PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN

FORUMA GİT : Barış Manço


siηaη
03-08-2006, 07:21
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

2 ocak 1943 saat 02:00 civarı Bağlarbaşı-Üsküdar semtindeki Zeynep Kamil Hastenesi'nde dünyaya gelen Barış Manço, 31 Ocak 1999 akşamı (1 Şubat değil; hastaneye saat 23:30 da getirildiğinde yaşamını 1 saate yakındır yitirmişti.) Türk Müziği'nde büyük devrimler yapmış ve adını altın harflerle yazdırmış bir sanatçı olarak aramızdan ayrılıverdi.

İsmail Hakkı Bey ile Rikkat Uyanık Hanım'ın ikinci oğulları olarak, ekmeğin karneyle dağıtıldığı ve İkinci Dünya Savaşının en kızgın olduğu zamanda dünyaya gelen Barış, 2 yıl önce dünyaya gelen abisinin "Savaş" ismini almasından sonra, ailesinin "artık dünyaya Barış gelsin" diye düşünmesinden dolayı barış diye adlandırılıyordu. Daha sonraları 7den 77ye isimli proğramı aracılığıyla, Türkiyedeki ilk Barış isimli kişinin kendisi olduğunu ögreniyordu.

Bit salgınının ortalığı kırıp geçirdiği bir dönemde ilkokula başlayan Barış, kendisine ta o zamanlar Barış Çelebi lakabını getirecek bir şekilde okul değiştirmek zorunda kalıyordu. İlkokula Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda başlayan Barış, 4. Sınıfı Ankara Maarif Koleji İlkokulu nda, 5.Sınıfı da yine Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda okuyordu. İlkokul bitimi Galatasaray Lisesi yılları başlıyordu. Galatasaray Lisesinde okuyan abisi Savaş Manço nun okuldaki lakabı "Ayı" idi. Barışın da Liseye gelmesinden sonra lakapları "Büyük Ayı" ve "Küçük Ayı" olarak değişiyordu. 1957 yılındaki Şeker Bayramında çok sevdiği Babaannesi Nimet Hanım ı (Gülpembe) yitiren Barış, 1958 yılında ilk defa sahneye çıkıyordu. 1958 in Mart ayında yeğeni Aysel in evlendiği akşam, Moda Düğün Salonunda Elvis Presley den iki şarkı söyleyen (bunlardan biri "Jailhouse Rock" dı) Barış, o gün abisi Savaş Mançoya, belkide hayatındaki yapacağı en önemli şeyi söylüyordu: "ben çocuklara şarkı söyleyeceğim". 1959 yılının Nisan başında Galatasaray Lisesi konferans salonunda ilk resmi konserini veren Barış, 4 Mayıs 1959 da babası İsmail Hakkı Bey in ani ölümüyle sarsılıyordu.

O zamanlar "borçlu sınıf geçmek" diye bir adet vardı, şöyle ki: Eylül'de tek dersten ikmal imtihanını veremezsen, ilerde vermek üzere bir üst sınıfa geçilebiliyordu. Barış'ın 8'inci sınıftan (57-58) müzik dersinden borcu vardı. 58-59 yılındada bu dersin imtihanını veremedi ve 10'uncu sınıfa geçtiği halde bir yılı evde geçirmek zorunda kaldı ama bu yıl boşa geçmedi: Daha önceleri kendi kendine gitar çalmayı öğrenen Barış'a, Klasik Türk Müziği Öğretmeni olan annesi Rikkat Uyanık Hanım, kızkardeşi İnci'nin piyanosunda müzik dersleri verdi ve tanıdığımız Barış Manço'yu hazırladı.1962 yılına gelindiğinde Galatasaray Lisesinde 11. sınıfı geçemeyen Barış, bir an evvel Paris'e gidip, Güzel Sanatlar Akademisinde okumak ve şarkıcı olarak tanınmak istediğinden Özel Şişli Kolejine gider ve 1963 yılında bu okuldan lise diplomasını alır.

1963 yılında Salyangoz yüklü bir kamyonun tercüman-şoför yardımcısı olarak Istanbul dan Lyon a, oradan da otostopla Paris'e giden Barış, burada Güzel Sanatlar Akademisinde okumak istiyordu. Daha sonraları maddi sıkıntılar ve Belçika da yaşamakta olan abisi Savaş'ın yanında kalmak için Liêge şehrine gider. Burada bazen Türk işçilerine tercümanlık yaparak, bazen garsonluk yaparak veya Türkiye den getirttikleri filmleri orada yaşamakta olan Türk işçilerine göstererek geçimlerini sağlıyordu iki kardeş. Arada bir de Paris e giderek plak şirketleriyle görüşen Barış, ünlü Fransız komedyen Henri Salvador un şirketinden 1964 yılının sonbaharında 4 parçadan (Baby Sitter, Jenny Jenny, Quelle Peste ve Un Amour Que Toi) oluşan bir EP çıkarır. O zamanlar biraz kilolu olduğu için ilk önce zayıflaması gereken Barış, 1964 yazını bu iş için kullanır. 1965 in Ocak ayında, Adamo ve France Gall'inde katıldıkları bir programda, Paris'in meşhur Olympia müzikholünde arkasında Franck Pourcel orkestrası ve Swingle Singers le beraber plağından iki şarkı okudu Barış: Babysitter ve Jenny Jenny. Fakat bu konser sonrasında, kendi olağanüstü yeteneği ve annesi Rikkat Uyanık Hanımın dışında müzisyenlik hayatını etkileyen biri çikar karşısına: O gün Barış'ı izleyen Europe-1 radyosunun sahibi Daniel Filipacchi, Barış'ın aksanını beğenmediğini ifade ederek plağın radyosunda yayınlanmasını yasakladı. Barış bu işe çok kızdı ve "bundan böyle sadece Türk şarkıcısı olacağım" kararını verdi. Neticede Barış öncelikle okulunu düşünür oldu.

1967 yılında Hollanda da büyük bir trafik kazası geçirdi Barış. Bu kazanın kendisine hatırası ise, bıyığının altındaki kesik izidir. Bu kesiği kapatmak icin bıyık bırakmaya basladı. Bıyığı uzayınca, saçi da uzamaya başlayan Barış ın,otomatikman elbiseleride başlar aşağı doğru sarkmaya, saçaklar, püsküller derken, kendisine ilerde "Mao'cu, Ülkücü gibi yakıştırmalar getirecek gerçek dış görünüşünü buldu. Bu yakıştırmalar sonucunda, Moğollar la yapılan bir turne sırasında Kütahyada münibüsü bile bombalandı.

Vatani görevine 1972’de yedek subay olarak Edremit’te başlayan Barış, bir takım pürüzler nedeniyle 19 ay 26 gün askerlik yapmak mecburiyetinde kalıyordu. Askerden tezkere aldığının ikinci günü 2 Aralık 1973’te ilk video klibini Hey Koca Topcu-Genç Osman adlı şarkıya yaptı. Bu şarkıyı Polatlıda geçen topçu asteğmen günlerinin etkisiyle, bir anı olarak yapmıştı.

Barış Manço, ilk evliliğini Belçika’da bulunduğu yıllarda yaptı. Bir giysi mağazasında satıcı olarak çalışan Marie-Claude adlı bir kızla tanıştı ve tam 6 yıl beraber yaşadılar. Arkasından 31 Ocak 1970 günü Liêge'de evlendiler ama 6 ay kadar sonra, 16 Temmuz 1970 günü ayrıldılar. Barış in okul hayatında ve geçimini sağlamasında Maria Claude in rolü büyüktür. Gerçek hayat arkadaşını, ‘benim her şeyim’ dediği Lale Manço'yu, 1975 yılında buldu. Bütün Türkiye nin bildiği bir tanışmaları vardır Lale ve Barışın. Çiftin tanışması bozuk bir telefon sayesinde oldu. Ablasına misafirliğe gelen Lale, telefon bozulunca eniştesinin arkadaşı olan üst kat komşusuna telefon etmeye çıkar. Kapıyı açan Barış Manço'ya 'Telefon edebilir miyim?' diye sorar Lale. Aldığı yanıt ise çok ilginç olur. 'Benimle evlenirsen edebilirsin'. 'Neden olmasın' diyen Lale Manço, içeriye girerek telefonunu eder ve parasını ödemeye kalkınca aldığı yanıt karşısında şaşkına döner. 'Nasıl olsa evleneceğiz ne parası'. Ve 1978 yılında bir nikah töreniyle resmen yaşamlarını birleştirirler. Şakayı çok seven Barış düğünde Nikah Şekeri niyetine Lale yle beraber doldurduğu bir plağı dağıtır. Plağın A yüzünde birbirlerini seven bir cçftin aşklarını dile getirdikten sonra kavga ettikleri bir konuşma vardı. İkinci yüzünde ise Barış kendi deyimiyle "kendi mutluluk öykülerini anlatacakları" bir parça hazırlamıştı. 19 Mayıs 1981'de Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984'te de Batıkan Zorbey dünyaya gelir.

1960'lı yıllarda Türkiye'de Hafif Batı Müziğinde Hayati Kafe, Erol Büyükburç, Metin Ersoy fırtınası esiyordu. Barış da aklına koymuştu bu dünyanın içine girmeyi. Henüz 15 yaşında iken 1958 yılında Galatasaray Lisesindeki arkadaşlarıyla kurduğu grubu Kafadarlarla "Barış Manço ve Kafadarları" ismiyle sahne alıyordu. Bu dönemlerde daha çok o sıralarda tutulan parçaları çalan Barış ve Arkadaşları, Okul bitince dağılıyorlardı. 1962 yılında Barış Manço ilk 45 liği Twistin Usa / The Jet i Harmoniler le kaydediyor ve Grafson plakdan satışa sunuyordu. "Neden Türkçe değil" mantığıyla da o yıllarda Çit Çit Çedene, Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar ve Kızılcıklar Oldu mu?(Barışın annesi Rikkat Uyanık Hanım ın derlediği bir türkü) isimli türkülerini kaydediyordu.

1964 yılında Fransa'da 4 parçadan oluşan EPyi çıkardığında, o zamanlar radyoda program yapan Engin Arman Paris den gelen Plağın üstünde koskoca Barış Manço yazısına rağmen, plağı, “Fransa’da müzik yapan genç şarkıcı Bari Manso” olarak sunar. Programı dinlemekte olan Barış Manço nun annesi Rikkat Hanım ayağında terliklerle evinden fırlar ve İstanbul Radyosuna giderek, “yaa, benim oğlumdan bahsediyorsunuz, onun adı Barış Manço’dur" der.

Fransa daki bu maceradan sonra, Belçikada bulunduğu yıllarda Les Mistigris (Mistigris Siyam’da bir vahşi kedi türü anlamına geliyor) isimli, Belçikalı ve Martinik li müzisyenlerden oluşan gruba katıldı. Bu grupla 1967 nin başına kadar beraber çalıştı ve Aman Avcı Vurma Beni ve Bizim Gibi (Kol Düğmeleri isimli parçanın bir önceki hali) gibi parçaları kaydetti. Bu grupla Almanya, Belçika, Fransa gibi ülkelerin dışında Türkiyede de konserler verdi. Fakat grup üyelerinin ülkeye girip çıkmasında ve kalmasındaki problemlerden dolayı "yerli" bir grupla çalışmayı tercih etti.

1967 yılından itibaren 1969 yılına kadar sürecek Kaygısızlar dönemi başladı. Bu grubun üyeleri arasında, günümüzde MFÖ olarak tanınan gruptan Mazhar Alanson ve Fuat Güner de vardı. Kaygısızlar, bir çok yerde yazılıp çizildiği gibi Barış Manço'nun kurduğu bir grup değildi. Kendisine grup arayan Barış Manço Sıtkı Acim'in yardımıyla Kaygısızlar'la çalışmaya başlar. Bu grupla kendi müzikal çizgisini bulma yolunda ilerleyen Barış, Kol Düğmeleri, Unutamıyorum gibi kendi bestelerinin dışında, Bebek, Derule, Kağızman gibi türküleri de kaydetti, Karanlıklar İçinde ve Keep Lookin parçalarında da yabancı bestecilerin şarkılarından yararlandı. Yine bu grupla yurtdışına açılma konusunda faaliyetler gösterdi ve Fransada, 1968 yılında ilk defa kaydettikleri Trip' i ve Susanna isimli parçayı single olarak çıkartmaya çalıştı. Özellikle Trip adlı parçayı mükemmel bir şekilde yeniden kaydeden grup elemanlarının "biz yurtdışında yapamayacağız" demeleri üzerine Barış ve Kaygısızların yolları bir süre sonra ayrıldı. Kaygısızlar grup olarak dağıldı ama Barış Manço nun plaklarında Onu yanlız bırakmamak için stüdyoda biraraya geldiler.

Kaygisizlarin Avrupa’da kariyer yapmaya yanaşmayışları Baris'i yeni baştan Avrupa’da yabancı bir grupla çalışmaya itti. Londra Hyde parkta tanisitigi İngiliz Jonathan Glemser (Yardbirds un ilk gitaristi), Amerikalı müzikolog Jonathan, Tunuslu davulcu Mounir ve Kafkasyali basgitarist Onkan dan oluşan Barış Manço- Ve adını verdiği grup böylece kurulmus oldu. 4 ayri ülkenin kültüründen gelen müzisyenler, 4 ayri müzik anlayisi ve icrasi icinde bir cok yeni seyler ögrendi Baris. Bunun bir ürünü olarak bugün 7 den 77 ye herkesin ezbere bildigi Daglar Daglar isimli parcasini bu grup zamaninda kaydetti. Bir cok yayin organinda belirtildigi gibi bu parca Keban dan gelirken bestelenmemistir. Baris in Keban a gitmesi daha sonraki yillarda olacaktir. Baris bu parcayi kisa bir süre evli kaldigi Marie Cloud icin ve annesine "senin oğlun alaturka söyleyemez" diyen Müzeyyen Senar gibi müzisyen dostlarına cevap olsun diye besteledi. Kol Dügmeleri, Bebek, Kagizman gibi parcalarla ismini duyuran Baris Daglar Daglar'in cikis tarihinden dört ay sonra 700 bin satinca müzik dünyasindaki o dönemin büyükleri olan, Cem Karaca, Erkin Koray ve Mogollar in arasinda buldu kendini.

Yabanci gruplarla yasadigi sorunlar sebebiyle yine grubundan ayrilmak zorunda kaldi Baris. Fakat 1971 yilinda bu sorunu cözdü. Avrupa dada kariyer yapmaya merakli olan, Anadolu Pop müziginin öncüsü olarak kabul edilen Mogollar la beraber Fransa da calismaya basladi. Bu grupla Iste Hendek Iste Deve, Katip Arzuhalim ve Binboganin Kizi isimli parcalari kaydeden Baris, Mogollar in tek baslarina kaydettikleri Danses et Rythmes de la Turquie D'hier A'Aujourd'hui (Bu LP Türkiye'de piyasaya Anadolu Pop adi altinda çikti) isimli albümle basarili olmalari ve hatta bir önceki yil Jimi Hendrix in, bir sonraki yil Pink Floyd un kazandigi "Academie Charles Cross Grand Prix Du Disque" isimli ödülü kazanmalari ve tamamen yurtdisinda calismak istemeleri sonucunda, ayrilma karari aldilar.

Mogollar dan Engin Yörükoglu yla beraber yurda dönen Baris, Celal Güven, Ohannes Kemer, Özkan Ugur ve Fuat Güner gibi müzisyenlerle beraber ölümüne dek kendisinden ayrilmayan Kurtalan Eskpres isimli grubunu kurdu. 1972 de Kurtalan Ekspres le ilk 45 ligi, Ölüm Allah'in Emri / Gamzedeyim Deva Bulmam piyasaya sunulduktan sonra 20 aya yakin bir süre, askerlik sebebiyle müzikden ayri kaldi. Bu süre zarfinda daha önceden hazirlanmis olan Lambaya Püf De / Kalk Gidelim Küheylan 45 ligi piyasaya sürüldü. Askerden döner dönmezde Gönül Dagi / Hey koca Topcu Genc Osman yayinlandi. 1975 yilinda Baris Manco ilk Long Play ini hazirlar. Baris Manco bu albüm icin özel olarak stüdyoya girmedi. Ellerindeki birikmis parcalari 45 lik olarak cikartmanin zor olacagini düsünerek albüm yapmaya karar verilir. Daha önce yayinlanan Dünden Bugüne isimli albüm Baris Manco nun Sayan Plak zamaninda cikardigi 45 liklerden toplama olan bir albümdü. Böylelikle 1975 ylinda Türkiye nin sayili senfonik rock albümlerinden "2023" piyasaya cikti. Albümde yine Türkiye nin sayili Rock Operalarindan "Baykoca Destani", Türkiye Cumhuriyetinin 100. yilini konu alan 2023 giibi parcalar yer aldi. 1976 yilinda yine Avrupa'da kariyer yapma ümidiyle calismalarina basladi. Hemen hemen bütün bir yili Belcika da geciren Baris, bir Amerikan firmasi olan CBS ile anlasma sagladi. Büyük bir bölümü George Hayes Orchestra siyla kaydedilen Barish Mancho (Ayni yil Türkiye de Nick The Chopper olarak piyasa cikar) isimli albüm 1976 yilinda, ilk önce Belcika ve Hollanda da, daha sonra Fransa, Fas, Fildisi Sahilleri gibi ülkelerde piyasaya cikti. Baris bu albümüyle, bekledigi basariyi elde edemez ama beklemedigi basarilarda elde etti. Örnegin Fas, Romanya gibi ülkelerde albüm, icerdigi dogu karakterinden dolayi, liste basi oldu. Sonucta Ingiltere deki Rainbow konserine ve diger promosyon konserleri sirasinda Baris in hasta olmasi gibi sebeplerden dolayi, albüm yaklasik olarak 17-18 ülkede dinlenmesine ragmen, Baris in Avrupa da kariyer yapma hayalini sona erdirdi.

1978 de Lale Caglar la ikinci evliligini yapan Baris, 1979 yilinda bomba gibi müzik dünyasina geri döndü. Cok sevdigi Kurtalan Eskpres iyle Yeni bir Gün isimli albümünü cikaran Baris, Sari Cizmeli Mehmet Aga, Gesi Baglari, Aynali Kemer Ince Bele gibi parcalariyla yeri gögü inletti. Bu albümle baslayan hic dinmeyen basari süreci, 1980 yilindaki Hal hal / Egri Egri Dogru Dogru Egri Bugru Ama Yine De Dogru 45 ligiyle, 1981 yilinda Sozum Meclisten Disari albümüyle, 1983 yilinda Estagfurullah...Ne Haddimize! albümüyle sürüp gitti.

Büyük birikiminden her yas kusaginin yararlanmasini istediginden, biraz da seyyah olup,dünyayi gezmek istediginden dolayi, 1988 yilinda TRT 1 televizyonuna bir teklifte bulundu. ‘‘Çocuk ve aileye yönelik egitici ve eglendirici bir dünya belgeseli’’dir düsündügü. Yayina girdigi ilk gün milyonlarca izleyiciyi ekran basina toplayan ‘‘Baris Manço ile 7'den 77'ye’’, böylelikle onun bir baska yavrusu oldu, ölümünden birkaç zaman öncesine kadar. Program çekimleri icin olusturulan TV ekibi, Ekvator'dan Kutuplar'a kadar yerküre üzerinde 150 degisik ülkeye giderek 500 bin km.'den fazla yol katetti. Bir baska deyisle, Baris Manço dünyanin çevresini 12 kez dolasmis oldu. Devlet baskanlari, dünyaca ünlü sair, düsünür ve yazarlar, astronotlar, sporcular, süperstarlar da konuk oldular Baris'a. Bu program Türk Televizyonculugunda ulasilamamis pek çok rekoru da elde ederek ayri bir basariya ulasti.

Yüregindeki çocuk sevgisi, kendi çocuklariyla sinirli kalmayip dünyanin tüm çocuklarini sarmaya, sorunlarini, dertlerini dinlemeye itti Baris Manço'yu... Ak saçlarinin örttügü bedenindeki yüregi çocuklarin gülümseyen yüzlerinde hayat buldu... Toplumdaki bozulmaya kayitsiz kalmamak, kendince birseyler yapmak için politikaya da soyundu. 30 yildir yapmak istedigi ve uygulamak için firsatini kolladigi projelerini DYP'den yapilan teklifle birlikte 'Hayata geçiririm' umudu basladi. "Neden siyaset, üstelik bu Baris Manço'ysa, mutlaka baskalarinin yapamayacagi bir seyleri yapabilecegine inandigi için olmustur" düsüncesi ona su yorumu yaptirmisti. "DYP'den Kadiköy baskan adayi oldum. Belediyelerin sorunlari belli zaten. Farkli bir renk vardir, farkli bir yaklasim vardir. Çocugun sagligi diye bir olay var. Zaman zaman ana çocuk sagligi gündeme gelir. Hastane olabilir, gençlik merkezleri olabilir. Bunlar benim hep düsündügüm seyler" diyerek müzigi asla birakmayacagini ve çalismalarini durdurmayacagini israrla vurguluyordu o günlerde. Hatta siyasete soyunmasiyla ilgili olarak aldigi elestirilere "Ben bir sarkici olarak gelmedim bu dünyaya, düsüncelerimi aktarmak üzere geldim. Bu, gün geldi sarki söylemekle oldu, gün geldi bir televizyon programinda bir çocugun saçlarin oksamakla oldu. Gün geldi, Güney Kutbu'nda penguenlerle konusmakla oldu, gün geldi Ekvator'da suyun nasil döndügünü aramakla oldu. Simdi insan en iyi kendini bilir herkesten önce. Ben de bildigim kadariyla kendimi anlatmaya çalistim. Kendimin dogru olduguna inandigim seyleri aktarmaya çalisacagim insanlara" sözleriyle mesajini iletiyordu.

En son Türkiye gazetesine görüslerini açiklayan Baris Manço, Türkiye’deki kültür sanat ortamini degerlendirmis ve bugün yasanan kültür kaosunun ülkemiz için olumsuz sinyaller verdigini belirtmisti. Her zaman pozitif düsünceleriyle dikkat çeken Baris, insanlarin mücadeleyi biraktigi anda basarisiz olacagini, iyi seyler yapmak için çaba gösterilmesi gerektigini söylüyordu.
Son olarak “osmanli imparatorlugunun 700'üncü kurulus yildönümüyle ilgili 13 haftalik bir televizyon programi” için yogun tempolu bir çalisma gerçeklestiriyordu.

O kendisini bu noktalara getiren halki suçlu bulacak kadar cesaretli ve dogrularin pesinde olan bir insandi. Bir bakima bu bir kaç cümleden ister sanatçi, ister halktan insanlar olsun bir çok ders çikartabilirler. O popülist zihniyetin zararlarina vakif bir kültür sanat adamiydi. Türkiye’nin kültür sanat ortamini kötü buldugunu söyleyen Baris Manço, “Manzara tek kelime ile kötü ama beni bu denli karamsarliga iten nokta herseyin daha da kötü olacagini düsünüyor olmamdir. Çanak çömleklerle tüketilen gazetelerin oldugu, bin-iki bin kitabin ancak okundugu bir memlekette güzel seylerden bahsetmek oldukça zor” diyor ve ilave ediyordu: “Ben bunu kültüre karsi bir direnis olarak görüyorum. Direkt olarak da halki suçlu buluyorum. Benim açimdan bir problem yok aslinda. Programlarim seyrediliyor ve bu camiada kirk yili doldurmus bir sanatçiyim. Hiçbir seye ihtiyacim yok.”
Türkiye’de bazi gerçeklerin bilinmesi gerektigini ancak bu gerçekleri ortaya koyacak zekalarin cesaret edip konusamadigini söyleyen Baris Manço, her seyin popüler zihniyetle ve basit bir mantikla islendigini, derinlikli olmayan fikirlerin daha çok ragbet gördügünü belirterek, “Türkiye’nin önü açik. Kültürümüz bütün çagdas degerlerin üstünde. Bu degeri islemek gerekiyor. Benim seyahatlerim, çocuk programlarim, röportajlarim bu güzellikleri ortaya koymak ve evrensel düzeyde taninmasini saglamak üzerine kuruludur. Ben kendi adima önemli seyler yaptigima inaniyorum ve herkesin ayni oranda çalismasi gerektigini savunuyorum.”

1991 yilinda Devlet sanatcisi olan Baris, 1990 yilinda, ölümüne dek sürecek Japonya macerasina baslayacakti. Icindeki büyük sevgiyi Japon halkiylada paylasmasini bilen Baris, oradada süperstar sifatini elde ediyordu. 1990 yilinda, Ertugrul Gemisinin Japonya yi ziyareti ve Japonya aciklarinda batmasinin 100. yili sebebiyle Tokyo Emperail Hotel, japonya veliaht presinin de izledigi bir konser verir ve Japon halki tarafindan, sebzelerden sarki yapan adam lakabini alir (Domates, Biber, Patlica, Nane Limon Kabugu). Bunu 1991 deki bir konser, 1995 yilinda Japonya nin 16 sehrini kapsayan bir turne ve 2 tane albüm takip eder.

[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
Devlet sanatçiligindan seref madalyasina ünvanlari sunlardir:

Bulgaristan Cumhuriyeti: Altın Orfe Sanat ve Müzik Ödülü Varna (1980)
Türk-Amerikan Cemiyeti: Şeref Üyesi Ünvanı New York (1989)
Türkiye Cumhuriyeti: Devlet Sanatçısı Ünvanı Ankara (1991)
Hacettepe Üniversitesi: Sanatta Onursal Doktor Ünvanı Ankara (1991)
Soka Gakkai Üniversitesi: Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü Tokyo, Japonya (1991)
Belçika Krallığı: Léopold II Şövalyesi Nişanı Brüksel (1992)
Fransa Cumhuriyeti: Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı Paris (1992)
Pamukkale Üniversitesi: Onursal Doktor Ünvanı Denizli (1995)
Min-On Sanat Vakfı: Yüksek Şeref Madalyası Tokyo, Japonya (1995)
Liège Şehri Onursal Hemşehriliği Liège, Belçika (1997)
Türkmenistan Cumhuriyeti: Onursal Türkmen Vatandaşlığı Aşkabad (1998)
Türkmenistan Cumhuriyeti: Fahri Profesörlük Ünvanı Aşkabad (1998)

En sevdiği yemeğin patlıcan yemeği olduğunu...
1988'den bu yana tüm konserlerini Karasevda'ya kapattığını...
Live in japan konserinde 20'den fazla şarkı olduğunu ve konser günü uçaktayken uçağın arıza yapıp
Kurtalan Ekspress ve Barış Manço'nun ölümden döndüğünü...
Japonca'yı 8 günde çözdüğünü ve 45 ayrı konser verdiğini...
Fransız bir fotomodelle kısa süreli bir evlilik yaptığını...
1973-1978 sırası Barış Manço'nun sanat yaşamında en durgun dönemlerini yaşadığını...
Dağlar Dağlar şarkısını sanıldığı gibi ( Kebandan konser dönüşü dağlara bakarak yaptığı ) olmadığını, o sıralar evli olduğu Fransız fotomodel'in yakınlarının ve Müzeyyan Senar'ın Barış Manço'ya senden bir şey olmaz demeleri üzerine yaptığını...
Dağlar Dağlar ile çıkış yapan ve herkesin ilk albümü sandığı Dağlar Dağlar plağınının 17. plağı olduğunu...
Az daha Dağlar Dağlar'ın yapımcı şirket tarafından çıkarılmayacağını... ( Barış Manço'nun Dağlar Dağlar plağında daha o zamandan 2 tane farklı Dağlar Dağlar şarkısı yaptığını ve plağın 2 kısmına da koymak istemesi sonucu yapımcı şirket karşı çıkar ve plak 6 ay durdurulur...)

C£mAL
03-08-2006, 07:36
şarkılarını hala dinlerim çok güzel şarkıları vardır allah rahmet eylesin.