hulya
06-04-2008, 05:09
Bilim felsefesi, epistemoloji ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), ontoloji ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), etik ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ve estetik ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) gibi felsefenin ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) temel alt bölümlerinden birisidir.
Bilim felsefesi, bilimin ne olduğunu, bilimsel kuramların ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) özgül yapısını, bilimsel bilginin ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) epistemolojik statüsünü, bilimsel yöntemin ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) (ya da yöntemlerin) anlamını, bilim alanı ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ve bilimsel bilginin nesnesini ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), bilimin gelişiminin anlamını, özet olarak bir bütün bilimin konumu, gelişimi ve iç-yapısını değerlendiren, bunu kuramsal düzlemde ortaya koymaya çalışan felsefe bölümüdür.Bilim tarihinden ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) farklı olarak bilim felsefesi bu sözkonusu tarihin kuramsal düzlemde açıklanmasını ve değerlendirilmesini üstlenir.Cemal Yıldırım, bilim felsefesinin amacını "bilimi anlamak" olarak belirtmektedir.
Bilim ve Felsefe
Bilim felsefecileri bir bakıma hem felsefe hem de bilim alanında yer alırlar, her iki alana birden hakim olmaya çalışırlar. Özellikle başlangıçta bilim insanları belirli bir felsefi etkinlik içinde de olmuşlardır. Başlangıçta bilimler felsefenin içinde yer almaktadır; filozoflar aynı zamanda çoğu noktada bilim insanlarıydılar, birçok bilimsel alanda bilgi sahibiydiler ve onların sentezleriyle felsefe yapmaktaydılar.Fizik'i ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ve Metafizik'i ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) yazan Aristotales ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) bunun tipik bir örneğidir.Bilginin gelişimi, özerk dallara ayrılması ve her bölümün kendi içinde cok daha fazla uzmanlık gerektirmesiyle zaman içinde bilimler felsefeden ayrışmaya başladı.Önce doğa bilimleri ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) denilen bilimler, sonra giderek sosyal bilimler ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ayrışmaya çalışmıştır.Ancak felsefenin bilimle ilişkisi ve bilime yönelik ilgisi süreklidir.Bu süreklilik felsefe ve bilim tarihinde gösterilebilir.Başlangıçta filozofların bilimle ilgilenen kişiler olması ve daha sonra giderek felsefenin bilim üzerine düsünmesi şeklinde bu ilişki süregelmiştir.Yalnızca filozofların bilimle ilişkili insanlar olması dolayısıyla değil, bilimin ne olduğu üzerine üretilen düşüncelerin felsefi niteliği dolayısıyla da böyledir.
Bilim felsefesine ait metinlerin çok uzun tarihsel bir geçmişi vardır.Aristotales'ten itibaren bu iz sürülebilir.Ama bilim felsefesi, felsefenin bir alt bölümü olarak özellikle bilimlerin felsefeden ayrışmasının bir sonucu olrak belirginleştiği için modern zamanların ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ürünüdür.Francis Bacon ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’ın Novum Organon ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’u, René Descartes ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ’ın Metot Üzerine Konuşma ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’sı, Isaac Newton ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ’un "Felsefi Akıl Yürütmenin Kuralları ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] enin_Kurallar%C4%B1&action=edit&redlink=1)" , Henri Poincaré ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’nin Bilim ve Hipotez ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’i, bir anlamda bilim felsefesinin öncü klasik metinleri sayılabilir.20.yüzyıldan itibaren ise bilim felsefesi tamamen özerk ve kapsamlı bir bölüm haline gelir.
Pozitivizm, 19.yüzyılın son çeyreğinden itibaren önermeleriyle hem bilimssel bir pratiği temellendiriyor, hem de felsefenin sorunlarını yanıtlıyordu.Soyut bir sistem olarak felsefenin sonu gelmiş varsayılıyordu.Ancak öyle olmadığı düşüncesi giderek yaygınlık kazandı.Bizzat pozitivizm denilen bilim düşüncesinin aşırı derecede felsefe içerdiği otrtaya konuldu.Bilimin ya da bilimsel yöntemin ilkeleri sayılan bir düzine kural durmadan değişime uğradı ve yerine yenileri önerildi.Nedensellik ilkesi ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) Belirsizlik ilkesiyle ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) savaşır durumda buldu kendisini.Kuantum fiziği ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) gibi bilimsel gelişmelerin yolaçtığı kuramsal sorunlarla bilim felsefesi özellikle 1960 ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])'lı yıllardan itibaren belirleyici bir güncellik kazanmıştır.Bilime duyulan güvenin sarsıldığı bir dönemde, bilim felsefesi öne çıkmaya başlar.Bunda Karl Popper ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), Thomas Kuhn ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), Imre Lakatos ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), Paul Feyerabend ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) gibi ünlü ve çok etkili bilim felsefecilerinin özgün çalışmaları da belirleyici bir rol oynamıştır.
Felsefenin konusu olarak bilim
Bilimin felsefenin konusu olması ve hatta bu konunun belirli bir zaman içinde felsefenin bir alt disiplini olması sözkonusudur.Tarihsel bir açıklama olarak bilimin felsefenin içinden doğup geliştiği genel bir şekilde belirtilir.Daha sonra bilimin bir bilinç formu ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) olarak ayrımlanmasından sonra da bilim felsefe ilişkisi süregelmiştir.Bilim felsefesi özellikle bu ayrımın sonrasında felsefenin bilim üzerine düşünmesinin bir sonucu olarak disipliner bir duruma gelmiştir.Bu iki alan her zaman kuramsal olarak birbirine karışma ve karşılıklı etkileşim içinde birbirini etkileme halindedir.Genel bir ayrım varsayılmakta birlikte kuramsal ayrım çizgilerini belirlemek kolay görünmemektedir.Bilim felsefesi, bilimin kendi niteligi ve anlamı üzerine, felsefenin kuramsal çalışmasını dile getirir.
Bilim ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) kendi başına kendi anlamını bilemez, böyle bir bilme çabasına yöneldiği anda felsefe alanına girmiş olur.Bu anlamda bilim felsefesi, bilimin yerini anlamını ve kuramsal konumunu belirlemek üzere yürütülen felsefe-içi çalışmaların bütünlüğüdür.Bilimin felsefeden ayrışmasından sonra felsefenin bilim üzerine düşünmesi bilim felsefesinin içeriğini oluşturmaktadır.Özetle, bilim felsefesi, bilimsel düşünce ve yöntemlerin mantıksal ya da kuramsal bir çözümlemesini vermeye çalışır.
Örneğin bilim felsefecisi Popper, "yanlışlanabilirlik ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])" ilkesiyle bilimi doğru bilginin temsilcisi olarak eleştirel rasyonallik ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ekseninde temellendirmeye çalışırken, bunun tam karşısında Paul Feyerabend'in bilimin hiçbir yöntemsel üstünlüğe sahip olmadığını, bilimsel kuramların geçerliliklerinin tarihsel olarak göreli olduğunu ve bilimin öteki bilgi biçimleri arasında yalnızca bir bilgi biçimi oldugunu söyleyen önermesi bulunmaktadır.Kuhn ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ise, "eş-ölçülmezlik" önermesiyle farklı bilimsel modellerin birbirleriyle kıyaslanamacağını ve herhangi bir kuramın geçerliliğinin belirli bir oydaşmanın ürünü olarak var olduğu öne sürer ve görelikli bir bilim anlayış şekillendirir.
Alinti
Bilim felsefesi, bilimin ne olduğunu, bilimsel kuramların ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) özgül yapısını, bilimsel bilginin ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) epistemolojik statüsünü, bilimsel yöntemin ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) (ya da yöntemlerin) anlamını, bilim alanı ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ve bilimsel bilginin nesnesini ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), bilimin gelişiminin anlamını, özet olarak bir bütün bilimin konumu, gelişimi ve iç-yapısını değerlendiren, bunu kuramsal düzlemde ortaya koymaya çalışan felsefe bölümüdür.Bilim tarihinden ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) farklı olarak bilim felsefesi bu sözkonusu tarihin kuramsal düzlemde açıklanmasını ve değerlendirilmesini üstlenir.Cemal Yıldırım, bilim felsefesinin amacını "bilimi anlamak" olarak belirtmektedir.
Bilim ve Felsefe
Bilim felsefecileri bir bakıma hem felsefe hem de bilim alanında yer alırlar, her iki alana birden hakim olmaya çalışırlar. Özellikle başlangıçta bilim insanları belirli bir felsefi etkinlik içinde de olmuşlardır. Başlangıçta bilimler felsefenin içinde yer almaktadır; filozoflar aynı zamanda çoğu noktada bilim insanlarıydılar, birçok bilimsel alanda bilgi sahibiydiler ve onların sentezleriyle felsefe yapmaktaydılar.Fizik'i ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ve Metafizik'i ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) yazan Aristotales ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) bunun tipik bir örneğidir.Bilginin gelişimi, özerk dallara ayrılması ve her bölümün kendi içinde cok daha fazla uzmanlık gerektirmesiyle zaman içinde bilimler felsefeden ayrışmaya başladı.Önce doğa bilimleri ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) denilen bilimler, sonra giderek sosyal bilimler ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ayrışmaya çalışmıştır.Ancak felsefenin bilimle ilişkisi ve bilime yönelik ilgisi süreklidir.Bu süreklilik felsefe ve bilim tarihinde gösterilebilir.Başlangıçta filozofların bilimle ilgilenen kişiler olması ve daha sonra giderek felsefenin bilim üzerine düsünmesi şeklinde bu ilişki süregelmiştir.Yalnızca filozofların bilimle ilişkili insanlar olması dolayısıyla değil, bilimin ne olduğu üzerine üretilen düşüncelerin felsefi niteliği dolayısıyla da böyledir.
Bilim felsefesine ait metinlerin çok uzun tarihsel bir geçmişi vardır.Aristotales'ten itibaren bu iz sürülebilir.Ama bilim felsefesi, felsefenin bir alt bölümü olarak özellikle bilimlerin felsefeden ayrışmasının bir sonucu olrak belirginleştiği için modern zamanların ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ürünüdür.Francis Bacon ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’ın Novum Organon ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’u, René Descartes ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ’ın Metot Üzerine Konuşma ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’sı, Isaac Newton ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ’un "Felsefi Akıl Yürütmenin Kuralları ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler] enin_Kurallar%C4%B1&action=edit&redlink=1)" , Henri Poincaré ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’nin Bilim ve Hipotez ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])’i, bir anlamda bilim felsefesinin öncü klasik metinleri sayılabilir.20.yüzyıldan itibaren ise bilim felsefesi tamamen özerk ve kapsamlı bir bölüm haline gelir.
Pozitivizm, 19.yüzyılın son çeyreğinden itibaren önermeleriyle hem bilimssel bir pratiği temellendiriyor, hem de felsefenin sorunlarını yanıtlıyordu.Soyut bir sistem olarak felsefenin sonu gelmiş varsayılıyordu.Ancak öyle olmadığı düşüncesi giderek yaygınlık kazandı.Bizzat pozitivizm denilen bilim düşüncesinin aşırı derecede felsefe içerdiği otrtaya konuldu.Bilimin ya da bilimsel yöntemin ilkeleri sayılan bir düzine kural durmadan değişime uğradı ve yerine yenileri önerildi.Nedensellik ilkesi ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) Belirsizlik ilkesiyle ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) savaşır durumda buldu kendisini.Kuantum fiziği ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) gibi bilimsel gelişmelerin yolaçtığı kuramsal sorunlarla bilim felsefesi özellikle 1960 ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])'lı yıllardan itibaren belirleyici bir güncellik kazanmıştır.Bilime duyulan güvenin sarsıldığı bir dönemde, bilim felsefesi öne çıkmaya başlar.Bunda Karl Popper ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), Thomas Kuhn ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), Imre Lakatos ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]), Paul Feyerabend ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) gibi ünlü ve çok etkili bilim felsefecilerinin özgün çalışmaları da belirleyici bir rol oynamıştır.
Felsefenin konusu olarak bilim
Bilimin felsefenin konusu olması ve hatta bu konunun belirli bir zaman içinde felsefenin bir alt disiplini olması sözkonusudur.Tarihsel bir açıklama olarak bilimin felsefenin içinden doğup geliştiği genel bir şekilde belirtilir.Daha sonra bilimin bir bilinç formu ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) olarak ayrımlanmasından sonra da bilim felsefe ilişkisi süregelmiştir.Bilim felsefesi özellikle bu ayrımın sonrasında felsefenin bilim üzerine düşünmesinin bir sonucu olarak disipliner bir duruma gelmiştir.Bu iki alan her zaman kuramsal olarak birbirine karışma ve karşılıklı etkileşim içinde birbirini etkileme halindedir.Genel bir ayrım varsayılmakta birlikte kuramsal ayrım çizgilerini belirlemek kolay görünmemektedir.Bilim felsefesi, bilimin kendi niteligi ve anlamı üzerine, felsefenin kuramsal çalışmasını dile getirir.
Bilim ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) kendi başına kendi anlamını bilemez, böyle bir bilme çabasına yöneldiği anda felsefe alanına girmiş olur.Bu anlamda bilim felsefesi, bilimin yerini anlamını ve kuramsal konumunu belirlemek üzere yürütülen felsefe-içi çalışmaların bütünlüğüdür.Bilimin felsefeden ayrışmasından sonra felsefenin bilim üzerine düşünmesi bilim felsefesinin içeriğini oluşturmaktadır.Özetle, bilim felsefesi, bilimsel düşünce ve yöntemlerin mantıksal ya da kuramsal bir çözümlemesini vermeye çalışır.
Örneğin bilim felsefecisi Popper, "yanlışlanabilirlik ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler])" ilkesiyle bilimi doğru bilginin temsilcisi olarak eleştirel rasyonallik ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ekseninde temellendirmeye çalışırken, bunun tam karşısında Paul Feyerabend'in bilimin hiçbir yöntemsel üstünlüğe sahip olmadığını, bilimsel kuramların geçerliliklerinin tarihsel olarak göreli olduğunu ve bilimin öteki bilgi biçimleri arasında yalnızca bir bilgi biçimi oldugunu söyleyen önermesi bulunmaktadır.Kuhn ([Sadece Kayıtlı Üyelerimiz Linkleri Görebilmektedirler]) ise, "eş-ölçülmezlik" önermesiyle farklı bilimsel modellerin birbirleriyle kıyaslanamacağını ve herhangi bir kuramın geçerliliğinin belirli bir oydaşmanın ürünü olarak var olduğu öne sürer ve görelikli bir bilim anlayış şekillendirir.
Alinti
