Sinan Sungur
08-11-2007, 10:07
Türkiye’de, 1978 yılından itibaren, etnik ve inanç ayırımı yapmaksızın, yabancı turistler, çocuk, kadın ve yaşlılar da dahil olmak üzere, binlerce masum insanı acımasızca katleden terör örgütü PKK’nın, çeşitli ülkeler, servisler ve uluslararası kuruluşlarca desteklendiği ve Türkiye’ye karşı kullanıldığı yönünde, bugüne kadar birçok şey yazıldı, buna dair çeşitli kanıtlar da ortaya konuldu.
işte en son örnek: PKK terör çetesinin elebaşı Abdullah Öcalan’ın, Suriye’den kovulduktan sonra, Yunanistan istihbarat örgütü EYP tarafından önce Rusya’ya, akabinde İtalya’ya götürüldüğü, daha sonra aktarıldığı Kenya/Nairobi’deki Yunanistan Büyükelçiliği konutunda iki hafta süreyle saklandığı hususu, bu süre içinde A.Öcalan’a eşlik eden EYP subayı Savvas Kalenderidis’in, 2007 yılında Atina’da yayınladığı “Öcalan’ın Teslim Edilmesi-Gerçeğin Zamanı” isimli kitapta ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.
PKK’nın ve teröristbaşı Öcalan’ın Italyan komünistlerinden gördüğü desteği de birkaç gün önce bir Italyan yazar kaleme aldı. PKK’nın 1978 yılında Sovyetler Birliği’nin parasıyla kurulduğunu da ileri süren Italyan yazarın bu iddiası, örgüt hakkında bugüne kadar bilinmeyen ilginç bir ayrıntıydı. Ya da en azından benim bilgim yoktu. Yararlı olacağını düşündüğüm İtalyan yazarın yazısını aktarmak istiyorum.
Italya/Roma’da yayınlanan “il Giornale” gazetesinin 24 Ekim 2007 tarihli sayısında, “Massimo Introvigne” imzasıyla yayımlanan makalenin çevirisi şöyledir:
“Komünist Yeniden Oluşum Partisi’nin yöneticileri ve Mina Gianni gibi şahıslar, hep birlikte kan dökücü Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK ile dayanışma ağı kurma işini resmen üstlendiler.
PKK’yı diğer Kürt örgütlerinden ayıran şey, komünist ideolojisi... Sovyetler Birliği’nin kutsaması ve parasıyla kurulan PKK, 80'li yıllarda Türkiye'nin Güneydoğusunda, kan dökmek, işkence yapmak ve ‘halk düşmanlarını’ her gün kurban etmek suretiyle, en azından 35 bin sivilin (beş bin Türk askeri de buna dahildir) ölümüne yol açan eylemlere daha henüz başlamadan, 1978-79’u içine alan iki yıllık dönemde, Türk askerleri ve siyasetçilerinden 354 kişiyi öldürerek işe koyulmuştu.
1998 yılında Abdullah Öcalan'ın Moskova'dan kalkan bir uçakla, Komünist Yeniden Oluşum Partisi Milletvekili Ramon Mantovani eşliğinde İtalya'ya gizemli bir şekilde getirilmesi gibi utanç verici bir olayın ardından, İtalyan solu, PKK konusunda ağzını hiç açmamalıdır. Öcalan başka yerlere de gittikten sonra, 1999 yılında Nairobi'de ele geçirilerek Türkiye'ye götürülmüş ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu hikâye, Türkiye-İtalya ilişkilerini hâlâ zehirlemeye devam ediyor.
2002 yılında PKK, adını KADEK olarak resmen değiştirdi. Fakat KADEK’in yönetici grubu PKK’nınki ile aynı. Sonuç itibariyle, isim değişikliği sadece bir makyaj. PKK ya da KADEK, Marksist kurucuları eski SSCB tarafından doktrin aşılanan, eğitilen ve finanse edilen komünist bir parti.
PKK, Irak sınırı boyunca yükselen Türk dağlarının öte tarafında, ‘Marksist mikro bir bölgeyi’ silah zoruyla idare ediyor. Kürt etnik gruplarının dayanışması neticesinde PKK'ya -komünist olmayan ve aralarından kuşkulu sesler yükselmeye başlayan- Iraklı Kürtlerin desteği taahhüt edildi. Ama Irak'taki Kürt özerk bölgesinin başkanı Barzani'nin, Kürt etnisitesinden ziyade, Amerikan karşıtı ve komünist olarak gördüğü PKK'nın desteklenmesi konusunda açık kuşkuları var. Netice itibariyle sadece Irak Devleti, ABD ve AB'nin düşmanı olanların, PKK'yı desteklemekte ve Türkiye ile Irak arasında bir çatışmayı kışkırtmakta çıkarı olabilir. Nitekim bu cephede İtalyan radikal solunu görmek pek de şaşırtıcı olmaz.”
Italyan yazarın, özellikle AB ülkelerinin PKK üyesi teröristleri barındırmasını ve PKK’ya olan maddi-manevi desteğini göz ardı etmesi, ayrıca PKK’lı teröristlerin elindeki ABD ve AB menşeli silahlardan, bu arada yüzlerce masumun ölümüne yol açan Italyan imalatı mayınlardan hiç söz etmemesi düşündürücü değil mi?
Sinan Sungur
sungur69@gmail.com
işte en son örnek: PKK terör çetesinin elebaşı Abdullah Öcalan’ın, Suriye’den kovulduktan sonra, Yunanistan istihbarat örgütü EYP tarafından önce Rusya’ya, akabinde İtalya’ya götürüldüğü, daha sonra aktarıldığı Kenya/Nairobi’deki Yunanistan Büyükelçiliği konutunda iki hafta süreyle saklandığı hususu, bu süre içinde A.Öcalan’a eşlik eden EYP subayı Savvas Kalenderidis’in, 2007 yılında Atina’da yayınladığı “Öcalan’ın Teslim Edilmesi-Gerçeğin Zamanı” isimli kitapta ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.
PKK’nın ve teröristbaşı Öcalan’ın Italyan komünistlerinden gördüğü desteği de birkaç gün önce bir Italyan yazar kaleme aldı. PKK’nın 1978 yılında Sovyetler Birliği’nin parasıyla kurulduğunu da ileri süren Italyan yazarın bu iddiası, örgüt hakkında bugüne kadar bilinmeyen ilginç bir ayrıntıydı. Ya da en azından benim bilgim yoktu. Yararlı olacağını düşündüğüm İtalyan yazarın yazısını aktarmak istiyorum.
Italya/Roma’da yayınlanan “il Giornale” gazetesinin 24 Ekim 2007 tarihli sayısında, “Massimo Introvigne” imzasıyla yayımlanan makalenin çevirisi şöyledir:
“Komünist Yeniden Oluşum Partisi’nin yöneticileri ve Mina Gianni gibi şahıslar, hep birlikte kan dökücü Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK ile dayanışma ağı kurma işini resmen üstlendiler.
PKK’yı diğer Kürt örgütlerinden ayıran şey, komünist ideolojisi... Sovyetler Birliği’nin kutsaması ve parasıyla kurulan PKK, 80'li yıllarda Türkiye'nin Güneydoğusunda, kan dökmek, işkence yapmak ve ‘halk düşmanlarını’ her gün kurban etmek suretiyle, en azından 35 bin sivilin (beş bin Türk askeri de buna dahildir) ölümüne yol açan eylemlere daha henüz başlamadan, 1978-79’u içine alan iki yıllık dönemde, Türk askerleri ve siyasetçilerinden 354 kişiyi öldürerek işe koyulmuştu.
1998 yılında Abdullah Öcalan'ın Moskova'dan kalkan bir uçakla, Komünist Yeniden Oluşum Partisi Milletvekili Ramon Mantovani eşliğinde İtalya'ya gizemli bir şekilde getirilmesi gibi utanç verici bir olayın ardından, İtalyan solu, PKK konusunda ağzını hiç açmamalıdır. Öcalan başka yerlere de gittikten sonra, 1999 yılında Nairobi'de ele geçirilerek Türkiye'ye götürülmüş ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu hikâye, Türkiye-İtalya ilişkilerini hâlâ zehirlemeye devam ediyor.
2002 yılında PKK, adını KADEK olarak resmen değiştirdi. Fakat KADEK’in yönetici grubu PKK’nınki ile aynı. Sonuç itibariyle, isim değişikliği sadece bir makyaj. PKK ya da KADEK, Marksist kurucuları eski SSCB tarafından doktrin aşılanan, eğitilen ve finanse edilen komünist bir parti.
PKK, Irak sınırı boyunca yükselen Türk dağlarının öte tarafında, ‘Marksist mikro bir bölgeyi’ silah zoruyla idare ediyor. Kürt etnik gruplarının dayanışması neticesinde PKK'ya -komünist olmayan ve aralarından kuşkulu sesler yükselmeye başlayan- Iraklı Kürtlerin desteği taahhüt edildi. Ama Irak'taki Kürt özerk bölgesinin başkanı Barzani'nin, Kürt etnisitesinden ziyade, Amerikan karşıtı ve komünist olarak gördüğü PKK'nın desteklenmesi konusunda açık kuşkuları var. Netice itibariyle sadece Irak Devleti, ABD ve AB'nin düşmanı olanların, PKK'yı desteklemekte ve Türkiye ile Irak arasında bir çatışmayı kışkırtmakta çıkarı olabilir. Nitekim bu cephede İtalyan radikal solunu görmek pek de şaşırtıcı olmaz.”
Italyan yazarın, özellikle AB ülkelerinin PKK üyesi teröristleri barındırmasını ve PKK’ya olan maddi-manevi desteğini göz ardı etmesi, ayrıca PKK’lı teröristlerin elindeki ABD ve AB menşeli silahlardan, bu arada yüzlerce masumun ölümüne yol açan Italyan imalatı mayınlardan hiç söz etmemesi düşündürücü değil mi?
Sinan Sungur
sungur69@gmail.com
