jasmineay
24-05-2007, 02:08
[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil,
gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir... ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
Bahçıvan ve Çırak
Adamın birinin canı gibi sevdiği bir oğlu varmış.
Beyin bahçesini düzenleyen bahçıvana da pek bir hayranmış.
Varmış bahçıvanın yanına:
- Oğul benim evlat senin. Ne et, ne yap bu oğuldan bir bahçıvan yap... demiş.
Bahçıvan almış delikanlıyı yanına, elinde kocaman bir bahçe makası geçmiş ince dallı bol yapraklı bir ağacın karşısına.
- Yaptığıma iyi bak oğul. Bu ağaçtan bir küre yap.
Öyle yap ki... nereden bakılırsa bakılsın, küre görülsün her yerden.
Çocuk almış eline makası başlamış kırpmaya. Biraz sağından, biraz solundan derken çağırmış ustasını:
- Ustacığım, bak olmuş mu?
Usta bakmış, bir yandan da gülümsemiş:
- Bak yavrum, şurası dışarlak, burası da içerlek.
Bizim taze çırak bağlamış ağacın ortasına bir ip, mastar etmiş onu kırpmış ta kırpmış. Taa ki her taraftan küre gözükene kadar. Büyük bir gururla çağırmış ustasını, göstermiş eserini. Usta, biraz da içi buruk gülümseyerek:
- Küre, küre olmuş olmasına da, ağaç nerde ?
Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil,
gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir... ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
Bahçıvan ve Çırak
Adamın birinin canı gibi sevdiği bir oğlu varmış.
Beyin bahçesini düzenleyen bahçıvana da pek bir hayranmış.
Varmış bahçıvanın yanına:
- Oğul benim evlat senin. Ne et, ne yap bu oğuldan bir bahçıvan yap... demiş.
Bahçıvan almış delikanlıyı yanına, elinde kocaman bir bahçe makası geçmiş ince dallı bol yapraklı bir ağacın karşısına.
- Yaptığıma iyi bak oğul. Bu ağaçtan bir küre yap.
Öyle yap ki... nereden bakılırsa bakılsın, küre görülsün her yerden.
Çocuk almış eline makası başlamış kırpmaya. Biraz sağından, biraz solundan derken çağırmış ustasını:
- Ustacığım, bak olmuş mu?
Usta bakmış, bir yandan da gülümsemiş:
- Bak yavrum, şurası dışarlak, burası da içerlek.
Bizim taze çırak bağlamış ağacın ortasına bir ip, mastar etmiş onu kırpmış ta kırpmış. Taa ki her taraftan küre gözükene kadar. Büyük bir gururla çağırmış ustasını, göstermiş eserini. Usta, biraz da içi buruk gülümseyerek:
- Küre, küre olmuş olmasına da, ağaç nerde ?
