maviii
09-11-2007, 01:34
YUNAN MiTOLOJİ TANRILARI
Aphrodite
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Bir ilkbahar günü, berrak bir gökyüzünün hakim olduğu bir günde denizdeki dalgalar Kıbrıs’ın kıyılarına hafif hafif çarpıyorlardı. Birden yüksekçe bir dalga sahile çarptı.. Dalga geri çekildiğinde yosundan bir döşek üzerinde dünyalar güzeli bir kızın varlığı göründü.. O, dalgaların köpüğünden yaratılan Aphrodite idi. Zephyros’un taze nefsi, hışıldayan dalgalar üzerinde, bir sedef kabuğu içinde onu uzun zaman denizde gezdirmiş; sahile gelince sedefin iki kabuğu açılmış, oradan güzel bir kız çıkarak sahildeki yosun döşeğe uzanmıştı. O, kumsalda yürüdükçe bastığı yerler çiçek açıyordu. Zaman Tanrıçaları Hora’lar onu karşılayıp, tuzlu deniz suyunu kurulayıp, giydirdiler, altından bir taç taktılar. Hora’lar tüm bu hazırlıklardan sonra Aphrodite’yi beyaz güvercinlerin eşliğinde ölümsüzlerin diyarına, Olympos’a uçurdular. Olympos’taki tüm Tanrılar, Aphrodite’nin ilahi tebessümü, güzelliği, gözlerinin parıltısı karşısında büyülendiler..
ſimdi en başa dönelim.. Uranos (gök’e ilk tanrı kuşağı arasında erkek ve baba tanrı olarak verilen ad), Gaia’dan doğan çocuklarını, toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana sancılar içinde kıvranır. Bu yüzden son oğlu Kronos’a bir tırpan verir, Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar.. İşte denize atılan bu uzuvdan çıkan köpükler, Aphrodite’nin oluşma nedeniydi..
Apollon - (Phebus)
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Apollon - (Phebus) Zeus ile Leto’nun (Latona) oğlu, Artemis’in kardeşi. Olimpos Tanrıları içinde güzel sanatlar ve gün ışığının Tanrısı olarak saygınlığını kazanır. Olymposluları altın liriyle eğlendiren, çok uzaklara ok atabilen, hastaları iyileştiren, iğleştirme sanatını hastalara ilk öğreten gümüş yayın efendisi okçu Tanrı olarak Yunan şiirlerine geçmiştir. Apollon’un ağacı defneydi.Yaratıların çoğu onun için kutsaldı; ama yunus ile kargaya ayrı bir sevgi beslerdi. Karanlık nedir bilmeyen ışık Tanrısı, yalan nedir bilmeyen doğruluk Tanrısı olarak da tanımlanmıştır.
Aphrodite - (Afrodit, Venüs)
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Aphrodite - (Afrodit, Venüs), aşk ve güzellik Tanrıçası. En güzel Tanrıça şüphesiz kızıl saçlı Afrodit’ti. Afrodit aşk Tanrıçası olup, insanların birbirlerine sevgi ile yaklaşması için üzerlerine aşk iksirini damlatan, çiçekleri ve ağaçları baharda rengarenk donatarak,doğayı canlandıran üretken bir Tanrıçadır. O ateş Tanrısı olan ve çok sanatkar, ancak topal ve çok fazla yakışıklı sayılmayacak bir görünüme sahip olan Hephaistos ile evlenmiş. Afrodit ve Hephaistos’la ilgili mit her ikisinin de temsil ettikleri sanat ve aşk kol kola olması gerektiğini vurgulamaktadır. Güzellik, Aphrodite’yle gelirdi. Rüzgarları fırtına bulutları onu görünce kaçar, çiçekler toprağı süsler, denizin dalgaları kahkahalar atardı. Onsuz sevinç de, mutluluk da olmazdı. Güzel Tanrıça Afrodit’in adı Homeros’un İlyada’da anlattığına göre Truva (Troya) savaşının başlama nedeni olarak anılmaktadır. Ağaçlardan mersin ağacını, hayvanlardan kumruyu, bazen de serçe ile kuğuyu korurdu.
Ananke
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Ananke - Eski mitolojide Zaruret, Zorunluluk ve Kader Tanrıçası. Oprhic kültünün başlangıcına dek nadiren tapılan bir Tanrıçaydı. İnsan şeklinde olduğu düşünülmüştür. Romalılar ona Necessitas demişler.
Zeus ve Hera
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Zeus ve Hera
Zeus, Girit’teki İda dağında doğmuştur. Babası Kronos onu yemeye çalışırken annesi Rea araya girmiş, bebeği gözden uzak bir yerlerde nymphe Amaltheia’ya bırakmıştır. Evrenin Kronos’dan soraki baş efendisi Zeus yağmur yağdırmak, rüzgar estirmek, şimşek çaktırmak gibi işler yapar. Denizciler ondan çok çekinirler. Tanrılar tanrısı olmakla birlikte mutlak tanrı değildir Zeus. Öbür tanrılara istediğini yaptırmak gibi bir yetkisi yoktur. Homeros onu “insanların ve tanrıların babası” olarak nitelendirir. İnsan topluluklarını korumak, toplum düzenini ayakta tutmak, savaşanlara yardım etmek onun işidir. Zeus en çok aşklarıyla ünlüdür. Toprağın üstünde egemendir ama en çok kadınlara egemen olmak ister gibidir. Aşka değil kadına düşkündür. Kadınları baştan çıkarırken ahlaki kaygılara düşmez. Bu anlamda bir tanrıdan çok bir insandır. Bir kadından bir kadına koşar. Karısı Hera’dan çekindiği için bu yolda olmadık oyunlara başvurur. Genellikle hayvan kılığına bürünerek kadınları baştan çıkarır. Gene de ahlakçıdır, bütün dünya ahlak açısından zora düşünce Zeus şimşek çaktırır. Bütün tanrılar Zeus’a başeğerler. Kimseye acımayan Zeus karısı üzerinde de tam anlamıyla egemendir, karısı onun buyruklarını adaletsiz bulsa da yerine getirmek zorundadır. Zeus’la kimse tartışamaz, o istediğinde tanrılara da insanlara da büyük acılar verebilir. Başlangıçtaki gençliğinden ve yumuşaklığından iz kalmamıştır, o artık korkulası bir ihtiyardır. Hem karısı hem kızkardeşi olan evlilik tanrıçası Hera kocasına çok kızar ve onu adım adım izler. Gene de evlilikleri en uygun evlilik sayılmıştır. Hera’nın kocasını izleyişi yalnızca kadınlık duygularının etkisiyle olmaz. O böyle bir titizliği daha çok evlilik kurumunu ayakta tutabilmek adına sürdürür. Evliliğin koruyucusu Hera evli kadınlarla özel olarak ilgilenir. Bir özelliği de kinciliğidir, kendisine yapılan bir kötülüğü, hatta bir yanlışlığı hiç unutmaz. Hera kocasını adım adım izleyişiyle kıskançlığın simgesi olmuştur. Hera aynı zamanda kahramanların koruyucusu ve kahramanlık duygusunun esinleyicisidir.
Aphrodite
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Bir ilkbahar günü, berrak bir gökyüzünün hakim olduğu bir günde denizdeki dalgalar Kıbrıs’ın kıyılarına hafif hafif çarpıyorlardı. Birden yüksekçe bir dalga sahile çarptı.. Dalga geri çekildiğinde yosundan bir döşek üzerinde dünyalar güzeli bir kızın varlığı göründü.. O, dalgaların köpüğünden yaratılan Aphrodite idi. Zephyros’un taze nefsi, hışıldayan dalgalar üzerinde, bir sedef kabuğu içinde onu uzun zaman denizde gezdirmiş; sahile gelince sedefin iki kabuğu açılmış, oradan güzel bir kız çıkarak sahildeki yosun döşeğe uzanmıştı. O, kumsalda yürüdükçe bastığı yerler çiçek açıyordu. Zaman Tanrıçaları Hora’lar onu karşılayıp, tuzlu deniz suyunu kurulayıp, giydirdiler, altından bir taç taktılar. Hora’lar tüm bu hazırlıklardan sonra Aphrodite’yi beyaz güvercinlerin eşliğinde ölümsüzlerin diyarına, Olympos’a uçurdular. Olympos’taki tüm Tanrılar, Aphrodite’nin ilahi tebessümü, güzelliği, gözlerinin parıltısı karşısında büyülendiler..
ſimdi en başa dönelim.. Uranos (gök’e ilk tanrı kuşağı arasında erkek ve baba tanrı olarak verilen ad), Gaia’dan doğan çocuklarını, toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana sancılar içinde kıvranır. Bu yüzden son oğlu Kronos’a bir tırpan verir, Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar.. İşte denize atılan bu uzuvdan çıkan köpükler, Aphrodite’nin oluşma nedeniydi..
Apollon - (Phebus)
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Apollon - (Phebus) Zeus ile Leto’nun (Latona) oğlu, Artemis’in kardeşi. Olimpos Tanrıları içinde güzel sanatlar ve gün ışığının Tanrısı olarak saygınlığını kazanır. Olymposluları altın liriyle eğlendiren, çok uzaklara ok atabilen, hastaları iyileştiren, iğleştirme sanatını hastalara ilk öğreten gümüş yayın efendisi okçu Tanrı olarak Yunan şiirlerine geçmiştir. Apollon’un ağacı defneydi.Yaratıların çoğu onun için kutsaldı; ama yunus ile kargaya ayrı bir sevgi beslerdi. Karanlık nedir bilmeyen ışık Tanrısı, yalan nedir bilmeyen doğruluk Tanrısı olarak da tanımlanmıştır.
Aphrodite - (Afrodit, Venüs)
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Aphrodite - (Afrodit, Venüs), aşk ve güzellik Tanrıçası. En güzel Tanrıça şüphesiz kızıl saçlı Afrodit’ti. Afrodit aşk Tanrıçası olup, insanların birbirlerine sevgi ile yaklaşması için üzerlerine aşk iksirini damlatan, çiçekleri ve ağaçları baharda rengarenk donatarak,doğayı canlandıran üretken bir Tanrıçadır. O ateş Tanrısı olan ve çok sanatkar, ancak topal ve çok fazla yakışıklı sayılmayacak bir görünüme sahip olan Hephaistos ile evlenmiş. Afrodit ve Hephaistos’la ilgili mit her ikisinin de temsil ettikleri sanat ve aşk kol kola olması gerektiğini vurgulamaktadır. Güzellik, Aphrodite’yle gelirdi. Rüzgarları fırtına bulutları onu görünce kaçar, çiçekler toprağı süsler, denizin dalgaları kahkahalar atardı. Onsuz sevinç de, mutluluk da olmazdı. Güzel Tanrıça Afrodit’in adı Homeros’un İlyada’da anlattığına göre Truva (Troya) savaşının başlama nedeni olarak anılmaktadır. Ağaçlardan mersin ağacını, hayvanlardan kumruyu, bazen de serçe ile kuğuyu korurdu.
Ananke
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Ananke - Eski mitolojide Zaruret, Zorunluluk ve Kader Tanrıçası. Oprhic kültünün başlangıcına dek nadiren tapılan bir Tanrıçaydı. İnsan şeklinde olduğu düşünülmüştür. Romalılar ona Necessitas demişler.
Zeus ve Hera
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Zeus ve Hera
Zeus, Girit’teki İda dağında doğmuştur. Babası Kronos onu yemeye çalışırken annesi Rea araya girmiş, bebeği gözden uzak bir yerlerde nymphe Amaltheia’ya bırakmıştır. Evrenin Kronos’dan soraki baş efendisi Zeus yağmur yağdırmak, rüzgar estirmek, şimşek çaktırmak gibi işler yapar. Denizciler ondan çok çekinirler. Tanrılar tanrısı olmakla birlikte mutlak tanrı değildir Zeus. Öbür tanrılara istediğini yaptırmak gibi bir yetkisi yoktur. Homeros onu “insanların ve tanrıların babası” olarak nitelendirir. İnsan topluluklarını korumak, toplum düzenini ayakta tutmak, savaşanlara yardım etmek onun işidir. Zeus en çok aşklarıyla ünlüdür. Toprağın üstünde egemendir ama en çok kadınlara egemen olmak ister gibidir. Aşka değil kadına düşkündür. Kadınları baştan çıkarırken ahlaki kaygılara düşmez. Bu anlamda bir tanrıdan çok bir insandır. Bir kadından bir kadına koşar. Karısı Hera’dan çekindiği için bu yolda olmadık oyunlara başvurur. Genellikle hayvan kılığına bürünerek kadınları baştan çıkarır. Gene de ahlakçıdır, bütün dünya ahlak açısından zora düşünce Zeus şimşek çaktırır. Bütün tanrılar Zeus’a başeğerler. Kimseye acımayan Zeus karısı üzerinde de tam anlamıyla egemendir, karısı onun buyruklarını adaletsiz bulsa da yerine getirmek zorundadır. Zeus’la kimse tartışamaz, o istediğinde tanrılara da insanlara da büyük acılar verebilir. Başlangıçtaki gençliğinden ve yumuşaklığından iz kalmamıştır, o artık korkulası bir ihtiyardır. Hem karısı hem kızkardeşi olan evlilik tanrıçası Hera kocasına çok kızar ve onu adım adım izler. Gene de evlilikleri en uygun evlilik sayılmıştır. Hera’nın kocasını izleyişi yalnızca kadınlık duygularının etkisiyle olmaz. O böyle bir titizliği daha çok evlilik kurumunu ayakta tutabilmek adına sürdürür. Evliliğin koruyucusu Hera evli kadınlarla özel olarak ilgilenir. Bir özelliği de kinciliğidir, kendisine yapılan bir kötülüğü, hatta bir yanlışlığı hiç unutmaz. Hera kocasını adım adım izleyişiyle kıskançlığın simgesi olmuştur. Hera aynı zamanda kahramanların koruyucusu ve kahramanlık duygusunun esinleyicisidir.
