PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN



FORUMA GİT : Düşlerde Yolculuk- öykü abdullah oral


proleter
10-12-2007, 11:15
Düşlerde Yolculuk- Öykü Abdullah oral


Yorgun bir kalp atışının, belirsiz tınısına benziyordu, kapıdan gelen ses, evin hanımı çok iyi tanıyordu bu mecalsiz kapı vuruşunu, kocaman bir tarihin ağır misyonunu yüklenmiş,, artık kendini bile taşımaktan aciz bırakılmış bu insan, çocuklarının babasıydı, değil kapıya vurmak onu evine sürüyerek taşıyan ayak seslerinden bilmişti geldiğini.

Yumuşak sevecen bir tebessümle açmıştı ona yüreğinin kapısını, Adam iri hantal vücudunun,
Ağır yükünü taşımanın hamallığını yaptığının, bilinciyle girdi kadının yüreğinin sıcaklığına, Çocuklar bir köşeye büzüşmüşler, birbirlerinin sıcaklığıyla yaşama tutunmaya çalışıyorlardı,

Kış hayli ağır geçiyor bu yıl, zemheri pusuya yatmış, sıcacık nefesine adlanmıştı Çocukların,
Adamın gözleri, Çocukların üşümüş yüzlerinden dökülen sıcak gülüşlerine takıldı birden, sonra bir oh çekti derinden, çocukların bakışlarından, hala umudun silinmediğini görmesi , rahatlatmıştı adamı, elini ceplerine indiren adam, Üç tane portakal çıkardı cebinden, çocuklara uzattı, çocukların üşümüş yanaklarından gülücükler açmaya başlamıştı, ki, adam yüzünü çocuklardan cevirdi, çocukların gülücükleri, adamın yüreğinden kopan fırtınaların ,gözlerinden sağanak olup yağmasına sebep olmuştu
.
Tarih kaygan bir zeminde yürümeğe mahkum kılmıştı, Emekçi üretken ama hep birileri tarafından aç bırakılan beden emekçilerini.

Adam salonun bir köşesine kurulu somyanın üstüne oturdu dizlerini çekti kendine dirseklerini dizine koydu yanaklarını dayadı avuçlarına, günün,de verdiği yorgunlukla başladı geçmişe yolculuk, nereden nereye gelmişlerdi birden, 15 .16.hazirana götürdü onu düşleri.
15 haziranda başlayan işçi sınıfının o unutulmaz direnişi ,70 bin kişinin pazartesi sabahı iyelerine gidip orada sessizce direnişe geçmişti,sonrada fabrikalardan çıkarak içeride başlattıkları eylemi sokaklara taşımaya başlamışlardı, ki, ülkemizde ilk kez böylesine büyük bir eylem emekçi üreten o onurlu insanlar tarafında sokaklara taşınıyordu, İstanbul,da üç koldan başlatılan yürüyüşün ilk kolu Kadı köy bölgesinde Ankara yolu üzerindeki fabrikalardan çıkan işçiler, Kartal yününe doğru yürüyüşe geçmişlerdi,Sömürüye karsı yüreğe vuran isyanın, öfkenin, çığlığını, salmıştı sokaklara, caddelerden alanlara taşıdılar, haksızlıklara başkaldırının direncini,ve öfkenin balyozlaşan sesini, yüreğinde açısını bileyen işçiler.
Maltepe sigara fabrikasında çalışan işçiler arasında katılıp katılmama hakkında tartışmalar yaşansa,da, Eyüp yöresinde fabrikada çalışan işçiler, de ,Top kapıya doğru Yürüyüşe geçmişler, İşçi sınıfı en şanlı elbisesiyle, (tulumuyla) yürüyor, O görkemli günü, Tarihinin baş sayfalarına Kocaman puntolarla yazmak için, ON BEŞ ON ALTI Haziranın adını,yürüyor emekçi yüreğim, ve bu arada kağıt hane civarından, Yürüyüşe katılan işçiler polis barikatı ile karşılaşmışlardır,
Polisler işçilerin yürütmemek için ellerinden geleni ardlarına koymamakta Ama sel bir kere taşmış bendinden ne set tanır ne Barikat, Polis engeli aşılır iken, iki ,arkadaşlarını kaptırır kurda emekçiler, iki arkadaşlarının gözaltına alınmasına öfkelenen, işçiler , Eyüp polis karakoluna giderek, durumu şiddetle protesto ettiler ve gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılmasını sağlamışlardır,Eyüp yolu olaylar sırasında bir süre zorunlu olarak trafiğe kapatılmıştır,
Bakırköy de ki fabrika işçileri Londra asfaltı üzerinde yürüyüşe geçerek bu yolunda bir süre trafiğe kapatmıştı,Şehir içindeki fabrikalarda ki işçilerde,Taksim, Gümüş suyu ve Şişli istikametine yürümüşlerdi,O görkemli günü unutmakta insanın kendi tarihine ihanetidir,

Diğer yandan Disk e bağlı Basın iş sendikası üyesi olan işçiler Ankara da ulusal basım evi ile Ulus gazetesini iki buçuk saat işkal etmişlerdi.

İzmit bölgesinde işçiler Ankara yolu üzerinden şehre doğru yürüyüşe geçtiği bildirilmekteydi.
Birinci yürüyüş kolu. İzmit in doğusunda köse köy yöresindeki fabrika işçileri oluşturmuştu. Bu yürüyüş kolunda kiler. yolları üzerinde bulunan Disk e bağlı lastik,iş sendikası. üyesi,işçilerin çoğunlukta olduğu,Pireli ve Good year fabrikalarımdaki. İşçilerinde yürüyüşe katılmasını sağlamak. için bu fabrika önünde tezahürat yapmışlardı, Lastik iş sendikasının Kocaeli bölgesindeki Yöneticileri bu fabrika işçilerinin. yürüyüşe katılmalarını.

Engellemişlerdi. İkinci yürüyüş kolu Kocaeli,nin batısında. Yarımca yününden şehre doğru hareket etmişti. yürüyüşe Gazal Aygaz Ana dolu düküm işyerleriyle yol üstünde küçük işletmelerinde katılımıyla Türk kablo fabrikasının önüne geldiğinde tezahürata başlamışlar. Fabrikada bazı İşçi arkadaşların çabalarıyla, Türk kabloda çalışan tüm işçilerde yürüyüşe, başlamışlardı, Bu fabrikada çalışan, Finlandiyalı yöneticilerin, bu yürüyüşe anlayışla karşıladığını,da, söylentiler arasındaydı, şehre iki yönden gelen işçiler Çocuk parkında toplanmışlar, yöneticiler bir araya gelerek, ertesi gün tekrar buluşmak üzere kara alacaklardı, ki,Adamın gözüne sipere yatmış bir polis ilişti—

gördüklerine inanamayan adam daha dikkatli aynı yöne bakınca gördü,ki namlunun ucunda hedefti bedeni, yoldaşları zarar görmesin diye koşarak yürüdü namlunun üstüne eğer tetik çekilecekse kendinden başka kimse zarar görmemeliydi, gergin bir yaydan fırlayan ok gibi, fırlattı bedenini pusudaki polisin üstüne,
ani bir patlamayla uyandı,Adam, başında dikili eşi parmağıyla dürtüklüyor adamı uyan bey, yemeğini yede öyle yat.
Adam kan ter içinde birden fırladı çöktüğü somyadan, telaşla kapıya yöneldi, sonra geldi oturdu yemeğin başına, Az sonra yemekten kalktı tekrar, oturdu somyanın üstüne, Kadın, anlat bey neydi düşünde seni korkutan ?

Adam derin bir iç geçirerek, Hiç sorma hanım içim geçmiş,birden kendimi Yetmişli yıllarda buldum,Adam çok şeyler anlatmayı istese, de, boğazına kör bir düğüm atılmıştı sanki, ağzından çıkan her söz, adeta boğacakmış gibi oluyordu onu .

ansızın gözlerinden üzüm taneleri misali dökülmeye başlamıştı, suskunluğunun utancı, Yılların içinden sıyrılıp gelen O onurlu direnişten geriye ne kalmıştı, bugün hangi yüzüne sığdırıp,ta anlatacaktı, geçmişteki, O görkemli direnişi, Yüreğinde ki başkaldırışların derin izlerinden, günümüze Sokaklarda adı bile olmayan kocaman bir hiçlik kalmıştı..

Adam kadınının gözlerine dikti gözlerini eşinin gözlerinden düşüncelerini okumaya çalışıyordu,Yıllardır sömürülerek ve emekçi, bedenine yapılan, zulüm baskılara rağmen ,sessiz bir iç hesaplaşmanın, ağırlığını yaşıyordu, kanayan yüreğinde, ve acaba diyordu nasıl tanımlıyor, eşim beni,

Kadın kocasının bakışlarına bir anlam çıkaramasa,da: kurban ın olayım bey neyi okumak istiyorsun gözlerimden, de ki öleyim, de ki yakayım bedenimi de, asayım kızıl bir bayrak misali, yaşamı dar eden şu beylerin,Şehirlerinin tam da orta yerine,de yakayım,da bedenimi karanlığın orta yerine aydınlık düşsün çocukların kara gözlerine,
Ki Yıkayım bu vurdum duymaz ve umursamaz yaşamı, umut çiçeklensin gayrı Yoksul mahcup duruşlardan, kardelenler boynu bükük kalmasınlar baş kaldırsınlar diye buzullardan, de ki yakayım bu bedeni diyerek sarıldı yüreğine Adamın.
Bir süre sessizlikten sonra Yıllanmış yorgunluğunun ağırlığı düşmüştü ikisinin de gözlerine Sessizce başlamıştı yine düş yolculuğu….


abdullah Oral

alyoşa
11-12-2007, 12:11
Çok güzel bir hikâye...Hemde Kocaeli İzmit geçiyor içinde...