xtrails
09-06-2006, 03:16
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
AB Daimi Temsilciler Komitesi, 12 haziranda Lüksemburg'ta yapılacak Türkiye - Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi Toplantısı öncesi, birliğin Türkiye'ye sunacağı ortak tutum belgesi üzerinde anlaşmaya vardı.
Kıbrıs Rum kesiminin müzakerelerin durdurulması gerekçesi olarak ‘Türk limanlarının açılması’ konusunu gündeme getirmesi kabul görmedi.
Bu konuda Rumlar ve Yunanistan yalnız kaldı. Bunun yanı sıra bilim ve araştırma konusunda fiili müzakerelerin başlatılması için AB’nin müzakere pozisyonu belgesi üzerindeki görüşmeler ise yarınki COREPER toplantısına bırakıldı.
Yarınki COREPER toplantısında da bir uzlaşma sağlanamazsa, pazartesi sabahı AB dışişişleri bakanlarının konuyu onaylaması bekleniyor.
Fransa’nın bilim ve araştırma konusundaki fiili müzakerelerin açılıp aynı gün kapatılmasına itirazı tamamen ortadan kalktı. Kıbrıslı Rumlar ise Türkiye ile fiili müzakerelerin başlatılmasına 'siyasi açıdan' karşı çıkıyor.
AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Toplantısı’nda Türkiye ile bilim ve araştırma faslında fiili müzakerelerin aynı gün başlaması ve kapatılması öngörülüyor.
Türkiye'nin kabul edemeyeceği bir karar alınırsa...
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Daimi Temsilciler Toplantısı'nın sonucuna göre, Hükümetlerarası Konferans'a katılıp katılmama konusundaki tavrını belirleyecek.
Eğer üye ülkelerin daimi temsilcileri Türkiye'nin kabul edemeyeceği bir karar alırsa ya da kararı son dakikaya - dışişleri bakanlarının toplantısına - bırakırsa Ankara, Lüksemburg'a gitme kararını gözden geçirecek.
"Şu anda tüm hazırlıklar Lüksemburg'a gitmek üzerine yapıldı" diyen Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, olumsuz bir durumda her türlü ihtimalin değerlendirileceğinin de altını çiziyor.
Toplantılara katılıp Türkiye'nin itirazlarını dile getirip geri dönmek ya da Ortaklık Konseyi toplantısını başka tarihte yapmak Ankara'nın önündeki alternatifler olarak değerlendiriliyor.
Ankara'dan kararlılık vurgusu
Türkiye bu süreçte 'AB heyecanını kaybettiği' yolundaki eleştirilere de cevap veriyor. Son olarak dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AB katılım sürecimiz ilk günkü kararlılıkla devam ediyor. Bundan kimsenin endişesi olmasın'' dedi.
Dışişleri Bakanı Gül de reform sürecinin yavaşladığı yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını söyledi.
Türkiye 3 ekimde müzakerelere başladı
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başlamıştı. Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasından önce Avusturya'nın 'imtiyazlı ortaklık' ta diretmesi krize neden olmuştu.
Avusturya, Müzakere Çerçeve Belgesi'ne 'imtiyazlı ortaklık' ibaresinin girmesi için uzun süre direnmişti. 25 üyeli birlik içinde tek kalan Avusturya'nın sonunda direnci kırılmış ve Müzakere Çerçeve Belgesi onaylanmıştı.
Avusturya ile yürütülen pazarlıkların uzun sürmesi nedeniyle diplomaside pek sık uygulanmayan bir kural işletildi. Pazarlıkların yürütüldüğü Lüksemburg'ta saatler gece yarısına iki dakika kala 23:58'de durdurulmuştu.
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İngiltere, bu süreçte Türkiye'ye önemli ölçüde destek vermişti. AB kulislerinden sızan bilgilere göre, İngiltere'nin diplomasideki başarısı müzakerelerin başlamasında etkili oldu.
AB Daimi Temsilciler Komitesi, 12 haziranda Lüksemburg'ta yapılacak Türkiye - Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi Toplantısı öncesi, birliğin Türkiye'ye sunacağı ortak tutum belgesi üzerinde anlaşmaya vardı.
Kıbrıs Rum kesiminin müzakerelerin durdurulması gerekçesi olarak ‘Türk limanlarının açılması’ konusunu gündeme getirmesi kabul görmedi.
Bu konuda Rumlar ve Yunanistan yalnız kaldı. Bunun yanı sıra bilim ve araştırma konusunda fiili müzakerelerin başlatılması için AB’nin müzakere pozisyonu belgesi üzerindeki görüşmeler ise yarınki COREPER toplantısına bırakıldı.
Yarınki COREPER toplantısında da bir uzlaşma sağlanamazsa, pazartesi sabahı AB dışişişleri bakanlarının konuyu onaylaması bekleniyor.
Fransa’nın bilim ve araştırma konusundaki fiili müzakerelerin açılıp aynı gün kapatılmasına itirazı tamamen ortadan kalktı. Kıbrıslı Rumlar ise Türkiye ile fiili müzakerelerin başlatılmasına 'siyasi açıdan' karşı çıkıyor.
AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Toplantısı’nda Türkiye ile bilim ve araştırma faslında fiili müzakerelerin aynı gün başlaması ve kapatılması öngörülüyor.
Türkiye'nin kabul edemeyeceği bir karar alınırsa...
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Daimi Temsilciler Toplantısı'nın sonucuna göre, Hükümetlerarası Konferans'a katılıp katılmama konusundaki tavrını belirleyecek.
Eğer üye ülkelerin daimi temsilcileri Türkiye'nin kabul edemeyeceği bir karar alırsa ya da kararı son dakikaya - dışişleri bakanlarının toplantısına - bırakırsa Ankara, Lüksemburg'a gitme kararını gözden geçirecek.
"Şu anda tüm hazırlıklar Lüksemburg'a gitmek üzerine yapıldı" diyen Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, olumsuz bir durumda her türlü ihtimalin değerlendirileceğinin de altını çiziyor.
Toplantılara katılıp Türkiye'nin itirazlarını dile getirip geri dönmek ya da Ortaklık Konseyi toplantısını başka tarihte yapmak Ankara'nın önündeki alternatifler olarak değerlendiriliyor.
Ankara'dan kararlılık vurgusu
Türkiye bu süreçte 'AB heyecanını kaybettiği' yolundaki eleştirilere de cevap veriyor. Son olarak dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AB katılım sürecimiz ilk günkü kararlılıkla devam ediyor. Bundan kimsenin endişesi olmasın'' dedi.
Dışişleri Bakanı Gül de reform sürecinin yavaşladığı yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını söyledi.
Türkiye 3 ekimde müzakerelere başladı
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başlamıştı. Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasından önce Avusturya'nın 'imtiyazlı ortaklık' ta diretmesi krize neden olmuştu.
Avusturya, Müzakere Çerçeve Belgesi'ne 'imtiyazlı ortaklık' ibaresinin girmesi için uzun süre direnmişti. 25 üyeli birlik içinde tek kalan Avusturya'nın sonunda direnci kırılmış ve Müzakere Çerçeve Belgesi onaylanmıştı.
Avusturya ile yürütülen pazarlıkların uzun sürmesi nedeniyle diplomaside pek sık uygulanmayan bir kural işletildi. Pazarlıkların yürütüldüğü Lüksemburg'ta saatler gece yarısına iki dakika kala 23:58'de durdurulmuştu.
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İngiltere, bu süreçte Türkiye'ye önemli ölçüde destek vermişti. AB kulislerinden sızan bilgilere göre, İngiltere'nin diplomasideki başarısı müzakerelerin başlamasında etkili oldu.
