi Işıklar, Feridun Yazar, Altan Tan, Sezgin Tanrıkulu imzasıyla yayınlanan ortak basın açıklamasında, Türkiye’de şiddeti tırmandırarak etnik çatışma yaratmayı hedefleyen ve bugün emperyalist güçlerin taşeron örgütü haline gelen PKK ile paralel hareket ettiği müddetçe DTP'nin ne kendine, ne de Kürtlere hiçbir faydası olamayacağına dikkat çekilerek, şöyle denildi: "Siyaset, sorunları çözme sanatıdır. Ancak DTP’lilerin ortaya koyduğu bir proje yok. PKK’dan gelen talimatları uyguluyorlar. Demokrasi karşıtlarının ekmeğine yağ sürüyorlar. Başkasının oluşturduğu gündem konularıyla ilgili görüş belirtmekten öteye gidemiyorlar. PKK şiddetine karşı tavır alamamaları da sorunların çözümsüz hale getiriyor, ortamı gerginleştiriyorlar. DTP irade gösterip özgürlüğünü ilan etmeli ve PKK şiddetine karşı olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. PKK koşulsuz silah bırakmalı.”
Ortak basın açıklamasında imzası bulunan kapatılan Halkın Emek Partisi'nin eski genel başkanlarından Feridun Yazar, DTP'lilerin ortamı sakinleştirici değil, aksine gerginleştirici açıklamalar yaptığına işaret ederek, “DTP'lilerin son günlerdeki açıklamaları, Kürt sorununu dağdakilerle bütünleştirmeye çalışma anlamına geliyor. Demokratik alanla silahı kullanan alanı birbirinden ayırmak gerekiyor. DTP, baştan itibaren bu kulvarı ayırmalıydı. DTP, Kürt sorununun çözümünü AB süreci, uluslararası hukuk ve Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde aramalıdır. DTP'liler, sorunları çözmüyor; ortalığı daha da karıştıran demeçler veriyorlar” dedi.
Eski HAK-PAR Genel Başkanı Abdülmelik Fırat ise, DTP'nin terör örgütü PKK tarafından kurulduğunu belirterek, bu partiden Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir çalışma beklemenin yanlış olacağını vurgulayarak, şöyle dedi: "DTP için Kürt sorununu çözme iddiası bir garnitürdür. Asıl olan Kürtleri oyalamaktır. DTP parti yönetimi kendi iradesiyle bir iş yapamıyor, terör örgütünden gelen talimatlara uyuyor. DTP'lilerin büyük bölümünü iyi tanırım. Aslında bir kısmı PKK'ya inanmıyor, iyi niyetli insanlar; ancak oraya sürüklendiği için buna mecbur kalıyor. Önümüzdeki dönemde Abdullah Öcalan'ın bir oyun oynayıp bu partinin başına bela getireceğini düşünüyorum. Çünkü Öcalan, kendi dışında kimsenin isminin bile duyulmasını istemiyor. Eğer parti kapatılırsa veya üyeleri hapse gönderilirse bunun mimarı Öcalan olur.”
Çeşitli partilerde siyaset yapan yazar Ümit Fırat da, PKK'yı reddetmediği sürece DTP'nin Kürt sorununun çözümüne katkı sunamayacağını belirterek, "DTP'lilerin Meclis'e girmesini sağlayan siyasi güç, onların çözüm için bir adres olmalarına izin vermeyecektir. Çünkü, partinin üzerindeki iradeler 'sorunun muhatabı biziz' diyor. 'Ahmet Türk'ü gönderdik, onunla konuşun' diyen olmuyor. Öcalan da, 'çözümün muhatabı benim' diyor" diye konuştu.
Kürt kökenli yazar Altan Tan ise, Türkiye'nin demokratikleşmesini engellemeye yönelik bir çalışma yürütüldüğünü, DTP'nin buna alet olduğu belirterek, şunları kaydetti: "Ne yazık ki, DTP'nde kayalar yerli yerinde duruyor. Yapılan açıklamalarla gerilimi tırmandırma yöntemini öne çıkarıyor. DTP'nin yapması gereken şey, hükümete destek olarak Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katkı vermesidir. Öncelikle her türlü şiddetin bitmesi için DTP'nin elinden geleni yapması gerekir. Ancak bunu göremiyoruz. Demek ki, birileri DTP'nin böyle yapmasını istemiyor."
Eski HEP milletvekillerinden Fehmi Işıklar, DTP'nin devlet ile terör örgütü arasında sıkışıp kaldığı için başarılı olamadığını vurgulayarak; "DTP iki arada bir derede sıkışmış durumda. 'Böyle yaparsam devlet, şöyle yaparsam falan gücenecek' anlayışındalar. Artık bir çizgi tutturmaları gerekir. Her türlü şiddete karşı olduklarını açık ve net bir dille göstermeliler. Bence artık bir yol belirlemeleri gerekir. Bir siyasi partinin her anlamıyla bağımsız olması gerekir ve özgür iradesiyle politika üretmesi gerekir. DTP, bir yerlere bağımlı kaldıkça başarı sağlayamaz” dedi.
Bölgedeki sivil toplum örgütlerin sözcüsü olarak konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu ise, bugüne kadar şiddetin hiçbir sorunu çözmediğini belirterek, PKK’nın şiddet politikasına karşı olduklarını net bir şekilde ortaya koydu. Bölgedeki sivil toplum örgütleri adına PKK’ya şiddet politikasına son vererek, koşulsuz silah bırakma çağrısı yapan Sezgin Tanrıkulu, sorunların çözüme kavuşması için Kürtlerin de değişen koşullara uygun, kendilerini geliştirmeleri gerektiğini belirterek, şöyle dedi: "Bugün Kürtlerin yapması gereken; ne maksatla olursa olsun silahlı şiddeti tüm biçimleriyle kınamak, barışçı yollardan demokrasi mücadelesi yapmaktır. Bu mümkündür, gereklidir ve doğru olandır. Sorunun çözümü, şiddeti kesin bir dille reddetmekten geçiyor. Bugünkü şiddet politikası ile sorunların çözümüne engel olan PKK, gerçekten Kürtleri düşünüyorsa, silahı koşulsuz bırakmalıdır. PKK, sivil ve demokratik çözümde inandırıcı olmak istiyorsa, aynı zamanda kendisinden farklı düşünen eski yol arkadaşlarına ve kendisinden farklı yaklaşım sergileyen diğer Kürt örgüt ve bireylerine karşı daha tahammüllü olmalı ve cinayetlerine son vermelidir."
Barışa ancak daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, insan haklarına da daha fazla saygı yoluyla ulaşabiliriz. Bu yolda kine, öfkeye yer olmamalıdır. Abdülmelik Fırat, Fehmi Işıklar, Altan Tan, Sezgin Tanrıkulu, Feridun Yazar’dan yükselen bu sesleri yenileri, hem de acilen ve yüksek volümde eklenmeli. PKK, bir halkın özgürlük mücadelesini veren bir örgüt değil. PKK, terör ile bölge güçlerine taşeronluk eden bir çıkar şebekesinden ibaret. PKK, ona sempati duyanlara bile zarar veren kontrolden çıkmış, "başkaları"na hizmet eden bir örgüt. Şimdi bu örgütün her yere sıçratacağı kanı durdurma görevi, en çok "barış ve özgürlük"ten bahsedenlere düşmüyor mu?
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
Meclis'te yer almasina ragmen paramiliter PKK ile arasina bir turlu mesafe koyamayan Demokratik Toplum Partisi’ne her kesimden tepki yukseliyor. Partinin PKK siddetine karsi net bir tavir alamamasi, Kurt siyasetciler tarafindan da yogun sekilde elestiriliyor.
Parlamento'ya girerek buyuk bir firsat yakalayan DTP'nin “hicbir politika uretemedigi” konusunda birlesen Abdulmelik Firat, Fehmi İsiklar, Feridun Yazar, Altan Tan, Sezgin Tanrikulu imzasiyla yayinlanan ortak basin aciklamasinda, Turkiye’de siddeti tirmandirarak etnik catisma yaratmayi hedefleyen ve bugun emperyalist guclerin taseron orgutu haline gelen PKK ile paralel hareket ettigi muddetce DTP'nin ne kendine, ne de Kurtlere hicbir faydasi olamayacagina dikkat cekilerek, soyle denildi: "Siyaset, sorunlari cozme sanatidir. Ancak DTP’lilerin ortaya koydugu bir proje yok. PKK’dan gelen talimatlari uyguluyorlar. Demokrasi karsitlarinin ekmegine yag suruyorlar. Baskasinin olusturdugu gundem konulariyla ilgili gorus belirtmekten oteye gidemiyorlar. PKK siddetine karsi tavir alamamalari da sorunlarin cozumsuz hale getiriyor, ortami gerginlestiriyorlar. DTP irade gosterip ozgurlugunu ilan etmeli ve PKK siddetine karsi oldugunu acikca ortaya koymalidir. PKK kosulsuz silah birakmali.”
Ortak basin aciklamasinda imzasi bulunan kapatilan Halkin Emek Partisi'nin eski genel baskanlarindan Feridun Yazar, DTP'lilerin ortami sakinlestirici degil, aksine gerginlestirici aciklamalar yaptigina isaret ederek, “DTP'lilerin son gunlerdeki aciklamalari, Kurt sorununu dagdakilerle butunlestirmeye calisma anlamina geliyor. Demokratik alanla silahi kullanan alani birbirinden ayirmak gerekiyor. DTP, bastan itibaren bu kulvari ayirmaliydi. DTP, Kurt sorununun cozumunu AB sureci, uluslararasi hukuk ve Turkiye'nin demokratiklesme surecinde aramalidir. DTP'liler, sorunlari cozmuyor; ortaligi daha da karistiran demecler veriyorlar” dedi.
Eski HAK-PAR Genel Baskani Abdulmelik Firat ise, DTP'nin teror orgutu PKK tarafindan kuruldugunu belirterek, bu partiden Kurt sorununun cozumune iliskin bir calisma beklemenin yanlis olacagini vurgulayarak, soyle dedi: "DTP icin Kurt sorununu cozme iddiasi bir garniturdur. Asil olan Kurtleri oyalamaktir. DTP parti yonetimi kendi iradesiyle bir is yapamiyor, teror orgutunden gelen talimatlara uyuyor. DTP'lilerin buyuk bolumunu iyi tanirim. Aslinda bir kismi PKK'ya inanmiyor, iyi niyetli insanlar; ancak oraya suruklendigi icin buna mecbur kaliyor. Onumuzdeki donemde Abdullah Ocalan'in bir oyun oynayip bu partinin basina bela getirecegini dusunuyorum. Cunku Ocalan, kendi disinda kimsenin isminin bile duyulmasini istemiyor. Eger parti kapatilirsa veya uyeleri hapse gonderilirse bunun mimari Ocalan olur.”
Cesitli partilerde siyaset yapan yazar Umit Firat da, PKK'yi reddetmedigi surece DTP'nin Kurt sorununun cozumune katki sunamayacagini belirterek, "DTP'lilerin Meclis'e girmesini saglayan siyasi guc, onlarin cozum icin bir adres olmalarina izin vermeyecektir. Cunku, partinin uzerindeki iradeler 'sorunun muhatabi biziz' diyor. 'Ahmet Turk'u gonderdik, onunla konusun' diyen olmuyor. Ocalan da, 'cozumun muhatabi benim' diyor" diye konustu.
Kurt kokenli yazar Altan Tan ise, Turkiye'nin demokratiklesmesini engellemeye yonelik bir calisma yurutuldugunu, DTP'nin buna alet oldugu belirterek, sunlari kaydetti: "Ne yazik ki, DTP'nde kayalar yerli yerinde duruyor. Yapilan aciklamalarla gerilimi tirmandirma yontemini one cikariyor. DTP'nin yapmasi gereken sey, hukumete destek olarak Turkiye'nin demokratiklesme surecine katki vermesidir. Oncelikle her turlu siddetin bitmesi icin DTP'nin elinden geleni yapmasi gerekir. Ancak bunu goremiyoruz. Demek ki, birileri DTP'nin boyle yapmasini istemiyor."
Eski HEP milletvekillerinden Fehmi Isiklar, DTP'nin devlet ile teror orgutu arasinda sikisip kaldigi icin basarili olamadigini vurgulayarak; "DTP iki arada bir derede sikismis durumda. 'Boyle yaparsam devlet, soyle yaparsam falan gucenecek' anlayisindalar. Artik bir cizgi tutturmalari gerekir. Her turlu siddete karsi olduklarini acik ve net bir dille gostermeliler. Bence artik bir yol belirlemeleri gerekir. Bir siyasi partinin her anlamiyla bagimsiz olmasi gerekir ve ozgur iradesiyle politika uretmesi gerekir. DTP, bir yerlere bagimli kaldikca basari saglayamaz” dedi.
Bolgedeki sivil toplum orgutlerin sozcusu olarak konusan Diyarbakir Barosu Baskani Sezgin Tanrikulu ise, bugune kadar siddetin hicbir sorunu cozmedigini belirterek, PKK’nin siddet politikasina karsi olduklarini net bir sekilde ortaya koydu. Bolgedeki sivil toplum orgutleri adina PKK’ya siddet politikasina son vererek, kosulsuz silah birakma cagrisi yapan Sezgin Tanrikulu, sorunlarin cozume kavusmasi icin Kurtlerin de degisen kosullara uygun, kendilerini gelistirmeleri gerektigini belirterek, soyle dedi: "Bugun Kurtlerin yapmasi gereken; ne maksatla olursa olsun silahli siddeti tum bicimleriyle kinamak, barisci yollardan demokrasi mucadelesi yapmaktir. Bu mumkundur, gereklidir ve dogru olandir. Sorunun cozumu, siddeti kesin bir dille reddetmekten geciyor. Bugunku siddet politikasi ile sorunlarin cozumune engel olan PKK, gercekten Kurtleri dusunuyorsa, silahi kosulsuz birakmalidir. PKK, sivil ve demokratik cozumde inandirici olmak istiyorsa, ayni zamanda kendisinden farkli dusunen eski yol arkadaslarina ve kendisinden farkli yaklasim sergileyen diger Kurt orgut ve bireylerine karsi daha tahammullu olmali ve cinayetlerine son vermelidir."
Barisa ancak daha fazla demokrasi, daha fazla ozgurluk, insan haklarina da daha fazla saygi yoluyla ulasabiliriz. Bu yolda kine, ofkeye yer olmamalidir. Abdulmelik Firat, Fehmi Isiklar, Altan Tan, Sezgin Tanrikulu, Feridun Yazar’dan yukselen bu sesleri yenileri, hem de acilen ve yuksek volumde eklenmeli. PKK, bir halkin ozgurluk mucadelesini veren bir orgut degil. PKK, teror ile bolge guclerine taseronluk eden bir cikar sebekesinden ibaret. PKK, ona sempati duyanlara bile zarar veren kontrolden cikmis, "baskalari"na hizmet eden bir orgut. Simdi bu orgutun her yere sicratacagi kani durdurma gorevi, en cok "baris ve ozgurluk"ten bahsedenlere dusmuyor mu?
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
*****************///////////////////////////**************////////////////////
KÜRT AYDIN VE SİYASETÇİLERİNDEN DTP’NE TEPKİ!..
“PKK ŞİDDETİNE KARŞI TAVIR ALMAYANLARIN KÜRTLER ADINA KONUŞMAYA HAKLARI OLAMAZ!..
PKK SİLAH BIRAKMALI!..”
Meclis'te yer almasına rağmen paramiliter PKK ile arasına bir türlü mesafe koyamayan Demokratik Toplum Partisi’ne her kesimden tepki yükseliyor. Partinin PKK şiddetine karşı net bir tavır alamaması, Kürt siyasetçiler tarafından da yoğun şekilde eleştiriliyor.
Parlamento'ya girerek büyük bir fırsat yakalayan DTP'nin “hiçbir politika üretemediği” konusunda birleşen Abdülmelik Fırat, Fehmi Işıklar, Feridun Yazar, Altan Tan, Sezgin Tanrıkulu imzasıyla yayınlanan ortak basın açıklamasında, Türkiye’de şiddeti tırmandırarak etnik çatışma yaratmayı hedefleyen ve bugün emperyalist güçlerin taşeron örgütü haline gelen PKK ile paralel hareket ettiği müddetçe DTP'nin ne kendine, ne de Kürtlere hiçbir faydası olamayacağına dikkat çekilerek, şöyle denildi: "Siyaset, sorunları çözme sanatıdır. Ancak DTP’lilerin ortaya koyduğu bir proje yok. PKK’dan gelen talimatları uyguluyorlar. Demokrasi karşıtlarının ekmeğine yağ sürüyorlar. Başkasının oluşturduğu gündem konularıyla ilgili görüş belirtmekten öteye gidemiyorlar. PKK şiddetine karşı tavır alamamaları da sorunların çözümsüz hale getiriyor, ortamı gerginleştiriyorlar. DTP irade gösterip özgürlüğünü ilan etmeli ve PKK şiddetine karşı olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. PKK koşulsuz silah bırakmalı.”
Ortak basın açıklamasında imzası bulunan kapatılan Halkın Emek Partisi'nin eski genel başkanlarından Feridun Yazar, DTP'lilerin ortamı sakinleştirici değil, aksine gerginleştirici açıklamalar yaptığına işaret ederek, “DTP'lilerin son günlerdeki açıklamaları, Kürt sorununu dağdakilerle bütünleştirmeye çalışma anlamına geliyor. Demokratik alanla silahı kullanan alanı birbirinden ayırmak gerekiyor. DTP, baştan itibaren bu kulvarı ayırmalıydı. DTP, Kürt sorununun çözümünü AB süreci, uluslararası hukuk ve Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde aramalıdır. DTP'liler, sorunları çözmüyor; ortalığı daha da karıştıran demeçler veriyorlar” dedi.
Eski HAK-PAR Genel Başkanı Abdülmelik Fırat ise, DTP'nin terör örgütü PKK tarafından kurulduğunu belirterek, bu partiden Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir çalışma beklemenin yanlış olacağını vurgulayarak, şöyle dedi: "DTP için Kürt sorununu çözme iddiası bir garnitürdür. Asıl olan Kürtleri oyalamaktır. DTP parti yönetimi kendi iradesiyle bir iş yapamıyor, terör örgütünden gelen talimatlara uyuyor. DTP'lilerin büyük bölümünü iyi tanırım. Aslında bir kısmı PKK'ya inanmıyor, iyi niyetli insanlar; ancak oraya sürüklendiği için buna mecbur kalıyor. Önümüzdeki dönemde Abdullah Öcalan'ın bir oyun oynayıp bu partinin başına bela getireceğini düşünüyorum. Çünkü Öcalan, kendi dışında kimsenin isminin bile duyulmasını istemiyor. Eğer parti kapatılırsa veya üyeleri hapse gönderilirse bunun mimarı Öcalan olur.”
Çeşitli partilerde siyaset yapan yazar Ümit Fırat da, PKK'yı reddetmediği sürece DTP'nin Kürt sorununun çözümüne katkı sunamayacağını belirterek, "DTP'lilerin Meclis'e girmesini sağlayan siyasi güç, onların çözüm için bir adres olmalarına izin vermeyecektir. Çünkü, partinin üzerindeki iradeler 'sorunun muhatabı biziz' diyor. 'Ahmet Türk'ü gönderdik, onunla konuşun' diyen olmuyor. Öcalan da, 'çözümün muhatabı benim' diyor" diye konuştu.
Kürt kökenli yazar Altan Tan ise, Türkiye'nin demokratikleşmesini engellemeye yönelik bir çalışma yürütüldüğünü, DTP'nin buna alet olduğu belirterek, şunları kaydetti: "Ne yazık ki, DTP'nde kayalar yerli yerinde duruyor. Yapılan açıklamalarla gerilimi tırmandırma yöntemini öne çıkarıyor. DTP'nin yapması gereken şey, hükümete destek olarak Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katkı vermesidir. Öncelikle her türlü şiddetin bitmesi için DTP'nin elinden geleni yapması gerekir. Ancak bunu göremiyoruz. Demek ki, birileri DTP'nin böyle yapmasını istemiyor."
Eski HEP milletvekillerinden Fehmi Işıklar, DTP'nin devlet ile terör örgütü arasında sıkışıp kaldığı için başarılı olamadığını vurgulayarak; "DTP iki arada bir derede sıkışmış durumda. 'Böyle yaparsam devlet, şöyle yaparsam falan gücenecek' anlayışındalar. Artık bir çizgi tutturmaları gerekir. Her türlü şiddete karşı olduklarını açık ve net bir dille göstermeliler. Bence artık bir yol belirlemeleri gerekir. Bir siyasi partinin her anlamıyla bağımsız olması gerekir ve özgür iradesiyle politika üretmesi gerekir. DTP, bir yerlere bağımlı kaldıkça başarı sağlayamaz” dedi.
Bölgedeki sivil toplum örgütlerin sözcüsü olarak konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu ise, bugüne kadar şiddetin hiçbir sorunu çözmediğini belirterek, PKK’nın şiddet politikasına karşı olduklarını net bir şekilde ortaya koydu. Bölgedeki sivil toplum örgütleri adına PKK’ya şiddet politikasına son vererek, koşulsuz silah bırakma çağrısı yapan Sezgin Tanrıkulu, sorunların çözüme kavuşması için Kürtlerin de değişen koşullara uygun, kendilerini geliştirmeleri gerektiğini belirterek, şöyle dedi: "Bugün Kürtlerin yapması gereken; ne maksatla olursa olsun silahlı şiddeti tüm biçimleriyle kınamak, barışçı yollardan demokrasi mücadelesi yapmaktır. Bu mümkündür, gereklidir ve doğru olandır. Sorunun çözümü, şiddeti kesin bir dille reddetmekten geçiyor. Bugünkü şiddet politikası ile sorunların çözümüne engel olan PKK, gerçekten Kürtleri düşünüyorsa, silahı koşulsuz bırakmalıdır. PKK, sivil ve demokratik çözümde inandırıcı olmak istiyorsa, aynı zamanda kendisinden farklı düşünen eski yol arkadaşlarına ve kendisinden farklı yaklaşım sergileyen diğer Kürt örgüt ve bireylerine karşı daha tahammüllü olmalı ve cinayetlerine son vermelidir."
Barışa ancak daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, insan haklarına da daha fazla saygı yoluyla ulaşabiliriz. Bu yolda kine, öfkeye yer olmamalıdır. Abdülmelik Fırat, Fehmi Işıklar, Altan Tan, Sezgin Tanrıkulu, Feridun Yazar’dan yükselen bu sesleri yenileri, hem de acilen ve yüksek volümde eklenmeli. PKK, bir halkın özgürlük mücadelesini veren bir örgüt değil. PKK, terör ile bölge güçlerine taşeronluk eden bir çıkar şebekesinden ibaret. PKK, ona sempati duyanlara bile zarar veren kontrolden çıkmış, "başkaları"na hizmet eden bir örgüt. Şimdi bu örgütün her yere sıçratacağı kanı durdurma görevi, en çok "barış ve özgürlük"ten bahsedenlere düşmüyor mu?
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
