PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN



FORUMA GİT : Seninle aynı şeyleri özlüyoruz aslında Cezmi ERSÖZ...


nogay
21-02-2008, 09:14
Seninle Aynı Şeyleri Özlüyoruz Aslında…



Seninle aynı şeyleri özlüyoruz aslında…

Sıradan şeyler. Basit, zarif, anlaşılır...

Kıyıları özlüyoruz, mesela. Ve kıyıda kalbimiz gibi bir evi...

Ve orada bize benzeyen insanlarla bir arada yaşamak istiyoruz.

Çocuklar, bize boyun eğen bir doğa ve yavaşlatılmış bir hayat istiyoruz.

Her şey açık olsun ve hayat içimizden aksın ama yine de bize pek zarar vermesin istiyoruz...

İyi insanlar olmak istiyoruz. İyi... Bir sarmaşık gibi birbirimize sarılıp sonsuza dek kopmamak istiyoruz.

Oysa özlemek başka; kim olduğumuz ve neyi istediğimiz başka...

Ve bu oyunu önce ben bozdum.

Sen de bozabilirdin...

Özlemlerini seni sıkan terli bir gömlek gibi üzerinden çıkarıp bir bilinmezliğe doğru alıp başını gidebilirdin...

Önce ben çıkmak istedim yola. Bitişi değildi bu, sana duyduğum sevginin. Bu, sonu değildi içimdeki aşkın...

Bu yüzden, sen şimdi vazgeçtin kendi yolculuklarından; vazgeçtin, ruhunun gurbetinden dönmekten... Vazgeçtin, kendinden...

Ve sen şimdi her şeyi bile bile, beni bu hayata çağırıyorsun.

Özlemlerimize yer açmaya çalıştığımız, bu bilinmez, bu yalancı topraklara...

Beni yitirmemek için kendinden vazgeçiyorsun. Kendine dönmekten...

Sevgin, kendinden daha önemli. Sevgin, bugüne dek ertelediğin bütün yolculuklarından daha önemli... Bana duyduğun aşk için hep anlaşılır olmaya, hep iyi olmaya çalışıyorsun.

Bense, iyi ve anlaşılır olmak istemiyorum...

Belki de haklısın! Ben iyileşmek istemiyorum.

Hayat... İnsanlar... Bu dünya, pek inanmadığın halde senin söylediğin gibidir belki de... Babalar çocuklarını seviyordur. Kadınlar eşlerine sevgiyle bağlıdırlar. Otobüste yaşlı insanlara yer veriliyordur. İşçiler çalışkan, esnaf dürüsttür. Mevsimler iyi huylu, insanlar yardımseverdir. Geceleri aşk koruyordur şehirleri...

Ve en önemlisi, sen beni katıksız seviyorsundur...


Oysa, bilmiyor değilim ben bunları. Hayatın içindeyken, hayatı mahcup bir özlemle özlerim çünkü. Şükran duyarım ona ama yine de eksiğimdir ondan; belki de biraz fazla. Her şey hazırdır. Avuçlarımdadır özlediğim her şey ama yine de beni çağıran sese giderim ben.

Giderim, kendime... Onca emek, onca çile sonunda, bana sunulan her şeyi, istesem de istemesem de elimin tersiyle, iter giderim, artık ertelemek istemediğim yolculuklarıma...

Giderim, sonunda. Ulaşmak için çırpındığım, bu yüzden kendimi kınadığım her şey silinip gider; kendimle çırılçıplak kalırım orada...

Buymuş, derim; buymuş, işte, aradığım! Bu tarifsiz acı, bu tarifsiz çözümsüzlük. Bu saf hasret...

Ve orada yıkarım yüzümü, ağlayışımı gizleyen o karanlık sularla.

Yıkarım yüzümü, kaybetmenin, o deli, o çıplak sevinciyle...

İyi ki derim, iyi ki kaçıp gelmişim buralara... İyi ki burada kendimle baş başa yaralarıma bakmışım...

Oysa çok geldim, bu karanlık ve dost denizin önüne. Çok yalvardım ona. Ona, bu susuzluğun ne olduğunu bilmediğini söyledim. Korkusuzca açtım önünde varlığımı...

Yalvardım. Küfrettim. Haykırdım. Arındım.

Sınırlarımı aşmak istercesine hayatı ve bütün iyiliklerini, hayatı ve bütün kötülüklerini ve çözümsüzlüklerini ona şikâyet ettim.

Hayatı ve bütün aşklarını; sevgilerini...

Gözyaşlarımı karanlık denizin tuzuyla seviştirirken, o an hayatta olmaktan derin bir haz duyarken ama aynı anda yok olmanın sınırında gezinmenin kirli gururuyla, varlığımı ona şikâyet ettim.

Umutlarımı, aşklarımı ve özlemlerimi ona şikâyet ettim...

Anladım, sevgili!.. Anladım... Kendimi ve bana ait olan her şeyi şikâyet ettiğim bu karanlık denizin önünde. Anlam, özlediğim her şey, beni benden kopartıyormuş...

Anladım, sevgili!.. Ben iyileşmek istemiyorum...

İnan, hayatın, insanların iyi olup olmaması beni zerrece ilgilendirmiyor bu anda.

Kimse sorumlu değil. Suçlu yok. Böyleyim ben...

Sevgisiz, bencil biri değilim. Bunu en çok senin bilmen gerek.

Evet, aşkı çok arzuladım.

Girdim, çıplak ayakla onun topraklarına. Büyülendim ve sustum...

Ve ben aşkı özlerken, o, beni benden kopardı...

Aşk, ben bu hayattan kurtulmak isterken, beni bu hayata benzetti...

İşte bu yüzden, seni ne kadar sevsem de sen gidince ferahlık duymam...

Evet, en çok seni seviyorum, bu yeryüzünde...

Bunu kanıtlayabilirim sana...

Önceleri bundan çok utanırdım. Bir zaman sonra, yanımdan gitmeni istememden... Sen gidince, içimin ferahlamasından...

Ama artık utanmıyorum... Çünkü, en çok yokken, varsın sen bende.

Özlemini, hayalini alıp o karanlık denizin önüne getiriyorum.

Orada, sen yokken, seninle fısıldaşıyorum.

Orada, sen yokken, seninle haykırıyorum karanlık denize...

Senin yokluğunda ama yokluğundan daha sahici olan hayalinle arınıyorum, o karanlık denizin önünde.

Titreyerek, sabırsızca, çocukça ve cesur…

Seni, yokluğunu ve beni bu karanlık denizin önüne sürükleyen varoluşumla arınmak istiyorum...

Ne arıyorum ben burada? Benim için her şeyin iyiye ve doğruya gittiği söylenirken, neden, ben burada bana ait her şeyi yok etmek istiyorum?

Boşunaymış, alınganlıklarım. Boşunaymış, incinmelerim...

Sordum kendime, sordum; öfkemin ve arzularımın doruğunda sandığım an... Sordum, “Sahi, ne istiyorsun sen?” diye...

Çok cesurdum ama ölmek istemiyordum. Bu hayatı da istemiyordum aslında.

Çünkü kendimi ne kadar kandırsam da er geç, geleceğim yer, yine bu karanlık denizin önüydü...

Daha çok gidebilmek isterdim. Sonuna dek...

İçimde biriktikçe, beni yaralayan hüznümün ne olduğunu biliyorum. Hissettiğim yere kadar gidememekti, benim hüznüm. Hep, yarı yoldan dönmek... Hep, son anda vazgeçmek...

Burası bana ait değil. Bu hayat...

Sevgilim, beni affet! Sana duyduğum o büyük aşk, bana ait değil...

Düşünsene, en çok sevdiğim sensin ama yine de sen gidince içim ferahlıyor!..

Düşünsene, senin için her şeyimi feda edebileceğim şu an, yine de sensiz gitmek istiyorum o
karanlık denizin önüne!..

Sensiz... Orada varoluşumun o büyük acısıyla baş başa kalmak istiyorum...

Bu bir sevgisizlik; bu bir bencillik değil...

Ben değil, sen bozsaydın oyunu önce sen isteyecektin bunu benden...

Ve bil ki burada, bu karanlık denizin önünde, yokluğumla savaşırken, en çok senin adın geçiyor içimden!..

Senden aldıklarım, sana kattıklarım...

En çok da senin için hesap veriyorum, bu karanlık denize...

Saçlarının kokusu, gözlerinin cinnet yarısı, aşk için o derin çırpınışın, ölümü ne kadar istesen de hayata duyduğun o derin özleyişin... İnan, ben, kendimle birlikte sanabana ve dışımızdaki her şey için hesap veriyorum, bu karanlık denize!..

Ne olur, beni engelleme!.. Çünkü ne pahasına olursa olsun, giderim ben oraya... Orada, belki kendimi bulurum, belki bulamam: Ama giderim...

Engellersen, sana en korkak, en zavallı, en düşkün yanımı bırakırım...

Çoğu insan böyle yapıyor... Ve ben o çoğunluktan olmak istemiyorum...

Bırak, beni, gideyim kendime!.. Ne olur, incitme ve bunu benim bencilliğime yorma!..

Beni kınama ve araya aşkı, sevgiyi sokma!

Kalırsam burada, beni, benimle yalnız bırakırsın...

Ne olur, beni, benimle ıssız bırakma!..

Ne olur, “bana, benimle ihanet etme!..”

Sana göre belki gidecek bir yer yok. Hepsi hepsi, burası… Bir de aşk üzerine bütün
bildiklerimiz...

Sakın, seni eksik sevdiğimden şüphelenme...

Ben bu hayata gerekli olduğu söylenen bir sürü şeyi, bu sevgi yüzünden öğrenmek istemedim...

Sen varken öğreneceğim her şeyi, sana rakip saydım... Ama yine de gitmek istedim, o karanlık denizin önüne...

Çünkü, gideremedi, susuzluğumu sendeki aşk...

Gideremedi, aşk üzerine bütün bildiklerim...

Gideremedi, avuçlarıma bırakılan özlediğim her şey... İşte bu yüzden, kendimden başka biri olmak istemiyorum...

Çok ama çok acı çeksem de almasın beni benden kimse... Bunu çok istiyorum...

Sen, benim için herkesten daha önemlisin...

Ama ben, kendisini özleyen bir başkasıyım...

Ve bildim. Kendimi anlamak, hayatı anlamak kadar düş kırıcıydı...

Ama böyle; belki de iyi ki böyle oldu...

İşte bu yüzden iyileşmek istemiyorum... Beni iyileştirmeye çalışma, ne olur!..

Ve beni benimle yalnız bırakma! “Bana, benimle ihanet etme!..”

Belki gidecek hiçbir yer yok... Belki her şey bu kadar…

Belki de boşuna çırpınıyorum... Boşuna kanatıyoruz gökyüzünü ve hayallerimizi...

Ama eminim, sen de biliyorsun.

Aşk, içindeki aşka rağmen yine de kendisini aramaya gidenlerle mümkün, bu dünyada...

SEVCAN YİĞİT
29-04-2008, 10:28
BENİ ÖP SONRA DOĞUR BENİ

Şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.
Ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.
Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.
Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.
Ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgarın tavrı.
Dağ: güneş iskeleti.
Tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.
Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri -
kovanlara sızmıyor.
Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.

CEMAL SÜREYA

SEVCAN YİĞİT
29-04-2008, 10:29
BİLİYORUM SANA GİDEN

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

CEMAL SÜREYA

*HİRA*
29-04-2008, 02:35
Paylaştığın şiirler için teşekkürler sevcancım...ellerine sağlık...

SEVCAN YİĞİT
29-04-2008, 03:43
bu şiiri denizhan burhan dan dinlemenizi tavsiye ederim çok güzel okuyor kral fm eski dj şuan süper fm de dj gece 2 sabah 6 arası gece kuşları için yani:)

MİLYON KERE AYTEN

Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi
Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum şiirler yazıyorum Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var
Ya da Ayten'i beş geçiyor

Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan

Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li
İki laf ederiz. Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi?
Ölüm bile kötü değil Aytensizlik kadar


Ümit Yaşar OĞUZCAN

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 08:36
BEN TEŞEKKÜR EDERİM HİRACIM ŞİİR YAZMA GİBİ Bİ YETENEĞİM YOK AMA ŞİİRLERİ ÇOK SEVERİM Bİ KAÇ TANESİNİ SİZDE OKUYUN İSTEDİM:)

Farruk
15-05-2008, 09:22
Arkadaşlar, Emeğinize Sağlık, Hepsi O Kadar Güzel ve Anlam içeren Cümlelerki. Teşekkürler.

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 12:53
Unuttu Seni - Sibel Can

BOŞUNA AĞLAYIP BAKMA YOLLARA
GELMEZ ZALİM GELMEYECEK UNUTTU SENİ
YANAĞINDAN DÜŞEN GÖZYAŞLARINI
SİLMEZ SİLMEYECEK UNUTTU SENİ
BİRANDA İNANDIN KANDIN SÖZÜNE
TOZ PEMBE GÖRÜNDÜ HERŞEY GÖZÜNE
YÜZÜNDEN DÜŞSEDE BİRGÜN GELİP YÜZÜNE
GÜLMEZ GÜLMEYECEK UNUTTU SENİ


HASRETİN DERYASINDA KAYBOLDUĞUNU
HERGECE AĞLAYIP KAHROLDUĞUNU
SEVDASI UĞRUNA MAHFOLDUĞUNU
BİLMEZ BİLMEYECEK UNUTTU SENİ
KOPARIP ATAMAZSIN CANDIR CANINDA
DOLAŞIR SEVDADIR AŞK'TIR KANINDA
ÇOK İSTERSİN ONU BİRGÜN BİRGÜN YANINDA
KALMAZ KALMAYACAK UNUTTU SENİ


ŞUANKİ RUH HALİME TAM UYGUN BU GÜN GEÇMEK BİLMİYOR :( AKŞAMA KADAR BURDA NASIL DURUCAM BİLEMİYORUM TEK İHTİYACIM BİR DENİZ KENARI VE YALNIZLIK:(

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 12:54
YAZMAM DAHA AŞK ŞİİRİ

Oydu bir bakışta tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu
Dünyanın en güzel kadını oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgardı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu
En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı
Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 12:55
AYSEL GİT BAŞIMDAN

Aysel Git Başımdan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum.

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 12:56
Her rüyada şiir gibi gözlerin
Beni yakar küllerimi savurur
Gece gündüz uyanmadan beklerim
Emanettir kokun bir gülde durur


Bitmeden bu rüya ölsem
Yüreğim avuçlarında
Uyandırmasan yok olup
Bitsem dudaklarında
Getireceğim inan güneşi akşamlarına
Uyandırmasan asılı kalasam göz yaşlarında

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 12:59
Bir şiir yazmak istedim öncekilerden farklı olan
Yaşarken hayatta unuttuğum birşeylere dair
Unutmak mesela meğer ne kadar zaman geçmiş
Birşeyler unutmayalı
Ne kadar olmuş gönlümü avutmayalı
Sancıdan yokluğu hesap sorulan kaderi
Başını yastığa koyup ağlamayı yok sayalı ne kadar olmuş

Belkide ondandır bu haykırış yabancılık bu şehre
Ben aynı ben peki neden bu sancı
Unutturduğun içinmidir yoksa hatırlattığın içinmi
Ansızın gidişinmidir beni unutturan sana
Yoksa yoksa yarım bıraktıklarınmıdır
Hala gözlerindemiyim kapadığında
Yoksa bir hayal mi oldum
Tebessüm ettiğin arada sırada
Aramak geçiyor mu içinden herşeyi unutarak
Ve için sızlıyor mu ve sana inat
Takvimde günlerin geçtiğini gördüğünde


Susuyorum bazen ve dinliyorum geceyi
Getirmiyor artık eskisi gibi hasretini
Unutmaya başladığımdandır belkide
Hayat, hayat ne tür oyunlar oynuyor
Bir şiir yazmak istedim
Unuttuğum birşeylere dair
Her zamanki gibi sana döndüm
Ilık ılık girdin içime yerleştin yüreğime
Unutmak mı boşver gitsin
Ben herşeyden önce unutmayı unutmuşum

Denizhan Burhan

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 01:33
Arkadaşlar, Emeğinize Sağlık, Hepsi O Kadar Güzel ve Anlam içeren Cümlelerki. Teşekkürler.


BEN teşekkür ederim faruk kendimi şiir ve şarkılarda olmasa anlatamıyorum bazen insanın ruh halini anlatması imkansız oluyo böyle durumlarda hissedince kendimi kendime uygun şiir ve şarkıları paylaşmak geliyo içimden

*HİRA*
15-05-2008, 04:25
sevcancım yine çok güzel şiirler eklemişsin ellerine ve yüreğine sağlık canım...

SEVCAN YİĞİT
15-05-2008, 04:31
Bu gün pek iyi değilim hiracım :( ondan heralde

:) biraz damar operasyonu yaptım