PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN

FORUMA GİT : Hz.Muhammet (S.A.V.)'in Mucizeleri


tacmahal
11-12-2007, 10:33
Hz.Muhammed(a.s.m.) peygamberligini ilan ettikten sonra, cevresindeki Kureys’liler Allah’dan ve/veya Muhammed’den mucizeler istediler. Daglari yurutmesini, melekleri gostermesini, yagmur yagdirmasini, bir seyin seklini degistirmesi vb. mucizleri gostermesini istediler ki; Islam’in inanilir ve mucizevi bir din oldugunu kabul etsinler.

Kuran’da Hz.Muhammed(s.a.v.)’e ait mucizelerden bahis edilmez, fakat Islami kayitlarda bir cok Hz.Muhammed(s.a.v.) mucizesi bulunmaktadir. Kayitlarda bulunan mucizeler ise, yine Islam alimleri tarafindan asagidaki sekilde aciklanmaya calisilmistir:

’’Mucize gerektiren bir hal gelirse, Allah’in izni ilhami ve tevfikiyle zuhur eder. Her istenilen zamanda hemen bir mucize gosterivermek, tabir caizse mucizeyi sihirbazliga dusurmek olur. Mucizeyi gerektiren hal, peygamberi fazla SIKISTIRDIKLARI, onun gonlunu incittikleri zaman Allah’in gazabinin kaynamasiyla meydana gelir, mucize zuhur eder, ama pesinden inanmayanlarin basina azap iner.’’

Islam ulemalarindan Kadi Ilyas, mucizeleri su sekilde aciklamaktadir;

’’Resul-i Ekrem (S.A.V) peygamberlerin en cok mucize getireni, mucize bakimindan en yuksegi, delil bakimindan en kuvvetlisidir. Peygamberimizin mucizeleri iki kisimdir:

1- Bir kismi kati ilim ifade eder, ve bize tevaturen nakledilmistir; Kuran gibi. Bunun icazini inkar eden Muhammed (S.A.V)in varligini inkar eden gibidir. Onun elinden boyle seylerin ciktigindan suphe yoktur. Ne mumin ne de kafir O’nun elinden garip seylerin zuhur ettiginde ihtilaf edemez.

2- Ikinci kisim zaruri ve kat’i ilim ifade etmeyen mucizelerdir. Bunlar iki cesittir:

A- Bir cok kimse arasinda meshur ve yaygin, muhaddisler, raviler ve diger nakilleri arasinda yayilan cesit ki; parmaklarindan su kaynamasi, yemegin cogalmasi bu nevidendir.

B- Bir yahut iki kisi tarafindan gorulup, az kisi tarafindan rivayet edilen ve digeri gibi sohret bulmayan cesittir. Fakat bu da benzerleriyle birlestirilirse manada uyusurlar, ve dedigimiz gibi mucizelerin getirildiginde ittifak ederler.’’

MUCIZELER:

1- Elini batirdigi kaptaki suyun cogalmasi:

Enes Ibn Malik’den rivayet edilmistir ’Resulullah (S.A.V) i gordum, ikindi namazi vakti gelmisti. Herkes abdest suyu aradi, bulamadilar. Allah’in elcisine bir comlek icerisinde su getirildi. Resullah (S.A.V) ellerini o kaba koydular ve halka ondan abdest almalarini emrettiler. Gordum ki su parmaklarinin arasindan kayniyordu. Basindan sonuna kadar herkes o sudan abdest aldilar.’ Enes’e kac kisiydiniz denildiginde ’ucyuz kisi kadardik’ demistir. Diger bir rivayetde seksen, bir diger rivayetde yetmis kisi olduklari yaziliymis.

2- Yemegin cogalmasi:

Enes Ibn Malik anlatiyor;’’ Abu Talha, Umm-i Suleym’e Allah’in Resulu’nun sesi cok zayiflamisti, anladim ki cok actir. ’Yiyecek bir seyin var mi diye sordu.’ Umm-i Suleym: ’evet’ deyip arpa ekmeginden bir kac yufka dolayip cikinladi, benim koltugumun altina SIKISTIRDI, uzerini de tekrar orttu ki baska kimse gormesin. Boylece beni Hz Peygamber’e gonderdi. Gittim ki kendileri mescitte bulunuyor. Yanlarinda durakladim. Resulullah bana: ’Seni Ebu Talha’mi gonderdi?’ dedi. ’evet’ dedim. ’Yemege mi cagiriyor?’ ’evet’ dedim. Yanindakilere ’kalkin gidelim’ buyurdu. Ben de onlarla beraber geldim. Durumu Ebu Talha’ya soyledim. Ebu Talha ’Ya Umm-i Suleym, Allah’in resulu bize bir takim adamlar getirmis. Halbuki yanimizda onlara ikram edecek bir seyimiz de yok’ diye yakindi. Umm-i Suleym ’Allah’in resulu daha iyi bilir.’ dedi. Ebu Talha Allah’in resulunu iceri davet etti. Allah’in resulu: ’Ya Ebu Talha, yaninda ne varsa getir.’ diye emretti. O da bana verip gonderdigi ekmegi getirdi. Yine resulullah’in emriyle Umm-i Suleym, yufkalarai acip yagladi. Allah’in resulu sofra basinda Allah’a dua etti, sonra: ’On kisi gelsin’ dedi. On kisi gelip yediler, doydular ve ciktilar. On kisi daha cagirmasini emretti. On kisi daha gelip doyuncaya kadar yediler ciktilar. Yine on kisi daha cagirmasini emretti. On kisi daha yediler doydular ciktilar. Boylece onar kisi, onar kisi cagirip yedirtti. Orada bulunan butun insanlar doydular. hepsi yetmis-seksen kisi kadar vardi.’’

3-Duasinin kabulu:

Enes Ibn Malik diyor ki: ’Resulullah zamaninda Medine’de kitlik oldu (Yagmur yagmiyordu). Kendileri hutbe irad ederken bir adam (Haricetu Ibn Hisn el Fizari) kalkip: ’Ya Resulullah, Yagmursuzluktan atlar, koyunlar helak oldu. Allah’a dua et ki bizi sulasin.’ dedi. Resulullah mubarek ellerini acip dua buyurdular. Cam gibi duran semada, birden bir ruzgar esmeye basladi, pesinden gokte bulutlar belirdi, bunlar bir araya geldi ve bardaktan bosanircasina yagmur yagdi. O kadar ki evimize giderken sulara batip cikiyorduk. Yagmur oteki cuma’ya kadar devam etti. Yine o adam veya baska biri kalkip: ’Ya Resulullah, evlerimiz yikildi, Allah’a dua et; yagmuru durdursun!’ dedi. Peygamber (S.A.V.): ’Allahumma hawalayna wa la aleyna (Allah’im artik bize degil civarimiza yagmur ver)’ diye dua etti. Baktik ki bulutlar Medine havalisine dagildi.

4- Gozu agriyan Hz.Ali (R.A)’nin gozune tukurugunu surmesi ve gozun iyilesmesi:

Hayber harbinde(*) Allah’in Resulu: ’Bu bayragi oyle bir adama verecegim ki, Allah onun eliyle fetih nasip edecektir. O, Allah’i ve Resulunu sever, Allah ve Resulu’de onu sever.’ buyurdu. Herkes acaba bayragi kime verecek diye merak ediyordu. Resulullah, Ali Ibn Ebi Talib’i aratti. ’Ya Resulullah gozunden sikayetcidir dediler.’ Resulullah Hz.Ali’yi getirtti, parmagini agzinda islatip Ali’nin gozlerine surdu, dua etti. Hz.Ali’nin gozlerinde agri namina bir sey kalmadi. Bayragi teslim aldi ve gercekten Allah onun eliyle Hayber’i Muslumanlara kazandirdi.

[(*)Hayber Yahudilerine karsi yapilmis olan saldirida, zor durumda kalan Yahudiler bir kaleye siginmislar (Hayber kalesi) ve kale 10 gunluk bir muhasara sonucu dusmustur. Savas sonunda bir cok insan oldurulmus ve cok sayida esir alinmistir.]

5- Pisirilmis koyunun etinin zehirli oldugunu haber vermesi:

Ebu Hureyre anlatiyor: Bir Yahudi kadini, Hayber’de kizartip zehirledigi koyunu yemek olarak Resul-i Ekrem’e ikram etti. Allah’in elcisi ondan yedi. Ashap da yediler. Allah’in elcisi; ’Ellerinizi cekin, cunku koyun bana zehirli oldugunu soyledi’ buyurdu. Bisr Ibn Bera oldu. Allah’in elcisi kadina sordu: ’Seni bu harekete sevkeden nedir?’ Kadin: ’Eger peygamber isen yaptigim sana zarar vermez; melik isen insanlari senin elinden kurtarmis olurum.’ Allah’in elcisinin emriyle kadin olduruldu.

6- Birine dua ettiginde, o dua’nin dua edilenin cocuguna ve cocugunun cocuguna etki etmesi:

Enes Ibn Malik anlatiyor: Annem ’Ya Resulullah: kolen Enes, bunun icin Allah’a dua et’ dedi. Allah’in Resulu: ’Allah’im, ona cok mal, cok evlat ver, ona verdigini hayirli eyle.’ diye dua buyurdu. Simdi malim pek cok. Cocugum ve cocugumun cocugu, bugun yuz kadardir.

Abdurrahman Ibn Avf’e de bereketle dua etmisti. Abdurrahman diyor ki: ’Tasi kaldirsam altindan altin bulacagimi umid ederim.’ Allah gercekten Abdurrahman’a vermisti. Oldugu zaman terekesindeki altinlar baltalarla bolundu. Dort karisindan her biri seksen bin aldilar.

Abdullah Ibn Abbas’a: ’Allah’im ona din ogret, onu dinde fakih eyle ve ona tevil ogret.’ diye dua buyurmustu. Ondan sonra Abdullah Ibn Abbas, Habr(buyuk alim) ve Tercuman’l-Kuran diye anildi.

7- Gaipten haber vermesi:

Sahih Hadis erbabi bilginler, Resulullah (S.A.V)in gaipten haberler verdiklerini tesbit etmislerdir. Bunlar arasinda Islam dusmanlarina ustun gelinecegi, Mekke’nin fethi, Kudus’un Sam’in Irak’in fethedilecegi, bir kadinin tek basina salimen Hire’den Mekke’ye Allah’tan baska kimseye guvenmeden gidebilecegi, Hayber’in Ali eliyle alinacagi, ummetine dunyanin en parlak yasayisinin verilecegi, Kisra ve Kayser’in hazinelerine sahip olunacagi bulunmaktadir. Ayrica Devenin kaybolup bir vadide bir agaca takilmis bulundugu (hikayesini anlatacagim), Hatip Ibn Beltaa’nin Muhammed’in Mekke uzerine yuruyecegini ihbar etmesini bilmesi ve ihbarciyi yakalatmasi, amcasi Abbas’in Bedir savasinda esir dusmesini ve esir dusunce fidye icin mali olmadigini soylemesi uzerine ne kadar mali oldugunu ifsa etmesi ve butun mallarinin karisi Ummulfazl’da oldugunu soylemesi, Halid’i Ukaydir uzerine gonderirken, onu sigir avlarken bulabilecegini soylemesi de gaipten haber vermeler olarak nitelenmistir. (Tabi bu orneklere cok sayida ilave yapilabilir.)

8- Muhammed’in korunmasinin birakilmasi:

Ayse (R.A.) diyor ki: ’Allah seni insanlardan koruyacaktir (Maide-67)’ Ayet’i ininceye kadar Resulullah’i beklerlerdi. Bu Ayet inince basini cikartip: ’Ey insanlar gidiniz, yuce Rabbim beni korudu.’ buyurdu.

Hz.Peygamber (S.A.V.) bir yere kondugu zaman arkadaslari bir agac golgesi secerler, O orada istirahat buyururdu. Tam boyle bir sirada bir A’rabi geldi kilicini cekti:’Seni benden kim korur’ dedi. Resulullah:’Yuce ve celil olan Allah korur.’ buyurdu. A’rabi’nin eli titredi, kilici elinden dustu. Basini agaca oyle hizli carpti ki, sanki dimagi akayazdi. Iste bu olay uzerine bu Ayet nazil oldu.

9- Muhammed’in kaybolan kendi devesinin yerini gostermesi:

Peygamberimizin devesi kaybolmustu. Yahudi Munafiklarindan olan Zeyd Ibn al-Lust:’Muhammed kendine gokten haber geldigini soyluyor. Oysa kendi devesinin nerede oldugunu bile bilmiyor’ demisti. Bu haber Allah’in elcisine ulasti, Resulullah: ’VAllahi, ben ancak bana bildirilenlerden baskasini bilemem. Simdi Allah, devenin su si’bde (vadide) oldugunu bildirdi. Yulari bir agaca takildigindan gelemiyor.’ Muslumanlar gidip baktilar, deveyi Resulullah’in dedigi yerde buldular.

10- Ebucehil’in and’i ve aldigi ders:

Ebucehil Hz.Peygamberi namazdan men etmisti. ’Eger Muhammed’i namaz kilarken gorursem, boynunu cigneyecegim’ demisti. Resulullah kusluk vakitleri, Sam’a yonelir namaz kilardi. Yine bir gun namaza durmustu. Secdeye geldikleri sirada Ebucehil buyuk bir tas alip Hz.Peygamber’e dogru ilerledi. Tasi basina vurmak istiyordu. Yaklasir yaklasmaz birden rengi degisti, korktu, gerisin geriye kacti. Elleri tas uzerinde dona kalmisti. Ne oldugunu sordular:’Aramizda bir hendek, bir aygir ve kanatlar vardi. Az daha beni yiyordu.’ dedi.

Resulullah(s.a.v.) buyurmustu ki:’Bana yaklassaydi melekler onu parca parca ederlerdi.’
Kaynak ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

alpi001
01-01-2008, 08:43
7- Gaipten haber vermesi:

Sahih Hadis erbabi bilginler, Resulullah (S.A.V)in gaipten haberler verdiklerini tesbit etmislerdir. Bunlar arasinda Islam dusmanlarina ustun gelinecegi, Mekke’nin fethi, Kudus’un Sam’in Irak’in fethedilecegi, bir kadinin tek basina salimen Hire’den Mekke’ye Allah’tan baska kimseye guvenmeden gidebilecegi, Hayber’in Ali eliyle alinacagi, ummetine dunyanin en parlak yasayisinin verilecegi, Kisra ve Kayser’in hazinelerine sahip olunacagi bulunmaktadir. Ayrica Devenin kaybolup bir vadide bir agaca takilmis bulundugu (hikayesini anlatacagim), Hatip Ibn Beltaa’nin Muhammed’in Mekke uzerine yuruyecegini ihbar etmesini bilmesi ve ihbarciyi yakalatmasi, amcasi Abbas’in Bedir savasinda esir dusmesini ve esir dusunce fidye icin mali olmadigini soylemesi uzerine ne kadar mali oldugunu ifsa etmesi ve butun mallarinin karisi Ummulfazl’da oldugunu soylemesi, Halid’i Ukaydir uzerine gonderirken, onu sigir avlarken bulabilecegini soylemesi de gaipten haber vermeler olarak nitelenmistir. (Tabi bu orneklere cok sayida ilave yapilabilir.)

Enam ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(50)Onlara şunu söyle: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Körle gören bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?" ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Araf ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

(18)De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım iyilik ve güzelliği elbette çoğaltırdım. Bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim." ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Neml ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(65)De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler." ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Secde ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(6)İşte budur Allah! gaybı da görüneni de bilen O'dur. Azîz'dir o, Rahîm'dir. ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Tur ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(41)Yoksa gayb yanlarında da yazıp duruyorlar mı? ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Hadid ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(25)Yemin olsun, biz, resullerimizi açık-seçik delillerle gönderdik ve onlarla birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir. Allah Kavî'dir, Azîz'dir. ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Hasr ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(22)Öyle Allah ki O, tanrı yok O'ndan başka. gaybı da görünen âlemi de bilen O! Rahman O, Rahîm O. ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Kalem ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(47)Yoksa gayb, yanlarında da onlar mı yazıyorlar? ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Cinn ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(26)Gaybı bilendir O. gaybı konusunda hiç kimseyi yardımcı yapmıyor. ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])[Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) [Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])

Tekvir ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])
(24)O, gayb konusunda cimri değildir. ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])


Evet Kuran-i Hakim Böyle diyor

amigos
08-01-2008, 06:23
Peygamber efendimizin mucizeleriSual: Peygamber efendimizin mucizeleri nelerdir?
CEVAP
Çok mucizesi görülmüştür. Bazılarını bildirelim.
Aşağıdaki yazılar (Mir’at-ı Kâinat) kitabından alınmıştır.

Muhammed aleyhisselamın hak Peygamber olduğunu bildiren şahitler pek çoktur. Ümmetinin Evliyasında hasıl olan kerametler, hep Onun mucizeleridir. Çünkü, kerametler, Ona tâbi olanlarda, Onun izinde gidenlerde hasıl olmaktadır.

Muhammed aleyhisselamın mucizeleri, zaman bakımından üçe ayrılmıştır:

Birincisi, mübarek ruhu yaratıldığından başlayarak, Peygamberliğinin bildirildiği (bi’set) zamanına kadar olanlardır.

İkincisi, bi’setten vefatına kadar olan zaman içindekilerdir.

Üçüncüsü, vefatından kıyamete kadar olmuş ve olacak şeylerdir.

Bunlardan birincilere, (İrhas) yani, başlangıçlar denir. Her biri de ayrıca görerek veya görmeyip akıl ile anlaşılan mucizeler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bütün bu mucizeler o kadar çoktur ki, saymak mümkün olmamıştır. İkinci kısımdaki mucizelerin üç bin kadar olduğu bildirilmiştir. Bunlardan bazılarını aşağıda bildireceğiz.

1- Muhammed aleyhisselamın mucizelerinin en büyüğü Kur’an-ı kerimdir.
(Geniş bilgi için, Kur’an-ı kerim maddesine bakınız.)

2- En büyük mucizelerinden birisi de Mirac mucizesidir.
(Geniş bilgi için, Mirac mucizesi maddesine bakınız.)

3- Meşhur mucizelerinin en büyüklerinden birisi de, Ay’ı ikiye ayırmasıdır. Bu mucize, başka hiçbir Peygambere nasip olmamıştır. Muhammed aleyhisselam elli iki yaşında iken, Mekke’de Kureyş kâfirlerinin elebaşıları yanına gelip, (Peygamber isen Ay’ı ikiye ayır) dediler. Muhammed aleyhisselam, herkesin ve hele tanıdıklarının, akrabasının iman etmelerini çok istiyordu. Mübarek ellerini kaldırıp dua etti. Allahü teâlâ, kabul edip, Ay’ı ikiye böldü. Yarısı bir dağın, diğer yarısı başka dağın üzerinde göründü. Kâfirler, Muhammed bize sihir yaptı dediler. İman etmediler.

Bu mucize ile ilgili âyet-i kerimenin meali şöyle:
(Kıyamet yaklaştı, Ay yarıldı. Onlar [müşrikler] bir mucize görünce hemen yüz çevirirler ve "Eskiden beri devam ede gelen bir sihir [B]derler.) [Kamer 1,2]

4- Muhammed aleyhisselam, bazı gazalarında, susuz kalındığı zaman, mübarek elini bir kaptaki suya sokmuş, parmakları arasından su akarak, suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır. Bazen seksen, bazen üçyüz, bazen binbeşyüz, Tebük Gazasında ise, yetmiş bin kimsenin hepsi ve hayvanları, bu sudan içmişler ve kullanmışlardır. Mübarek elini sudan çıkarınca akması durmuştur.

5- Hayber gazasında, önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında, (Ya Resulallah, beni yeme, ben zehirliyim) sesi işitildi.

6- Medine’de, mescid-i nebevide dikili bir hurma kütüğü vardı. Resulullah hutbe okurken, bu direğe dayanırdı. Buna Hannane denirdi. Minber yapılınca, Hannane’nin yanına gitmedi. Ondan ağlama seslerini, bütün cemaat işittiler. Minberden inip, Hannane’ye sarıldı. Sesi kesildi. (Eğer sarılmasaydım, benim ayrılığımdan kıyamete kadar ağlardı) buyurdu.

7- Mübarek eline aldığı çakıl taşlarının ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi gibi, Allahü teâlâyı tesbih ettikleri çok görülmüştür.

8- Bir gün, bir köylüyü imana davet etti. Müslüman bir komşumun vefat etmiş kızını diriltirsen, iman ederim dedi. Mezarına gittiler. İsmini söyleyerek kızı çağırdı. Kabir içinden ses işitildi ve dışarı çıktı. (Dünyaya gelmek ister misin?) buyurdu. (Ya Resulallah! Dünyaya gelmek istemem. Burada babamın evindekinden daha rahatım. Müslümanın ahireti, dünyasından daha iyi) dedi. Köylü bunu görünce, hemen imana geldi.

9- Tirmizi ve Nesai’nin (Sünen) kitaplarında diyor ki, iki gözü a’ma bir kimse gelip, ya Resulallah, Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın dedi. (Kusursuz bir abdest al! Sonra Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!) duasını okumasını buyurdu. Adam, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. Bu duayı müslümanlar, her zaman okumuşlar ve maksatlarına kavuşmuşlardır.

10- Medine’de, minberde hutbe okurken, bir kimse, ya Resulallah! Susuzluktan çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlalarımız helak oluyor. İmdadımıza yetiş dedi. Ellerini kaldırıp, dua eyledi. Gökte hiç bulut yokken, mübarek ellerini yüzüne sürmeden, bulutlar toplandı. Hemen yağmur başladı. Birkaç gün devam etti. Yine minberde okurken, o kimse, ya Resulallah! Yağmurdan helak olacağız deyince, Resul aleyhisselam, tebessüm etti ve (Ya Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsan eyle!) buyurdu. Bulutlar açılıp, güneş göründü.

11- Cabir bin Abdullah diyor ki, çok borcum vardı. Resulullaha haber verdim. Bahçeme gelip, hurma yığınının etrafında üç kere dolaştı. (Alacaklılarını çağır, gelsinler!) buyurdu. Her birine hakları verildi. Yığından bir şey eksilmedi.

12- Bir kadın, hediye olarak bal gönderdi. Balı kabul edip, boş kabı geri gönderdi. Kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek, (ya Resulallah! Hediyemi niçin kabul etmediniz?Acaba günahım nedir?) dedi. (Senin hediyeni kabul ettik. Gördüğün bal, Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir) buyurdu. Kadın çocukları ile aylarca yediler. Hiç eksilmedi. Bir gün yanılarak balı başka bir kaba koydular. Oradan yiyerek bitirdiler. Bunu, Resulullaha haber verdiler. (Gönderdiğim kapta kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi) buyurdu.

13- Resulullahın gaybdan haber verdiği çok görüldü. Bu mucizesi üç kısımdır:

Birinci kısmı, kendi zamanından evvel olan ve kendisine sorulan şeylerdir ki, bunlara verdiği cevaplar, çok kâfirlerin, katı kalbli düşmanlarının imana gelmelerine sebep olmuştur.

İkinci kısmı, kendi zamanında olmuş ve olacak şeyleri haber vermesidir.

Üçüncü kısmı, kendisinden sonra kıyamete kadar dünyada ve ahirette olacak şeyleri bildirmesidir.

Burada ikinci ve üçüncü kısımlardan birkaçı aşağıda bildirilecektir.

[İslam’a davetin başlangıcında, müşriklerin eziyetlerinden, sıkıntılarından dolayı, Eshab-ı kiramın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişlerdi. Resulullah, Mekke’de kalan Eshab-ı kiramla beraber, üç sene her türlü görüşme, alış-veriş yapma, müslümanlardan başka bir kimse ile konuşmama gibi, bütün içtimai muamelelerden men olundular. Kureyş müşrikleri, bu karar ve ittifaklarını bildiren bir ahdname yazarak, Kâbe-i muazzamaya asmışlardı. Her şeye kâdir olan Allahü teâlâ (Arza) denilen bir çeşit kurdu [ağaç kurdu] o vesikaya musallat etti. Yazılı bulunan (Bismikellahümme) [Allahü teâlânın ismi ile] ibaresinden başka, ne yazılı ise, hepsini o kurtcuk yedi, bitirdi. Allahü teâlâ bu hâli Cibril-i emin vasıtası ile Peygamber efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz de bu hâli amcası Ebu Talibe anlattı. Ertesi gün, Ebu Talib müşriklerin ileri gelenlerine gelerek, Muhammedin Rabbi Ona şöyle haber vermiş. Eğer söylediği doğru ise, bu hâli kaldırıp, eskiden olduğu gibi dolaşmalarına, başkaları ile görüşmelerine mani olmayınız. Eğer söylediği doğru değilse, ben de Onu artık himaye etmeyeceğim, dedi. Kureyşin ileri gelenleri, bu teklifi kabul ettiler. Herkes toplanarak Kâbe’ye geldiler. Ahdnameyi Kâbe’den indirerek açtılar ve Resulullahın buyurduğu gibi, (Bismikellahümme) ibaresinden başka, bütün yazıların yenilmiş olduğunu gördüler.]

Acem padişahı Hüsrev’den Medine’ye elçiler geldi. Bir gün, bunları çağırıp, (Bu gece, Kisranızı kendi oğlu öldürdü) buyurdu. Bir müddet sonra, oğlunun babasını öldürdüğü haberi geldi. [İran şahlarına Kisra denir.]

14- Bir gün, zevcesi Hafsa validemize, (Ebu Bekir ile baban, ümmetimin idaresini ellerine alacaklardır) buyurdu. Bu sözle Hazret-i Ebu Bekir’in ve Hafsa validemizin babası olan Hazret-i Ömer’in halife olacaklarını müjdeledi.

15- Ebu Hüreyre’yi “radıyallahü teâlâ anh” Medine’de, zekat olarak gelmiş olan hurmaların muhafazasına memur etmişti. Bir kimseyi hurma çalarken yakaladı. Seni Resulullaha götüreceğim dedi. Hırsız, fakirim, çoluğum çocuğum çoktur diyerek yalvarınca, bıraktı. Ertesi gün, Resulullah Ebu Hüreyre’yi çağırıp, (Dün gece bıraktığın adam ne yapmıştı?) buyurdu. Ebu Hüreyre anlatınca, (Seni aldatmış. Yine gelecektir) buyurdu. Ertesi gece yine geldi ve yakalandı. Tekrar yalvarıp, Allah aşkına bırak dedi ve kurtuldu. Üçüncü gece, tekrar gelip yakalanınca, yalvarmaları fayda vermedi. Beni bırakırsan, birkaç şey öğretirim, sana çok faydası olur, dedi. Ebu Hüreyre kabul etti. Gece yatarken, (Âyet-el kürsi)yi okursan Allahü teâlâ seni korur, yanına şeytan yaklaşmaz dedi ve gitti. Ertesi gün, Resulullah efendimiz, Ebu Hüreyre’ye tekrar sorup cevap alınca, (Şimdi doğru söylemiş. Halbuki kendisi çok yalancıdır. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?) buyurdu. Hayır bilmiyorum deyince, (O kimse şeytan idi) buyurdu.

16- Rum İmparatorunun orduları ile harp için (Mute) denilen yere asker gönderdiğinde, sahabeden üç emirin arka arkaya şehid olduklarını, kendisi, Medine’de minber üzerinde iken, Allahü teâlânın göstermesi ile görerek yanındakilere haber verdi.

17- Muaz bin Cebeli vali olarak Yemen’e gönderirken, Medine’nin dışına kadar uğurlayıp ona çok nasihatler verdi. (Seninle dünyada artık buluşamayız) buyurdu. Hazret-i Muaz Yemen’de iken Resulullah efendimiz Medine’de vefat etti.

18- Vefat ederken, mübarek kızı Fatıma’ya, (Akrabam arasında bana evvela kavuşan sen olacaksın) buyurdu. Altı ay sonra Hazret-i Fatıma vefat etti. Akrabasından ondan evvel kimse vefat etmedi.

19- Kays bin Şemmasa, (Güzel olarak yaşarsın ve şehid olarak ölürsün) buyurdu. Hazret-i Ebu Bekir halife iken Yemamede Müseylemet-ül-Kezzab ile yapılan muharebede şehid oldu.
Hazret-i Ömer’in ve Hazret-i Osman’ın ve Hazret-i Ali’nin şehid olacaklarını dahi haber verdi.

20- Acem padişahı Kisranın ve Rum padişahı Kayserin memleketlerinin müslümanların eline geçeceğini ve hazinelerinin Allah yolunda dağıtılacağını müjdeledi.

21- Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmi Hiram’ın o gazada bulunacağını haber verdi. Hazret-i Osman halife iken müslümanlar, gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harp ettiler. Bu hanım da beraber idi. Orada şehid oldu.

22- Mübarek kızı Fatıma’nın oğlu Hasan “radıyallahü teâlâ anhüma” için, (Bu oğlum çok hayırlıdır. Allahü teâlâ, müslümanlardan iki büyük ordunun sulh etmesine bunu sebep yapacaktır) buyurdu. Büyük bir ordu ile Muaviye’ye “radıyallahü anh” karşı harp edeceği zaman, fitneyi önlemek, müslümanların kanının dökülmemesi için hakkı olan halifeliği Muaviye’ye “radıyallahü anh” teslim etti.

23- Abdullah ibni Abbas’ın annesine bakıp, (Senin bir oğlun olacak. Doğduğu zaman bana getir!) buyurdu. Çocuğu getirdiklerinde, kulağına ezan ve ikamet okuyup, mübarek ağzının suyundan ağzına sürdü. İsmini Abdullah koyup annesinin kucağına verdi. (Halifelerin babasını al, götür!) buyurdu. Hazret-i Abbas, bunu işitip, gelip sorunca, (Evet, böyle söyledim. Bu çocuk halifelerin babasıdır. Onlar arasında seffah, Mehdi ve İsa aleyhisselamla namaz kılan bir kimse bulunacaktır) buyurdu. Abbasiyye devletinin başına çok halifeler geldi. Bunların hepsi, Abdullah bin Abbas’ın soyundan oldu.

24- Eshabından çok kimseye hayır dualar etmiş, hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir.
Hazret-i Ali buyuruyor ki:
Resulullah beni Yemen’e kadı [Hakim] olarak göndermek istedi. Ya Resulallah! Ben kadılık yapmasını bilmiyorum dedim. Mübarek elini göğsüme koyup, (Ya Rabbi! Bunun kalbine doğru şeyleri bildir. Hep doğru söylemek nasip eyle!) buyurdu. Bundan sonra bana gelen şikayetçilerden doğru olanı hemen anlar, hak üzere hükmederdim.

25- Nabiga ismindeki meşhur şair şiirlerinden birkaçını okuyunca, Araplar arasında meşhur olan (Allahü teâlâ dişlerini dökmesin) duasını buyurdu. Nabiga yüz yaşına gelmişti. Dişleri ak ve berrak, inci gibi dizilmiş dururdu.

26- Amcası Ebu Leheb’in oğlu Uteybe, Resulullahı çok üzdü. Çirkin şeyler söyledi. Buna çok üzülüp, (Ya Rabbi! Buna köpeklerinden birini musallat eyle!) buyurdu. Uteybe, Şam’a ticaret için giderken bir gece arkadaşlarının arasında yatıyordu. Bir aslan gelip arkadaşlarını koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince, kaptı parçaladı.

27- Acem padişahı Hüsrev Pervize iman etmesi için mektup gönderdi. Alçak Hüsrev, mektubu parçaladı ve getiren elçiyi şehid eyledi. Peygamber efendimiz bunu işitince, çok üzüldü ve (Ya Rabbi! onun mülkünü parçala!) buyurdu. Resulullah hayatta iken Hüsrevi oğlu Şireveyh hançerle parçaladı. Hazret-i Ömer halife iken, acem memleketinin tamamını müslümanlar feth edip, Hüsrev’in nesli de, mülkü de kalmadı.

28- Allahü teâlâ, Habibini belalardan korurdu. Ebu Cehil, Resulullahın en büyük düşmanı idi. Kâbe-i muazzama yanında namaz kılarken, alçak Ebu Cehil, tam zamanıdır diyerek, bıçakla üzerine yürümek isterken, hemen geri dönüp kaçtı. Arkadaşları, niçin korktun dediklerinde, Muhammed ile aramızda ateş dolu bir hendek gördüm. Birçok kimse beni bekliyorlardı. Bir adım atsaydım, yakalayıp ateşe atacaklardı. Bunu müslümanlar işitip, Resulullah efendimize sorduklarında, (Allahü teâlânın melekleri, onu yakalayıp parçalayacaklardı) buyurdu.

29- Resulullah efendimiz bir gün abdest alıp, mestlerinden birini giyip, ikincisine mübarek elini uzatırken, bir kuş geldi. Bu mesti kapıp havada silkti. İçinden bir yılan düştü. Sonra kuş mesti yere bıraktı. Bugünden sonra, ayakkabı giyerken, önce silkelemek sünnet oldu.

30- Selman-ı Farisi, hak din aramak için, İran’dan çıkıp çeşitli memleketleri dolaşmaya başladı. Beni Kelb kabilesinden bir kervan ile Arabistan’a gelirken Vadi’-ul kura denilen mevkide hainlik edip bir yahudiye köle diye sattılar. Bu da, akrabası, Medineli bir yahudiye köle olarak sattı. Hicrette Resulullahın Medine’ye teşriflerini işitince, çok sevindi. Çünkü, kendisi nasrani âlimi idi. En son rehberi büyük bir âlimin tavsiyesi ile, ahir zaman Peygamberine iman etmek için Arabistan’a gelmişti. O âlim, Resulullahın vasıflarını öğretmiş, Onun hediye kabul edip, sadaka kabul etmediğini, iki omuzu arasında mühr-ü nübüvvet olduğunu ve pek çok mucizeleri olduğunu Selman’a bildirmişti. Selman-ı Farisi, Resulullaha sadakadır diyerek hurma getirdi. Resulullah onlardan hiç yemedi. Hediyedir diye bir tabakta yirmibeş kadar hurma getirdi. Resulullah efendimiz ondan yedi. Bütün Eshab-ı kiram da yediler. Yenilen hurma çekirdekleri bin kadardı. Resulullahın bu mucizesini de gördü. Ertesi gün bir cenaze defninde mühr-ü nübüvveti görmek arzu etti. Resulullah, bunu anlayıp mübarek gömleğini sıyırarak mühr-ü nübüvveti gösterdi. Selman hemen imana geldi. Birkaç sene sonra 300 hurma ağacı ile binaltıyüz dirhem altın ödemek şartı ile azat edilmesine söz kesildi. Resulullah bunu işitti. Mübarek elleri ile ikiyüzdoksandokuz hurma ağacı dikti. Ağaçlar o sene meyve vermeye başladı. Birini Ömer “radıyallahü teâlâ anh” dikmişti. Bu ağaç meyve vermedi. Resulullah efendimiz, bunu çıkarıp mübarek elleri ile tekrar dikti. Bu da hemen meyve verdi. Bir gazada, ganimet alınan, yumurta kadar altını Selman’a “radıyallahü teâlâ anh” verdiler. Resulullaha gelip, bu gayet azdır. Binaltıyüz gram çekmez dedi. Mübarek ellerine alıp tekrar Selman’a verdi. (Bunu sahibine götür) buyurdu. Yarısı ile efendisine olan borcunu ödedi. Yarısı da, Hazret-i Selman’a kaldı.

31- Kureyş kâfirlerinden Velid bin Mugire, As bin Vail, Haris bin Kays, Esved bin Yagus ve Esved bin Muttalib, Resulullaha cefa ve eziyet etmekte başkalarından aşırı gidiyorlardı. Cebrail aleyhisselam gelip, (Seninle alay edenlere cezalarını veririz...) mealindeki Hicr suresinin 95. âyetini getirip, Velidin ayağına, ikincisinin ökçesine, üçüncüsünün burnuna, dördüncüsünün başına, beşincisinin gözlerine işaret etti. Velid’in ayağına bir ok battı. Çok kibirli olduğundan, eğilerek oku çıkarıp atmak, kendine ağır geldi. Demiri topuk damarına batıp, siyatik hastalığına yakalandı. As’ın ökçesine diken battı. Tulum gibi şişti. Harisin burnundan devamlı kan geldi. Esved bir ağaç altında neşeli otururken, kafasını ağaca vurup, diğer Esved de, a’ma olup, hepsi helak oldular.

32- Devs kabilesinin reisi Tufeyl, hicretten önce, Mekke’de imana gelmişti. Kavmini imana davet için Resulullahtan bir alamet istedi. (Ya Rabbi! Buna bir âyet (delil) ihsan eyle) buyurdu. Tufeyl, kabilesine gidince, iki kaşı arasında bir nur parladı. Tufeyl, ya Rabbi! Bu alameti yüzümden giderip başka yerime koy. Bunu yüzümde görenlerden bazısı, kendi dinlerinden çıktığım için cezalandırıldığımı zannederler dedi. Duası kabul olup, nur yüzünden gitti. Elindeki kamçının ucunda kandil gibi parladı. Kabilesindekiler zamanla imana geldiler.

33- Hicretin yedinci senesinde Resulullah efendimiz, Habeş padişahı Necaşi’ye ve Rum imparatoru Herakliyus’a ve Acem padişahı Husrev’e ve Bizansın Mısır’daki valisi Mukavkas’e ve Şam’daki valisi Haris’e ve Umman Sultanı Semame’ye mektuplar göndererek, hepsini imana davet etti. Mektupları götüren elçiler, gittikleri yerin dillerini bilmiyorlardı. Ertesi sabah, o dilleri söylemeye başladılar.
Molla Abdurrahman Caminin (Şevahid-ün-nübüvve) kitabında ve Yusuf-i Nebhani’nin (Huccetullahi alel-âlemin) kitabında, Resulullah efendimizin daha nice mucizeleri yazılıdır.

:a015:

alpi001
09-01-2008, 10:40
Ben Mirac Mucizesini Cok merak ediyorum..
Rica etsem yazar misiniz ?..