hulya
13-07-2008, 06:30
I. BÖLÜM
1- HALKLA İLİŞKİLER
Halkla ilişkilerin modern başlangıcı olarak ifade edilebileceğimiz 20. yüzyılın başlarından itibaren halkla ilişkilerin hem teori, hem de uygulama bakımından temelini oluşturan boyutları ve temel amaçları bakımından geniş ölçüde kabul edilen bir tanımı yapılamamıştır. Yapılan tanımları ve halkla ilişkileri geniş bir perspektifte ele alaraktan bir tanım yapılmak istenirse; Halkla ilişkiler, bir kuruluşla hedef kitlesi arasındaki karşılıklı iletişimi, anlayışı, kabulü ve işbirliğini oluşturmaya ve sürdürmeye yardımcı olan,sorun ve problemlerin yönetimini içeren, kamuoyuna cevap veren, kamuoyunun bilgilendirilmesi için yönetime yardımcı olan, kamu yararına hizmet etmek için yönetimin sorumluluğunu tanımlayan ve vurgulayan, eğilimleri önceden tahmin etmeye yardımcı olmak için bir erken uyarı sistemi gibi hizmette bulunan, değişikliklerden etkin bir biçimde faydalanmak için yönetime yardımcı olan ve başlıca araçları olarak ahlaki iletişim tekniklerini ve araştırmayı kullanan ayrıcalıklı bir yönetim fonksiyonudur.
Halkla ilişkilerin anlaşılmasına yönelik olarak yapılan genel birkaç tanım şöyle sıralanabilir:
-Halkla ilişkiler, tanıtma görevi yapmak, kimlik yaratmak veya bir örgütle kamu arasında ilişki kurmaktır.
-Halkla ilişkiler, tanıma ve tanıtma edimidir; yönetileni aydınlatma, yönetimin eylem ve işlemlerini ona açıklama, tanıtma; halkın isteklerini, şikayetlerini öğrenme, tanıma biçiminde iki temel evrede özetlenebilir.
-Halkla ilişkiler, kamu kesiminde reklam ve propagandanın dışında kalan, tüm çevreyle ilişkilerin bütünüdür.
2- HALKLA İLİŞKİLERİN AMACI
Halkla ilişkilerin tanımlarından da anlaşılacağı üzere, halkla ilişkilerin temel amacı, kurum ve kuruluşların ilgili çevreleriyle olumlu ilişkiler kurmasını sağlamak, etkin ve verimli bir iletişim, etkileşim ortamı yaratmaktadır.
Halkla ilişkiler etkinliklerinin getirisi uzun süre gerektirdiğinden, kısa vadede bir sonuç beklemek yersiz olacaktır. Ne var ki zamana yayılarak yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının bir amacı da, kurum ya da kuruluşa uzun vadede kazandıracağı olumlu kimlik ve ardından doğal, dolaylı olarak gelecek karlılıktır.
Çevrenin kabul, destek ve güveni kazanarak oluşacak etkiletişim ortamıyla, kurum yada kuruluşun kendisini kolaylıkla anlatabilme ve tanıtabilme, kamuoyunu etkileme ve inandırabilme fırsatı da yakalamış olur.
Çevreyle ya da hedef kitlelerle iyi bir iletişim kurmanın iki önemli ölçütü; kesinlik ve tutarlılıktır.
- Benimsenmiş iletişim ekseniyle bu ekseni betimlemek için yeğlenen konular arasındaki kesinlik ve tutarlılıktır.
- Ele alınan konu ya da konuları dile getiren iletilerle, iletileri aktarmak için kullanılan araçlar arasındaki kesinlik ve tutarlılık.
- Genel iletişim politikasıyla işletmenin ticari politikası arasındaki kesinlik ve tutarlılık söz konusu olan.
Özetle halkla ilişkilerin, kimliği ve ürün ya da hizmeti değerli kılmayı hedefleyerek, kuruluşların değişik kitleleriyle ayrıcalıklı ilişkiler kurmayı amaçladığını söyleyebiliriz. Son olarak halkla ilişkilerin amaçlarını derlemek gerekirse şunları söyleyebiliriz.
- Halkla ilişkiler, halkı aydınlatmak ve onlara çalışmaları benimsetmek,
- Halkta yönetime karşı olan olumlu davranışlar yaratmak,
- Halkın yönetimle olan ilişkilerinde işlerini kolaylaştırmak,
- Kararların isabet derecesini arttırmak için halktan bilgi almak,
- Kanun ve kurallara uyulmasını sağlamak için bunlar hakkında halka aydınlatıcı bilgi vermek,
- Halkla işbirliği sağlayarak hizmetlerin daha çabuk ve kolay görülmesini sağlamak,
- Halkın istek, dilek, tavsiye, telkin ve şikayetlerinden yapılan çalışmalarda, hazırlanan yasa, tüzük ve diğer tasarılardan yararlanmak, aksaklıkların giderilmesi için yapılan çalışmalarda bunları değerlendirmektir.
3- HALKLA İLİŞKİLERİN TOPLUMSAL SORUMLULUK ANLAYIŞI
Toplumsal sorumluluk ve dürüstlük ilkesi halkla ilişkilerin felsefesini de ortaya koyan bir kavramdır.
Toplumsal sorumluluk ilkesi gereği, işletmeler günümüzde yalnızca kar elde etmeye yönelik ürün ve hizmet üreten kuruluşlar olarak görülmezler. Artık üretim yapmak ve üretilenleri satmak biçimindeki anlayışın yıkıldığını, yerine yaşamlarını borçlu oldukları topluma karşı sorumluluk taşımaları gerektiği düşüncesinin egemen olduğunu görmekteyiz. Kabaca söylemek gerekirse, günümüz ticari koşullar, şirketleri yalnızca kendi çıkarlarını değil, toplumun çıkarlarını da gözetmeye zorlar. Topluma karşı sorumluluk, tüketiciye kaliteli ürün ve hizmet sunmanın yanısıra gerek iç gerekse dış çevrelerin gereksinimleri karşılama doğrultusunda bir dizi kültürel, sanatsal, bilimsel, eğitsel etkinlikler aracılığıyla topluma, toplumsal bilince katkıda bulunma anlamı taşımaktadır. Toplum sağlığına, spora yapılan katkılar ya da uğranılan bir felaket, afet karşısında yarışırcasına yapılan yardımlar, bu sorumluluğun yerine getirilme çabasında ne denli titizlenildiğini göstermektedir.(örneğin; Marmara depremi)
4- HALKLA İLİŞKİLERİN DÜRÜSTLÜK İLKESİ
Güven stratejilerine dayalı halkla ilişkiler çalışmaları, açıklığı ve şeffaf olmayı gerektirir; yalnız bir döneme özgü olarak yapılmayan halkla ilişkiler program ve uygulamaları süreklilik arz ettiğinden, ilgili çevrelere güven duygusu veren dürüstlük ilkesini başat ilke olarak kabul eder. Kamuoyunu yönlendirmeyi değil, bilgilendirmeyi önceleyen halkla ilişkiler, saygınlığını ve inandırıcılığı koruyabilmesi için dürüstlük ilkesine kesinlikle uymak zorundadır.
Kuruluşun açıklanması sakıncalı görülen çok özel sırları dışında hiçbir şey kamuoyundan saklanmamalıdır. Kamuoyunun yanıltıcı, şaşırtıcı, kandırıcı, tutarsız, gizli kapaklı politika ve eylemlerden kaçınmak kuruluşa karşı olan güveni artırıcı bir özellik taşır kuşkusuz. Kuruluşun uzun vadede başarısının onurlu çalışma, güvenirlilik ve dürüstlük kavramlarına uymaktan geçtiği unutulmamalıdır.
5- HALKLA İLİŞKİLER GÖREVLİSİ
Özel kuruluşlarda ve kamu kurumlarında; kurumu halka tanıtacak, kurumun çalışmalarına karşı halkta ilgi uyandıracak, kurum hakkında çevrede olumlu izlenimler yaratacak ilişkileri kurabilen kişidir.
5.a. GÖREVLER
-Tanıtıcı haber bültenleri, broşürler, raporlar hazırlar,
-Yapılacak etkinlikleri kitle iletişim araçları ile halka duyurur,
-Basın toplantıları, sergiler, konferanslar hazırlar,
-Konusuyla ilgili yazıları basında izler, kupürleştirir, cevaplar hazırlar,
-Halkla ilişkiler konusunda eğitim verilmesi için program hazırlar,
-Yöneticilerin konuşma metinlerini ve yazışmalarını hazırlar,
-Tanıtıcı haber bültenleri, broşürler, raporlar hazırlar,
-Yapılacak etkinlikleri kitle iletişim araçları ile halka duyurur,
-Basın toplantıları, sergiler, konferanslar hazırlar,
-Konusuyla ilgili yazıları basında izler, kupürleştirir, cevaplar hazırlar,
-Halkla ilişkiler konusunda eğitim verilmesi için program hazırlar,
-Yöneticilerin konuşma metinlerini ve yazışmalarını hazırlar,
-Toplantı, tören, kutlama ve kokteyllerin düzenini sağlar,
-Kurum adına sanat etkinlikleri düzenler,
-Kamuoyundaki imajın belirlenmesi amacıyla anketler düzenlenmesini sağlar,
-Yapılacak faaliyetler için bütçe hazırlar, malzeme miktarını ve elemanların sayısını ve niteliğini belirler.
Halkla İlişkiler bir başka tanımıyla bir tanımla kurum, kuruluş ya da kişilerin topluma doğru tanıtılması, kamuoyunda istenilen imajın yaratılması ve hedef kitlelerin istekleri doğrultusunda imajın yenilenmesidir. Halkla ilişkiler kavramı artık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tüm kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra özel sektöründe vazgeçemediği disiplinler arasındadır.
İletişim artık dünyada küreselleşme ile birlikte beyinlere hükmetmeye başladı. Günümüzde reklamlardan etkilenmediğini söyleyenler bile, bilinç altlarında uyandırılan marka imajlarıyla içgüdüsel olarak market raflarından kendilerine uygun ürünleri aldıklarının farkında değiller. Ya da halkımız bir bankaya duydukları güvenin yıllarca süren halkla ilişkiler çalışmalarının bir sonucu olduğunu göremiyorlar.
5.b. MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Halkla ilişkiler görevlisi olmak isteyenlerin;
- Üst düzeyde sözel yeteneğe sahip,
- İnsanlarla iyi ilişkiler kurabilen (dışa dönük),
- Kendine güvenen ve başkalarını etkileyebilen,
- Girişken,
- Araştırıcı,
- Sabırlı, ölçülü,
- Yaratıcı kimseler olmaları gerekir.
5.c. ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Halkla ilişkiler görevlisi, büro ortamında görev yapar, zaman zaman diğer kuruluşlarda düzenlenen toplantılara, seminerlere, sergilere katılabilir. Çalışırken gazetecilerle, reklam uzmanlarıyla, müşterilerle, meslektaşlarıyla, yöneticilerle ve diğer çalışanlarla iletişim halindedir.
5.d. İLETİŞİMDE TEMEL HEDEF NE OLMALI?
-Çalışanlarımızın memnuniyetini en üst düzeye çıkararak biriminizin, kurumunuzun pozitif algılanmasını sağlamak,
-İş ve iletiş hedefleri doğrultusunda çalışanlarınızı bilgilendirmek,
-İhtiyaçları belirleyerek, çalışanlarınızı motive etmeye yönelik stratejiler geliştirmek,
-Çalışanlarımızı biriminizi, kurumunuzun gönüllü sözcüleri haline getirmek,
Sizden hizmet alan insanlara, etkin bir hizmet yapısı oluşturmak için işbirliği yaptığınız birimlere, kurumlara, mesajlarımızın sistematik bir yapıda ve tutarlı bir biçimde yayılmasını sağlamak, onlarla sahip olduğumuz bilgiyi paylaşmak, iş ve işlemlerimiz için daha fazla destek sağlamak olmalıdır.
İlettiğiniz mesajlar, hedeflerinizi destekleyecek, daha fazla bilinir olacak, doğru tanıtılacak ve daha fazla destek sağlayacaksınız.
6. TÜRKİYE’DE HALKLA İLİŞKİLERİN GELİŞMESİ
Halkla ilişkiler, tarihimizin her döneminde çeşitli şekilde uygulamaya konulmuştur. Göktürklerin Orhun Abideleri, Selçukluların büyük devlet adamlarından Nizamülmülk’ün Siyaset name adlı eserinde; yönetimin, halkın durumu hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olması gerekliliğine işaret edilmesi, yabancı ülke temsilcilerine ve elçilere gösterilecek ilginin önemi üzerinde durulması ve bu kişilere yapılacak muamelenin temsil ettikleri ülkeye yapılmış olacağının açıklanması, ayrıca Anadolu Selçuklu döneminde hükümdarların haftanın belli günlerinde halkın şikayet ve isteklerini dinlemeleri ve bunlara çözüm getirmeleri bu dönemle ilgili halkla ilişkiler alanına örnek olarak gösterilebilir.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş döneminde yönetim ile halk arasında olumlu ilişkiler bulunmaktadır. Örneğin bu dönemde padişahların adalet fermanlarında şu formül tekrarlanmaktadır: “Reaya taifesi, ki Tanrının bir emanetidir, onları himaye etmek ve kimsenin zulüm yapmasına müsaade etmemek, padişahın vazifesidir”. Aşık paşazade Tarihinde hükümdar için en önemli şeyin, reayanın hayır duası olduğu şu şekilde anlatılmaktadır: “Ariflerden birine sordular, ”Padişahlara hazine gerek midir?” dediler. Arif cevap verdi: “Bir asıl hazine vardır, ol gerektir” ve sordular kim “ne asıl hazinedir?” Arif aydur, “reayanın hayır duaları padişaha asıl hazinedir”.
17. yüzyıldan itibaren ekonomik ve sosyal bozulmalarla birlikte yönetim kurumlarında da bozulmalar başladı. Bir zamanların “devlet baba” fikri, mültezimlerden ve memurlardan şikayet edilen, halka karşı olan ve onu ezen devlet anlayışına dönüştü. Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde, 1877 yılında toplanan Mecliste “memur” sorununun milletvekilleri tarafından dile getiriliş biçimi, yönetim halk ilişkilerinin ne kadar bozuk olduğunu göstermektedir. Bu dönemdeki milletvekillerine göre: Ziraat, ticaret, sanat, ilim, fen ve bütün umumi menfaatlerimizin böyle kendi haline terkedilmiş olması, memurlarımızın vazifelerini kötüye kullanmaları dolayısıyladır. Bir takım derebeylerine, sahte hanedanlara, insafsız mültezimlere, namussuz çorbacılara (Hıristiyan büyüklerine verilen ad), fesatçı ve tezvirci adamlara yer veren, fukarayı bir kat daha perişan eden memurlardır.
Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Atatürk’ün halkla ilişkilere önem verdiği görülmektedir. Atatürk, 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde alınan kararların halka duyurulması için İrade-i Milliye gazetesini yayınlatmıştır. Ankara’ya gelişinden kısa bir süre sonra da, Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yayın hayatına girmesi, 1920 yılında da Anadolu Ajansı’nı kurması, bu dönemde halkla ilişkilere verilen önemi göstermektedir.
Çeşitli dönemlerdeki hükümet programlarında ve siyasi iktidarların uygulamalarında, halkla ilişkiler yer almakla birlikte, modern anlamda halkla ilişkiler uygulamaları, 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nda kurulan ‘Yayın ve Temsil Şubesi’nin faaliyete geçmesiyle oluşturulmuş-tur. Bu şube, Türkiye için yeni olan iktisadi ve sosyal plan ya da planlı kalkınma olgusunun Türkiye’ye yayılması, Türkiye’de planlama çalışmalarının yahut planlama gereğinin bilincine varılması göreviyle ortaya çıkmıştır.
1962 yılında hazırlanan Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi’nde (MEHTAP), halkla ilişkiler konusuna yer verilmektedir. Bu projede, “Devlet kuruluşlarının her kademesindeki çalışmalarda ve kararların alınmasında halkla yakın temas sağlamak zorunludur”, ifadesi yer almaktadır. Ayrıca sözü edilen projede; “Gelişmiş ülkelerdeki yönetimler, bu temaslar bakımından çeşitli mekanizmalar ortaya koymuş durumdadırlar. Bunların başında, fertleri ve ilgili kuruluşları karardan önce dinlemek, onların istek ve görüşlerini almak ve değerlendirmek için bulunan usuller gelmektedir. Türk yönetiminde de, çeşitli kademelerde, her kurumun bünyesine uygun olarak halkla temas ve dinleme usulleri kurmak gerekmektedir” ifadeleri de bulunmaktadır.
1964 yılında kurulan Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü’nde oluşturulan Tanıtma ve Halk Eğitimi Dairesi, “Türkiye’de doğum kontrolü ve aile planlaması” konularında etkin hizmetler sunmuştur.
1965’te “İdareyi ve İdari Metotları Yeniden Düzenleme Komisyonu” çalışmaları çerçevesinde “Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı” ile ilgili olarak yapılan araştırmada, yönetim-halk ilişkilerindeki aksaklıklardan bahsedilmekte ve yönetimin mevcut imkan ve koşulları içinde halkla ilişkilerini daha “sistematik ve iyi bir şekilde” düzenleme yollarını araması gereğine yer verilmektedir.
1971 yılının Mayıs ayında, devlet kesiminin genel yönünü ve stratejisini belirlemek üzere 10 kişilik bir Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurul, halkla ilişkiler konusunda da araştırmalar yaparak bazı öneriler getirmiştir. Raporda, Türkiye’de Halkla İlişkiler ve Enformasyon hizmeti gören birimlerin değişik isimler taşıdığına işaret edilmiş, Başbakanlığa bağlı ve koordinasyonu sağlayacak merkezi bir örgütün gerekli olduğu belirtilmiştir. Bakanlık ve diğer örgütlerde halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulması, halka yol gösterecek, yardımcı olacak danışma birimlerinin bulunması veya esas görevlere ek olarak bu görevi diğer memurların yapmaları belirtilmiştir. Raporda ayrıca, “Halkla İlişkiler ve Enformasyon birimleri, kuruluşun baş yöneticisine bağlı olmalı, çalışan elemanların seçiminde özel bir titizlik gösterilmeli, hizmet alanı ile ilgili eğitim görmüş kişiler seçilmelidir” denilmektedir.
Türkiye’de halkla ilişkilerin önemi bütün kamu kuruluşlarınca anlaşılmaya başlanmış olmasına rağmen halen görevli elemanların çoğunluğu halkla ilişkiler alanında mesleki eğitim görmüş kişiler değildir.
Halkla ilişkiler ders olarak ilk kez 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın Yüksek Okulu’nda, 1970’lerde ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde ve İzmir’de Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulları’nda okutulmaya başlanmış olup günümüzde Kara Harp Okulunda, üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde, Siyasal Bilgiler Fakültelerinde, İletişim Fakültelerinde ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde okutulmaktadır.
1984 yılında, Bakanlıkların kuruluş ve görev esaslarını yeniden düzenleyen 202
sayılı kanun hükmünde kararname ile bakanlık merkez teşkilatında ihtiyaca göre,
hangi tür danışma ve denetim birimlerinin kurulacağı belirtilmiş ve “Basın ve Halkla
İlişkiler Müşavirliği” kurulacak birimler arasında sayılmıştır. Daha sonra çıkarılan 3046
ve 3056 sayılı kanunla da Başbakanlık ve bazı bakanlıklarda basın ve halkla ilişkiler
müşavirliği kurulabileceği de belirtilmiştir.
Alinti
1- HALKLA İLİŞKİLER
Halkla ilişkilerin modern başlangıcı olarak ifade edilebileceğimiz 20. yüzyılın başlarından itibaren halkla ilişkilerin hem teori, hem de uygulama bakımından temelini oluşturan boyutları ve temel amaçları bakımından geniş ölçüde kabul edilen bir tanımı yapılamamıştır. Yapılan tanımları ve halkla ilişkileri geniş bir perspektifte ele alaraktan bir tanım yapılmak istenirse; Halkla ilişkiler, bir kuruluşla hedef kitlesi arasındaki karşılıklı iletişimi, anlayışı, kabulü ve işbirliğini oluşturmaya ve sürdürmeye yardımcı olan,sorun ve problemlerin yönetimini içeren, kamuoyuna cevap veren, kamuoyunun bilgilendirilmesi için yönetime yardımcı olan, kamu yararına hizmet etmek için yönetimin sorumluluğunu tanımlayan ve vurgulayan, eğilimleri önceden tahmin etmeye yardımcı olmak için bir erken uyarı sistemi gibi hizmette bulunan, değişikliklerden etkin bir biçimde faydalanmak için yönetime yardımcı olan ve başlıca araçları olarak ahlaki iletişim tekniklerini ve araştırmayı kullanan ayrıcalıklı bir yönetim fonksiyonudur.
Halkla ilişkilerin anlaşılmasına yönelik olarak yapılan genel birkaç tanım şöyle sıralanabilir:
-Halkla ilişkiler, tanıtma görevi yapmak, kimlik yaratmak veya bir örgütle kamu arasında ilişki kurmaktır.
-Halkla ilişkiler, tanıma ve tanıtma edimidir; yönetileni aydınlatma, yönetimin eylem ve işlemlerini ona açıklama, tanıtma; halkın isteklerini, şikayetlerini öğrenme, tanıma biçiminde iki temel evrede özetlenebilir.
-Halkla ilişkiler, kamu kesiminde reklam ve propagandanın dışında kalan, tüm çevreyle ilişkilerin bütünüdür.
2- HALKLA İLİŞKİLERİN AMACI
Halkla ilişkilerin tanımlarından da anlaşılacağı üzere, halkla ilişkilerin temel amacı, kurum ve kuruluşların ilgili çevreleriyle olumlu ilişkiler kurmasını sağlamak, etkin ve verimli bir iletişim, etkileşim ortamı yaratmaktadır.
Halkla ilişkiler etkinliklerinin getirisi uzun süre gerektirdiğinden, kısa vadede bir sonuç beklemek yersiz olacaktır. Ne var ki zamana yayılarak yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının bir amacı da, kurum ya da kuruluşa uzun vadede kazandıracağı olumlu kimlik ve ardından doğal, dolaylı olarak gelecek karlılıktır.
Çevrenin kabul, destek ve güveni kazanarak oluşacak etkiletişim ortamıyla, kurum yada kuruluşun kendisini kolaylıkla anlatabilme ve tanıtabilme, kamuoyunu etkileme ve inandırabilme fırsatı da yakalamış olur.
Çevreyle ya da hedef kitlelerle iyi bir iletişim kurmanın iki önemli ölçütü; kesinlik ve tutarlılıktır.
- Benimsenmiş iletişim ekseniyle bu ekseni betimlemek için yeğlenen konular arasındaki kesinlik ve tutarlılıktır.
- Ele alınan konu ya da konuları dile getiren iletilerle, iletileri aktarmak için kullanılan araçlar arasındaki kesinlik ve tutarlılık.
- Genel iletişim politikasıyla işletmenin ticari politikası arasındaki kesinlik ve tutarlılık söz konusu olan.
Özetle halkla ilişkilerin, kimliği ve ürün ya da hizmeti değerli kılmayı hedefleyerek, kuruluşların değişik kitleleriyle ayrıcalıklı ilişkiler kurmayı amaçladığını söyleyebiliriz. Son olarak halkla ilişkilerin amaçlarını derlemek gerekirse şunları söyleyebiliriz.
- Halkla ilişkiler, halkı aydınlatmak ve onlara çalışmaları benimsetmek,
- Halkta yönetime karşı olan olumlu davranışlar yaratmak,
- Halkın yönetimle olan ilişkilerinde işlerini kolaylaştırmak,
- Kararların isabet derecesini arttırmak için halktan bilgi almak,
- Kanun ve kurallara uyulmasını sağlamak için bunlar hakkında halka aydınlatıcı bilgi vermek,
- Halkla işbirliği sağlayarak hizmetlerin daha çabuk ve kolay görülmesini sağlamak,
- Halkın istek, dilek, tavsiye, telkin ve şikayetlerinden yapılan çalışmalarda, hazırlanan yasa, tüzük ve diğer tasarılardan yararlanmak, aksaklıkların giderilmesi için yapılan çalışmalarda bunları değerlendirmektir.
3- HALKLA İLİŞKİLERİN TOPLUMSAL SORUMLULUK ANLAYIŞI
Toplumsal sorumluluk ve dürüstlük ilkesi halkla ilişkilerin felsefesini de ortaya koyan bir kavramdır.
Toplumsal sorumluluk ilkesi gereği, işletmeler günümüzde yalnızca kar elde etmeye yönelik ürün ve hizmet üreten kuruluşlar olarak görülmezler. Artık üretim yapmak ve üretilenleri satmak biçimindeki anlayışın yıkıldığını, yerine yaşamlarını borçlu oldukları topluma karşı sorumluluk taşımaları gerektiği düşüncesinin egemen olduğunu görmekteyiz. Kabaca söylemek gerekirse, günümüz ticari koşullar, şirketleri yalnızca kendi çıkarlarını değil, toplumun çıkarlarını da gözetmeye zorlar. Topluma karşı sorumluluk, tüketiciye kaliteli ürün ve hizmet sunmanın yanısıra gerek iç gerekse dış çevrelerin gereksinimleri karşılama doğrultusunda bir dizi kültürel, sanatsal, bilimsel, eğitsel etkinlikler aracılığıyla topluma, toplumsal bilince katkıda bulunma anlamı taşımaktadır. Toplum sağlığına, spora yapılan katkılar ya da uğranılan bir felaket, afet karşısında yarışırcasına yapılan yardımlar, bu sorumluluğun yerine getirilme çabasında ne denli titizlenildiğini göstermektedir.(örneğin; Marmara depremi)
4- HALKLA İLİŞKİLERİN DÜRÜSTLÜK İLKESİ
Güven stratejilerine dayalı halkla ilişkiler çalışmaları, açıklığı ve şeffaf olmayı gerektirir; yalnız bir döneme özgü olarak yapılmayan halkla ilişkiler program ve uygulamaları süreklilik arz ettiğinden, ilgili çevrelere güven duygusu veren dürüstlük ilkesini başat ilke olarak kabul eder. Kamuoyunu yönlendirmeyi değil, bilgilendirmeyi önceleyen halkla ilişkiler, saygınlığını ve inandırıcılığı koruyabilmesi için dürüstlük ilkesine kesinlikle uymak zorundadır.
Kuruluşun açıklanması sakıncalı görülen çok özel sırları dışında hiçbir şey kamuoyundan saklanmamalıdır. Kamuoyunun yanıltıcı, şaşırtıcı, kandırıcı, tutarsız, gizli kapaklı politika ve eylemlerden kaçınmak kuruluşa karşı olan güveni artırıcı bir özellik taşır kuşkusuz. Kuruluşun uzun vadede başarısının onurlu çalışma, güvenirlilik ve dürüstlük kavramlarına uymaktan geçtiği unutulmamalıdır.
5- HALKLA İLİŞKİLER GÖREVLİSİ
Özel kuruluşlarda ve kamu kurumlarında; kurumu halka tanıtacak, kurumun çalışmalarına karşı halkta ilgi uyandıracak, kurum hakkında çevrede olumlu izlenimler yaratacak ilişkileri kurabilen kişidir.
5.a. GÖREVLER
-Tanıtıcı haber bültenleri, broşürler, raporlar hazırlar,
-Yapılacak etkinlikleri kitle iletişim araçları ile halka duyurur,
-Basın toplantıları, sergiler, konferanslar hazırlar,
-Konusuyla ilgili yazıları basında izler, kupürleştirir, cevaplar hazırlar,
-Halkla ilişkiler konusunda eğitim verilmesi için program hazırlar,
-Yöneticilerin konuşma metinlerini ve yazışmalarını hazırlar,
-Tanıtıcı haber bültenleri, broşürler, raporlar hazırlar,
-Yapılacak etkinlikleri kitle iletişim araçları ile halka duyurur,
-Basın toplantıları, sergiler, konferanslar hazırlar,
-Konusuyla ilgili yazıları basında izler, kupürleştirir, cevaplar hazırlar,
-Halkla ilişkiler konusunda eğitim verilmesi için program hazırlar,
-Yöneticilerin konuşma metinlerini ve yazışmalarını hazırlar,
-Toplantı, tören, kutlama ve kokteyllerin düzenini sağlar,
-Kurum adına sanat etkinlikleri düzenler,
-Kamuoyundaki imajın belirlenmesi amacıyla anketler düzenlenmesini sağlar,
-Yapılacak faaliyetler için bütçe hazırlar, malzeme miktarını ve elemanların sayısını ve niteliğini belirler.
Halkla İlişkiler bir başka tanımıyla bir tanımla kurum, kuruluş ya da kişilerin topluma doğru tanıtılması, kamuoyunda istenilen imajın yaratılması ve hedef kitlelerin istekleri doğrultusunda imajın yenilenmesidir. Halkla ilişkiler kavramı artık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tüm kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra özel sektöründe vazgeçemediği disiplinler arasındadır.
İletişim artık dünyada küreselleşme ile birlikte beyinlere hükmetmeye başladı. Günümüzde reklamlardan etkilenmediğini söyleyenler bile, bilinç altlarında uyandırılan marka imajlarıyla içgüdüsel olarak market raflarından kendilerine uygun ürünleri aldıklarının farkında değiller. Ya da halkımız bir bankaya duydukları güvenin yıllarca süren halkla ilişkiler çalışmalarının bir sonucu olduğunu göremiyorlar.
5.b. MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Halkla ilişkiler görevlisi olmak isteyenlerin;
- Üst düzeyde sözel yeteneğe sahip,
- İnsanlarla iyi ilişkiler kurabilen (dışa dönük),
- Kendine güvenen ve başkalarını etkileyebilen,
- Girişken,
- Araştırıcı,
- Sabırlı, ölçülü,
- Yaratıcı kimseler olmaları gerekir.
5.c. ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Halkla ilişkiler görevlisi, büro ortamında görev yapar, zaman zaman diğer kuruluşlarda düzenlenen toplantılara, seminerlere, sergilere katılabilir. Çalışırken gazetecilerle, reklam uzmanlarıyla, müşterilerle, meslektaşlarıyla, yöneticilerle ve diğer çalışanlarla iletişim halindedir.
5.d. İLETİŞİMDE TEMEL HEDEF NE OLMALI?
-Çalışanlarımızın memnuniyetini en üst düzeye çıkararak biriminizin, kurumunuzun pozitif algılanmasını sağlamak,
-İş ve iletiş hedefleri doğrultusunda çalışanlarınızı bilgilendirmek,
-İhtiyaçları belirleyerek, çalışanlarınızı motive etmeye yönelik stratejiler geliştirmek,
-Çalışanlarımızı biriminizi, kurumunuzun gönüllü sözcüleri haline getirmek,
Sizden hizmet alan insanlara, etkin bir hizmet yapısı oluşturmak için işbirliği yaptığınız birimlere, kurumlara, mesajlarımızın sistematik bir yapıda ve tutarlı bir biçimde yayılmasını sağlamak, onlarla sahip olduğumuz bilgiyi paylaşmak, iş ve işlemlerimiz için daha fazla destek sağlamak olmalıdır.
İlettiğiniz mesajlar, hedeflerinizi destekleyecek, daha fazla bilinir olacak, doğru tanıtılacak ve daha fazla destek sağlayacaksınız.
6. TÜRKİYE’DE HALKLA İLİŞKİLERİN GELİŞMESİ
Halkla ilişkiler, tarihimizin her döneminde çeşitli şekilde uygulamaya konulmuştur. Göktürklerin Orhun Abideleri, Selçukluların büyük devlet adamlarından Nizamülmülk’ün Siyaset name adlı eserinde; yönetimin, halkın durumu hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olması gerekliliğine işaret edilmesi, yabancı ülke temsilcilerine ve elçilere gösterilecek ilginin önemi üzerinde durulması ve bu kişilere yapılacak muamelenin temsil ettikleri ülkeye yapılmış olacağının açıklanması, ayrıca Anadolu Selçuklu döneminde hükümdarların haftanın belli günlerinde halkın şikayet ve isteklerini dinlemeleri ve bunlara çözüm getirmeleri bu dönemle ilgili halkla ilişkiler alanına örnek olarak gösterilebilir.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş döneminde yönetim ile halk arasında olumlu ilişkiler bulunmaktadır. Örneğin bu dönemde padişahların adalet fermanlarında şu formül tekrarlanmaktadır: “Reaya taifesi, ki Tanrının bir emanetidir, onları himaye etmek ve kimsenin zulüm yapmasına müsaade etmemek, padişahın vazifesidir”. Aşık paşazade Tarihinde hükümdar için en önemli şeyin, reayanın hayır duası olduğu şu şekilde anlatılmaktadır: “Ariflerden birine sordular, ”Padişahlara hazine gerek midir?” dediler. Arif cevap verdi: “Bir asıl hazine vardır, ol gerektir” ve sordular kim “ne asıl hazinedir?” Arif aydur, “reayanın hayır duaları padişaha asıl hazinedir”.
17. yüzyıldan itibaren ekonomik ve sosyal bozulmalarla birlikte yönetim kurumlarında da bozulmalar başladı. Bir zamanların “devlet baba” fikri, mültezimlerden ve memurlardan şikayet edilen, halka karşı olan ve onu ezen devlet anlayışına dönüştü. Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde, 1877 yılında toplanan Mecliste “memur” sorununun milletvekilleri tarafından dile getiriliş biçimi, yönetim halk ilişkilerinin ne kadar bozuk olduğunu göstermektedir. Bu dönemdeki milletvekillerine göre: Ziraat, ticaret, sanat, ilim, fen ve bütün umumi menfaatlerimizin böyle kendi haline terkedilmiş olması, memurlarımızın vazifelerini kötüye kullanmaları dolayısıyladır. Bir takım derebeylerine, sahte hanedanlara, insafsız mültezimlere, namussuz çorbacılara (Hıristiyan büyüklerine verilen ad), fesatçı ve tezvirci adamlara yer veren, fukarayı bir kat daha perişan eden memurlardır.
Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Atatürk’ün halkla ilişkilere önem verdiği görülmektedir. Atatürk, 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde alınan kararların halka duyurulması için İrade-i Milliye gazetesini yayınlatmıştır. Ankara’ya gelişinden kısa bir süre sonra da, Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yayın hayatına girmesi, 1920 yılında da Anadolu Ajansı’nı kurması, bu dönemde halkla ilişkilere verilen önemi göstermektedir.
Çeşitli dönemlerdeki hükümet programlarında ve siyasi iktidarların uygulamalarında, halkla ilişkiler yer almakla birlikte, modern anlamda halkla ilişkiler uygulamaları, 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nda kurulan ‘Yayın ve Temsil Şubesi’nin faaliyete geçmesiyle oluşturulmuş-tur. Bu şube, Türkiye için yeni olan iktisadi ve sosyal plan ya da planlı kalkınma olgusunun Türkiye’ye yayılması, Türkiye’de planlama çalışmalarının yahut planlama gereğinin bilincine varılması göreviyle ortaya çıkmıştır.
1962 yılında hazırlanan Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi’nde (MEHTAP), halkla ilişkiler konusuna yer verilmektedir. Bu projede, “Devlet kuruluşlarının her kademesindeki çalışmalarda ve kararların alınmasında halkla yakın temas sağlamak zorunludur”, ifadesi yer almaktadır. Ayrıca sözü edilen projede; “Gelişmiş ülkelerdeki yönetimler, bu temaslar bakımından çeşitli mekanizmalar ortaya koymuş durumdadırlar. Bunların başında, fertleri ve ilgili kuruluşları karardan önce dinlemek, onların istek ve görüşlerini almak ve değerlendirmek için bulunan usuller gelmektedir. Türk yönetiminde de, çeşitli kademelerde, her kurumun bünyesine uygun olarak halkla temas ve dinleme usulleri kurmak gerekmektedir” ifadeleri de bulunmaktadır.
1964 yılında kurulan Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü’nde oluşturulan Tanıtma ve Halk Eğitimi Dairesi, “Türkiye’de doğum kontrolü ve aile planlaması” konularında etkin hizmetler sunmuştur.
1965’te “İdareyi ve İdari Metotları Yeniden Düzenleme Komisyonu” çalışmaları çerçevesinde “Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı” ile ilgili olarak yapılan araştırmada, yönetim-halk ilişkilerindeki aksaklıklardan bahsedilmekte ve yönetimin mevcut imkan ve koşulları içinde halkla ilişkilerini daha “sistematik ve iyi bir şekilde” düzenleme yollarını araması gereğine yer verilmektedir.
1971 yılının Mayıs ayında, devlet kesiminin genel yönünü ve stratejisini belirlemek üzere 10 kişilik bir Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurul, halkla ilişkiler konusunda da araştırmalar yaparak bazı öneriler getirmiştir. Raporda, Türkiye’de Halkla İlişkiler ve Enformasyon hizmeti gören birimlerin değişik isimler taşıdığına işaret edilmiş, Başbakanlığa bağlı ve koordinasyonu sağlayacak merkezi bir örgütün gerekli olduğu belirtilmiştir. Bakanlık ve diğer örgütlerde halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulması, halka yol gösterecek, yardımcı olacak danışma birimlerinin bulunması veya esas görevlere ek olarak bu görevi diğer memurların yapmaları belirtilmiştir. Raporda ayrıca, “Halkla İlişkiler ve Enformasyon birimleri, kuruluşun baş yöneticisine bağlı olmalı, çalışan elemanların seçiminde özel bir titizlik gösterilmeli, hizmet alanı ile ilgili eğitim görmüş kişiler seçilmelidir” denilmektedir.
Türkiye’de halkla ilişkilerin önemi bütün kamu kuruluşlarınca anlaşılmaya başlanmış olmasına rağmen halen görevli elemanların çoğunluğu halkla ilişkiler alanında mesleki eğitim görmüş kişiler değildir.
Halkla ilişkiler ders olarak ilk kez 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın Yüksek Okulu’nda, 1970’lerde ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde ve İzmir’de Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulları’nda okutulmaya başlanmış olup günümüzde Kara Harp Okulunda, üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde, Siyasal Bilgiler Fakültelerinde, İletişim Fakültelerinde ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde okutulmaktadır.
1984 yılında, Bakanlıkların kuruluş ve görev esaslarını yeniden düzenleyen 202
sayılı kanun hükmünde kararname ile bakanlık merkez teşkilatında ihtiyaca göre,
hangi tür danışma ve denetim birimlerinin kurulacağı belirtilmiş ve “Basın ve Halkla
İlişkiler Müşavirliği” kurulacak birimler arasında sayılmıştır. Daha sonra çıkarılan 3046
ve 3056 sayılı kanunla da Başbakanlık ve bazı bakanlıklarda basın ve halkla ilişkiler
müşavirliği kurulabileceği de belirtilmiştir.
Alinti
