PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN



FORUMA GİT : Kazım Koyuncu'nun anısına


alyoşa
13-11-2007, 11:43
Tiyatro Boyalı Kuş, 'Çernobil'den Sesler' adlı oyunuyla 21 yıl önce yaşanan felaketi yeniden gözler önüne seriyor. Kazım Koyuncu'nun anısına sahnelediği oyunda Tiyatro Boyalı Kuş, bu felaketi unutmamak, gerçeği gerçek insanların hikâyeleri ve sözleriyle bulabilmek için yeniden anlatıyor




Çernobil Nükleer Santralı'nda 26 Nisan 1986'da gerçekleşen patlamanın üzerinden tam 21 yıl geçti. Bu 21 yıl içinde çok söz söylendi, suçlamalar yapıldı; kitaplar, bilimsel araştırmalar yayımlandı. Çernobil felaketinden 10 yıl sonra bölgeye giden gazeteci-yazar Svetlana Aleksiyeviç ise farklı sesleri aramaya koyuldu. İşte Tiyatro Boyalı Kuş da bu farklı seslerin toplandığı kitaptan yola çıkarak 'Çernobil'den Sesler' adlı bir oyun sahneliyor.
Çernobil patlamasına ilk müdahale eden itfaiyecinin eşi Lyudya Ignatenka, boşaltılmış köylerden birinde tek başına yaşayan yaşlı bir kadın olan ve hâlâ radyasyonun ne olduğunu anlamaya çalışan Zinaida Yevdokimovna Kovamenko, patlama sonrasında tahliye edilen ve kaybolan komşusunu arayan Mariya Volçok, Çernobil sonrasında doğan hasta kızını anlatan bir anne, Çernobil patlaması sırasında çocuk olan Katya, insanları uyarmaya çalışan bir nükleer fizikçi Valentin Alekseyeviç Boriseviç, Çernobil Müzesi'nde görevli, belgeler toplayan Sergey Vasilyeviç Sobolev ve diğerleri... Tüm bu insanlar ve daha fazlası Çernobil'de olanları sahne üzerinde insanlara bir kez daha anlatıyorlar.

Karadeniz turnesine çıkacak
Tiyatro Boyalı Kuş ise oyunu, bu felaketi unutmamak, gerçeği, gerçek insanların hikâyeleriyle, sözleriyle bulabilmek için, 'Kazım Koyuncu'nun anısına... Başka Kazımları kaybetmeyelim' diye sahneye taşıyor ve seyirciyi Çernobil faciasını kötü bir olay olarak hatırlamanın ötesine çağırıyor. Jale Karabekir'in yönettiği oyunda Nurten Helik, Gamze Karababa ve Şerif Bozkurt rol alıyor.
Tiyatro Boyalı Kuş'un geçen sezon Sinop'ta sahnelediği ve bu sezon kapsamlı bir Karadeniz turnesine çıkmayı planladığı oyunu 'Çernobil'den Sesler' 15 Kasım Perşembe saat 20.00'de Kocamustafapaşa Çevre Tiyatrosu'nda, 17 Kasım Cumartesi saat 20.00'de Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi'nde, 26 Kasım Pazartesi saat 20.00'de Harbiye'deki Kenter Tiyatrosu'nda.

empati
06-07-2008, 10:14
paylaşım için tşk.......

AnaConDa_RaDyo
24-07-2008, 06:37
sağol bilgi verdiğin için

Mehmet Akgül
23-08-2008, 02:58
KAZIM KOYUNCU

Hayatı Yaşamı Biyografisi

Karadeniz müziği, Anadolu Rock, nitelikli müziğe inanlar, önemli bir ismi en verimli olabileceği dönemde yitirdi. Otuz üç yaşındaydı Koyuncu; yıllardır müziğin içinde olmasına karşın 2000'li yıllarda Gülbeyaz, Sultan Makamı gibi televizyon dizilerine yazdığı müziklerle ünlenmişti.

Karadeniz'in hırçın çocuğu diyorlardı ona; demokrasi adına atılan bir çok adımda müziğiyle, fikirleriyle yer alıyor; Fırtına Deresi'ne yapılacak santrali protestodan, insan hakları ihlallerine karşı çıkmaya kadar bir dolu etkinliğe destek veriyordu.

Müzikte de, birkaç halk müziği sanatçısının tekelinde kalmış Karadeniz bölgesinin müziğini, evrensel normlarda yayımlamayı deneyerek, önemli çıkış yapmıştı.

1972 Artvin/Hopa doğumlu Koyuncu, yirmi yaşında Dinmeyen adlı müzik grubu'na katılmış, 1993'de Mehmedali Barış Beşli ile, Lazca müzik yapmak amacıyla Şuku grubunu kurmuştu. İki arkadaş bir yıl sonra aralarına İlhan Karahan ve Metin Kalaç'ı da alarak grubun adını Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) dönüştürmüş ve 1995 başında Va Mişkunan (Bilmiyoruz) albümüyle Lazca rockın ilk örneğini vermişti. Lazcayı yaşatmak amacıyla Lazca rock yapıyorlardı. Plak şirketleri ise bu soundu 'Soft Laz Rock' diye tanımlıyordu.

O günlerde grup elemanları Lazca dilinin yaşatılmasına rock yoluyla katkıda bulunmayı amaçladıklarını, rock müzikteki dinamizmle yöre insanının enerjisinin örtüştüğünü görünce heyecanlandıklarını anlatıyor, Lazca'nın rockın sert söyleyişine de uygun olduğunu belirtiyorlardı.

Dört yıl içinde Zuğaşi Berepe, kamuoyuna pek yansımasa da önemli işler yaptı ve konserlerle hedefini gerçekleştirmeye çalıştı. Bu etkinliklerden Brüksel konseri sırasında canlı kayıt edilen parçaları, kısıtlı sayıda bastırdıkları Bruxel Live ( 1998 ) adlı albümde bir araya getirdiler.

Gruptaki eleman sayısı arttıkça müzikal yapı da güçlenmişti. Kazım Koyuncu (vokal, akustik gitar), Cafer İşleyen (bass, vurmalılar, flüt), Gürsoy Tanç (elektrikli gitar), Uğurcan Sezen (klavye), Zülküfil Murat Dilek (davul), Metin Kalaç (kayıt) Lazcayı yaşatmanın yanında aşk şarkılarına katılan sert söylemli yapıtlar ve modern rock anlayışı üzerine oluşturdukları çizgiyle de kabul görmeye başlamışlardı.

Zuğaşi Berepe, Va Mişkunan albümünden dört yıl sonra İgzas (Gidiyor) adlı albümüyle bu çabayı listelere taşıdı. Yedi Lazca, bir Hemşince, bir de Türkçe sözlü parçadan oluşan albümün müzikal zenginliği, rockın çeşitli tonları arasında akıllıca gidip gelen sounduyla 1998'in en iyi yerli yapıtlarından biri oldu. Lazca'nın öne çıktığı kültürel bir misyonun yanında sıkı bir rock albümü özelliği de taşıyordu İgzas (Parçaların Türkçe anlamları kapakta verilmişti). Bu albümde Kazım Koyuncu (vokal, gitar), Cafer İşleyen (bass, vurmalılar, flüt), Gürsoy Tanç (gitar), Uğurcan Sezen (tuşlular), Zülfikil Murat Dilek (davul), Mahmut Turan (tulum), Metin Kalaç (kayıt), Mehmedali Barış Beşli'den (vokal) oluşan grubun, doğayı katledecek Çamlıhemşin'deki Fırtına Deresi'nin üzerine yapılacak santrale karşı kampanyayı desteklemesi de İgzas'ın diğer bir özelliğiydi.
Grup 2000'lerin başında dağılınca, kuruculardan Kazım Koyuncu yoluna tek başına devam etmeyi kararlaştırdı ve solo albümleri Viya (2002) ile Hayde'yi (2004) yayımladı. Anadolu Rock'a kayan soundla ürettiği müziği kısa sürede büyük ilgi görüp, yaptıkları geniş kitlelere tam ulaşmaya başlamıştı ki hastalandı Koyuncu. Akciğer kanserine yakalanmıştı.

Pes etmiyordu; tedaviyi sürdürürken Trabzonspor için marş bile yazmıştı. Ancak günden güne direnci zayıflıyordu; adına düzenlenen konsere çıkamamıştı. Sonunda 25 Haziran tarihinde ajanslardan şöyle bir başlık düştü: 'Karadeniz'in genç sesi sustu'

Mehmet Akgül
23-08-2008, 02:59
GİDİYORUM

İşte gidiyorum,
Birşey demeden,
Arkamı dönmeden,
Şikayet etmeden,
Hiçbirşey almadan,
Birşey vermeden,
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum.

Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde,
Yürüyorum sanki senin yanında,
Sesin uzaklaşır herbir adımda,
Ayak izim kalmadan gidiyorum.

Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı,
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı,
Bana kimse sen gibi sarılmadı,
Işığımız sönmeden gidiyorum.

Mehmet Akgül
23-08-2008, 03:00
Kazım Koyuncu - Hayde

Hayde gidelum hayde
Dağa karayemişa
Elun nişanlisina
Ben nasil deyim hayde

Çiktum çami budadum
Endurdum yarisina
Boyle sevdami olur
Girsun yerun dibina

Kızılağaç fidani
Tepeden budanur mi
İnsan sevduği yardan
Bu kadar utanur mi

Endum dere duzina
Aşlamayi aşladum
Sevdaluk eyi şeydur
Ben da yeni başladum