minikserce
20-04-2008, 06:35
S. Koyara Klechowicz: DURMAYIN KALIN BURADA...
Hayatı boyunca sadece dengesiz tavırlar sergilemiş birisinin kaleminden bunları okumak oldukça doğaldır umarım. Ben, doğal olmasından başka bir ihtimal göremiyorum ortalıkta.
Ölümümden bir kaç dakika önce kalkıp size insanlık dersi verecek değilim; ki vermeye kalksam da alacak kimse olmayacaktır, orası ayrı mesele.
Ancak içimde kalmasını arzu etmediğim birkaç mevzu var.
Bu mevzuları önem ve içeriklerine göre sıralandırmış olmayı isterdim, fakat son anlarımı zihnimi fazla meşgul eder vaziyette geçirmek istemediğim için bu işi asla gerçekleşemeyecek başka bir zamana ertelemeyi daha uygun gördüm.
Hayır edebiyat yapmıyorum, birilerini kafaya aldığım felan da yok... İlk ve son kez beni anlamaya çalıştığınıza şahitlik etmek istiyorum sadece, hepsi bu.
Kendimle tanıştığım günden bu yana sorun ve can sıkıntısı üreten bir faktör olduğum doğru olabilir. Hiç bir işe yaramadığım gibi, işe yaramaya hevesli olanların ayaklarına bağ olduğumu düşünenlerin varlığını ve sayılarının da azımsanmayacak kadar çok olduğunu biliyorum.
Olsun, zararı yok. Bünyem bu duruma alışalı çok oldu.
Lakin bilinmesini istediğim bir husus var ki, yalnızca ölümün kapısında, zile dokunmak için parmağını kaldırmış bir insanın ağzından duyabileceğiniz cinsten... Evet, bu konu hakkında çok kafa yordum, çok düşündüm.
Kararsızlığım yapıp yapmama konusunda değildi ancak. İntihar etmeye karar verdiğimi dahi hatırlamıyorum, çünkü bu benim için evlenip bir yuva kurmak, okuyup toplumun yalakalığına maruz kalmak ya da tam tersine okumayıp yine aynı toplumun ayağının tozu haline gelmek, veyahut bir araba ya da yazlık almak, Dubai’de mi yoksa Paris’te mi yapılmasına karar verilemeyen bir tatil planı için alınması gereken bir karar olmadı asla!
Kendimi bilmeye başladığım anlardan itibaren zamanı geldiğinde intihar etmem gerektiğini de biliyordum.
Sanırım bu içgüdüsel bir olay.
Varlığımın nasıl ki rasyonel bir açıklaması yoksa, yok oluşumun da herhangi bir açıklama kaldıramayacağının bilincindeyim. Bu Tanrı’yla benim aramda olan bir mevzu; anlamayacağınızı bildiğim halde yine de anlatmakla yükümlü olduğum kanaatindeyim...
Üzerinde kafa yorduğum tek husus, sadece bu intiharı yüzümün akıyla en iyi şekilde nasıl gerçekleştirebileceğimdir. Malumunuz önümde bir çok seçenek bulunmakta... Aralarından en iyisini seçebilmek büyük maharet gerektiriyor!
Zaman zaman kendimde kendi mezarını kazmaya hüküm giymiş bir idamlığın izlerini görüyorum. Bu küçümsenmemesi gereken bir tespit!
Sanırım hayatımın olanca sırrı da bu cümlede saklı, bir gün keşfedilmeyi bekliyor.
Aranızda bu sırrı çözmek isteyenler olursa onlara şunu diyebilirim: “Hayır, şaşırmanıza lüzum yok! Aniden, yani birden bire, demem o ki ansızın hiç beklenmedik bir anda gelmedi ölümüm! Ben bir ceset haline gelmeden çok önce bağıra bağıra ölmeye başlamıştım zaten!...”
Akıl sahipleri için ne de çok anlam saklı bu söylediklerimde! Yoksa siz hiç düşünüp akletmez misiniz?
Cesetimi toprağın altına girmeye hazır hale getirecek olanların bir konuda hassas davranmalarını istirham ediyorum.
Cansız bedenimi o kalın beyaz keten kumaşa sarmadan önce üzerinde kaç çizik olduğuna bir göz atsınlar. Şimdiden söylemeliyim ki, dillerini yutmalarına sebebiyet verecek kadar çok.
Bunun nedeni o çok sevdiğim insanlara, sizlere zarar vermemek için kendimi doğramış olmamdır! Hayatınız boyunca size bundan daha büyük bir iyilik yapan olmamştır eminim!
Evet, bu bir gerçek!
İnsanlara olan bu yüce sevgim beni mahvetti! En sevdiklerimin beni anlamayan bir bakışı örneğin...
Lakin bu yüce sevgi aynı zamanda insanlara duyduğum öfkem, kinim ve nefretim haline dönüştü. Bunun nasıl aynı anda olabileceğini soruyorsunuz şimdi kendinize, yanılıyor muyum?
İşte bunu anlamadığınız ve asla anlayamayacak olduğunuz için sizden farklıyım.
Ve sırf bu yüzden intiharı seçmek gibi bir lüksüm yok! Sizler nasıl ki acıkınca yemek yiyor, susayınca musluklara koşuyorsanız benim de sınıra dayandığım bir anda sınırın diğer tarafına geçmek gibi bir zorunluluğum var.
Sizin tarafınızda kalamam!
Benim için en iyisi intiharımın ilk meyvesi olarak nitelendirdiğim yerüstünden yeraltına geçmek olacak! Çünkü hayatım boyunca ezen değil ezilen olmayı yeğledim! Bu düsturumdan asla vazgeçemem!
Bu yaptığım intiharı yerkürede yaymak olarak algılanabilir.
Evet, eğer bizlere dayatılan bu anlamsız savaşlar çemerinden kurtulmak, başkalarından farklılığını ortaya koymak ve yine onlara benzememek için direnmek intiharı gerektiriyorsa, bu düşündüğünüzü yapıyorum!
Kendi intiharımla daha nicelerine bir yol gösterici makamından sesleniyorum şimdi!
İntihar ederek bir kez öleceğim, fakat bir intiharın gereksinimini asla kavrayamayacak olanlar hergün öldüklerinin farkında dahi olmayacaklar!
Bu ne büyük bir gaflet olsa gerek!
Çeviri: S. M. Doğan
Hayatı boyunca sadece dengesiz tavırlar sergilemiş birisinin kaleminden bunları okumak oldukça doğaldır umarım. Ben, doğal olmasından başka bir ihtimal göremiyorum ortalıkta.
Ölümümden bir kaç dakika önce kalkıp size insanlık dersi verecek değilim; ki vermeye kalksam da alacak kimse olmayacaktır, orası ayrı mesele.
Ancak içimde kalmasını arzu etmediğim birkaç mevzu var.
Bu mevzuları önem ve içeriklerine göre sıralandırmış olmayı isterdim, fakat son anlarımı zihnimi fazla meşgul eder vaziyette geçirmek istemediğim için bu işi asla gerçekleşemeyecek başka bir zamana ertelemeyi daha uygun gördüm.
Hayır edebiyat yapmıyorum, birilerini kafaya aldığım felan da yok... İlk ve son kez beni anlamaya çalıştığınıza şahitlik etmek istiyorum sadece, hepsi bu.
Kendimle tanıştığım günden bu yana sorun ve can sıkıntısı üreten bir faktör olduğum doğru olabilir. Hiç bir işe yaramadığım gibi, işe yaramaya hevesli olanların ayaklarına bağ olduğumu düşünenlerin varlığını ve sayılarının da azımsanmayacak kadar çok olduğunu biliyorum.
Olsun, zararı yok. Bünyem bu duruma alışalı çok oldu.
Lakin bilinmesini istediğim bir husus var ki, yalnızca ölümün kapısında, zile dokunmak için parmağını kaldırmış bir insanın ağzından duyabileceğiniz cinsten... Evet, bu konu hakkında çok kafa yordum, çok düşündüm.
Kararsızlığım yapıp yapmama konusunda değildi ancak. İntihar etmeye karar verdiğimi dahi hatırlamıyorum, çünkü bu benim için evlenip bir yuva kurmak, okuyup toplumun yalakalığına maruz kalmak ya da tam tersine okumayıp yine aynı toplumun ayağının tozu haline gelmek, veyahut bir araba ya da yazlık almak, Dubai’de mi yoksa Paris’te mi yapılmasına karar verilemeyen bir tatil planı için alınması gereken bir karar olmadı asla!
Kendimi bilmeye başladığım anlardan itibaren zamanı geldiğinde intihar etmem gerektiğini de biliyordum.
Sanırım bu içgüdüsel bir olay.
Varlığımın nasıl ki rasyonel bir açıklaması yoksa, yok oluşumun da herhangi bir açıklama kaldıramayacağının bilincindeyim. Bu Tanrı’yla benim aramda olan bir mevzu; anlamayacağınızı bildiğim halde yine de anlatmakla yükümlü olduğum kanaatindeyim...
Üzerinde kafa yorduğum tek husus, sadece bu intiharı yüzümün akıyla en iyi şekilde nasıl gerçekleştirebileceğimdir. Malumunuz önümde bir çok seçenek bulunmakta... Aralarından en iyisini seçebilmek büyük maharet gerektiriyor!
Zaman zaman kendimde kendi mezarını kazmaya hüküm giymiş bir idamlığın izlerini görüyorum. Bu küçümsenmemesi gereken bir tespit!
Sanırım hayatımın olanca sırrı da bu cümlede saklı, bir gün keşfedilmeyi bekliyor.
Aranızda bu sırrı çözmek isteyenler olursa onlara şunu diyebilirim: “Hayır, şaşırmanıza lüzum yok! Aniden, yani birden bire, demem o ki ansızın hiç beklenmedik bir anda gelmedi ölümüm! Ben bir ceset haline gelmeden çok önce bağıra bağıra ölmeye başlamıştım zaten!...”
Akıl sahipleri için ne de çok anlam saklı bu söylediklerimde! Yoksa siz hiç düşünüp akletmez misiniz?
Cesetimi toprağın altına girmeye hazır hale getirecek olanların bir konuda hassas davranmalarını istirham ediyorum.
Cansız bedenimi o kalın beyaz keten kumaşa sarmadan önce üzerinde kaç çizik olduğuna bir göz atsınlar. Şimdiden söylemeliyim ki, dillerini yutmalarına sebebiyet verecek kadar çok.
Bunun nedeni o çok sevdiğim insanlara, sizlere zarar vermemek için kendimi doğramış olmamdır! Hayatınız boyunca size bundan daha büyük bir iyilik yapan olmamştır eminim!
Evet, bu bir gerçek!
İnsanlara olan bu yüce sevgim beni mahvetti! En sevdiklerimin beni anlamayan bir bakışı örneğin...
Lakin bu yüce sevgi aynı zamanda insanlara duyduğum öfkem, kinim ve nefretim haline dönüştü. Bunun nasıl aynı anda olabileceğini soruyorsunuz şimdi kendinize, yanılıyor muyum?
İşte bunu anlamadığınız ve asla anlayamayacak olduğunuz için sizden farklıyım.
Ve sırf bu yüzden intiharı seçmek gibi bir lüksüm yok! Sizler nasıl ki acıkınca yemek yiyor, susayınca musluklara koşuyorsanız benim de sınıra dayandığım bir anda sınırın diğer tarafına geçmek gibi bir zorunluluğum var.
Sizin tarafınızda kalamam!
Benim için en iyisi intiharımın ilk meyvesi olarak nitelendirdiğim yerüstünden yeraltına geçmek olacak! Çünkü hayatım boyunca ezen değil ezilen olmayı yeğledim! Bu düsturumdan asla vazgeçemem!
Bu yaptığım intiharı yerkürede yaymak olarak algılanabilir.
Evet, eğer bizlere dayatılan bu anlamsız savaşlar çemerinden kurtulmak, başkalarından farklılığını ortaya koymak ve yine onlara benzememek için direnmek intiharı gerektiriyorsa, bu düşündüğünüzü yapıyorum!
Kendi intiharımla daha nicelerine bir yol gösterici makamından sesleniyorum şimdi!
İntihar ederek bir kez öleceğim, fakat bir intiharın gereksinimini asla kavrayamayacak olanlar hergün öldüklerinin farkında dahi olmayacaklar!
Bu ne büyük bir gaflet olsa gerek!
Çeviri: S. M. Doğan