PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN

FORUMA GİT : Bu yüzsüz adam kimdi?? Şaşıracaksınız


hulya
29-05-2008, 04:20
Yıllar önce çalışkan bir adam, ailesini, avantajlı bir iş imkanı sağlamak için Newyork’tan Avusturalya’ya götürdü. Adamın aile fertlerinden biri, sirke trapez artisti olarak katılmak veya aktör olma tutkusu olan genç ve yakışıklı oğluydu. Bu genç adam, zamanını bir sirk işi ya da herhangi bir sahne işi gelene kadar kasabanın sınırındaki batı bölümünde yerel bir tersanede çalışarak geçirdi.

Bir akşam, işten eve gelirken, onu soymak isteyen beş haydut tarafından saldırıya uğradı. Genç adam, parasından vazgeçmek yerine onlara karşı koydu. Bununla birlikte onu kolayca alt ettiler ve onu feci şekilde dövmeyi sürdürdüler. Botlarıyla yüzünü parçaladılar ve tekmelediler, vücuduna sopalarla acımasızca vurdular ve onu ölüme terk ettiler.

Aslında polisler, onu yolda uzanmış bir şekilde bulduklarında, onun öldüğünü sanmışlardı.

Morg yolunda, polislerden biri, adamın zorlukla nefes aldığını duydu ve onu hemen hastanedeki acil bölümüne götürdüler. Acil bölümünde yatarken, bir hemşire korku içinde bu genç adamın uzun süre bir yüze sahip olamayacağını fark etti. Göz yuvaları parçalanmış, kafatası, bacakları ve kolları kırılmış, burnu askıda kalmış, bütün dişleri kırılmış ve çenesi hemen hemen kafatasından ayrılmıştı.

Yaşama imkanı az olmasına rağmen, bir yıla yakın zamanını hastanede geçirmişti. Sonunda hastaneden ayrıldığında, vücudu iyileşmişti fakat yüzü bakılamayacak kadar biçimsiz ve iğrençti. Artık herkesin imrenerek baktığı yakışıklı genç değildi.

Genç adam, yeniden iş aramaya başladığında, herkes tarafından geri çevrildi. Bir işveren, ona, sirkte " Yüzü Olmayan Adam " adında tuhaf bir şov önerdi ve bir süre bu işi yaptı. Bu olanlar boyunca o, hala herkes tarafından reddediliyor, işyerinde hiç kimse onunla görünmek istemiyordu. Genç adam intiharı düşünmüştü. Bütün bunlar beş yılda gelişmişti.

Bir gün, kiliseye uğradı ve bir teselli aradı. Kiliseye girerken onu, kilisenin sırasına diz çökmüş, hıçkıra hıçkıra ağlarken gören bir rahiple karşılaştı. Rahip ona acıdı ve onu uzun uzadıya konuştukları odasına götürdü. Rahip büyük ölçüde etkilenmişti, onun yaşamını ve gururunu tekrar kazanabilmesi için elinden gelen herşeyi yapabileceğinin mümkün olduğunu söyledi. Ama genç adam, iyi bir Katolik olabileceğine söz verecek ve olacaktı.

Genç adam her gün ibadet için kiliseye gidiyor ve ibadet ediyordu ve Allah’a onun hayatını bağışladığı için dua ettikten sonra, beyin huzurunu sağlamasını istiyor ve onun gözünde, iyi bir insan olması için şükran duasını ediyordu.

Rahip, kişisel ilişkileri sayesinde, Avusturalya’daki en iyi plastik cerrahla görüştü. Genç adam hiçbir ücret ödemeyecekti. Çünkü; doktor, rahibin en yakın arkadaşıydı. Doktor genç adamdan çok etkilenmişti. Onun hayata bakış açısı, tüm kötü tecrübelerine karşı mizah ve sevgi doluydu.

Cerrah harika bir şey başardı. En iyi diş ameliyatlarını onun için yaptı. Genç adam, Tanrı’ya söz verdiği her şeyi yerine getirdi. Tanrı da onu harika ve çok güzel bir eş, yedi çocuk ve ileride kariyer için düşündüğü iş hayatındaki başarı ile ödüllendirdi.

Bu genç adam ................... Mel Gibson ‘du ...

Onun hayatı " Yüzsüz Adam " filminin prodüksiyonuna ilham oldu. O, hepimizi kendine imrendirdi. Cesareti olan her insana örnek oldu.

:a015: :a015: :a015: :a015:

janset
13-06-2008, 10:24
Dindar bir hristiyan olduğunu duymuştum.Demek hikayesi böyleymiş.Zaten filimlerinde Tanrı'yla konuşmalarına,dua etmesine sıkça rastlanır.Özellikle işaretler filmi.

xtrails
14-06-2008, 09:22
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]

Mel Columcille Gerard Gibson, 3 Ocak 1956 doğumlu Avustralya asıllı ABD'li aktör, yönetmen ve yapımcıdır. Rol aldığı yapımlar arasında en çok bilinenler, Mad Max film serisi, Cehennem Silahı serisi, hem rol aldığı ve yönettiği Oscar ödüllü Cesuryürek filmidir. Ayrıca 2004 yılında yönettiği Tutku adlı yapım da oldukça ses getirmiştir.

Filmografi

* Summer City (1977)
* I Never Promised You a Rose Garden (1977)
* Mad Max (1979)
* Tim (1979)
* The Chain Reaction (1980)
* Gallipoli (1981)
* Mad Max 2 (1981)
* Attack Force Z (1982)
* The Year of Living Dangerously (1982)
* The Bounty (1984)
* The River (1984)
* Mrs. Soffel (1984)
* Mad Max Beyond Thunderdome (1985)
* Lethal Weapon (1987)



* Tequila Sunrise (1988)
* Lethal Weapon 2 (1989)
* Bird on a Wire (1990)
* Air America (1990)
* Hamlet (1990)
* Lethal Weapon 3 (1992)
* Earth and the American Dream (1992)
* Forever Young (1992)
* The Chili Con Carne Club (1993) (kısa film)
* The Man Without a Face (1993)
* Maverick (1994)
* Braveheart (1995)
* Ransom (1996)
* Fathers' Day (1997)



* Conspiracy Theory (1997)
* FairyTale: A True Story (1997)
* Lethal Weapon 4 (1998)
* Payback (1999)
* The Million Dollar Hotel (2000)
* Chicken Run (2000) (seslendirme)
* The Patriot (2000)
* What Women Want (2000)
* The One Dollar Diary (2001)
* We Were Soldiers (2002)
* İşaretler - Signs (2002)
* Acting Lessons: Should Have Looked Like Mel (2003) (kısa film)
* Paparazzi (2004) (aynı zamanda yapımcı)
* Sam and George (2007) ( yapımı devam ediyor) (aynı zamanda yapımcı)


Yönetmenlik:

* The Man Without a Face (1993)
* Braveheart (1995)
* İsa'nın Çilesi (The Passion of the Christ) (2004) (aynı zamanda yapımcı ve yazar)
* Apocalypto (2006) (ön prodüksiyon aşamasında) (aynı zamanda yapımcı ve yazar)

Öğrenim yıllarında “Summer City” adlı bir filmde Scollop adında genç bir sörfçüyü canlandıran aktör, mezun olduktan sonra Güney Avustralya Devlet Tiyatrosu’na katıldı. Burada birçok klasik oyunda rol alan Gibson, özellikle çağdaş oyunlardaki performanslarına hayran kalan yönetmen George Miller’ın beğenisini kazandı. Miller’ın teklifiyle kendini bir anda film setinde bulan aktör, sinemaya “Mad Max” adlı aksiyon filmiyle giriş yaptı.


Filmdeki, "geleceğin yeni kahramanı Mad Max" karakteriyle Avustralya’da büyük üne kavuşan Gibson, filmin devamı niteliğindeki “The Road Warrior” ile Amerika’da da tanındı. Yönetmen Peter Weir’ın I. Dünya Savaşı epiği “Gallipoli / Gelibolu” filmindeki rolüyle En İyi Aktör dalında Avustralya Film Enstitüsü ödülünü kazanan aktör, “The Year of Living Dangerously”, “The Bounty” ve “Mrs. Soffel” adlı filmlerle iyi bir oyuncu olduğunu kanıtladı. 1984 yapımlı “Bounty” filminde Anthony Hopkins, Liam Nelson ve Daniel Day-Lewis gibi ünlülerle rol aldı. Gibson, People dergisinin 1985 yılında düzenlediği yarışmada “Yaşayan En Seksi Adam” unvanının da sahibi olarak kadınların tutkusu haline geldi.


Aksiyon filmlerine devam etmekte kararlı görünen Mel Gibson, Mad Max’ten sonra Danny Glover ile başrol oynadığı “Lethal Weapon / Cehennem Silahı” ile çok farklı ve yine unutulmaz bir kahraman karakteri yarattı. Ölümden korkmayan depresif polis karakteriyle box office listelerinde fırtınalar estiren Gibson, Hollywood’un en popüler oyuncularından biri oldu. 1990’daki üç filminin ilki olan "Teldeki Kuş" adlı komedi-macera filminde korunma programındaki bir adamı canlandıran aktör, sonraki filmi "Air America"da savaşın ortasında bir sivil pilot karakterini oynadı. Bir sonraki filmi yine bir aksiyon olan aktör, "Tequila Sunrise" filminde başrolü Kurt Russel’la paylaştı. Yapımcılar daha fazla bekleyememiş olacak ki ilkinden iki yıl sonra "Cehennem Silahı II" çekildi.


Elde ettiği prestijle kendi istediği filmlerde oynama lüksüne kavuşan aktör, “Hamlet” ve “The Man Without a Face / Yüzü Olmayan Adam” gibi dramatik oyunculuğu ağır basan filmlerde oynadı. Bu filmlerin beklenen ilgiyi görmemesi Gibson’ı aksiyon filmlerine dönmeye mecbur etti. 1994 yılında “Maverick” adlı çağdaş western filmiyle komedi türünü de deneyen aktör, oyunculuğa ara verip yönetmenliğe soyundu. 1995 yapımlı, İskoçya’nın İngiltere’ye karşı verdiği mücadeleyi konu alan görkemli bir baş yapıt olan “Braveheart / Cesur Yürek” filminin hem yönetmeni hem başrol oyuncusu olan aktör, En İyi Film ve En İyi Yönetmen olmak üzere iki Oscar ödülünün sahibi oldu.


“Randsom” adlı gerilim filminde oğlu kaçırılan bir hava alanı yetkilisini canlandıran Gibson, 1997 yılında Julia Roberts ile birlikte “Conspiracy Theory / Komplo Teorisi” adlı filmde rol aldı. Ertesi yıl “Lethal Weapon / Cehennem Silahı” serisinin sonuncusuna imza atan aktör, “Payback” adlı yüksek bütçeli gerilim filminde, inançsız karısı ve iki taraflı oynayan bir arkadaşından intikam almaya çalışan bir hırsızı canlandırdı.


2000 yılının en çok iş yapan yaz filmlerinden “Chicken Run”da seslendirme yapan aktör, daha sonra Roland Emmerich’in Amerikan Devrim Savaşı’nı konu alan “ The Patriot / Vatansever” adlı filmde oynadı. Yine aynı yıl, romantik-komedi filmi olan “What Women Want / Kadınlar Ne İster?”de güzel oyuncu Helen Hunt ile birlikte başrol oynayan aktör, filmde, talihsiz bir kaza sonucunda kadınların aklını okuma yeteneğini kazanan ve bu yeteneği yüzünden başına ilginç olaylar gelen Nick Marshall karakterini canlandırdı.


Mel Gibson, 2002 yılında "We Were Soldiers / Bir Zamanlar Askerdik" ve "Signs / İşaretler" isimli iki filmde rol aldı. “Signs” filmi, eşini erken yaşta kaybettikten sonra Tanrı’ya olan inancını yitirmiş rahip Graham Hess’in, Pennysylvania’daki çiftliğinde ailesiyle yaşarken, esrarengiz olaylarla karşılaşmasını ve bu olaylar sonucu yitirmiş olduğu inancını yeniden sorgulamasını konu alıyor.

xtrails
14-06-2008, 09:26
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]

hulya
27-10-2008, 09:21
Seviyorum ben bu adami ya :-* :-*
Yüzünde insani ceken bir sicaklik var sanki :D :D

UNiT_
30-10-2008, 05:46
Sevdiğim bir oyuncudur. Gerçek hikayesini bilmiyordum paylaşım için sağol.

kapucus
30-10-2008, 05:59
özellikle gallipoli (gelibolu) filmini izlemelisiniz tavsiye ederim 1 dünya savaşında çanakkalede geçiyor hızlı koşması ile ünlü avusturalyalı bi haberci askeri oynuyor filmde türkler ne kadar aşşalansa da yenilmez oldukları yinede kabul ediliyor

Mehmet Akgül
30-10-2008, 06:02
Onlar İslamiyeti de kabul ediyorlar ama inkâr etmekten de geri kalmıyorlar.

Bu eski çağlarda da böyleydi günümüzde de böyle...

;)

techno_bitchh
03-11-2008, 04:37
enteresan bir hikaye :D

Mehmet Akgül
03-11-2008, 04:48
Çok sevdiğim bir aktördür kendisi...

Hikâyesine gelince...

Özel hayatıyla ilgili herhangi bir kötü bulguya rastlanmadı Mel Gibson'la ilgili...

Dindar bir hristiyan olması da azımsanacak durum değil...

Nihayetinde en kötü müslüman bile en iyi hristiyandan iyi değildir.