osenmer
22-05-2007, 11:43
Rıdvan'dan dobra dobra itiraflar
http://www.ensonhaber.com/images/news/44384.jpg
Son günlerde hakkında milletvekili adayı olacağı iddiaları basında çıkan Rıdvan Dilmen, iddialarla ilgili ilk kez konuştu.
Dünün “Şeytan” futbolcusu, bugünün ünlü futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, “Kendimi ihbar mı etmiş oluyorum bilmem ama hiçbir seçimde oy kullanmadım” itirafında bulundu. Dilmen’e çok teklif gelmiş ama o “Siyasetten anlamam” diyor
Çocukluğumda öğrendiğim ilk futbolcu ismidir Rıdvan Dilmen. Yemyeşil gözleri, kirli sakalı ve dümdüz saçlarıyla-ki o dönemin gençleri pek özenirlerdi bu perçemli saçlara- fırtına gibi eserdi sahalarda. “Şeytan” Rıdvan’ın jübilesini yapmasının ardından yıllar geçti. O, şimdi başarılı bir futbol yorumcusu. Ama aklının köşesinde hala futbol var. Son günlerde Ümit Milli Takım için haber bekliyor. Dilmen ile futbolun ardından Türkiye siyasetinin değerlendirmesini istedim. “Siyasetten hiç anlamam. Tahminlerim yanlış” diyen Dilmen, hayatında hiçbir seçimde sandık başına geçmediğini itiraf etti.
Çocukluğunuzda da Fenerliymişsiniz. Peki ünlenmeniz Fenerbahçede değil de Beşiktaşta olsaydı da “Aynı başarıyı yakalar, şeytan lakabını hak ederdim” diyor musunuz?
Yetenekli oyuncuydum. A veya B kulüp bence önemli değil. Yetenekli oyuncu, her kulübe kendini kabul ettirir. Çocukluğumda Fenerliydim ama Fenerde oynamam benim şansımdı. 1981’de Beşiktaş’a gidiyordum. Ama transferim olmadı.
Fener yenilince tebeşir yerdim
Hasta Fenerli misiniz peki?
Acayip Fenerliyim. Küçükken Fener kaybedince ağlardım, o gece uyumazdım. Şimdi de öyle. Tabii, bunu iş hayatıma yansıtmamaya, objektif olmaya çalışıyorum ama çocukluğumda takım yenildiğinde tebeşir yiyecek ölçüde Fenerliydim.
Karşıyakaspor’un formasını öperken fotoğrafınızı gördüm. Hayranlarınızın sinirlerini bozmuştur bu görüntü.
Ben, her çalıştığım kulübe objektif yaklaşırım. Çünkü çoluğuma çocuğuma oradan ekmek götürüyorum. Karşıyaka’da da başka kulüplerde de çalıştım. Hangisinde çalışırsam çalışayım o kulübün formasını öperim.
Peki bu formanın renkleri sarı-kırmızı olsaydı?
Neden olmasın! O takımda ekmek yiyorsam öyledir bu işler. O arma, bana ekmek veren bir armadır.
Aslında belirli bir maddi birikimi yakalamış olmalısınız.
Çok şükür!
Bundan sonra Fenerbahçe çizgisinin dışına çıkmama gibi düşünceye sahip olmanız gerekmez mi?
Güzel bir soru. Geçenlerde aklıma da geldi ve kendi kendime sordum bu soruyu. Ama ne bileyim tarzım farklı. Programda sadece tek takım üzerine konuşmuyorum.
Ben sormadan yorumculuğunuza geçiş yaptınız. Sizi gazetelerden birinin promosyon olarak verdiği bez bebeğinizle tanıdım. Sonra baktım gazetelerden birinde yazar olup TV’ye atlamışsınız ve ssessiz sedasız yorum yapıyorsunuz. Peki kanal yöneticileri harala gürele bir program istemezler mi?
İstemezler. Biz kaçta giriyoruz yayına? 21’ de. Kavgacılar, 1 buçukta giriyor.
Serhat Ulueren’in programından bahsediyorsunuz sanırım.
Hayır. Türkiye’deki spor programları şunlar: Maraton, Stadyum, bizim program ve Ahmet Çakar’ın yaptığı program. Onların da kendilerine özel olumlu yönleri vardır. Ama bir spor programını siz gece saat 1.30’da mı yoksa akşam 21.30’da mı izlersiniz?
Siyasetten hiç anlamam
Siyasi camiadan size çok teklif geldi mi?
Aklınıza gelebilecek çoğu partiden teklif aldım.
Niye girmediniz peki? O taraklarda beziniz mi yok?
Anlamam ki! Anlamadığım da geçenlerde anlaşıldı. Köşemde Tayyip Bey’i cumhurbaşkanlığına hazır gördüğümü, sanki cumhurbaşkanı olacak gibi bir hava sezinlediğimi yazdım. Olmadı. Demek ki tahminlerimi bildiğim alanda yapmam lazım. “Gol olur” falan demem gerek. (gülüyor) Gerçekten siyasetten hiç anlamam.
Hakkında kalem oynattığınıza göre AKP ile bir dirsek temasınız var dır...
Hayır. CHP’den de, DYP’den de, AKP’den de teklif almıştım. Tayyip Bey’i İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan tanıyorum. Bende de önemli bir anısı vardır. Eksi 7 derecede jübile yapmıştım. O gün, o soğukta jübileme gelip bana şilt vermişti. Bu yüzden Tayyip Bey’i insan olarak severim. Onun dışında siyasi atağım yok. Atağa kalkmayı da hiç düşünmüyorum.
O zaman bir vatandaş olarak siyasi gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hayırlısı! Yeter ki ülke kaosa girmesin, ekonomi kötü olmasın.
Oy veriyorsunuz değil mi?
Bir şey söyleyeceğim inanmayacaksınız ama ben hayatımda hiç oy kullanmadım. İhbar ediyorum kendimi. Cezası var mı bu işin? (gülüşmeler) Kimse de bana “Oy kullan” demedi. Ceza da vermediler. Ancak bu yıl kullanacağım.
Bu yıl niye fikrinizi değiştirdiniz?
Canım oy kullanmak istiyor. Partiyi söylemem.
Peki hükümetlerin politikalarını beğenmediğinizde “Keşke oy kullansaydım” dediğiniz oldu mu?
Yooo.
Altılı ganyan oynar mısınız?
Her zaman oynamıyorum. Kazandığım da kaybettiğim de oluyor. Genele vurduğum zaman çoğunlukla kaybetmişimdir. Ama zevkli.
Peki yaşamda şans size sık sık gülüyor mu?
Kadere inanırım ama şansı insanlar kendi yaratır. Bu nedenle şansa inanmam. Mesela ben iyi futbolcuymuşum ki Fenerbahçe beni kadrosuna katmış.
Tahmin yeteneğinizi nasıl keşfettiniz?
Tahmine son zamanlarda hiç girmiyorum. İnsanlar, farklı şeyler anlıyor. Oysa ben tüm masumluğumla tahmin yapıyorum. Yorumlarken yaşayan biriyim. Ama tabii ki 10 tahmin yaparsın, 2’sinde tutar, 8’i tutmayabilir. Kötü niyetli yapmıyorum ki! Geçenlerde arkadaşım söyledi. Ahmet Çakır, benimle ilgili yazı yazmış. “Tahminleri fos çıktı” diyor. Galatasaray, Erciyes’i yener demişim. Yenmemiş. “Bakın. Yanlış tahmin yaptı” diyor. Yapabilirim. Çok doğal.
Çakır, düşmanlık mı besliyor size yoksa?
Hiç bilmiyorum. Diyelim ki; Ahmet Çakır, “Beşiktaş, Trabzon’u avantajla yenebilir” dedi. Yenemedi. Ben, ona itiraz etmem. Bunlarla uğraşıyorum. Demek ki dediğiniz gibi kendisinde bana karşı düşmanlık var. Yorumculukta 3-5 kişiden biri olduğum için belki de bunu yapıyorlar.
Sadece 3 sarı kart gördüm
Peki siz kimseye bulaşmaz mısınız?
Gördünüz mü? Futbolcuyken sadece üç sarı kart gördüm. Birinde hakemi aldatmaya yönelik hareketten, birinde yardımcı hakeme itiraz etmiştim. Haklıydı. Diğerinde de arkadaşım, hakeme küfür etti. Hakem, döndü beni gördü. Normalde atacaktı. Sarı kart verdi. Yorumculukta da kimseyle bir sorunum olmadı. Bilgin Gökberk’in tarzını da Ömer Üründül’ü de beğeniyorum.
Spor yorumculuğu camiasında çok kavga var mı?
Denk gelmedi. Ben hangi yorumcu, ne kadar para kazanır diye çok merak ediyorum. Ama hiç kimseye de sormadım.
Bir dönem Faik Çetiner’in ne kadar aldığı gündem konusu olmuştu.
Allah daha çok versin Faik ağabeye! Çok kazansın inşallah! Bizden üç kat fazla kazansın.
Niye? Bazıları az kazanıp diğerleri çok kazanırsa, eşitsizlik dizboyu olmaz mı?
Herkes kazansın. Ama Rıdvan olmak da kolay değil. Boşuna Rıdvan olmuyorsun. Ben Rıdvan olduğum için kazanıyorum. Maçtan önce haybeye oturup da yatmıyorum. Antremana da katılıyorum.
Peki bir yorumcu, birinci ligde top koşturan bir futbolcudan daha fazla kazanabilir mi?
Hayır. Türkiye’de dört büyükte oynayanların kazandığı para çok konuşuluyor. İkinci ligdekiler mağdurlar. İyi bir yorumcu, dört büyükteki futbolcuların kazandığının 3’te birini alır.
Ses kaydı bana ders oldu
Ekranda hiç rastlamadım ama çok küfür eder misiniz?
Etmem de bazen hanım “Küfürlü konuşuyorsun” der.
Bir zamanlar küfürlü konuşmanızın olduğu ses kaydı hasıl olmuştu medyada.
Galatasaray’ın bir maçı vardı. Devre arasında yayın reklama girdi. Yönetmen Musa Çözen, şeker gibi bir adamdır. Acayip konuşur, beş kelimenin dördü küfürlüdür. O arada ağzımızdan bir küfür çıktı. Hata yapmışız. Şimdi de küfürlü konuşmaya başlayınca aklıma geliyor. Bu, bana ders oldu.
Kimseye beddua etmem!
Futbolun efsanesi. Bu sıfat size uyar mı?
Bana sormayın. Ben kendime yakıştırıyorum. Ama tabii ki bu sıfatı insanlar bana yakıştıracak.
Çok mu alçak gönüllüsünüz?
Genelde öyleyimdir. Pardon ama onu da başkası değerlendirsin.
Hayatta çok fazla tevazu sahibi olduğunuzu düşünür müsünüz peki?
Düşünürüm. Çok enteresan sorular bunlar!
Peki mütevazılık, sizi çok yaralar mı?
Çok. Mütevazı olduğunuz zaman suistimal çok olur.
Son günlerde sizi yaralayan olay nedir mesela?
Ben çok iyi niyetli düşünürüm. Hayatta küs olduğum kimse yoktur.
Beddua ettiğiniz biri bile olmadı mı?
Hayır. Hiç etmedim, etmem de. Kimseye küsmem. Sadece araya mesafe koyarım.
O zaman canınızı çok acıtan biri hiç olmadı.
Olmuştur belki de üzülmüşümdür ama geçmiştir. Uğraşmam iki gün öncesiyle.
Gülçin Günay/Tercüman
http://www.ensonhaber.com/images/news/44384.jpg
Son günlerde hakkında milletvekili adayı olacağı iddiaları basında çıkan Rıdvan Dilmen, iddialarla ilgili ilk kez konuştu.
Dünün “Şeytan” futbolcusu, bugünün ünlü futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, “Kendimi ihbar mı etmiş oluyorum bilmem ama hiçbir seçimde oy kullanmadım” itirafında bulundu. Dilmen’e çok teklif gelmiş ama o “Siyasetten anlamam” diyor
Çocukluğumda öğrendiğim ilk futbolcu ismidir Rıdvan Dilmen. Yemyeşil gözleri, kirli sakalı ve dümdüz saçlarıyla-ki o dönemin gençleri pek özenirlerdi bu perçemli saçlara- fırtına gibi eserdi sahalarda. “Şeytan” Rıdvan’ın jübilesini yapmasının ardından yıllar geçti. O, şimdi başarılı bir futbol yorumcusu. Ama aklının köşesinde hala futbol var. Son günlerde Ümit Milli Takım için haber bekliyor. Dilmen ile futbolun ardından Türkiye siyasetinin değerlendirmesini istedim. “Siyasetten hiç anlamam. Tahminlerim yanlış” diyen Dilmen, hayatında hiçbir seçimde sandık başına geçmediğini itiraf etti.
Çocukluğunuzda da Fenerliymişsiniz. Peki ünlenmeniz Fenerbahçede değil de Beşiktaşta olsaydı da “Aynı başarıyı yakalar, şeytan lakabını hak ederdim” diyor musunuz?
Yetenekli oyuncuydum. A veya B kulüp bence önemli değil. Yetenekli oyuncu, her kulübe kendini kabul ettirir. Çocukluğumda Fenerliydim ama Fenerde oynamam benim şansımdı. 1981’de Beşiktaş’a gidiyordum. Ama transferim olmadı.
Fener yenilince tebeşir yerdim
Hasta Fenerli misiniz peki?
Acayip Fenerliyim. Küçükken Fener kaybedince ağlardım, o gece uyumazdım. Şimdi de öyle. Tabii, bunu iş hayatıma yansıtmamaya, objektif olmaya çalışıyorum ama çocukluğumda takım yenildiğinde tebeşir yiyecek ölçüde Fenerliydim.
Karşıyakaspor’un formasını öperken fotoğrafınızı gördüm. Hayranlarınızın sinirlerini bozmuştur bu görüntü.
Ben, her çalıştığım kulübe objektif yaklaşırım. Çünkü çoluğuma çocuğuma oradan ekmek götürüyorum. Karşıyaka’da da başka kulüplerde de çalıştım. Hangisinde çalışırsam çalışayım o kulübün formasını öperim.
Peki bu formanın renkleri sarı-kırmızı olsaydı?
Neden olmasın! O takımda ekmek yiyorsam öyledir bu işler. O arma, bana ekmek veren bir armadır.
Aslında belirli bir maddi birikimi yakalamış olmalısınız.
Çok şükür!
Bundan sonra Fenerbahçe çizgisinin dışına çıkmama gibi düşünceye sahip olmanız gerekmez mi?
Güzel bir soru. Geçenlerde aklıma da geldi ve kendi kendime sordum bu soruyu. Ama ne bileyim tarzım farklı. Programda sadece tek takım üzerine konuşmuyorum.
Ben sormadan yorumculuğunuza geçiş yaptınız. Sizi gazetelerden birinin promosyon olarak verdiği bez bebeğinizle tanıdım. Sonra baktım gazetelerden birinde yazar olup TV’ye atlamışsınız ve ssessiz sedasız yorum yapıyorsunuz. Peki kanal yöneticileri harala gürele bir program istemezler mi?
İstemezler. Biz kaçta giriyoruz yayına? 21’ de. Kavgacılar, 1 buçukta giriyor.
Serhat Ulueren’in programından bahsediyorsunuz sanırım.
Hayır. Türkiye’deki spor programları şunlar: Maraton, Stadyum, bizim program ve Ahmet Çakar’ın yaptığı program. Onların da kendilerine özel olumlu yönleri vardır. Ama bir spor programını siz gece saat 1.30’da mı yoksa akşam 21.30’da mı izlersiniz?
Siyasetten hiç anlamam
Siyasi camiadan size çok teklif geldi mi?
Aklınıza gelebilecek çoğu partiden teklif aldım.
Niye girmediniz peki? O taraklarda beziniz mi yok?
Anlamam ki! Anlamadığım da geçenlerde anlaşıldı. Köşemde Tayyip Bey’i cumhurbaşkanlığına hazır gördüğümü, sanki cumhurbaşkanı olacak gibi bir hava sezinlediğimi yazdım. Olmadı. Demek ki tahminlerimi bildiğim alanda yapmam lazım. “Gol olur” falan demem gerek. (gülüyor) Gerçekten siyasetten hiç anlamam.
Hakkında kalem oynattığınıza göre AKP ile bir dirsek temasınız var dır...
Hayır. CHP’den de, DYP’den de, AKP’den de teklif almıştım. Tayyip Bey’i İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan tanıyorum. Bende de önemli bir anısı vardır. Eksi 7 derecede jübile yapmıştım. O gün, o soğukta jübileme gelip bana şilt vermişti. Bu yüzden Tayyip Bey’i insan olarak severim. Onun dışında siyasi atağım yok. Atağa kalkmayı da hiç düşünmüyorum.
O zaman bir vatandaş olarak siyasi gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hayırlısı! Yeter ki ülke kaosa girmesin, ekonomi kötü olmasın.
Oy veriyorsunuz değil mi?
Bir şey söyleyeceğim inanmayacaksınız ama ben hayatımda hiç oy kullanmadım. İhbar ediyorum kendimi. Cezası var mı bu işin? (gülüşmeler) Kimse de bana “Oy kullan” demedi. Ceza da vermediler. Ancak bu yıl kullanacağım.
Bu yıl niye fikrinizi değiştirdiniz?
Canım oy kullanmak istiyor. Partiyi söylemem.
Peki hükümetlerin politikalarını beğenmediğinizde “Keşke oy kullansaydım” dediğiniz oldu mu?
Yooo.
Altılı ganyan oynar mısınız?
Her zaman oynamıyorum. Kazandığım da kaybettiğim de oluyor. Genele vurduğum zaman çoğunlukla kaybetmişimdir. Ama zevkli.
Peki yaşamda şans size sık sık gülüyor mu?
Kadere inanırım ama şansı insanlar kendi yaratır. Bu nedenle şansa inanmam. Mesela ben iyi futbolcuymuşum ki Fenerbahçe beni kadrosuna katmış.
Tahmin yeteneğinizi nasıl keşfettiniz?
Tahmine son zamanlarda hiç girmiyorum. İnsanlar, farklı şeyler anlıyor. Oysa ben tüm masumluğumla tahmin yapıyorum. Yorumlarken yaşayan biriyim. Ama tabii ki 10 tahmin yaparsın, 2’sinde tutar, 8’i tutmayabilir. Kötü niyetli yapmıyorum ki! Geçenlerde arkadaşım söyledi. Ahmet Çakır, benimle ilgili yazı yazmış. “Tahminleri fos çıktı” diyor. Galatasaray, Erciyes’i yener demişim. Yenmemiş. “Bakın. Yanlış tahmin yaptı” diyor. Yapabilirim. Çok doğal.
Çakır, düşmanlık mı besliyor size yoksa?
Hiç bilmiyorum. Diyelim ki; Ahmet Çakır, “Beşiktaş, Trabzon’u avantajla yenebilir” dedi. Yenemedi. Ben, ona itiraz etmem. Bunlarla uğraşıyorum. Demek ki dediğiniz gibi kendisinde bana karşı düşmanlık var. Yorumculukta 3-5 kişiden biri olduğum için belki de bunu yapıyorlar.
Sadece 3 sarı kart gördüm
Peki siz kimseye bulaşmaz mısınız?
Gördünüz mü? Futbolcuyken sadece üç sarı kart gördüm. Birinde hakemi aldatmaya yönelik hareketten, birinde yardımcı hakeme itiraz etmiştim. Haklıydı. Diğerinde de arkadaşım, hakeme küfür etti. Hakem, döndü beni gördü. Normalde atacaktı. Sarı kart verdi. Yorumculukta da kimseyle bir sorunum olmadı. Bilgin Gökberk’in tarzını da Ömer Üründül’ü de beğeniyorum.
Spor yorumculuğu camiasında çok kavga var mı?
Denk gelmedi. Ben hangi yorumcu, ne kadar para kazanır diye çok merak ediyorum. Ama hiç kimseye de sormadım.
Bir dönem Faik Çetiner’in ne kadar aldığı gündem konusu olmuştu.
Allah daha çok versin Faik ağabeye! Çok kazansın inşallah! Bizden üç kat fazla kazansın.
Niye? Bazıları az kazanıp diğerleri çok kazanırsa, eşitsizlik dizboyu olmaz mı?
Herkes kazansın. Ama Rıdvan olmak da kolay değil. Boşuna Rıdvan olmuyorsun. Ben Rıdvan olduğum için kazanıyorum. Maçtan önce haybeye oturup da yatmıyorum. Antremana da katılıyorum.
Peki bir yorumcu, birinci ligde top koşturan bir futbolcudan daha fazla kazanabilir mi?
Hayır. Türkiye’de dört büyükte oynayanların kazandığı para çok konuşuluyor. İkinci ligdekiler mağdurlar. İyi bir yorumcu, dört büyükteki futbolcuların kazandığının 3’te birini alır.
Ses kaydı bana ders oldu
Ekranda hiç rastlamadım ama çok küfür eder misiniz?
Etmem de bazen hanım “Küfürlü konuşuyorsun” der.
Bir zamanlar küfürlü konuşmanızın olduğu ses kaydı hasıl olmuştu medyada.
Galatasaray’ın bir maçı vardı. Devre arasında yayın reklama girdi. Yönetmen Musa Çözen, şeker gibi bir adamdır. Acayip konuşur, beş kelimenin dördü küfürlüdür. O arada ağzımızdan bir küfür çıktı. Hata yapmışız. Şimdi de küfürlü konuşmaya başlayınca aklıma geliyor. Bu, bana ders oldu.
Kimseye beddua etmem!
Futbolun efsanesi. Bu sıfat size uyar mı?
Bana sormayın. Ben kendime yakıştırıyorum. Ama tabii ki bu sıfatı insanlar bana yakıştıracak.
Çok mu alçak gönüllüsünüz?
Genelde öyleyimdir. Pardon ama onu da başkası değerlendirsin.
Hayatta çok fazla tevazu sahibi olduğunuzu düşünür müsünüz peki?
Düşünürüm. Çok enteresan sorular bunlar!
Peki mütevazılık, sizi çok yaralar mı?
Çok. Mütevazı olduğunuz zaman suistimal çok olur.
Son günlerde sizi yaralayan olay nedir mesela?
Ben çok iyi niyetli düşünürüm. Hayatta küs olduğum kimse yoktur.
Beddua ettiğiniz biri bile olmadı mı?
Hayır. Hiç etmedim, etmem de. Kimseye küsmem. Sadece araya mesafe koyarım.
O zaman canınızı çok acıtan biri hiç olmadı.
Olmuştur belki de üzülmüşümdür ama geçmiştir. Uğraşmam iki gün öncesiyle.
Gülçin Günay/Tercüman
