!
FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN
FORUMA GİT
: Zamanda yolculuk -Time Machine
Erzurumlu
20-06-2006, 12:24
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timetraveltop.jpg
Zamanda yolculuk -Time Machine
İnsanoğlunun en büyük fantezilerinden birisi olan zamanda yolculuk düşü bir kez daha sinemalarda. “Zaman Tüneli” (Time Machine)’nin yönetmenliğini Simon Wells gerçekleştirmiş. Korku-bilimkurgu türündeki filmde; Guy Pearce, Samantha Mumba, Omero Mumba ve Jeremy Irons önemli rollerde.
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/zayolresim5.jpg
Bilim adamı ve mucit Alexander Hartdegen, zamanda yolculuk yapabileceğini kanıtlama konusunda kararlıdır. Başına gelen trajedi, bu kararlılığını umutsuzluğa dönüştürür ve geçmişi değiştirmek ister. Kendi icadı olan zaman makinesi ile bu teorisini gerçekleştirmeye çalışan Hartdegen 800.000 sene sonrasına gider. Burada insanlar iki türe ayrılmışlardır; avlayan ve avlanan…
H.G.Wells’in “ The Time Machine ” adlı klasikleşmiş bilimkurgu romanından Simon Wells tarafından beyazperdeye aktarılan filmde, Alexander Hartdegen karakterini “Memento-Akıl Defteri” ve “L.A. Confidential-Los Angeles Sırları” adlı filmlerde oynayan aktör Guy Pearce canlandırıyor...
[ H.G. Wells’in ünlü bilimkurgu klasiğinden beyazperdeye yapılan bu uyarlamanın yönetmenliğini H.G. Wells’in torunu Simon Wells yapmış. Kitabı okuyanlar görecekler ki film gidişat olarak kitapla belli noktalarda ayrılıyor.
Bilim adamı ve mucit Alexander Hartdegen zamanın da bir boyut olarak diğer üç boyuttan farksız olduğunu ve bu boyutta da aynı diğer boyutlarda olduğu gibi yolculuk yapılabileceğine inanmaktadır. Başından geçen bir trajedinin ardından zaman yolculuğunu yapma isteği daha da artar. Zamanda yolculuk yapıp geçmişi değiştirmeyi kafasına koymuştur.
Çalışmaları sonucunda bir zaman makinesi yapmayı başarır ve zamanda 800 bin yıl ileri gider. Fakat bu gelecekde hiç bir şey beklediği gibi değildir. Geçen binyıllar boyunca insanoğlu iki ayrı canlıya evrimleşmiştir. Avcı ve av.]
Erzurumlu
20-06-2006, 12:26
TIME MACHINE / ZAMAN TÜNELİ
TRAJİK OLAMAYAN BİR ZAMAN SARHOŞU -ELEŞTİRİ - by Fırat Yücel....
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timewells.jpg
Altyazı Aylık Sinema Dergisi Eylül 2002 Eleştiriler bölümünde yayımlanan yazının tamamıdır.
Zamanda yolculuk, özellikle Hollywood sineması tarafından sık sık kullanılan bir anlatı şablonu. Burada şablon kelimesini kullanmamın nedeni, Hollywood'un Zamanda yolculuk temasını sürekli tekrar edilen bir senaryo modeline dönüştürdüğünü düşünmem. İster orijinal bir metinden yola çıkılmış olunsun, ister H. G. Wells'in klasikleşmiş bir romanı baz alınsın, belirli anlatı kalıpları söz konusu filmlerin merkezine yerleştiriliyor, yeni anlatı kalıpları oluşturmak konusunda herhangi bir çaba sarfedilmiyor. Sürekli tekrar edilen bu kalıpların başında, Zaman Tüneli filminde "What if?" kelimleriyle açıklanan "geçmişi değiştirme isteği" geliyor. Bu kalıp, çoğunlukla bir aşk öyküsü ile iç içe veriliyor ve ana karakterin yaşanan bir trajediden sonra geçmişi değiştirme çabası filmin ana eksenine oturtuluyor.
Zaman Tüneli'nin senaryosu, ana hatlarını çizmeye çalıştığım bu şablon üzerine kurulmuş. Filmin asıl sorunu da, temelini dayadığı bu şablonun gereklerini yerine getirememesinden kaynaklanıyor. Alex karakterinin "geçmişi değiştirmek mümkün mü?" sorusunun peşine düşerek geleceğe gittiği ve iki farklı ırkın varolduğu yeni bir dünya ile karşılaştığı kısımlarda film, Alex'in Emma'yı tekrardan hayata döndürme çabası üzerine kurulu olan anlatıdan oldukça uzaklaşıyor. Öyle ki filmin sonunda Emma'nın esamesi bile okunmuyor. Film, Alex'in zaman ilerledikçe, 'ilerleme duygusunun' ve 'zaman yolculuğunun' çekiciliği içerisinde kaybolarak, ilk motivasyonundan (Emma'yı kurtarmak) giderek uzaklaştığını çeşitli anlatı yolları ile seyirciye hissettirebilirdi. Bu, Alex kahramanını binlerce yıllık evrim içerisinde kaybolan, giderek küçülen trajik bir figür haline getirebilirdi. Oysa filmin kendisini futuristik bir tragedyaya dönüştürebilecek böyle bir tema arayışı yok. Tam tersine, özellikle son kısımlarda, anlamsız ve özelliksiz aksiyon sahnelerine odaklanılıp ve hem ilk başlardaki 'Emma izleği'nden hem de daha sonradan oluşturulabilecek temalarden tamamıyla uzaklaşıldığı söylenebilir...
Oysa ki ana karakter Alex'in trajik bir figüre dönüşebilmesi için her türlü metinsel olanak, filmin yönetmeninin elinin altında. Alex'in Emma'yı tekrar hayata döndürmek için geçmişe dönmesi fakat talihsiz bir şekilde Emma'nın bir kez daha hayatını yitirmesi ve bunun büyük olasılıkla bu şekilde devam edecek olması (paradoksal zaman anlayışı) başlı başına Alex'i bir tragedya figürüne dönüştürmek için yeterli. Alex, tıpkı Sisyphus gibi tekrar tekrar aynı şeyi yaşayan mahzun bir karakter ve yaşadıklarının farkında oluşu onu enteresan bir figüre dönüştürüyor. Fakat Zaman Tüneli, Alex'in içinde bulunduğu bu ilginç konumu dramatik bir öğeye dönüştüremiyor. Alex, 'saplantılı bilim adamı' stereotipinin klişeleriyle seyirciye aktarılıyor: Kara tahtada tebeşir ile saatlerce problem çözen gözü uyku görmemiş darmadağınık bir adam. Bu noktada Alex'in Akıl Oyunları'ndaki (A Beautiful Mind) John Nash karakterinden pek de bir farkı kalmıyor, o da aynı klişe mantalite ile çiziliyor.
Yazının başlangıcına geri dönersek Zaman Tüneli, 'zamanda yolculuk izleği'nden özgün anlatılar ve tematik problemler çıkartamıyor. Bunun büyük ölçüde filmin bir roman uyarlaması olduğundan kaynaklandığını söylemek mümkün, yine de unutmamak gerekir ki en iyi uyarlamalar romanın metnine yeni bir boyut ekleyebilmiş uyarlamalardır (bkz. Shining). Zamanda yolculuk teması, şu ana kadar Hollywood filmlerinde işlenmemiş olan birçok problematiğin su yüzüne çıkarılabileceği bir alan sunuyor yönetmenlere: benlik ve hafıza ilişkisi, evrim teorilerinin sorgulanması, geçmiş ve kimlik sorunu... Fakat bu alanı kullanan şu ana kadar çıkmadı.
Evrenin sonsuzluğunda... Naci Oğuz
Alfa Yayınları'ndan çıkan "Ceviz Kabuğunda Evren", ürküten bir çekiciliği olan evrenin oluşumundan, sıradan bir kavram haline gelen zamanın evren için vazgeçilmez bir parametre olduğuna, zamanda yolculuk gibi merak uyandıran kanulardan başka gezegenlerdeki canlıların varlığına kadar birçok konuda teorik çıkarsamalar içeriyor.
Uçsuz bucaksız toprakları ve engin sularıyla yeryüzü, hiç kuşkusuz üzerinde yaşayan sayısız canlı için devasa bir yaşam alanı oluşturur. Henüz ayak basılmayan toprakları ve esrarengiz yaşamları derinliklerinde gizleyen okyanusları ile dünya; insanoğlu için hâlâ büyük bir sır olarak kendini saklıyor. Ancak keşfetmeyi yakın geçmişte öğrenen ve bu yönde büyük ilerleme kaydeden insanoğlu için bu sır uzun süre saklı kalmayacak görünüyor. Bu büyük düzeneğin okyanusta bir damla kadar yer kaplamadığını öğrenen insanda yaşanan hayal kırıklığı, sonsuzluğun yarattığı başdöndürücü etkinin gölgesinde kaldı bile...
Özellikle 20. yüzyılın başından itibaren bilim ve teknolojide yaşanan büyük sıçrama bilimcilere uzayın derinliklerine inmenin yollarını da açtı. Sonsuz boşluk, nostaljik bir gecede görülen yıldızlar, başdöndürücü rakamlarla ifade edilerek insanın hayal gücünü zorluyor. Öyle ki, yeryüzünün iri cüssesi bile uzayın derinliklerinde bir topluiğne başı kadar yer kaplamıyor.
Sonsuz boşluk, galaksiler, yıldız sistemleri, gezegenler ve bunların arasındaki kopmaz bağ zaman... Bütün bunlar insanlar için sadece gökyüzüne bakılarak merak uyandıran 'soyut' kavramlar olmaktan çıkmış durumda. Bilim çevreleri için eşsiz bir nimet olan bu kavramlar, günümüzde bilmkurgu safsatalarıyla bir piyasa malzemesi haline dönüştürüldü. Ancak bilim bu safsatalara aldırış etmeyen tavrı ile meraklılarına yeni eserler sunmaya devam ediyor.
Ceviz Kabuğunda Evren
"Teorik fiziğin parlak zekası olan Stephen Hawking"in "Ceviz Kabuğunda Evren" adlı eseri de, bu alanda birçok merakı giderecek teorilerle ilgililerine ışık tutuyor. Tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamıyla, ülkemizde daha çok magazinel biçimde ele alınan fizikçi Hawking, bugün uzay-zaman ve karadelikler üzerine dünyada tartışmasız bir otorite durumunda.
Hawking'in bir önceki eseri olan "Zamanın Kısa Tarihi"nde olduğu gibi bu yeni eserinde de ele aldığı konular ve ortaya attığı teoriler, kafa yorucu, ama meraklıları için bir o kadar da açıklıkta. Eser, ürküten bir çekiciliği olan evrenin oluşumundan, sıradan bir kavram haline gelen zamanın evren için vazgeçilmez bir parametre olduğuna, zamanda yolculuk gibi merak uyandıran kanulardan başka gezegenlerdeki canlıların varlığına kadar birçok konuda teorik çıkarsamalar içeriyor. Tabii ki bütün bu teorilerde geçen bilimsel terimler, Hawking'in ince keyifli dili ve ayrıntılı grafik tasarımıyla okuyucuda sıkıntı yaratmıyor.
Bir milad: Einstein
Hawking, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de oldukça popüler. Popüler olmayı uzay-zaman üzerine yaptığı teorik çalışmalarla fazlasıyla hakeden Hawking, magazine edildiği gibi bu alanda tek fizikçi ya da bilimadamı değil kuşkusuz. "Ceviz Kabuğunda Evren"de yaptığı teorik çalışmaların, geçmişte ve şu anda onlarca bilimadamı tarafından yapılan teorik çalışmaların ve tartışmaların bir bütünü üzerinden geliştiğini aktarmaya çalışan Hawking, oldukça da mütevazi davranıyor. Kuşku yok ki bu alanda ilk isim de Albert Einstein oluyor.
Yedi bölümden oluşan eserin ilk bölümünü Einstein'in hayatına ve bilimsel kuramına ayıran Hawking, bütün bilim çevreleri gibi Einstein'i bu alanın miladı olarak kabul ediyor. Einstein'in bir önceki yüzyılın iki mutlak kuramını -mutlak durağanlık ve mutlak/evrensel zaman- yıkan ve doğa kanunlarının serbest hareket eden bütün gözlemciler için aynı olacağı hakkındaki Genel Görelilik Kuramı, uzayın ve zamanın derinliklerinin bilim adamlarının kollarına açılmasının da anahtarı oluyor. Çünkü söz konusu kuram, sadece göreli hareketi ima ediyordu ve kütle ile enerji arasındaki şimdiki birçok teoremin kaynağını oluşturan ilişkiyi ortaya koyuyordu.
Hawking, Einstein'in yarattığı bu büyük sıçramayı şöyle tarif ediyor: "Einstein'in makalesinden bu yana geçen yıllar boyunca, bu modele birkaç şey ekledik. Ancak zaman ve uzayla ilgili modelimiz, hâlâ, Einstein'in önermelerine dayanıyor. (...) Einstein'in devrimci makalesinden bu yana geçen yıllarda düşüncelerimizin gelişimini anlatacağız. Bu çok sayıda kişinin çalışmasıyla erişilmiş bir başarının hikayesidir."
Geliştirdiği kuramların nükleer bomba yapımına yol açtığı gerekçesiyle Einstein'in acımasız ve yersizce eleştiren "bilim hümanistlerine" ise Hawking'in bir çift sözü oluyor: "Bazıları, kütle ve enerji arasındaki ilişkiyi keşfettiği için, atom bombası konusunda Einstein'i suçladı; ancak bu durum, yerçekimini keşfettiği için uçakların düşmesinden dolayı Newton'u suçlamaya benzer."
Evrenin oluşumu
Sadece bilim çevrelerinin değil, geniş kesimlerin de üzerinde tartışıp bir sonuca ulaşamadığı evrenin oluşumu konusundaki tartışmalara da değinen Hawking, bu konuya da belli açıklıklar getiriyor. Evrenin, büyük patlamayla oluşmasının ve sürekli genişlemesinin ispatlanması, bilim çevrelerinde yarattığı etkiye eşdeğer bir biçimde dini çevrelerde de geniş yankı buldu. Asırlar boyu hep metafizik ve bağnazlıkla mücadele etmiş bilimin başlangıç hakkındaki bu görüşü; dahası Stephen Hawking gibi bir dehanın bunu söylemesi, papaz takımını ve din bezirganlarını sevince boğar. Çünkü bunun anlamı, zamanın ve evrenin bir başlangıcının olmasıdır.
Evrenin oluşumu konusunda bu tartışmalar üzerinden fizikçi Hartle ile yeni teorik çıkarsamalarda bulunan Hawking'in, yaratılış safsatalarına ve din bezirganlarına verdiği yanıt ise, sevinçleri kursakta bırakır: "Evren, dışardından hiçbir şeyin saat düzeneğini kurmasına ve çalıştırmasına gerek duymayacaktır. Bunun yerine evrendeki her şey bilim kanunları ve evren içerisinde zar atışları ile belirlenecektir"
Astroloji
Astroloji, dünya üzerindeki olayların gezegenlerin hareketleriyle ilgili olduğunu, dolayısıyla insanların psikolojilerinin de bu hareketlerden etkileneceğini ileri sürer. Hawking eserinde, astrolojiyle de ince bir alay geçmektedir. "Eğer astroloji kesin öngörüler yapmayı göze alsaydı, test edilebilir bir hipotez olurdu. Bununla birlikte astrologlar tahminlerini o kadar akıllıca ve belirsiz biçimde yaparlar ki, bu öngörüler herhangi bir sonuçla bağdaşabilir. (...) Çoğu bilimadamının astrolojiye inanmamasının gerçek nedeni, (...) astrolojinin deneylerle sınanan diğer kuramlarla tutarlılık göstermemesidir."
Bu bölümde Laplace'nin bilimsel determinizm teorilerine değinen Hawking, ilerleyen bölümlerde karadelikler üzerine ayrıntılı açıklamalarda bulunuyor. Zamanın karadelikte yokolacağı tezini sürdürüyor: "Karadeliğe düşen astronot için zaman son bulacaktır."
Zamanda yolculuk
Hollywood filmlerinin vazgeçilmez öğelerinden zamanda yolculuk mümkün mü? Kitapta bu konu birçok açıdan incelenmiş. Grafikler yardımıyla oldukça anlaşılır kılınan bu bölüm, Hawking'in "zaman makinesi için yeterli bükülmenin bulunma olasılığı sıfırdır" tesbitiyle özetlenebilir. Daha açık bir deyişle, Hawking'e göre birinin geriye dönüp büyükbabasını öldürme olasılığı olarak on ve ardından bir trilyon trilyon trilyon trilyon trilyon sıfırda birden düşüktür. On beş milyar yıl gibi aklın hayal bile edemeyeceği uzun bir zaman ve sürekli genişleyen sonsuz bir boşluk... Bilimin böylesine 'bakir' bir alanla ilgili yaptığı çalışmalar, kuşkusuz şu anda çok geri düzeyde. Ancak daha önceki yüzyıllarda evrenin tarihi 5-10 bin yılla açıklandığı düşünüldüğünde, alınan mesafenin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Tabii ki, bu gelişmelerin sürekli bir ilerleme ve diyalektik bir bütünlük göstereceği düşünüldüğünde, bilimin devrimci rolü bir kez daha ortaya çıkacaktır. Bilimi kendi çıkarları için metalaştırmaya çalışanlar, bu ilerlemenin altında ezilecektir. Hawking'in bu yalın ve kolay anlaşılır başyapıtı da bu ilerlemeye katkıda bulunuyor.
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timemachinett.jpg
Erzurumlu
20-06-2006, 12:29
Timeline (Zaman Ötesi)
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timelinetop.jpg
Editörün Notu : Michael Crichton'ın, en çok satan romanlarından biri. Geleceğe şaşırtıcı bir biçimde bakan film, Fransa'da Ortaçağa ait bir kaleyi inceleyen bir grup arkeoloji öğrencisinin çalışmaları sırasında, profesörlerinin birdenbire 14. yüzyılın içinde ortadan kaybolmasını konu alıyor.
Konu : Feodal savaşın içinde profesörü kurtarmak için büyük bir tehlike içine giren öğrenciler, sadece geçmişi kazı yaparak bulmaya çalışmadıklarını, aynı zamanda geçmişin içinde yaşadıklarının da farkına varıyorlar. “Lethal Weapon” ve “Superman" gibi ünlü filmlerle adından söz ettiren Richard Donner'ın yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği “Timeline”, “X-Men” ve “Free Willy” gibi filmlerin yapımcısı olan Lauren Shuler Donner'ın da projede yer almasıyla birlikte film, yirmi yıllık sinema tecrübesine sahip isimleri arkasına alıyor.
Fransa'daki Dordogne Vadisi'nin ortasında, bir grup arkeoloji öğrencisi ve profesörleri 14. yüzyıla ait kaledeki kalıntıları araştırmaya giderler. Profesör Edward Johnston için bu, uzun süredir hayalini kurduğu bir çalışmadır. Profesörün yardımcısı Andre Marek, oğlu Chris ve öğrenciler, Stern ve François ile Johnston çalışmaları sırasında sadece La Roque Castle keşfetmeyecek aynı zamanda Castlegard kasabasındaki manastırı ve yapıları da keşfedeceklerdir.
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timelineo1.jpghttp://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timeline2.jpg
Fakat işler bir süre sonra bozulmaya başlar... Kazı işinde, bir de şüpheli yardımsever International Technology Corporation (ITC) adına çalışan Robert Doniger vardır. Profesör Johnston bazı yanıtları almak için New Mexico'daki ITC merkez bürosuna gittiği sırada öğrenciler 600 yıldan fazla zamandır kapalı olan bir oda keşfederler. Marek ve Kate bu odanın içine düşer ve çok şaşırtıcı iki şey keşfederler; oda mühürlendiği zaman keşfedilmesi imkansız çift odaklı bir mercek ve Profesör Johnston tarafından yazılmış 2 Nisan 1357 tarihli bir yardım çağrısı!
Bu esrarengiz olayı çözmeye kararlı olan öğrenciler Dognier'in yeni bir buluşu olduğunu da öğrenirler. Bu üç boyutlu nesneleri uzaya gönderebilen bir makinedir. Bunun gemicilik konusunda bir devrim yaratacağını iddia eden Doniger, elinde olmadan 14. yüzyıla bağlanan bir yol açmıştır. Kendi hakkında bilgiler elde etmeye çalışan profesör ise şimdi Fransız ve İngiliz feodal savaşının tam ortasındadır. Johnston'ın öğrencileri dünyanın en vahşi savaşlarından birinin içinde,hayatta kalmayı başarabilecekler mi? Daha doğru bir soruyla 21. yüzyıla geri dönebilecekler midir?
Yale Üniversitesi'nden bir grup arkeoloji öğrencisi Fransa'da bir tarihi yerleşim üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Çalışmalar sırasında ekibin liderliğini yapan profesör Edward Johnston ortadan kaybolur. Öğrenciler ITC adlı gizemli bir firma tarafından aceleyle ülkelerine geri götürülürler.
ITC'nin başkanı Robert Doniger öğrencilere profesörlerinin şirketi tarafından üretilen ve insanların zamanda yolculuk yapmasını sağlayan bir alet yüzünden 14. yüzyılın Fransa'sında mahsur kaldığını açıklar...
Bunun üzerine öğrencilerden Chris Hughes ve Kate Erickson profesörü kurtarmak için yanlarına arkeoloji uzmanı Andre Marek'i alarak 500 yıl öncesinin Fransa'sına bir yolculuk yapmaya karar verirler. Bu esnada gruptan David Stern de "şimdiki zamanda" kalarak Doninger'ın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışacaktır.
------------------------------------
Professör Edward Johnston ve asistanı liderliğindeki bir grup öğrenci, Fransa\'da bulunan 14. yüzyıldan kalma bir kale üzerinde arkeolojik araştırmalar yapmaktadırlar. Araştırmalar rutin şekilde devam ederken öğrenciler şans eseri 600 yıldır kimsenin keşfetmediği bir bölümde eski dökümanlar bulurlar. Bu yeni keşif üzerinde çalşırken, bir grup bilimadamının zaman içinde yolculuk yapmayı gerçekleştirdiğini öğrenirler.
Böylece bu deneyi ilk kez olarak uygulamak onlara düşer ve 14. yüzyılın Fransa\'sına gönderilirler. Fakat ilk bakışta kolay gözüken olayın ne kadar tehlikeli olduğunu kısa zamanda anlayacaklardır
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timelineo3.jpg
Erzurumlu
20-06-2006, 12:29
Eleştiri: Zaman Ötesi'nde Yeni Bir Şey Yok by Anıl Ergin
Zamanda yolculuk kavramı sinemada, özellikle bilimkurgu sinemasında en çok işlenen konulardan birisidir herhalde. En basit bir televizyon filmini bile heyecan verici yapan bir konudur. Geçmişin ya da geleceğin bilinmezliklerine doğru yolculuk yapmak düşüncesi hep heyecan verir. Şöyle bir düşünürsek, Zaman Makinesi, 12 Maymun, Star Trek: Voyage Home veya Pleasentville, Frekans gibi görece olarak daha yeni olan filmler her zaman seyir keyfi vermişlerdir.
Michael Crichton’ın romanından uyarlanan Zaman Ötesi'ni de rahatça bu filmler arasında sayabiliriz. Avrupa’da kazı yapan bir grup arkeoloğun, yanlışlıkla 14. yüzyıla yolculuk yapan bir sistem geliştiren sponsor firmaları sayesinde söz konusu döneme gitmelerini konu alan film, yukarıda adını andığımız örnekler arasında çok sivrilen bir yapıya sahip değil. Fakat bu tabii ki filmi elimizin tersiyle itmemize neden değil. Sadece konu fazlaca dallandırıp budaklandırmadan güzel bir ortaçağ öyküsü anlatılmış.
Aslında Crichton’ın Timeline’ı çok başarılı bir roman olmamakla beraber ilginç bazı noktalara değiniyordu. Bir bilim adamı olmayan fakat yazmış olduğu her kitap için oldukca detaylı araştırmalar yapan ve konuya hakim olmayı başaran yazar, ortaçağa ilişkin pek çok bilgi veriyordu. Tabii ki İlber Ortaylı tadında değildi Crichton’ın verdikleri. Fakat ticari kaygılarla yazılmış bir romanın içinde ufkumuzu genişletecek bilgilere ulaşmak da keyif veriyordu.
Richard Donner her edebiyat uyarlaması filmde olduğu gibi kitaptaki bazı unsurları elemek zorunda kalmış. Film heyecan verici bir konuya sahip olmakla beraber çok düz ilerliyor. 14. yüzyıla giden Profesor Johnston’ı bulmak için arkasından giden arkadaşlarının macerası bir noktadan sonra vasat bir maceraya dönüşüyor. 21. yüzyıldan 14. yüzyıla giden bilim adamları konusu dışında herhangi bir çarpıcılık yok. Profesör Johnston bulunuyor, kovalanıyorlar, terslik oluyor, dönemiyorlar…
Aslında bir yandan oldukça eğlenceli bir film. Fakat örneklerini çok gördük. Özellikle 12 Maymun ve Geleceğe Dönüş gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan filmleri defalarca izledikten sonra etkilemeyi başaramıyor.
Öyküsünün dışında film genel olarak bir Richard Donner filminden beklenen her şeyi veriyor. Aksiyonu eksik değil. Olmaması beklenemezdi zaten. Filmin sonundaki Castlegard kuşatması sahnesi ise yetmişli yaşlarındaki yönetmen için heyecan verici olsa gerek. Filmin ana karakterlerinden olan Marek’in 14. yüzyılda aşık olması ise filme heyecan katan diğer bir nokta olmuş.
Zaman Ötesi fırtınalar koparacak bir film değil. Zaten duyduğumuza gore ABD’de de pek bir hasılat yapamamış. Hatta DVD raflarında indirimli filmler arasına da düşebilir kısa zamanda. Fakat kötü bir film de değil. Belki yönetmen Richard Donner değil de daha farklı biri olsaydı çok daha renkli bir film olabilirdi. Donner aksiyon filmlerinin adamı evet ama böyle derinlik katıp alt metni güçlendirilmesi gereken bir filmde yetersiz kalmış.
Erzurumlu
20-06-2006, 12:30
Frequency (Frekans)
FREKANS
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/frekanstimetravel.jpg
Orj. Adı: Frequency
Yön: Gregory Hoblit Oyn: Dennis Quaid, Shawn Doyle, Elizabeth Mitchell, James Caviezel
Yapım Yılı: 2000
Tür: Bilim-Kurgu-Dram Süre: 119 Dk.
Geçmişle bugünün frekansı tutunca
Zamanda yolculuk gibi popülaritesi yüksek bir konuyu, giderek düşen bir tempoyla anlatan Frekans adlı filmin öne çıkan noktalarından biri 'cast'in başarısı. TV'de ilk kez yayınlanacak olan film kader olgusuna yaptığı vurguyla da dikkatleri çekiyor.
Başarılı bir polis olan John Sullivan, eski telsiziyle 30 yıl öncesinden bazı frekanslar alabildiğini farkeder. Konu üzerinde yoğunlaşınca bu frekansın yıllar önce bir yangında hayatını kaybeden babasına ait olduğunu görür.
Babasıyla eski günleri konuşan John, zaman geçtikçe onun ölmesini engelleyebileceğini anlar. Ne var ki, bu yaptığı bir şekilde tarihin akışını değiştirecek ve o yıllarda üstüste cinayet işleyen bir katilin yakalanmasını engelleyecektir. Bunu farkeden baba oğul, telsiz konuşmaları ile bunu engellemek için mücadeleye girerler. New York Mets ve Cinncinati Reds Amerikan Futol takımlarının, reklam kampanyası için 30 yıl önce giydikleri formalarla bir gösteri maçı yaptığı film, bilimadamlarının ve insanoğlunun her zaman keşfetmeyi hayal ettiği bir buluş olan 'zamanda yolculuk'a odaklanıyor.
Yönettiği Fallen ile bu türe aşina olan yönetmen Gregory Hoblit, ilk kez senaryo yazan Emmerich'in senaryosundan bu konuya el atıyor. Bu tür rollerde hep iyi performans gösteren Dennis Quaid, herkesin sahip olmak isteyeceği bir baba rolünde karşımıza çıkıyor. The Thin Red Line ile yıldızı parlayan Jim Caviezel ise duygusal sahnelerde başarılı. Film başlangıç itibariyle Final Destination gibi etkileyici bir fikirle açılıyor ama senaryodaki eksiklikler sebebiyle giderek zayıflıyor. Ama oyunculuk ve yönetmenlik açısından ondan daha başarılı olduğu da söylenebilir.
Zamanda geçmişe yolculuk yapıp bir şeyi değiştirme fırsatı elde etseydiniz ne yapardınız? Neyi değiştirirdiniz?
John Sullivan için bu soruya verilecek cevap çoktan hazır. 12 Ekim 1969 gecesi kontroldan çıkan bir yangın nedeniyle kahraman bir itfaiyeci olan babasının ölümüyle sonuçlanan trajik olayları olmasını engellemek. Şu anda bir polis olan John o günden bu yana hayatını değiştirien ve onu yalnızlığa iten bu trajik layı değiştirebilmenin hayali ile yaşamıştır. Şimdi John'un eline tam böyle bir fırsat geçer.
Babasının ölüm yıldönümünde bir gün önce, gökyüzünde etkileci aurora borealis fırtınlarının olduğu bir gece kendisine miras düşmüş evde babasının eski radyosunu bulur ve onu kurcalamaya başlar. Bir elektirik kaçağı sonucunda John kendisini tanımadığı birisiyle koşuyorken bulur. İşin garip yönü bu kişinin kendisin bir itfaiyeci olduğunu ve içinde bulunduğu yılın da 1969 olduğunu söylemesidir. Acaba John kendi evinde, 30 yıl önceki kendi babası ile mi konuşmaktadır?
İlk başta ikisi de birbirine inanmaz ama John bu yeni tanıştığı babası Frank'le tüm gece boyunca konuşur ve hayatında ilk defa babasına karşı hissettiği duyguları ortaya döker. John bu sırada babasız büyümesine neden olan trajik olayı önleyebileceğinin farkına varar. Frank'i hayatına mal olacak hatası sonucunda uyararak onun yangından canlı çıkmasını sağlayabilecektir.
Ertesi sabah uyandığında John duvarında babasının yaşlanmış fotoğraflarının bulunduğunu görür. John geçmişi değiştirerek yeni bir şimdinin oluşmasına neden olmuştur. Kafasında babasına ait yeni hatıraların bulunduğunun farkeder. Bunun yanısıra kısa bir süre sonra başka bazı şeylerin de değiştiğini öğrenir. Babasının kurtulması ile başlayan değişiklikler, annesinin de öldürülmesine de neden olan bir dizi seri cinayetin başlamasına neden olmuştur. Şimdi birbirinden 30 yıl mesafe ile ayrı olan John ve Frank zamana karşı yarışıp kaderlerini bir kez daha değiştirecek cinayetin olmasını engellemek zorundadırlar. Fakat Frank kendi zamanında ne zaman bir şey değştirse John yeni bir şimdiyle, yeni bir gerçeklikle uyanmaktadır.
Erzurumlu
20-06-2006, 12:34
Zaman Polisi (Timecop)
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/zamantuneli.jpg
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/zamangezgini2.jpg
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/zamangezginii.GIF
Günümüzün silahlarıyla geçmişe yolculuk yaparak altın taşıyan atlı arabaları soyan bir grup zaman yolcusu
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/Timecop1.jpg
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timemachh.jpg
Bilim Kurgu / Aksiyon
Yönetmen
Peter Hyams
Senaryo
Mark Verheiden , Mike Richardson
Görüntü Yönetmeni
Peter Hyams
Müzik
Mark Isham
1994, Japonya / ABD , 98 dk.
Oyuncular
Jean-Claude Van Damme (Max Walker) , Ron Silver (Senatör Aaron McComb) , Mia Sara (Melissa Walker) , Bruce McGill (Eugene Matuzak) , Gloria Reuben (Sarah Fielding)
Zaman yolculuğunun icadıyla birlikte zengin olmak isteyen pek çok suçlu geçmişe yolculuk yaparak bunu denemektedir. Hükümet, örtülü ödenekten T.E.C. adı verilen özel bir zaman polisi birimi kurar. Max Walker (Jean-Claude Van Damme) da bu birimin başarılı memurlarındadır.
Senatonun bu birimden sorumlu komisyonunun başkanı olan Senatör McComb (Ron Silver), başkanlık yarışını destekleyecek finansman bulabilmek için zaman yolculuğunu kendi menfaatine kullanmaya başlamıştır.
McComb, bunu engellemeye çalışan Walker'ın karısını öldürünce aralarındaki savaş artık kaçınılmaz olmuştur...
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/zamanpolisi2.jpg
Yıl 2004. Zamanda yolculuk artık sadece bir gerçek değil aynı zamanda geçmişi değiştirmek, geleceği şekillendirmek ve suçu önlemek içinde bir fırsat. Walker, zamanı yeniden yaratarak Beyaz Saray'a ilerlemek isteyen hırslı ve zalim bir politikacı olan Senator McComb ile tanışır. Amansız bir takip sonucu 1994 yılında onu bulur. Senatörü ele geçirmek üzereyken kendi yarım kalmış geçmişi ve karısıyla karşılaşır.
Zaman Makinesi-H.G.WELLS-Kitabın özeti: Time Machine
Erzurumlu
20-06-2006, 12:36
KİTABIN ÖZETİ
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timemachinetr.jpg
Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, değerli bir bilim adamı, İngiltere'deki evinde misafir ettiği konuklarına bir gösteri sunar. Bu gösteride, kendi yarattığı bir cihazı herkesin gözü önünde yok eder. Hayretle ne olduğunu soran gözlere, verdiği cevap, şekli kafese benzeyen bu aleti zamanda bir yolculuğa çıkarttığıdır. Misafirler, bilim adamına karşı saygılarından, bu açıklamayı duyduktan sonra akıllarına ilk gelenleri söylemezler, sadece ufak tepkiler vermekle yetinirler. Kimse farkında olmadan bilim adamı, büyük bir tutku ile içerdeki başka bir odaya girer, misafirler yemekteyken, diğerlerinin haberi olmadan bir insanı taşıyabilecek büyüklükteki ikinci bir zaman makinesi ile yolculuğa çıkar. Geriye döndüğünde, misafirler sadece bir kaç dakikalarını harcamışlardır. Oysa bilim adamı günlerdir hiç yıkanmamış bir insan görüntüsündedir. Üstü başı kir içindedir, yıpranmış ve yorgun görünmektedir. Neler olduğunu anlamayan misafirlere hikayesini anlatır.
Misafirlerden editörlük yapan arkadaşı, bunu bir haber yapacağını düşünerek diğerleri gibi bilim adamının anlattıklarını can kulağı ile dinler. Zaman gezgini bilim adamı, yolculuğunu anlatırken, ilk önce güneşin ve ayın daha hızlı hareket ettiğinden söz eder. Daha sonra zaman makinesindeki manivelaları daha çok çevirerek hızını artırdığından söz eder. Çevresindekilerin jet hızında değiştiğinden, bir süre sonra evinin duvarlarının kaybolduğundan ve makinadaki zamanı gösteren cihazın sıfırlarının arttığından sözeder. Dışarıda insanlığın bir savaş yaşadığını, evlerin yıkıldığını farketmiştir. Büyük bir yıkım gözlerinin önünden birkaç dakikada geçer. Gerçekte ise bu sürecin çok uzun olduğunu zaman sayacından farketmiştir. Etraf bir süre sabit karanlığa gömülmüş daha sonra tekrar ağaçlar ve bitkiler yeşermeye başlamıştır. Güneş tekrar gökyüzünde hızlı dairesel hareketine başlamıştır. Tekrar ay ve yıldızları görebilmektedir. Yıldızların uzun süreli yer değiştirmelerini hızlı bir film seyreder gibi gözlemleyebilmektedir.
Sonunda zaman makinasının üstünedeki manivelaları ters yöne çevirmeye başlar. Güneşin hareketinin yavaşladığını hemen farkeder.Zamanda yaptığı yolculuk yavaşlayan bir ivme ile sona erer. Zaman gezgini, zamanda ileri doğru bir yolculuk yapmıştır. Durduğunda yemyeşil cennet gibi bir yerdedir. Etrafında bugünkü insanlardan daha kısa boylu, sürekli gülen ve sevgi içinde yaşayan herkesin tek tip kıyafet giydiği bir toplum vardır. Toplulukla kısa sürede ilişki kurar. Bu toplulukla konuşmayı beceremese de, sevgi dolu topluluk onu hemen kabul eder. Bu topluluktan en yakın arkadaşı bir geleceğin kadın insanıdır. Bu arkadaşı ile dünyayı kısa sürede keşfeder.
Geleceğin dünyası cennet gibi bir yerdir. Kimse kimse ile kavga etmemekte, topluluk zamanını tarım ve çiftçilik dışında geceleri ateşin etrafında şarkılar söyleyerek geçirmektedir. Zaman gezgini bile kısa sürede bu şarkılara kulağını alıştırarak mutlu vakit geçirmeye başlamıştır. Zaman yolculuğu sırasında gördüğü yıkım onu korkutmuş olsa da, dünyanın bu hali ona inanılmaz gelerek çok mutlu etmiştir.
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/timemachineWELS.jpg
İlerleyen günlerde zaman makinesinin ortadan kaybolduğunu farkeder. Bu sevimli dostlarının makineyi bir yere götürdüklerinden şüphelenir. Fakat daha sonra farkeder ki, bu dünyada yalnız bu tek tip geleceğin insanları yaşamamaktadır. Yer altında, farklı bir evrim geçirmiş ve yiyecekleri tükendiği için bu sevimli insanları bile yiyen bir tür yaşamaktadır. Geleceğin sisteminde yer altında kurulan büyük endüstiriyel şehirler, gözlerini karanlığa alıştırarak evrimleşen geleceğin ikinci insan türünden yukarıdaki mutlu topluluk da çok korkmaktadır.
Zaman gezgini, makinesini tekrar ele geçirip, geriye dönebilmek için, karanlık dünyaya iner. Fakat yer altında, vahşi denebilecek bu toplumdan o da korkar, tam aklını kaçırmak üzereyken zaman makinesine ulaşır ve geri döner. Masada hala yemek yemekte olan misafirlere hikayesini anlatır. Kendisi bile bir an için rüya gördüğünü düşünür, fakat herkes kanayan ayağının ve elinin yüzünün kir içinde olduğunun farkındadır.
Yemeğin sonunda editör arkadaşına bir kaç gün sonra daha detaylı görüşmek üzere randevu verir. Bir kaç gün sonra editör arkadaşı geldiğin de, bilim adamını elinde bir kamera ve sırtında bir çantayla görür. Bilim adamının ona birkaç dakika sonra herşeyi ispatlayacağını söylemesine bir mana veremez ve içerideki odaya girerken o da masanın üzerindeki gazeteyi okumaya başlar. Biraz sonra çığlığın geldiği odaya girer, fakat bilim adamını göremez. Zaman makinesi olduğu iddia edilen nesnenin de odada olmadığını fark ederken, bilim adamını sonsuza dek bekleyeceği aklına gelmemiştir.
GEÇMİŞE YOLCULUK VAR !
Einstein izafiyet teorisini ortaya attığından bu yana, fizikçiler dünya üzerinde dört boyut bulunduğunu kabül ediyorlar.O zamana kadar bilinen ve kabül gören üç boyut olan uzunluk, yükseklik ve genişliğe ek olan diğer fiziksel boyut ise zaman olarak biliniyor.Matematiksel olarak da kabül gören 4'üncü boyut, diğer üç boyuta eşit değer taşıyor.Ancak insanlar dünya üzerinde üç boyutta, her yönde hareket edebiliyorlar yani, yukarı ve aşağı, sola ve sağa, ileri ve geri. Ancak zamanda sadece ileri doğru hareket edebiliyorlar, zamanda geriye doğru hareket hiçbir zaman gerçekleşmiyor.Fakat fizik kanunlarında, zamanın geriye doğru hareket edemeyeceğini söyleyen bir kural mevcut değil.Zaten Einstein'in bu konuda ispatladığı hareket denklemi de zaman geriye döndürüldüğünde gayet iyi çalışıyor.Ancak henüz hiç kimse zamanda geriye seyahat etmeyi başaramadı.
Zamanın iki yönlü ya da tek yölü bir yolculuk olup olmadığı konusu, Aziz Agustin'in ''zaman geçici bir şey midir, yoksa her zaman mevcut olmuş mudur'' sorusunu ortaya atmasından bu yana 1500 yıldır insanların kafasını kurcalamayı sürdürüyor.Bundan tam 100 yıl önce H.G.Wells, The Time Machine/ Zaman Makinası adlı romanında bu konunun fizikçilere araştırılmasını önermişti.Mekanda (gerçekte mekan-zaman) istenen yönde yolculuk yapılabildiğine göre, acaba ''zaman içinde de istenen yönde seyahat edilebilir mi'' proplemi teorik fizikçilerin zihinlerini kurcalıyor.
İzafiyet Teorisi nedir?
Tam Türkçesi ''Görecelik Teorisi'' olan izafiyet teorisi üç bölüme ayrılır.Bir bölümü çeşitli hızlardaki araçlar veya maddelerde geçen zamanın, uzay-zaman içinde değişik konumlarda bulunan gözlemcilere göre ''göreceli'' olduğunu varsayan bir teoridir.Ünlü fizikçi Einstein, sonlu ve eğrisel olduğunu düşündüğü evrenin dört boyutlu olduğunu, dördüncü boyutun zaman olduğunu ileri sürmüştü.Mesela ışık hızına yakın bir süratle giden bir uzay gemisini, dünyada ikizi bulunan birinin kullandığını varsayalım.10 yıllık bir seyahate çıkıp dünyaya geri döndüğünde, uzay gemisini kullanan ikiz, dünyada kendisini bekleyen ikizinden daha genç olarak dünyaya ayak basacaktır.Uzay gemisini kullanan ikiz ışık hızına yakın bir süratle hareket ettiği için, onun saatiyle on yıl , dünyadaki kardeşinin saatiyle 15-20 yıl olabilecektir.
ZAMAN MAKİNASI
Ahlak bilimciler bu durumu hilekarlık olarak nitelendiriyorlar.Onlara göre eğer mevcut doğa gerçekten zamanın geri gitmesine izin veriyorsa, bunu gerçekleştirmenin de bir yolu olmalıdır diyorlar. Son günlerde Princeton Üniversitesinden bir fizikçi, kuramsal olarak zamanda geri yolculuk yapmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı.
Erzurumlu
20-06-2006, 12:37
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/JRichardGott.jpg
Fizikçi Richart Gott'un bu teorisi, son derece saygın bir fizik dergisi olan Physical Review Letters'da yer aldı.Bu teori, Einstein'ın İzafiyet Teorisi'nden yola çıkarak hayali bir zama makinası yaratıyor ve şunu öne sürüyor: ''Zaman ve uzay her ikiside çok geniş kütlelerle karşılaşınca veya ışık hızı civarında bir süratle hareket edince kırılıyorlar.''
Bu öneriyi ortaya atan ilk kişi Gott değil.1988 yılında, California Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren teknoloji fizikçisi Kip Thorne ve iki çalışma arkadaşı da kendi teorik zaman makinalarını ortaya çıkarmışlardı ve bu çalışma da aynı derginin eski sayılarından birinde yayınlanmıştı.
Caltech adı verilen bu zaman makinası, fizikçiler tarfından karadeliklerin çekirdeğinde bulunduğu kabül edilen, kurtdelikleri içinde hareket etmeyi mümkün kılıyor. Karadeliğin çekirdeğindeki yoğunluk ve çekimin altında uzay, bir tünel meydana getirecek şekilde eğriliyor.Bu tünel dünyanın herhangi bir yerinde rastlanacak olan atom parçacığından bile daha dar olarak teşekkül ediyor.Tünelin bir ucundan giren herhangi bir cisim, diğer uçtan derhal dışarı çıkıyor, hatta bazı özel durumlarda geçmişe de hareket ediyor.Bu zaman makinesinin kullanılmasının ne derece mümküm olduğunu görmek oldukça zor.Zaman makinesinin, içinde insan karadelikteki ezici basınçtan etkilenmemeli ve tek bir atomdan bile daha dar olan ucundan dışarı çıkabilecek şekilde kendini küçültmeli. Daha da fazlası kurtdeliği, patlamaya meyilli olduğu durumlarda, hemen arkasından bir ikincisi meydana gelmeli vebir açıdan bu tüneli açık tutmayı sağlamalıdır.
Bu konuda Gott'un fikirleri de şöyle: '' Thorne'un bu makinesi fazla akıllıca bir şekilde düşünülmemiş. Ancak bu fikir benim de yola çıkarak başka türlü bir zaman makinesi ortaya çıkarmamı sağladı.Gott'un zaman makinesi Thorne'nunkinden daha basit. Karadelikler ve kurtdeliklerine yer vermiyor.Sadece ışık hızında hareket eden bir uzay gemisi ve uzaydaki kozmik hatlara yer veren bir teori.Aynen kurtdelikleri gibi kozmik hatların evrende varolsa da olmasa da, sadece teorik düşünceler açısından varlıkları kabül ediliyor.
SABİT SICAKLIK
Büyük patlamadan kısa süre sonra ortaya çıkan ve erken evren dönemindeki enerji sahalarını tarif eden teorilere göre, fizikçiler doğru koşullar altında çok uzun, çok ince hatlar halindeki saf enerji hatlarının soğuyacakları yerde ısılarını sabit tuttuklarına inanıyorlar.Bu enerji hatları son derece ince olmasına rağmen bir o kadar da yoğunlar.
Öylesine yoğunlar ki her santimetre karesinde binlerce trilyon ton kütle bulunuyor.Bu büyük kütle enerji hattının etrafındaki alanın bükülmesini sağlıyor.Böylece uzay bükülmüş bir mercek haline geliyor.Aynı ışı kaynağından, örneğin bir yıldızdan yola çıkan iki ışın, tamamen değişik iki yoldan hareket edebilirler.Enerji hattının iki ayrı yüzünden hareket eden ışınlar, hareketlerini aynı yerde noktalarlar.Bu teorinin odak noktası şuradan kaynaklanıyor, iki ışının izlediği yolların uzunluğu, ışık kaynağının pozisyonuna göre birbirinden farklı olabilir.Işığın her zaman aynı hızla hareket ettiği de ispatlanmış olduğundan, bu iki ışından bir tanesinin hedefine ulaşmasının daha uzun sürdüğü anlaşılır.
İşte Gott'un zaman makinesini ortaya çıkaran değişiklik de bu.Işık hızının yüzde 99,9999'u hızıyla giden ve iki yoldan kısasını seçen bir uzay gemisi hayal edin.Kuramsal olarak uzay gemisi ışın enerji hattının uzak noktasına, uzun yolu seçen ışınla aynı zamanda varacaktır.Gerçekte, gemi ışıktan daha hızlı uçuyor.Böylece kabül edilen izafiyet kanunlarınca zamanda geriye doğru hareket ediyor demektir.Karışık sebeblere göre, uzay gemisi enerji kaynağının etrafında tam bir tur yapmalıdır; bunu tek bir hat değil, birbirini neredeyse ışık hızıyla geçen iki enerji hattı gerçekleştirilebilir.Her bir hatta gelişte yeniden enerji yüklenmektedir.İşte üzerinde çalışılması gereken esas konu da budur.Gott çalışmaları konusunda şunu söylüyor: ''İzafiyet Teorisine diğer fizikçilerden ve astrofizikçilerden çok fazla ilgim var.''
Bunu sebebi fizikçilerin gerçekten zamanda geriye doğru yapılacak bir geziye inanmamaları değil.Bu seyahat gerçekleştiği taktirde fiziğin esas kurallarından bazılarını tehdit edecektir.Bir etkinin bir sonuçtan önce gelmesi neyi ifade eder? Eğer bilim kurgu gibi düşünülürse, zamanda seyahat eden bir insan geçmiş zamanlara dönerek, kendi büyükannesini daha erken yaşta öldürebilir.Böyle bir mevhum şimdilik mana ifade etmiyor, ancak Gott ve Thorne'nin teorileri doğrulanırsa bunun bir manası olmalıdır.Gott bu konuda şöyle söylüyor: ''Bir noktada fizik mekanizma oluşturmalıdır.Bu sayede bazı şeylerin yasak olduğunu veya onlarla yaşamayı öğretmelidir.'' Elimizdeki iki örnek, bu paradoksu daha fazla görmezlikten gelemeyeceğimizi ortaya koyuyor.
Yasal Uyarı: !!
Hiçbir yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir.
Kaynak gösterilmek şartıyla siteden alıntı yapılabilir. / Copyright (c) Cetinbal
Tüm Hakları Saklıdır ©
Turkceforum.biz

Powered by vBulletin® Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.