PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN

FORUMA GİT : Vatanseverliğin TANIMI


xtrails
16-04-2007, 02:12
Vatanseverliğin TANIMI
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]
Vatanseverliğin yalnızca toprak sevgisi ile sınırlı olmayan bir tanımı vardır, ancak izlediği yolun, karakterinin hiçbir tanımı yoktur..




Vatanseverler Partisi Genel Başkanı V. Mehmet Refik Yücel, gündemi değerlendirdi. Yücel, Türkiye'de her süreçte Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunu paylaşan vatanseverlerin azınlıkta kaldığını açıkladı.

Vatanseverler Partisi Genel Başkanı V. Mehmet Refik Yücel, Türkiye'de her süreçte Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunu paylaşan vatanseverlerin azınlıkta kaldığını açıkladı. ANKARA (Anayurt) - Vatanseverler Partisi Genel Başkanı V. Mehmet Refik Yücel, Türkiye'de her süreçte Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunu paylaşan vatanseverlerin azınlıkta kaldığını belirterek, "O dönem olağanüstü varlık Mustafa Kemal Atatürk'ü tam anlamıyla anlayan bir ekipten söz edilmediği gibi, ne yazık ki ilerleyen dönemlerde de bu pek gerçekleşmedi" dedi. Genel Başkanı V. Mehmet Refik Yücel, Sevr'in de yerli işbirlikçilerin yardımıyla geldiğini ve kapıya dayandığını açıkladı. Osmanlı'nın çöküşü, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve sonraki gelişmelerle ilgili olarak bir değerlendirme yapan Vatanseverler Partisi Genel Başkanı V. Mehmet Refik Yücel, şunları söyledi:

OSMANLI'NIN DAĞILIŞI VE ATATÜRK "Ait olduğu yüzyılın değişen ve gelişen üretim biçimine ayak uyduramaması, elinde bulundurduğu üretim araçlarını geliştirememesi, yönetim eksiklikleri, düşün insanlarının yaratılamaması, bilimsel/felsefik/teknolojik/ekonomik gelişmenin sağlanamaması ve birbirlerine sıkı sıkıya bağlı benzeri nedenlerin sonucunda Osmanlı İmparatorluğu hızla çöküşe geçmiştir. Bütün bu nedenlere vatana ihanet eden iktidar da eklenince çöküş bir kat daha hızlanmıştır. Değişimin/gelişimin gereğini yapan ülkeler ise hızla kapitalist gelişimlerini tamamlamış, yeteri kadar hızlı olmayan imparatorlukların çatısı altında yaşayan farklı milliyetleri ayaklandırıp, kendilerinin satranç tahtalarında birer piyon yapmış ve devamında güçlü ülke kendileri kalmış, pazarlarını artırmış, açık işgallerine bir yenilerini eklemişlerdir, haritaları masa başlarında değiştirmeye başlamışlardır. Her zaman olduğu gibi, nedenler sonuçları doğurmuş, beklenen olmuş, Osmanlı İmparatorluğu sırça gibi dağılmış ve satranç tahtasında şah-mat olmuştu ama tüm leş kargalarının hesaplayamadığı bir birey vardı, Mustafa Kemal Atatürk. İşte Türk Milleti'nin yol başı, yol ayrımı bu mucizevi insanla başladı. İşgalci ülkelerden biri olan İngilizler her ne kadar Türklerin yol başının farkına varıp, engellemeye çalıştıysa da, Yolbaşımız Mustafa Kemal Atatürk'ün yüreği, aklı, bilgisi, yeteneği; değil var olan Türk milletini kurtarmaya, yeni bir millet yaratmaya bile yeterdi.

"SEVR İÇİN DİRENİYORLAR" Ve Yolbaşı'nın 19 Mayıs 1919'da başlattığı savaşımdan 4 yıl sonra 29 Ekim 1923 tarihinde, sonsuza dek yaşayacağı bilinen Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, tüm Acun'a duyuruldu. Türk Milleti'nin, demokrasi ile yönetilen, çağdaş hukuku olan, merkeziyetçi, ulus devleti doğmuş, daha da inanılmazı köhne Osmanlı İmparatorluğu'nun yüzyıllarca gerçekleştiremediği her değişimi, ilerlemeyi de sağlamıştı. Osmanlı'nın küllerinden oluşturulan yeni bir cumhuriyetin, milliyetçi, devletçi, halkçı, laik, cumhuriyetçi, devrimci, merkeziyetçi, ulusal, çağdaş hukuku ve demokrasiyi uygulayan yapısını işgalci barbar güçlerin düşünmeleri bile hayalken, Türkiye Cumhuriyeti'ni karşılarında başı dimdik görmeleri inanabilecekleri bir şey değildi. İnanmadılar da, hala da inanmamaktadırlar ve Sevr'i uygulamakta direnmektedirler.

"VATANSEVERLER AZINLIKTA KALDI" Bu umutlarını beslemekte şu anlamda haklılardı; o dönem olağanüstü varlık Mustafa Kemal Atatürk'ü tam anlamıyla anlayan bir ekipten söz edilmediği gibi, ne yazık ki ilerleyen dönemlerde de bu pek gerçekleşmedi. Her süreçte Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunu paylaşan vatanseverler azınlıkta kaldı. Yaşadığımız bu dönemde, "Sevr'in gelme olasılığı" ortadan kalktı. Çünkü Sevr yerli işbirlikçilerin yardımıyla zaten geldi, kapımızdadır. Atatürk'ün yolunu, kurduğunu bozmaya yemin etmiş, Türkiye Cumhuriyeti'nin on özelliğinin -Milliyetçi, devletçi, halkçı, laik, cumhuriyetçi, devrimci, merkeziyetçi, ulusal, çağdaş hukuku olan, demokratik- gerçekte her birine karşı olan, her birini yıkmaya yeminli insanlar -değiştiklerini söyleseler de inandırıcı değillerdir- hükümettedir. Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı, hiç bıkmadan, inatla, iç ve dış hain güçlerce uygulanmaya çalışılan Sevr, Osmanlı'nın son döneminin gerçekleşemeyen şimdi de gerçekleşemeyecek bir istila planıdır. Ama köpekliğe varan Sevr işbirlikçisi iç ve dış çabalar, Atatürk'ün yolunda yürüyen vatanseverliği uyandırdığı gibi, paniğe ve aceleciliğe de neden olmuş, Atatürk'ün yolundan farklı yol izleyen vatanseverlik akımları doğmuştur.

VATANSEVERLİĞİN TANIMI Vatanseverliğin yalnızca toprak sevgisi ile sınırlı olmayan bir tanımı vardır, ancak izlediği yolun, karakterinin hiçbir tanımı yoktur, olamaz da… Kimi ülkelerde Atatürk'ün yolunu izler, kimi ülkelerde Gandhi'nin. Bizim ülkemizde vatanseverlik on temele otururken, başka ülkelerde farklı sayıda, farklı nitelikte temeller kullanır, Vatanseverliğin yolu kimi ülkelerde/zamanlarda savaşçıl, kimi ülkelerde/zamanlarda da barışçıldır. Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir dönem böylesine yoğun yağmalara, talanlara, yalanlara, dayatmalara, ihanetlere, kendini Atatürkçü sanan Atatürk düşmanlarına vitrin/kalkan olacak kadar şaşkın, çömez milletvekillerine sahip olmamıştır. Her kötülüğün bir yanının iyiliğe hizmet etmesi kaçınılmazdır ve bu kadar kötü gidiş de olumlu gelişmeleri tetiklemiştir. Uykuda olan Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları uyanmış ve vatanseverliği sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Milli İstihbarat Teşkilatı'na, Türk Emniyet Teşkilatı'na bırakan anlayış değişmiştir. "Oy"una sahip çıkmanın, siyasetin erdemli olanlara geçmesinin, talana/rüşvete bulaşmamanın, bulunduğu kademelerde dürüst kalmanın, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini savunmanın vatanseverlik olduğunu anlamaya başlamışlardır. Vatanseverlerin çoğunluğu bu yolu kavrarken, bir bölümü de Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerine yükseldiği on temelin bir bölümünü arka planda, bir bölümünü ön planda tutan bir yörünge izlemeyi seçmişlerdir. Elbette ki bu insanların içlerinde yaşadıkları vatanseverliklerini sorgulamıyoruz ama yol ve yöntemlerini, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerine göre sorgulamak bizlerin vatan borcudur.

10 TEMEL DEĞER… Mustafa Kemal Atatürk'le aynı yolda yürüdüğümüzü söyleyebilmek için Türkiye Cumhuriyeti'nin on temeline gönülden bağlı ve aynı oranda, hiçbirini ihmal etmeden uygulamamız gerekir. Zaman zaman gelen saldırılara karşı ilkelerin biri önem kazanıyor görünse de, ya da uygulamada önem kazansa da dönem geçtiğinde yine on temele dönülmeli ve gözden kaçırılmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin toplumsal konumları, düşünceleri, sorumlulukları, yapabilecekleri farklı 70 milyon yurttaşı vardır, bunların Vatanseverlikleri bulundukları mevzilerde olacaktır. Vatanseverliğin yolu, ülkelere göre değiştiği gibi, bireylere göre de değişir, memurun rüşvet çarkını kırması, yanlışa kafa tutması, polisin adaleti tam tarafsız uygulaması, istihbaratçının tam doğru istihbarat toplama gayreti, askerin bir mevziyi savunması vatanseverliktir. Kimsenin işine, mevzisine karışmamak gerekir, köyde yaşayan vatansever yurttaş ürünün bereketli olması için her şeyi yapacak, seçimlerde de oy'unu vatanını sevenlere verecektir, bunlar Vatanseverlik için yeterlidir. Eğer polis toprak sürmeyi vatanseverlik sayarsa, köydeki yurttaş askerler gibi savaşmayı vatanseverlik sayarsa, askerler fabrikada çalışmayı vatanseverlik sayarsa sonuç bir felaket olur, anarşi olur, bu uğurda eğitim alanlara saygısızlık olur, herkesin kendi dalında aldığı eğitimler heba olur, bilmeden vatanın servetleri, yatırımları çöpe atılmış olur, iyi bir şey yapıldığı sanılarak vatanın aleyhine çalışılmış olur. Her birey, her oluşum kendi olduğu konumda, ihtisasında Türkiye Cumhuriyeti'nin on temel özelliğine uygun Vatansever yollar uygulamalıdır. Ama ne yazık ki söylemlerinde , Vatansever sözcüğünü kullanan bazı oluşumların 1000 kişilik, 2000 kişilik telsizli, coplu motorize birlikler oluşturmaya çalıştıklarını okuyoruz, gerekçelerini yukarıda da belirttiğimiz gibi bu yanlış bir girişimdir, Vatansever gençlerin anarşiye, ülkenin de karışıklığa yönlendirilmesidir. Vatanseverlik eğitim almamış gençlerin, güvenlik güçlerine yardımcı olmaya çalışması değildir, güvenlik güçlerine eğitimleri esnasında hukuk ilkelerinden insan haklarına kadar yüzlerce konu öğretilmekteyken, bunlardan bihaber grupların, ortalarda güvenlik, istihbarat nedenleriyle dolaşmasının neresi vatanseverliktir, kaldı ki böyle bir mantığa sahip yasa dışı oluşum kuruluş amacından da kaymaya başlayacaktır, eğitimsiz, hiçbir yasaya dayanmayan benzeri oluşumların adı Çete'dir, yapılanların tanımı çete kurmaktır, bu yanlıştan dönülmelidir.

HER YURTTAŞIN SAHİP OLACAĞI DEĞER… Vatanseverlik sağcısıyla, solcusuyla, her yurttaşın sahip olacağı bir davranış biçimidir, eğer bir siyasi görüşe, zora, çete kurmaya, marjinalliğe mahkum bırakılırsa -ki böyle oluşumlar buna hizmet eder- hukuka, devlete, cumhuriyete saygılı, her yaştan yurttaşın benimsediği "Vatanseverlik" kavramına yazık olur, Türkiye'de bir dönem "Milliyetçilik, ülkücülük, devrimcilik" marjinalleştirilmiş, millet bu kavramlardan uzaklaştırılmıştır, şimdi "VATANSEVERLİK" için, benzer sonu hazırlamaya kimsenin hakkı yoktur. Yasadışı eylemler, yanlış felsefeler savunulursa ülkenin çoğunluk yurttaşlarının yöneldiği "Vatanseverlik" marjinal bir durum konumuna getirilecektir ki bu işgalci iç ve dış düşmanlara, hayalini bile kuramayacakları bir fırsat yaratacaktır, bu girişimleri sağduyuya davet ediyoruz, eğer güvenlik güçlerinin azlığı, araç eksikliği gözleniyorsa güvenlik güçlerine 1000 adet motor hibe etsinler, böylece daha fazla vatanseverlik etmiş olurlar ama vatanseverlikten başka niyetler söz konusuysa onu da bilemiyoruz.

ELE GEÇİRİLEMEYEN 3 KALE Ülkemizin içinde bulunduğu bu kadar olumsuzluklara karşın Türkiye Cumhuriyeti'nin önemli kaleleri olan Hukuk, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı ele geçirilememiştir, 19 Mayıs 1919'dan daha iyi durumda olduğumuz açıktır ki tüm bu kalelerini de yitirmiş Osmanlı İmparatorluğu zamanında bile, Kurtuluş Savaşı başlatmış olan, Türk evladı Mustafa Kemal Atatürk, her şeye rağmen panik yaşamamış, oldukça soğukkanlı biçimde hem siyasi, hem sosyal, hem ekonomik, hem de askeri hamlelerini gerçek vatanseverliğin istediği vasıflarla -akıl, sağduyu, dürüstlük, soğukkanlılık, uzak görüş, özveri, eğriyi/doğruyu ayırt etme gücü ve tüm bunları yapacak bir yürek ile- gerçekleştirmiştir. Vatanseverlerin şu an yapması gereken, yasal çerçevelere sahip çıkmak, halkın doğru bilgilendirilmesini sağlamak, 2007 seçiminde bu işbirlikçileri bir daha iktidara getirmemek, hatta bu vatanda din, bayrak, Atatürk istismarcılarını, tarihte bir daha gün yüzü göremeyecekleri biçimde tarihe gömmek, bu günde, bundan sonra da Türkiye Cumhuriyeti'nin temel özelliklerini titizlikle gözetmek ve yolsuzluğu, talanı affetmemektir. Ve son söz olarak, eğer bu ülkenin düşmanı değilse, hiç kimsenin vatanseverlik tanımını Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlarının çoğunluğundan koparmaya hakkı yoktur."

Kaynak: Anayurt Gazetesi, 16.04.2007

xtrails
17-05-2007, 03:41
insanın evi, hayatının mahremini örten duvarsa bence vatanda aynen öyledir...............

dj_muco
19-05-2007, 02:11
vatanınızı ne kadar seviyorsunuz??
arkadaşlar herkez vatınımı çok seviyorum der.vatanın için ne yaptın ne yapıyosun diye sorsalar ne cvp verirler??
neden gençler yurt dışında çalışma oturma izni alıyorlar.neden ülkelerinde vatanım dedikleri toprakları geliştirmiyorlar.
bugün dünyada en büyük buluşlara imza atanlar türk'ler. ama bakın nerdeler amerika,ingiltere,almanya vs.. sonra ne oluyo o ülke biz yeni bi buluş yaptık diyolar.bide bize karşı kullanıyolar. komık valla :)
bu vatan sadece savaşıp can vermeyle sevilmez arkadaşlar...
yaşadığın vatanı herşeyiyle gelişmiş ülkeler düzeyine getirebiliyosak o zman vatanımızı sevdiğimizi tüm dünyaya gösterebiliriz...

polat alemdar
19-05-2007, 05:38
emeğine sağlık vatan uğruna öleceğin aşık olduğun vakit sana yüz vermeyen hatta hor gören ama yeri geldiğinde seni bağrına basan sıcacık bir yorgan gibidir hakeden o yorganın altına girer haketmeyen ayazda açıkta gezmeye mahkumdur VATAMIZA SAHİP ÇIKALIM!!

mete_yasar
27-05-2008, 04:32
... Yeryüzünde insanoğlunun var olduğu zamandan beri var olan, Anadolu’da en aşağı 7 bin yıldır yaşayan, Anayurtlarındaki ikliminin değişmesi sonucunda ikinci kez göçe başlayan Türkler, Anadolu’ya, Balkanlar’a, Karadeniz’e, Avrupa’ya yerleşmişlerdir. Zaten ilk göçte yerleşmiş ve Türk olan yerleşik halkla, yeni yerleşen Türkler kaynaşmış, ancak bu durum kanlı tarihe sahip Avrupa’nın devletleri tarafından kasıtlı olarak çarpıtılmış, soydaşlar birbirine düşürülmüştür ...