alyoşa
28-09-2007, 09:26
Çok soğuk bir kış günü padişah tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup döverek tabaklıyormuş. Padişah ihtiyarı selamlamış:
- Selamünaleyküm ey pir-i fâni.
- Aleykümselam ey serdar-ı cihan, demiş ihtiyar.
Padişah sormuş:
- Altılarda ne yaptın?
- Altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor, demiş ihtiyar.
Padişah gene sormuş:
- Geceleri kalkmadın mı?
- Kalktık ama ellere yaradı.
Padişah gülmüş:
- Bir kaz göndersem yolar mısın?
- Hem de hiç ciyaklatmadan, demiş ihtiyar.
Padişah adam kolay gele deyip başvezirle birlikte adamın yanında ayrılmış. Biraz gittikten sonra padişah başvezire dönmüş ve:
- Ne konuştuğumuzu anladın mı? Demiş.
- Hayır padişahım.
Padişah sinirlenmiş;
- Bu akşama ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.
Korkuya kapılan başvezir padişahı saraya nıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış ihtiyar adam hala orada çalışıyor.
- Ne konuştunuz siz padişahla?
Adam başveziri şöyle bir süzmüş:
- Kusura bakma bedava söylemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.
Başvezir yüz altın vermiş.
- Sen padişahı serdar-ı cihan diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu?
- Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.
Vezir kafasını kaşımış.
- Peki altılara altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor ne demek?
Adam bu soruya da cevap vermek için de yüz altın almış.
- Padişah altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki kış günü çalışıyorsun diye sordu. Ben de yalnızca altı ay yaz değil altı ay da kış çalışmazsak yemek bulamıyoruz dedim.
Vezir bir soru daha sormuş:
- Geceleri kalkmadın mı ne demek?
Adam bir yüz altın daha almış:
- Çocukların yok mu diye sordu. Var ama hepsi kız. Evlendiler başkalarına yaradılar dedim.
Vezir gene kafasını sallamış:
- Bir de kaz gönderirsem dedi o ne demek?
Adam gülmüş:
- Onu da sen bul.
- Selamünaleyküm ey pir-i fâni.
- Aleykümselam ey serdar-ı cihan, demiş ihtiyar.
Padişah sormuş:
- Altılarda ne yaptın?
- Altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor, demiş ihtiyar.
Padişah gene sormuş:
- Geceleri kalkmadın mı?
- Kalktık ama ellere yaradı.
Padişah gülmüş:
- Bir kaz göndersem yolar mısın?
- Hem de hiç ciyaklatmadan, demiş ihtiyar.
Padişah adam kolay gele deyip başvezirle birlikte adamın yanında ayrılmış. Biraz gittikten sonra padişah başvezire dönmüş ve:
- Ne konuştuğumuzu anladın mı? Demiş.
- Hayır padişahım.
Padişah sinirlenmiş;
- Bu akşama ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.
Korkuya kapılan başvezir padişahı saraya nıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış ihtiyar adam hala orada çalışıyor.
- Ne konuştunuz siz padişahla?
Adam başveziri şöyle bir süzmüş:
- Kusura bakma bedava söylemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.
Başvezir yüz altın vermiş.
- Sen padişahı serdar-ı cihan diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu?
- Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.
Vezir kafasını kaşımış.
- Peki altılara altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor ne demek?
Adam bu soruya da cevap vermek için de yüz altın almış.
- Padişah altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki kış günü çalışıyorsun diye sordu. Ben de yalnızca altı ay yaz değil altı ay da kış çalışmazsak yemek bulamıyoruz dedim.
Vezir bir soru daha sormuş:
- Geceleri kalkmadın mı ne demek?
Adam bir yüz altın daha almış:
- Çocukların yok mu diye sordu. Var ama hepsi kız. Evlendiler başkalarına yaradılar dedim.
Vezir gene kafasını sallamış:
- Bir de kaz gönderirsem dedi o ne demek?
Adam gülmüş:
- Onu da sen bul.
