alpi001
23-04-2008, 09:04
Biten bir sevdanin ardindan yasananlar sözcüklere tasindiginda eksilir sevdanin özgünlügü. Her eksilen sevda, tek ve bir olan ask ' in bir parça daha büyümesidir oysa. Ask gerçeginin aynadaki görüntüsü, görüntünün ask "imis" gibi halidir her sevda.
"En çok konusmak istedigin anda susmayi bilmek" diyen Mevlâna "Söze susmak kapisindan gir" der bir baska anda ... tam o sevdanin sona erip ask' in büyüdügü noktada.
Bilgi birikimlerinin yasama aktarilmasinda da yasanir aynadaki görüntü, kendinden yiterek, gerçegine bir adim daha yaklasarak.. sevdadan...ask' a geçerek...
Bir fotograf sanatçisinin fotograflarda aradigi isik oyunlari ve "gelme açisinda" göz kirpar uzaktan, pesinden kosturarak yakalamak için aynadaki görüntüyü, yitirdiginde ise cogaltabilmek için aynanin kendisine, gerçegine... aska...sanat askina...
Profesör gecelerini gündüzlere devirerek segirtir ardindan bilgi ve askin. Ask nerede baslar, bilgi nerede biter düsünmeksizin tüketilen sayfalar dolusu denklemlerde dokunulur aynadaki gerçege...aska...bilim askina...
Çizim ustasi o en dogru çizgiyi, en dogal, en canli rengiyle yakalamak için adar gözlerini aynadaki gerçege...aska... meslek askina...
Her kadin ve her erkekte aranir bir ömür tüketilerek aynadaki gerçek...ask...cinsel ask...
Motor gücü olan A S K; kadin-erkek iliskisindeki en basit hali olan cinsel sevgiden, evren ve ilme yükseldigi en soyut ve yüksek noktaya erisinceye dek plazma gibi dolanir sekilsiz, zamansiz ve boyutsuz.
Avrupa Birligine adayligimiz, Af Yasasinin toplum ruhu üzerindeki etkileri, hatta ve de hatta fasulyenin nimetleri üzerine yazacagim yazmasina ama, yasam ilkelerinden biri olarak "ille de ask ve dahi yine ask" diye baslamak disinda ilk tanisikliga hersey benden uzak ve bana egreti bu ilk yazida.
Yasam denilen paradoksal yumakta size, her birinize dönüp bakiyorum, kendimi görüyorum; kendime dönüp bakiyorum, içimi ters-yüz ediyorum sizi buluyorum, "insani" buluyorum. Deneyimlerin özünde siz oluyorum ..."insan" oluyorum. Ses veriyorum sevdalara, yol aliyoruz aska.
***
Gözlerini damlattiginda içine, biten bir sevda ardindan, yasama dönen baliklar gibi canlandi yüregi. "Al iste" dedi. "Ya hep, ya hiç" Gözlerim damlasin üstüne, gözyasim degil.
Suyu çarklarla yönlendirmiyorum sana, suyu kaynagiyla getiriyorum sana. Ya su ol ! çogal, kivril, tas, dökül!! Ya da kurut kendini tek düze bir yasamda, ortalarda kalma !
Bir sevda sonu ya da bin sevdadan arta kalan... Susalim simdi... yasayalim...
Tam söyleyecek iken sustugun andadir doruktaki en yüklü sözcük, diline indiginde siradanliga, yozluga döner, yiter gider ...
Sustuk... "Söze susmak kapisindan gir" dik... Bilginin ögretilebilir ama bilgeligin ancak yasanabilir oldugunun farkina vararak sustuk ...
Herman Hesse "Sidhartha" adli eserinde Sidhartha' ya:
"Bilgi ögretilebilir, aktarilabilir ancak bilgelik ögretilemez, aktarilamaz. Kisi bilgeligi bulur, yasar." diyerek söyletirken bilgeligi; edinilen aci bir deneyimi arti hanesine çiziktirip bilgi diye... bilgeligin sadece yasanilir oldugunun bilinciyle sustuk ...
Sustuk.... gözleri damlata damlata yürege, suyu kaynagiyla tasiya tasiya içe.
Onüç bin yil önce; yiten bir sevda aninda, aynadaki görüntüyü verip bilgelige yanastik, aynadaki gerçege dokunduk aska ulandik.
13 asir yürek zamani, 13 bin göz damlatarak, 13 milyon su kaynagi hesabi paralel bir evrende en çok konusmak zamaninda en iyi sustuk.
Her daim devrilen, degisen, kivrilan suda hep ayni "imis" gibi kalan, hep ayni "imis" gibi akan sulara öykündük. Görüntüyü geride birakip aska yol aldik, tek yol acidan geçti.
Ankara Sehir Tiyatrosu' nun "Seyh Bedrettin Isyani" adli oyununda sonsuzluga giydirilen su; Heraklitus felsefesinde:
"Kendi içinde çelisen tüm Bir' in kendinin özdesi oldugunu anlamiyorlar, tipki yayla lir arasindaki çelisik uyumda oldugu gibi" ya da "ayni nehre giriyoruz ama nehir ayni degil, bu biziz ve biz bu degiliz" diyerek kivrilip, tasarken su; suya öykündük, yürek verdik, bilgelige yaklastik; sevda verdik, aska soyunduk.
***
Görüntüde yittik, gerçekte ayildik. Cisimde öldük, ruhta dirildik.
Ne cok konustum sizinle
Ne cok sustum size
Ah ne cok yasadim sizi..
Ah ne cok öldüm
En iyi sözcüklerden ne cok sustum ah..
Ates ve su oldum yana yana,yan yana
Ne cok tanidik geldim size
Ne bildik ne yakin ah..
Tam simdi, su anda parladi gözlerin, içimden dogru bildin beni; içinden dogru bildim seni.
Kuram ve kurallarina dünyanin bir yasam sattim, bilgelige yaklastim. Aynanin görüntüsünde nice sevdalar tükettim, gerçege soyundum, aska degindim.
Hem her insanim hem hic kimse
Hem yakinim size hem irak
Tam dokundu dokunacak !..
Ey paradokslar evreni bu yakinlikta
Ben susayin söze baslarken
EY ASK !..
SEN SÖYLE !..
Tum yazilarimizda her daim son sözü aska birakmak üzere,
Merhaba!
Handan Öz
15 Ekim 1999
Seherin Sahibi Kuslardir
"En çok konusmak istedigin anda susmayi bilmek" diyen Mevlâna "Söze susmak kapisindan gir" der bir baska anda ... tam o sevdanin sona erip ask' in büyüdügü noktada.
Bilgi birikimlerinin yasama aktarilmasinda da yasanir aynadaki görüntü, kendinden yiterek, gerçegine bir adim daha yaklasarak.. sevdadan...ask' a geçerek...
Bir fotograf sanatçisinin fotograflarda aradigi isik oyunlari ve "gelme açisinda" göz kirpar uzaktan, pesinden kosturarak yakalamak için aynadaki görüntüyü, yitirdiginde ise cogaltabilmek için aynanin kendisine, gerçegine... aska...sanat askina...
Profesör gecelerini gündüzlere devirerek segirtir ardindan bilgi ve askin. Ask nerede baslar, bilgi nerede biter düsünmeksizin tüketilen sayfalar dolusu denklemlerde dokunulur aynadaki gerçege...aska...bilim askina...
Çizim ustasi o en dogru çizgiyi, en dogal, en canli rengiyle yakalamak için adar gözlerini aynadaki gerçege...aska... meslek askina...
Her kadin ve her erkekte aranir bir ömür tüketilerek aynadaki gerçek...ask...cinsel ask...
Motor gücü olan A S K; kadin-erkek iliskisindeki en basit hali olan cinsel sevgiden, evren ve ilme yükseldigi en soyut ve yüksek noktaya erisinceye dek plazma gibi dolanir sekilsiz, zamansiz ve boyutsuz.
Avrupa Birligine adayligimiz, Af Yasasinin toplum ruhu üzerindeki etkileri, hatta ve de hatta fasulyenin nimetleri üzerine yazacagim yazmasina ama, yasam ilkelerinden biri olarak "ille de ask ve dahi yine ask" diye baslamak disinda ilk tanisikliga hersey benden uzak ve bana egreti bu ilk yazida.
Yasam denilen paradoksal yumakta size, her birinize dönüp bakiyorum, kendimi görüyorum; kendime dönüp bakiyorum, içimi ters-yüz ediyorum sizi buluyorum, "insani" buluyorum. Deneyimlerin özünde siz oluyorum ..."insan" oluyorum. Ses veriyorum sevdalara, yol aliyoruz aska.
***
Gözlerini damlattiginda içine, biten bir sevda ardindan, yasama dönen baliklar gibi canlandi yüregi. "Al iste" dedi. "Ya hep, ya hiç" Gözlerim damlasin üstüne, gözyasim degil.
Suyu çarklarla yönlendirmiyorum sana, suyu kaynagiyla getiriyorum sana. Ya su ol ! çogal, kivril, tas, dökül!! Ya da kurut kendini tek düze bir yasamda, ortalarda kalma !
Bir sevda sonu ya da bin sevdadan arta kalan... Susalim simdi... yasayalim...
Tam söyleyecek iken sustugun andadir doruktaki en yüklü sözcük, diline indiginde siradanliga, yozluga döner, yiter gider ...
Sustuk... "Söze susmak kapisindan gir" dik... Bilginin ögretilebilir ama bilgeligin ancak yasanabilir oldugunun farkina vararak sustuk ...
Herman Hesse "Sidhartha" adli eserinde Sidhartha' ya:
"Bilgi ögretilebilir, aktarilabilir ancak bilgelik ögretilemez, aktarilamaz. Kisi bilgeligi bulur, yasar." diyerek söyletirken bilgeligi; edinilen aci bir deneyimi arti hanesine çiziktirip bilgi diye... bilgeligin sadece yasanilir oldugunun bilinciyle sustuk ...
Sustuk.... gözleri damlata damlata yürege, suyu kaynagiyla tasiya tasiya içe.
Onüç bin yil önce; yiten bir sevda aninda, aynadaki görüntüyü verip bilgelige yanastik, aynadaki gerçege dokunduk aska ulandik.
13 asir yürek zamani, 13 bin göz damlatarak, 13 milyon su kaynagi hesabi paralel bir evrende en çok konusmak zamaninda en iyi sustuk.
Her daim devrilen, degisen, kivrilan suda hep ayni "imis" gibi kalan, hep ayni "imis" gibi akan sulara öykündük. Görüntüyü geride birakip aska yol aldik, tek yol acidan geçti.
Ankara Sehir Tiyatrosu' nun "Seyh Bedrettin Isyani" adli oyununda sonsuzluga giydirilen su; Heraklitus felsefesinde:
"Kendi içinde çelisen tüm Bir' in kendinin özdesi oldugunu anlamiyorlar, tipki yayla lir arasindaki çelisik uyumda oldugu gibi" ya da "ayni nehre giriyoruz ama nehir ayni degil, bu biziz ve biz bu degiliz" diyerek kivrilip, tasarken su; suya öykündük, yürek verdik, bilgelige yaklastik; sevda verdik, aska soyunduk.
***
Görüntüde yittik, gerçekte ayildik. Cisimde öldük, ruhta dirildik.
Ne cok konustum sizinle
Ne cok sustum size
Ah ne cok yasadim sizi..
Ah ne cok öldüm
En iyi sözcüklerden ne cok sustum ah..
Ates ve su oldum yana yana,yan yana
Ne cok tanidik geldim size
Ne bildik ne yakin ah..
Tam simdi, su anda parladi gözlerin, içimden dogru bildin beni; içinden dogru bildim seni.
Kuram ve kurallarina dünyanin bir yasam sattim, bilgelige yaklastim. Aynanin görüntüsünde nice sevdalar tükettim, gerçege soyundum, aska degindim.
Hem her insanim hem hic kimse
Hem yakinim size hem irak
Tam dokundu dokunacak !..
Ey paradokslar evreni bu yakinlikta
Ben susayin söze baslarken
EY ASK !..
SEN SÖYLE !..
Tum yazilarimizda her daim son sözü aska birakmak üzere,
Merhaba!
Handan Öz
15 Ekim 1999
Seherin Sahibi Kuslardir