PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN



FORUMA GİT : KIRLIAN FOTOĞRAFÇILIĞI


hulya
29-03-2008, 05:38
Bay ve bayan Kirlian'ın yaptığı ilk kameranın şans eseri olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Semyon Davidoviç Kirlian bir gün elektrikli bir cihaz üzerinde çalışırken şiddetli bir elektrik çarpması geçirmişti. O günlük işlerini bırakıp evine gitti. Karısı Valentina, üzerinde çalıştığı bir fotoğraf işinde kendisine yardım etmesini istedi. Semyon birkaç yeni film aldı ve üzerine resim çekilmiş filmlerin yerine bunları taktı ve filmleri banyo etmesi için karısına verdi. Sonunda, filmler onları hayrete düşürdü. Negatiflerde mavi, sarı ve diğer renkler açıkça görülüyordu.
Semyon'un geçirdiği şiddetli elektrik çarpmasının onda, 'enerji yüklü'ellerinin temasıyla yeni filmlerde bir görüntü bırakmasına yol açabilecek bazı 'değişikliklere'neden olduğu sonucuna vardılar. Kirlian'ların, ruhun fotoğrafını çektiği söylentisi yayıldı. Bu, 1939 yılında olmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması yüzünden keşif gizli tutuldu.
Kamera başlangıçta, bitkilerin veya onların bazı kısımlarının, özellikle yapraklarının fotoğraflarının çekilmesinde kullanıldı. Bu konuda pek çok şey yazılmıştır. Canlılık durumlarına göre çevreye yayılan auranın görülebildiği yaprak fotoğrafları, magazinlerde bile sık sık yer alıyordu. Yaprak bitkiye bağlıyken koparıldıktan hemen sonra ve epeyce zaman geçtikten sonra bu fotoğraflar çekiliyordu.
Aurada çok açık bir değişme görülüyor ve yaprak kurudukça aura yavaş yavaş kayboluyordu. 'Hayalet Yaprak Etkisi'(Phantom Leaf Effect) olarak bilinen bu olay, medyumların öne sürdükleri iddiaları kanıtlar nitelikteydi. Çünkü medyumlar, uzuvlarından biri kesilmiş kişilerin, kesilen uzuvlarının 'hayaletlerini'gördüklerini söylüyorlardı.

Kirlian Kamerası'nın Yapısı
Kirlian Kamerası cansız nesne veya canlı varlıkların fotoğraf görüntülerinin yüksek değerli bir elektriksel alan vasıtasıyla elde edildiği cihazdır.
Teknik bakımdan, bu görüntülerin elde edilmesinde kullanılan iki metot vardır. Birinci metot, söz konusu nesneye kuvvetlice elektrik vermek ve ondan yayılan radyasyonun karanlıkta normal bir kamera ile fotoğrafını çekmekten ibarettir. İkinci metotsa nesneye birinci metotta olduğu gibi doğrudan değil de, nesnenin çok yakınına yerleştirilmiş voltajı farklı bir veya iki tane metal plakadan geçirilen yüksek gerilimli akım uygulanır. Bu metotta kamera kullanılmaz; hassas fotoğraf materyali, nesneden doğrudan doğruya görüntü alacak şekilde düzenlenir.
Birinci metot (en azından teorik olarak) daha kapsamlı görüntülerin elde edilmesini mümkün kılar. İkincisi, daha düşük güçlü elektrik kullanarak çok daha fazla ayrıntının görülmesini sağlar. Bu nedenle deneycilerin çoğu güvenlik ve kullanım kolaylığı açısından birinci metottan vazgeçerek ikincisini tercih ederler.
İkinci metotta kullanılan sistem yukarıdaki şekilde şematik olarak görüldüğü gibi, sandviç biçiminde düzenlenmiş bölümlerden oluşur.
Cihaz metal plakaya yüksek gerilimli elektrik impulsları sağlayacak şekilde düzenlenmiş bir araçtır. Bu metal plakaya belli bir poz süresince yüksek gerilimli impuls uygulanır ve daha sonra üzerine obje konulup pozlandırılmış olan fotoğraf kağıdı banyo edilir. Banyo sonucunda fotoğraf kağıdı üzerinde; renkli fotoğraflarda mavimsi menekşe rengi haleler, siyah-beyaz fotoğraflarda ise, fırça veya tüy görünümünde karakteristik bir siyahlıkta ortaya çıkmaktadır.

Türkiye'deki ilk Kirlian Fotoğraf Makinası 1983 yılında Altan YILDIZ tarafından İstanbul Teknik üniversitesi Elektronik Mühendisliği'nde okuduğu yıllarda gerçekleştirilmiştir. Kendisi çeşitli fotoğraf çekme parametreleri ayarlanabilen bir makine ile yüzlerce canlı ve cansız obje üzerinde çalışarak fotoğraflar çekmiştir.
İnsanda değişik şekillere bürünen bir enerji realitesi bulunur; yani fiziksel, elektriksel, biyoelektriksel, biyoenzimatik enerjiler. Bu enerji formları karşılıklı olarak birbirine dönüşmektedir. Her canlı hücre bir şebekeye bağlıdır. Bir bakıma hiçbir hücre gerçekten bağımsız değildir. Bu şebeke sadece kan dolaşımıyla bağlantılı, kimyasal veya biyokimyasal olmakla kalmaz, her şeyden çok sinirlerle ilgili bir şebekedir, çünkü tüm hücrelerin biyokimyası en başta sinir sistemiyle yönetilmektedir. Sonuç olarak vücudumuzda tüm organlarımızı saran ve fiziksel, kimyasal, hücresel düzeyde, motor düzeyde ve bunlara benzer şekilde değişebilen bir 'sinir sistemi'enerjisi mevcuttur.

Akupunkturun temeli olan Çin Tıbbı kesin bir tavır alarak bu enerjinin insan bedeninde sürekli olarak tek yönlü aktığından söz eder. Bu enerji insan bedeninin sinir ağı boyunca daima akmaktadır. Dediklerine göre, kendi başına bir varlık olarak izole edilmiş halde onu asla bulamayacağımızdan dolayı bu sinirsel enerjiyi aramak zaman kaybıdır, çünkü biyoelektrik türden son derece süptil bir enerjidir. Ancak, kimyasal ve biyokimyasal değişiklikler oluşturarak varlığını hissettirir. Bununla beraber öyle görülüyor ki, insan bedeninin dış yüzünde cilt üzerinde akış yolları boyunca da kendini gösterebilir. Bu akış yollarında, elektrik akımının geçmesine karşı daima daha az direnç mevcuttur.
İnsan, enerjinin yanı sıra, beyni ve fizik bedeni ile 'tüm olmaya'şartlanmıştır ve öyle yönetilmektedir. Bedenli varlığın, hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu bir psişe-can vardır.
Bu psişe-can 'aura'olarak tanımlanmıştır. Fizik bedenin içini doldurup dış yüzünü de sarar. Fizik bedenimizle diğer bir canlıya yaklaşıp ona dokunduğumuzda enerjimizi de, aynı zamanda o canlı ile irtibata geçiririz. Bu durumda bir biyoenerji diğer bir biyoenerji ile temas etmiş olur ve böylece, bir enerji alışverişine yol açılır. Cansız nesnelerle temas konusunda daha çok bizim enerjimizin onlara nakli söz konusu olur.
Beyin, dolayısıyla düşüncenin aktivitesini irade ile yönlendirmek suretiyle bu enerjiyi etkilemek mümkündür. İrade olmazsa hiçbir şey yapılamaz. İrade enerjiyi yoğunlaştırıp tek bir hedefe sevkeder. Yoga ve bazı teknikler bu amaca ulaşılmasında yardımcıdır. Bu olay, aynı zamanda deneysel olarak da ispatlanabilir, yani ele aldığım ünlü Kirlian fenomeni ile. Örneğin bir mıknatıstan yayılan elektromagnetik alanları çıplak gözle görmemiz mümkün değildir, ancak demir tozlarıyla bu magnetik alanın ışıma çizgilerini takip eden harikulade şekilleri görebiliriz.

İşte Kirlian fotoğraf tekniği de benzer bir prensiple çalışır. Normalde göremeyeceğimiz biyoenerji alanımız, özel bir elektrik alanı içine alınarak sınırları ve çeşitli ışıma şekilleriyle fotoğraf kağıdı üzerinde açıkça görünür hale getirilmektedir.
Bedenimizden yayılan enerji radyasyonunun, fotoğrafta görüldüğünden çok daha uzağa yayıldığını kabul etme eğilimindeyiz. Üstelik bu radyasyon üzerine zihinsel bazı enformasyonların da eklenmesi sonucu, sözgelimi telepati, ruhsal şifa vb. parapsikolojik olaylar daha rahat açıklanabilir ve anlaşılabilir hale gelir.

ÖRNEK KIRLIAN FOTOLARI

http://www.webpan.com/dsinclair/kirlian-fingerprints.jpg



http://www.imagesco.com/kirlian/k09.jpg


http://images.jupiterimages.com/common/detail/44/67/23426744.jpg

http://www.scienceandsociety.co.uk/Pix/ENT/97/10455497_P.JPG


(konuda anlatılan kesik yaprak deneyi)
http://shadowboxent.brinkster.net/images5/SideKirlianLeaf.JPG


http://www.occultopedia.com/images_/topic/kirlian2.jpg

http://oxygenresearch.com/oxybliss/Kirlian-james.jpg

AURA RENKLERİ VE ANLAMLARI

A-U-R-A Renklerinin Anlamı Nedir?

Aura renkleri katmanlara göre değişik anlamlar içermektedir. Katmanlara göre renklerin genel ifadelerini sırayla belirtelim;
Beden alanları üzerindeki aura renklerinin anlamı
1. Fiziksel beden.
2. Pranik beden.
3. Duygusal beden.
4. Zihinsel beden.
5. Astral beden.
6.Eterik beden.
7. Kozal beden.

KIRMIZI : Bu rengin dahilinde olan tonlamalar gözle görülebilen en düşük seviyedeki titreşimsel frekansa sahiptirler.
İkili bir doğanın sahibidir. Pozitif hallerinde mesela parlak ve berrak olduklarında ısıtıcı, sıcak enerjili, coşkulu özelliklerin sahibidir.
Negatif hallerinde ise asilik, hırçınlık, isyankarlık, öfkeli tutum, kötü niyetlilik, yıkıcı tavırlar hatta nefrete kadar varan özellikleri taşırlar.
Fakat kırmızı renk çok koyu tonda ise asil davranışlardan yoksunluk, egoistliğin göstergesidir. Koyu kırmızı renk aynı anda ihtirasında işaretçisidir.
Sisli bir görünüm alırsa ihtiras titreşiminin kirli ve sağlık dışı olduğu manasına gelmektedir. Özünde kahverengi ton bulunan kırmızı renk
korkunun; kahverengi ton koyulaşarak siyaha döndüğündeyse negatif titreşimli niyetin habercisidir. Kırmızı rengin içerisinde hafif
sarımsı tonda bir renk olması halinde istem dışı duygu ve istekleri sergilemektedir. Açık kırmızı renk sinirli bir yapıyı simgeler. Parlak,
berrak kırmızı renk tonu ise canlı enerjiyi, eli açıklığı, fizik sağlığı da belirtir. Parlak, gül rengi tonu ise evlat sevgisini, yuva sevgisini
simgelerken, kırmızının pembemsi tonu ise, mutluluk, huzur, yumuşak yürekliğin habercisidir.

TURUNCU : Bu renk en berrak tonda bulunduğu zaman taşkın güç potansiyelini ve canlılığı göstermektedir. Kırmızı tonlarına kaçtığı
zaman ben-merkezcilik, egonun habercisidir.

SARI : Mantık, şuur ve zekanın rengi olan sarı mat bir tona sahip olduğunda dünyevi özelliklerindeki bir zekanın habercisidir.
Parlaklaşıp altın rengi tonuna doğru değişim gösterdiğinde zekada yükselme, ruhsallık aracılığıyla gerçeklenen arınmayı göstericidir.
Sisli veya çamurlu gibi olan sarı renk ise cin düşüncelere sahip olmayı, kurnazlığı, açgözlülüğü ve ben merkezci egoistliği gösterir.

YEŞİL : Dengeselliğin rengi olan yeşil aynı anda kalbin de yansıtıcı rengidir. Zümrüt renginin tonlarına büründüğünde şifayı temsil eder.
Eğer birinin aurasında zümrüt yeşili rengi çokça bulunuyorsa, o kişinin şifa yeteneğine sahip olduğunu ve şifa sanatıyla alakalı olduğunun
habercisidir veya o alan üzerinde uygulamalar yaptığının belirtisidir. Işık tayfının merkezi rengi olan yeşil bir insanın aurasında görüldüğü
takdirde ahenk, denge, uyum, esnek davranışların göstergesidir. Yeşilin tüm açık tonları uyumlu olmayı, barışçı yapıyı, yakın alakayı ifade eder,
Negatif anlamda ise aşırı bencilliğin, tam bir egoistliğin göstergesidir. Fakat yeşil renk çamurlu veya sisli gibi gözüküyorsa, o kişide üç kağıtçılığı
ve açgözlülüğü sergilerken; kahverengimsi bir tona döndüğünde ise kıskanç davranışların habercisidir.

MAVİ : Oldukça eski zamanlardan itibaren dini duygu ve sezgisel anlayışın sembolü olarak kabul gören mavi rengi en yüksek seviyede
Üçüncü Gözle, yaratıcılık, ilham ve zekanın daha yüksek formsal titreşimi ile ilişkilidir. Mavi renk şifacının ilk görebildiği renklerden biridir.
Aurada mavi, çivit mavi tonda renge doğru koyulaştıkça sadık bir kişiliğe, dini inançları olan birinin karşımızda olduğunu haber verir.
İçerisinde kahverengi tonları veya siyah tonlarına yakın renkleri barındıran mavi rengin negatif tarafıyla dini duygularda, ruhsallığın
karanlık yönlerine doğru bir sapmanın belirtisidir.

MENEKŞE : Kırmızı rengin ve mavi rengin karışımlarının oluşturduğu mor menekşe rengi çok yüce ruhani hedefleri ve ruhsal gücü simgelemektedir.
Ruhsal tekamül yolunda çok ilerlemiş birinin aurasında menekşe rengi ağırlıklı olarak görülür. O hep asil bir kişilik yapısını, kraliyet rengini temsil
ettiği gibi, aura üzerinde bir yalıtıcı ve arıtıcı olarak da işlev yapar. Ortak bir renk olmadığı için her aurada gözükmeyebilir. O yüksek alemlerden
yansıma yapan bir renktir, sadece spiritüel üstatlarda görülmektedir. Eflatun tonuna doğru kaçtığında yüksek ruhsallığı ve canlılığı, leylak rengi
tonuna doğru derinleştikçe de şefkati ve özverili bir kişiliği simgeler. O, Tepe Chakra’ nın tepesinde bir yumurta şeklinde kendini göstermektedir.
Üstadın tekamülü esnasında pozitife doğru ilerleme oldukça da oradan yayılarak ışık aracılığıyla bütün aurayı doldurarak, kendini hissettirir.


KAHVERENGİ: Renk çarkı içerisinde yer almayan, fakat tüm renklerin karışımından oluşan bir renktir. Bazı kişilere göre ona işadamlarının rengi
de denilmektedir. Lakin genelde fiziksel hastalıkları algılattıran bir renk olduğu için aurada görülmesinde olumsuz etkileri hissedilebilir. Şifacıların
çoğu kahverengi renk ile negatif beşeri özellikler arasında bağlantı kurmaktadır. Bu renk gözüktüğünde cimriselliği, açgözlülüğü ve alt düzeydeki
maddi içgüdüleri simgeler. Bir şekilde titreşimsel etkileri en üst seviyeye ulaşır. Bu da altuni kahverengi tonda olduğu zamandır ve o zaman çalışkan,
organize ve yöntemli bir karakteri simgelemektedir.

SİYAH : Her cins seviyede karanlığın habercisi olan siyah aynı anda ışığın yokluğu anlamına da demektir. Tek istisna hali ise fizik bedenle eterik
beden arasında dar bir bant şeklinde görüldüğündeki halidir. Buna fiziksel aura demekteyiz. Bu, aurayı doldurduğunda yaşamı, yaşamın kendisini
yadırgamak hatta reddetmek manasın gelmektedir. Başka bir şekilde aura içinde çizgiler halinde gözüktüğünde pozitif yönleri öldürür.

GRİ : Bu renk ise durgunluğu, donukluğu, alışılagelmiş bir karakteri sergileyen bir renktir denilebilir. Fiziki seviyede de donukluğu, durgunluğu
belirttiği gibi, pek çok zaman hastalıklarla beraber gözüken insanın canlılıktan yoksunluğunu da simgelemektedir. Koyu ve kurşuni tonlarda hale
gelmesi ise korkulara, karmaşalara hatta hastalık derecesine varan karamsarlığa habercidir. Bu renk aura içerisinde gözüktüğünde ise, güven
eksikliğini hatta beraberinde aldatıcı kişiliği simgelemektedir.

BEYAZ : Bütün renklerin bileşiminden oluşur ve birlik, bütünlük bilincinin sembolü olan beyaz renk aynı anda kozmiksel bilincin ve ego' nun
yani ‘ben’ in de rengidir. Ruhsal anlamda ise mükemmeliyet, birliğe ve bütünlüğe ulaşmanın, aydınlanmış erdem sahibi varlıkların kendisini anlatma şekli beyaz rengin ortaya çıkması neticesinde olmaktadır.
Genel anlamıyla bu ifade ve durumları içermektedir.

Chakra alanları üzerindeki aura renklerinin anlamı:
(1. Temel (kök) Chakra,
2. Üçüncü göz Chakra,
3. Boğaz Chakra,
4. Kalp Chakra,
5.Göbek Chakra,
6. Cinsel Chakra,
7.Tepe Chakra)

KIRMIZI : Kök Chakra üzerinde yaşama dair haklarımız ve yaşamsal bağlılıklarımızı sergiler.

TURUNCU : Cinsel Chakra üzerinde üretim konusunda haklarımız ve yaratıcılığımızı sergiler.

SARI : Göbek Chakra üzerinde kendimizle ilgili kararlarımız ve düşünme gücümüzü sergiler.

YEŞİL : Kalp Chakra üzerinde sevgi hakkımızı ve şifasal gücümüzü sergiler.

MAVİ : Boğaz Chakra üzerinde ifade hakkımızı ve düşünce, duygularımızı aktarabilmemizi sergiler. Renk koyulaştıkça
Üçüncü Göz Chakra üzerinde gerçekleri görebilmemizi sağlar.

MENEKŞE : Tepe Chakra üzerinde kozmik bilinç hakkımızı ve algılama gücümüzü sergiler.
KAHVERENGİ : Chakralar üzerinde etkileşimi ve negatif kargaşa sızmasını ortaya koyar.

SİYAH : Chakralar üzerinde etkileşimi ve dışsal negatiflerin son derece yoğun içsel bölgeler üzerinde dengesizliğe yol açtığını sergiler.

GRİ : Chakralar üzerinde hakların eksikliğini ve Chakralar’ ın gerçek enerjisinden ayrılmak üzere çalıştığını sergiler.

BEYAZ: Chakralar üzerinde saf enerjinin yoğunlukta olduğunu arınmışlığı sergilemektedir.

Genel anlamıyla bu ifade ve durumları içermektedir.

Dış enerji alanları üzerindeki aura renklerinin anlamı
1. Öz, 2.Astral, 3.Mantal, 4.Budik, 5.Atmik, 6. Monad, 7. İlahi)

KIRMIZI: Katmansal enerji yoğunluğu.
TURUNCU: Fiziksel güç.
SARI: Düşünsel güç.
YEŞİL: Pasif huzur.
MAVİ:Ruhsal huzur.
MENEKŞE: Arınmış üstatlık.
KAHVERENGİ: Düşsel karmaşalar.
SİYAH: Depresif güçler.
GRİ: Koruyucu bağlantı.
BEYAZ: Ara boşlukların mevcudiyeti.

Alinti

cezali
29-03-2008, 09:59
morcivet...:?