PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN



FORUMA GİT : ANKARA YORGUNLUĞUMUN YAŞAMAK GİBİ BİR ANLAMI VAR


nogay
19-01-2008, 04:58
ANKARA! YORGUNLUĞUMUN YAŞAMAK GİBİ BİR ANLAMI VAR

Şimdi kelimelerden cümle kurma becerim kaldı mı bilmiyorum. Bilmeden, sorguladığım çok yol varmış aslında. Ve anladım ki; Benim ilke diye sahiplenip arkasında durduklarım kaçamadığım korkularımmış.

Kağıtlar dolusu heybelerim var içinde sadece senin adını yazabileceğim kadar, adına harf dedikleri o oklardan. Ben yine bu karlı, şeffaf Ankara gecesinde adın yazayım o heybeden. Birazdan şarkımızı açayım. Önce burkulsun içim. Saate bakayım… Sonra belki (eğer korkmadan mutfağa gidebilirsem) bir kahve alayım kendime. Bu yazıya da adını armağan ekleyeyim. Sen yine orada kal. Ülkeler arası bir uzaklıkta mesafeler dursun gözlerimin görünmez gecesinde. Ve elimi uzattığımda fikrinin hoyratlığı itelesin despot sevdanı…

“Anlatılmak istenenler eğer çoksa susmak daha iyi…” diyor şair? Ben merak ediyorum. Bu susuş, bu bilmezlik daha nelere gebe?cevabı şairden almaya niyetlensem öleli uzun yıllar olmuş diyor tarihler. Ben doğmamışım ki daha öldüğünde... Ama onunla büyüdüğümü biliyorum. Adına harf dedikleri o oklardan ,yani benim oklarımdan onun heybesinde de varmış biliyor musun? Hatta, belki bana miras bırakmıştır heybenin içindekileri.

Ankara çok güzel şimdi. Görmelisin aslında. Yollarında saflık değil, bir sevda geziniyor. Kar nasıl da yakışıyor bu şehre. Buzlar, buzullar ya donduruyor bir sevdanın iç ısısını yada öz ısısını kamçılıyor inatlaşıp haylazca…

Ben bir yazı daha yazdım. Öylesine... Heybemde hiç değişmedi harfler. İçinden çıkarıp yan yana koyduğumda tek anlamlı olan senin adın. Gerisi fasarya…

Şimdi ezan okunur yine. Bir tanrısal şükür çekerim nefes dolusu. Yollar buzlu. Sen çıkma yola. Gelemeyeceksin ne de olsa. Bir vesile vardırmak istediklerin kayıp düşer her patikada... Uzak olmak uzun olmakmış. Yeni anladım. Ve biliyorum ki şimdi, ilke edinmek hayatın amacı değilmiş. Bir sahte sığınış aslında. Mülteci acılar kardan artık Ankara da.

Benim heybemdeki tek anlamlı sözcük senin adın. Bu satırların ilk mısraları devredilmiş bir günden armağan artık. Ve kulağımda tanrısal huzur varken ben uykuya secde kılacağım birazdan.

Bir yazı daha bitti. Olsun.. avluda bekleyenler çok. Ben heybemdeki diviti kırılmış sınırlı harflerimle adını getirdim yan yana. Ve aslında heybeden çıkan tek anlamlı sözcükte adındı nasıl olsa. Bu yazı Ankara’nın bir ocak şafağında armağan olsun sana. Çok da umursama. Oku öylesine. Sadece oku..

Bu şehre bir başka yağıyor kar. Ve haritada sadece ülkemin değil, benim sevdamın da başkentidir bu kar.

ANKARA!

Heybemden seni çıkardı yine. Sen umursama! Sadece oku. Öylesine. Hiç bilmiyormuş gibi. Anlamsızca oku ve anlamsız diye zaten, anlamda verme ne dendiğine.

Ankara!

Sana yeni yetme bir çocuğa yakıştığı gibi yakışıyor bu kar.

Annenin bebeğini emzirmesi gibi mistisizm oluyor iklimin…

Heybemde senin adınmış saklı duran. Ve aslında içinden çıkan tek anlamlı sözcük de senin yaşattıklarınmış.

ANKARA!

Beyazlara büründüğün bu şafakta çok yorgunum fikrimin ve sevdamın heybeler dolusu ağırlığından.

Çünkü benim sevda yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var…