zuhalce
15-11-2006, 08:58
Kelimelerin hastalıkları olsaydı eğer ''ihanet''mutlaka cüzzamlı olurdu..oysa soluğumuz kadar yakındırda biz onu hep başka yerlerde ve kendimizden çok çok uzak yerlerde bilmeyi yeğleriz..ihanet hayatın ta kendisi aslında,biraz dikkatle bakan herkes görebilir bunu..
İhanet daima iki uçlu..gerçekleşmesi için illaki bir muhatab gerekli ve yanıyla ne kadarda aşka benziyor..bu yüzden değilmidir ihaneti yaşayanlar ve büyük aşkları yaşayanlar bu kadar ünlü ve daima çift isimle anılıyor bunların öyküleri..sözgelimi Habil ile Kabil..Leyla ile mecnun mesela..
En trajik olanı belki Hz. İsa,2nın son akşam yemeği ve işte insan!bu çok eski ihanetin sebebidir ki çarmıhlar daima omuzlarda..Sezarı asıl öldüren yediği hançer değil Brütüsün olmaması gereken yerdeki varlığı belkide..ama ihanetin batısı doğusu yok,tek yönü var sadece..
dilimiz ihanet eder önce..mehmet akif.
ağlarım,ağlatamam,hissederim söyleyemem
dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım
mısralarına ağlarken,orhan veli,anlatamıyorum çığlıklarıyla anlatmaya çalışırlarken hep bu dertten muzdarip değillermi?gerçek şu ki kalplerin dili olsaydı,dilin ihanetine uğramadan birbirlerine daha çok şeyler anlatabilirdi insanlar..
sonra anılarımız teker teker bırakıp giderler,her terkediş bir ihanettir çünkü..
baharla yorumlamaya kalkarız kimi zaman hayatı..baharda koskoca ihtişamına karşı bir ihanete dönüşür..geriye ne bahar kalııır nedee......
hafızamızın ihanetide zor değil.en gerektiği anda dilimizin ucuna gelen kelimenin sislendiği veya tamamen silindiği anlar..
hiç gecikmez yüzümüzün ve bedenimizin ihaneti..hattat kolundan olur,nakkaş gözünden..en son ihanet kalbimizden gelir..bir gün hiç sebepsiz usulca duruverir..oysa kul yapısı bi cihaz hala ses vermektedir..şairin dediği gibi,kolumuzdaki saat hala işlemektedir..
üstelik sevgilide ihanet eder bize..aniden,sebepsiz ve kolayca başka ve tanınmayacak bişeye dönüşüverir..artık o yoktur,gitmiştir..halbuki biz ona gelebilmek için kimbilir ne çok şeyi terketmiş ne çok şeyden vazgeçmişizdir...
ya aşk?hiç zor değil ihaneti..hiç bitmeyeceğini,hiç ölmeyeceğini sandığımız yerde bizi ansızın sırtımızdan bıçaklayıp usulca çekip gider..o an gözümüzden perde kalkar bütün çıplaklıklar,çirkinlikler görünür olur,cennetten kovuluruz adeta..geriye kalan utanç ve pişmanlık..oysa aşk pişman olmamak değil midir?
şarkılar ihanet eder,eskisi kadar güzel değillerdir..şiirler yere yığılır,kanatları kopar gecenin..rüzgar küçülür,yağmur fazlalık gelir..ve ışık söner,herşey sarıya boyanır..ama ihanetin bir rengi varsa mutlaka gri olmalı...
dostların,illede sevgilinin ihaneti kadar hiç bişey acı değildir..ve nedense hep de böyle olur biz,bize ihanet edecek en son kişi olacağını sandığımız tarafından ihanete uğrarız..artık bir parça sezar olmuşuzdur..bir yıldızlar kalır geriye,onlarda gözyaşlarının sıcaklığını duyamayacak kadar uzaktadır..oturup hem kendimiz için hemde yıldızlar için ağlarız..dostların,illede sevgilinin ihaneti kadar hiç birşey acı değildir çünkü..
''zehirde olsan,insanların ihaneti kadar acı değilsin''demiyormu bu yüzden şair sigarasına..
vee şehrin sokakları sabahın saat 03:17 lerinde yeni şarkılara ve yeni şiirlere gebe.. uyku beni kollarına çekiyor...
uyku...
sevgili uykum...
İhanet daima iki uçlu..gerçekleşmesi için illaki bir muhatab gerekli ve yanıyla ne kadarda aşka benziyor..bu yüzden değilmidir ihaneti yaşayanlar ve büyük aşkları yaşayanlar bu kadar ünlü ve daima çift isimle anılıyor bunların öyküleri..sözgelimi Habil ile Kabil..Leyla ile mecnun mesela..
En trajik olanı belki Hz. İsa,2nın son akşam yemeği ve işte insan!bu çok eski ihanetin sebebidir ki çarmıhlar daima omuzlarda..Sezarı asıl öldüren yediği hançer değil Brütüsün olmaması gereken yerdeki varlığı belkide..ama ihanetin batısı doğusu yok,tek yönü var sadece..
dilimiz ihanet eder önce..mehmet akif.
ağlarım,ağlatamam,hissederim söyleyemem
dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım
mısralarına ağlarken,orhan veli,anlatamıyorum çığlıklarıyla anlatmaya çalışırlarken hep bu dertten muzdarip değillermi?gerçek şu ki kalplerin dili olsaydı,dilin ihanetine uğramadan birbirlerine daha çok şeyler anlatabilirdi insanlar..
sonra anılarımız teker teker bırakıp giderler,her terkediş bir ihanettir çünkü..
baharla yorumlamaya kalkarız kimi zaman hayatı..baharda koskoca ihtişamına karşı bir ihanete dönüşür..geriye ne bahar kalııır nedee......
hafızamızın ihanetide zor değil.en gerektiği anda dilimizin ucuna gelen kelimenin sislendiği veya tamamen silindiği anlar..
hiç gecikmez yüzümüzün ve bedenimizin ihaneti..hattat kolundan olur,nakkaş gözünden..en son ihanet kalbimizden gelir..bir gün hiç sebepsiz usulca duruverir..oysa kul yapısı bi cihaz hala ses vermektedir..şairin dediği gibi,kolumuzdaki saat hala işlemektedir..
üstelik sevgilide ihanet eder bize..aniden,sebepsiz ve kolayca başka ve tanınmayacak bişeye dönüşüverir..artık o yoktur,gitmiştir..halbuki biz ona gelebilmek için kimbilir ne çok şeyi terketmiş ne çok şeyden vazgeçmişizdir...
ya aşk?hiç zor değil ihaneti..hiç bitmeyeceğini,hiç ölmeyeceğini sandığımız yerde bizi ansızın sırtımızdan bıçaklayıp usulca çekip gider..o an gözümüzden perde kalkar bütün çıplaklıklar,çirkinlikler görünür olur,cennetten kovuluruz adeta..geriye kalan utanç ve pişmanlık..oysa aşk pişman olmamak değil midir?
şarkılar ihanet eder,eskisi kadar güzel değillerdir..şiirler yere yığılır,kanatları kopar gecenin..rüzgar küçülür,yağmur fazlalık gelir..ve ışık söner,herşey sarıya boyanır..ama ihanetin bir rengi varsa mutlaka gri olmalı...
dostların,illede sevgilinin ihaneti kadar hiç bişey acı değildir..ve nedense hep de böyle olur biz,bize ihanet edecek en son kişi olacağını sandığımız tarafından ihanete uğrarız..artık bir parça sezar olmuşuzdur..bir yıldızlar kalır geriye,onlarda gözyaşlarının sıcaklığını duyamayacak kadar uzaktadır..oturup hem kendimiz için hemde yıldızlar için ağlarız..dostların,illede sevgilinin ihaneti kadar hiç birşey acı değildir çünkü..
''zehirde olsan,insanların ihaneti kadar acı değilsin''demiyormu bu yüzden şair sigarasına..
vee şehrin sokakları sabahın saat 03:17 lerinde yeni şarkılara ve yeni şiirlere gebe.. uyku beni kollarına çekiyor...
uyku...
sevgili uykum...
