xtrails
21-08-2008, 03:15
Vakıflar
Ankara Losemili Cocuklar Vakfı (LÖSEV)
Batı Trakya Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı (BATEV)
Beyaz Nokta Gelişim Vakfı
Bilim ve Sanat Vakfı (BİSAV)
Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL)
Çocuk Vakfı
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV)
Geleceğimizin Çocukları Vakfı (GCV)
ICEP Uluslararası Kültürel Değişim Programları Burs Vakfı
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV)
İlköğretim Okullarına Yardım Vakfı (İLKYAR)
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV)
Kafkas Vakfı
Nesin Vakfı
Nezih Danyal Karikatür Vakfı
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
Reklamcılık Vakfı
Sağlık Vakfı
Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (SSYV)
Sigarayla Savaşanlar Vakfı
Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV)
Su Vakfı
Tarih Vakfı
TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
Temiz Enerji Vakfı (TEMEV)
Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG)
TSK Mehmetçik Vakfı
Turkiye İnsan Hakları Vakfı
Türk Demokrasi Vakfı
Türk Dış Ticaret Vakfı (TDV)
Türk Eğitim Vakfı (TEV)
Türk Kalp Vakfı
Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı (TKBBV)
Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı
Türk Tanıtma Vakfı (TÜTAV)
Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV)
Türkiye Bilişim Vakfı (TBV)
Türkiye Can Çocuklar Eğitim Koruma ve Yaşam Vakfı (CANEV)
Türkiye Diyanet Vakfı
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV)
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)
Türkiye Gaziler Kültür ve Dayanışma Vakfı
Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV)
Türkiye Infertilite Vakfı (TİVAK)
Türkiye Milli Kültür Vakfı (TMKV)
Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı (TUTEV)
Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV)
Türkiye Zeka Vakfı (TZV)
Ulusal Politika Araştırmaları Vakfı (UPAV)
UM:AG Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı
Umut Vakfı
Vakıflar Genel Müdürlüğü
Vehbi Koç Vakfı
WWF-Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı
Dernekler
AIDS Savaşım Derneği
AKUT Arama Kurtarma Derneği
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)
Bilişim Sektörü Derneği (TÜBİDER)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD)
Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Gümrük Müfettişleri Derneği
Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD)
İktisadî Girişim ve İş Ahlâkı Derneği (İGİAD)
İnsan Hakları Derneği
İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD)
Linux Kullanıcıları Derneği
Mahalli İdareler Derneği
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD)
Reklam Yaratıcıları Derneği (RYD)
Reklamcılar Derneği
Tüm Tüketicileri Koruma Derneği (TTKD)
Türk Arşivciler Derneği
Türk Dış Ticaret Derneği
Türk Farmakoloji Derneği (TFD)
Türk Hemşireler Derneği (THD)
Türk Kardiyoloji Derneği
Türk Psikologlar Derneği
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (PDR)
Türk Radyoloji Derneği
Türk Serbest Mimarlar Derneği
Türk Sosyal Bilimler Derneği
Türk Toraks Derneği
Türkiye Acil Tıp Derneği
Türkiye Aile Planlaması Derneği
Türkiye Bilişim Derneği (TBD)
Türkiye Diyetisyenler Derneği
Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği
Türkiye Kızılay Derneği
Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği (TMUD)
Türkiye Psikiyatri Derneği
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD)
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD)
Ulusal Franchising Derneği (UFRAD)
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND)
Vergi Denetmenleri Derneği
Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği
Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD)
Sendikalar
BASS-SEN Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası
BELEDİYE-İŞ Türkiye Belediyeler ve Genel Hizmetler İşçiler Sendikası
BEM-BİR-SEN Belediye ve Mahalli İdare Çalışanları Birliği Sendikası
BES Büro Emekçileri Sendikası
BİRLEŞİK METAL-İŞ Birleşik Metal İşçileri Sendikası
BTS Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası
BÜRO MEMUR-SEN Büro Memurları Sendikası
ÇELİK-İŞ Demir, Çelik, Metal ve Metal Mamulleri İşçileri Sendikası
ÇMİS Çimento Müstahsilleri İşverenleri Sendikası
DEMİRYOL-İŞ Türkiye Demiryolu İşçileri Sendikası
DİSK Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu
EĞİTİM-BİR-SEN Eğitimciler Birliği Sendikası
EĞİTİM-SEN Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası
GENEL MADEN-İŞ Genel Maden İşcileri Sendikası
GENEL-İŞ Türkiye Genel Hizmet İşçileri Sendikası
HAK-İŞ Konfederasyonu
HAVA-İŞ Türkiye Sivil Havacılık Sendikası
HİZMET-İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası
İNTES Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası
KAMU-İŞ Kamu İşletmeleri İşverenleri Sendikası
KAMU-SEN Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu
KESK Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu
KRİSTAL-İŞ Cam, Çimento, Seramik ve Toprak Sanayi İşçileri Sendikası
LASTİK-İŞ Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayi İşçileri Sendikası
MADEN-İŞ Türkiye Maden İşçileri Sendikası
MEMUR-SEN Memur Sendikaları Konfederasyonu
MESS Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası
OLEYİS Türkiye Otel, Lokanta ve Eğlence Yerleri İşçileri Sendikası
ORMAN-İŞ Türkiye Orman İşçileri Sendikası
ÖZ İPLİK-İŞ Tüm Dokuma İplik Trikotaj ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası
PETROL-İŞ Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası
PÜİS Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası
SAĞLIK-İŞ Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası
SES Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası
SOSYAL-İŞ Türkiye Sosyal Sigortalar, Eğitim, Büro, Ticaret, Kooperatif ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası
TARIM-İŞ Türkiye Orman, Topraksu, Tarım ve Tarım Sanayi İşçileri Sendikası
TEK GIDA-İŞ Türkiye Tütün Müskirat Gıda ve Yardımcı İşçileri Sendikası
TEKSİF Türkiye Tekstil Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası
TES-İŞ Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası
TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası
TİSK Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu
TOLEYİS Türkiye Otel Lokanta Dinlenme Yerleri İşçileri Sendikası
TÜRK EĞİTİM-SEN Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası
TÜRK HARB-İŞ Türkiye Harb Sanayi ve Yardımcı İşkolları İşçileri Sendikası
TÜRK KOOP-İŞ Türkiye Kooperatif ve Büro İşçileri Sendikası
TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu
TÜRKİYE HABER-İŞ Türkiye Posta, Telgraf, Telefon, Radyo ve Televizyon İşçileri ve Hizmetlileri Sendikası
TÜTSIS Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası
YOL-İŞ Türkiye Yol, Yapı, İnşaat İşçileri Sendikas
Mesleki Kuruluşlar
Basın Konseyi
Çevre Mühendisleri Odası
Elektrik Mühendisleri Odası
Fizik Mühendisleri Odası
Gemi Mühendisleri Odası
Gida Muhendisleri Odasi
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası
İç Mimarlar Odası
İnşaat Mühendisleri Odası
Jeofizik Mühendisleri Odası
Jeoloji Mühendisleri Odası
Kimya Mühendisleri Odası
Maden Mühendisleri Odası
Makina Mühendisleri Odası
Metalurji Mühendisleri Odası
Meteoroloji Mühendisleri Odası
Mimarlar Odası
Petrol Mühendisleri Odası
Peyzaj Mimarları Odası
PTSB Türkiye Pamuklu Tekstil Sanayicileri Birliği
Şehir Plancıları Odası
Tekstil Mühendisleri Odası
TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
TUREB Türkiye Turist Rehberleri Birliği
Türk Dişhekimleri Birliği
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti
Türkiye Madeni Eşya Sanatkarları Federasyonu
TürkMMMB Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği
Türkye Barolar Birliği
TÜRMOB Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği
Dünyanin bircok yerinde kurulmus olan sivil toplum örgütleri bulunmaktadir...bu kuruluslar devletten ve halkatan bire bir destek alarak gelisimlerini be amaclarini yardimlarini kurumsallasma anlaminda yapilanmalari saglar...aslinda sivil toplum örgütlerinin nedenli önemli oldugunu bilincli bir toplum icin degerleri nelerdir tartisilmaz...
Fakat yukarda sayilan kuruluslara bakin hangisini cok iyi biliyoruz yada taniyoruz...?
hangisinin ne icin oldugunu ne zamanlarda bizlere destek oldugunu biliyoruz...?
yada Türkiye de varliklarindan bu kadar habersiz STK kurulusun oldugunu biliyormuydunuz?
Türkiye genelinde bakildiginda aslinda STK lar olarak oldukca genis vakiflar dernekler sendikalar kurulmustur...ama bunlari bilincsiz bir toplumun huzruna cikartma nedenli dogru olur...iste kaniti...halkimizin bilincsizligi, arastirmaci yapilarinin olmayisi, ülkenin icinde bulundugu durum v.s sayarsak eger, bir facia gelmeden STK lar nedir ne zaman ne ismize yarar bilemeyiz...
simdi soralim bakalim ne isemize yariyor yani bize halkin ne isine yariyor...? veteriner dernegi benim icin ne gibi bir yarari olabilir? yada psikologlarin dernegi?TürkMMMB Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği ne olabilir ne icin?
bu derneklerin kurulus amaclari halkin yararlarini gözetebilmek korumak savunabilmek yardim edebilmek icin mi? yoksa meslek grubundaki kisilere özel kuruluslar mi? elbetteki mesalek gruplarina ait kuruluslarin bulunmasi olumlu bir gelismedir...ama sadece o meslek grubundaki sahislar acisinda bunu genlelleyip bütün insanlari kaplama alani icine alamayiz...
17 Agustos depremin cok büyük kayip verildi...AKUT büyük bir özveri ile yardim etti...emek verdiler canalar kurtardilar...peki o güne kadar duyulmusmuydu AKUT? Dünyaca taninirken bizlerle tanismasi 17 Agustosta oldu...
Sivil toplum kuruluslarinin, özellikle yerel bazda çalisanlarinin yerel ve bölgesel politikalarin, kanunlarin düzenlenmesine yaptiklari etki, katki sivil insiyatifin gücünü göstermesi bakimindan önemliydi. ama ülkemiz icin böyle bir insiyatifin olusabilmesi söz konusu bile degildir...
devlet, halk destegi olmadan birlik ve beraberlik saglmadigi sürece STK larin hicbir önemi varliklarin bilinmesi hicbirseyi degistirmeyecektir...
Sosyologlar toplumu, örgütlenmiş gruplar hâlinde yaşayan canlı organizmalara benzetirler. Toplum dediğimizde kadın-erkek, genç-yaşlı, evli-bekâr, çalışan-çalışmayan, özürlü-özürsüz, muhtaç-zengin herkesin bir arada yaşadığı ortamı kastediyoruz. Bu kategorilerden sadece birinden oluşan bir cemiyet tahayyül etmek mümkün değildir. Bu demektir ki, farklı kategorilere giren insanlar harmanlanmış olarak, dayanışma ve yardımlaşma içinde bir arada yaşamak mecburiyetindedirler.
Toplumu oluşturan bireylerin bazıları diğerlerine göre yardım ve desteğe daha çok ihtiyaç hissederken, bazıları daha az katkıyla yetinebilir. İnsanlık yolculuğunda bazılarımız yekdiğerinin elinden tutmak, bazılarımız da ötekini sırtına alıp taşımak mecburiyetindedir. Ayrıca her güçlü ve sağlıklı insan aynı zamanda bir güçsüz ve sağlıksız birey adayıdır. Her doğan çocuk büyüyecek, her genç yaşlanacaktır. Bir milletin varlığının devamı için, toplumu meydana getiren fertlerden her birinin bu bilinç içinde olmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan insanoğlu kendisinin ölümlü bir varlık olduğunu bildiği hâlde, ruhunun derinliklerinde her zaman ölümsüzlük arzusunu taşımıştır. Bu yüzden kısa süren ömründe, kazandığı servetini ve başarılarını sürekli kılmanın yol ve yöntemini daima aramıştır. Nihayet fani olan dünya malını bakileştirmenin, geçici olanı kalıcı kılmanın ve bir anlamda ölümsüzlük hazzını tatma yolunun vakıf kurmaktan ve bir vakfı yaşatmaktan geçtiğinin bilincine varmıştır.
Bu insanî özellikler, çağlar aşan bir mahiyet taşımaktadır. Vakıf kurumunu, geleneksel toplumlardan modern toplumlara uzanan bir köprü yapan özelliğin sırrı burada yatmaktadır.
Vakıf kurumu, dünyada yönetici elitlerin henüz, ‘sosyal devlet’, ‘sosyal refah’, ‘gelir dağılımı’, ‘sosyal güvenlik’ ve ‘sosyal hizmet’ gibi kavramları telaffuz etmedikleri dönemlerde, İslâm toplumlarında özellikle de Osmanlı döneminde devletin organizasyon şemasında yer almayan ama devletin bilgisi dâhilinde bu kavramların içini doldurmaya yönelik sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel alanlarda faaliyet gösteren bir teşekkül olarak ortaya çıkmıştır. Bir başka ifade ile vakıf kurumu, devletin resmî bütçesine bağlı olmaksızın halkın sivil ve sosyal politika anlayışı içinde uygulamaya konulan ucu açık sosyal yardımlaşma ve dayanışma kuruluşudur.
Vakıflar, toplumsal ve kültürel hayatımız açısından çok önemli bir yere ve geçmişe sahiptir. Vakıf kurumu, kuruldukları tarihten günümüze gelebilmiş, ayakta kalabilmiş ve geleceğe yönelik hedefleri olan insanlığın vazgeçemeyeceği nadir kurumlardandır.
Dünün vakıfları daha çok sosyal ve ekonomik sorunların giderilmesi konusunda doğrudan yapılan aynî ve nakdî yardımlarla hatırlanmaktadır. Buna karşılık modern dünyada meydana gelen akımlara paralel olarak, Türk Medeni Kanunu’na göre kurulan vakıfların demokrasi, insan hakları, çevre, sosyal politika, siyaset bilimi, hayvan hakları, kadın hakları, özgürlükler, çocuklar, ayrımcılıkla mücadele, sığınmacı ve göçmen hakları, sosyal refah ve benzeri çağdaş toplumların ihtiyaç duyduğu alanlarda çalıştığı görülmektedir.
Zamanın ve ihtiyaçların değişmesiyle hükmün değişmesi kaçınılmazdır. Ahkâmü’l-Evkâf’ın bu hususlara kapı aralayan hükümlerine paralel olarak vakıfların değişen sosyal ihtiyaçlara ve toplumsal meselelere uyum sağladığı görülmektedir. İhtiyaçların değişmesi ve çeşitlenmesiyle birlikte, toplumsal talepler geleneksel vakıf amaçlarını zorlamaktadır. Vakıflar bir anlamda, bugüne kadar hiç düşünülmeyen talep ve amaçlara yönelmek zorunluluğu ile karşı karşıya gelmektedir.
Vakıflar, geçmiş ve gelecek arasında çağdaş bir köprüdür. Kuşkusuz her medeniyet bir öncekinden etkilenmiş, bir sonrakini etkilemiştir. Fakat tarihsel önemine ek olarak vakıf kurumunun, geçen zaman ya da değişen koşullardan bağımsız bir önemi vardır. Vakıflar, sosyal adaletin gerçekleşmesi için son derece önemli kurumlardır. Bu önem günümüzde vakıfların hayır kurumu imajının yanında insan hakları, demokrasi, özgürlük gibi önemli ve evrensel normlara ve haklara ilişkin konuların takipçisi ve izleyicisi olmaları ile ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde vakıflar, ekonomik hayatın içinde, onu etkileyen ve gerektiğinde yön veren bir rol oynamaktadır. Eskiden daha çok gayrimenkul gelirleri ile varlıklarını devam ettiren klâsik vakıflar, günümüzde piyasa ekonomisine ve rekabet şartlarına uygun üretim yapan, hatta şirketlerle ortaklıkları olan dinamik kuruluşlara dönüşmüştür.
Sosyal sermaye, sosyal devlet ve dindarlık kavramlarının hayırseverlik kökenli bağışlar ile nasıl bir bağlantı içinde olduklarını kavramak bile, modern toplumlarda da vakıf kurumuna duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.
Bağışın en kurumsallaşmış şekli olan vakıflar, toplumsal refahı geliştirmede önemli rol oynamış ve refahın dağılımında etkili bir kanal olarak çağlar boyu hizmet vermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu süresince padişah tarafından özerk olarak kabul edilen yegâne kurum vakıflardı. Bu dönemde, bir vatandaşın hem siyasal hem sosyal hem de ekonomik anlamda güçlü denebilecek tarzda, devletten bağımsız kuruluşlar kurabiliyor olması, oldukça büyük bir önem arz etmekteydi. Bu gelişmeyi sağlayan güç, vakıflara yüklenen toplumsal değerdi. Bu değer, vakıflara atfedilen dinî önemin yanı sıra, belli başlı hizmetlerin vakıflarca sağlanmasının işlevsel önemlerinden ve ekonomik gelişmeyi kolaylaştırıcı rollerinden de kaynaklanıyordu. Gerçekten de vakıfların tesis ettiği han ve kervansaraylar sayesinde yüzyıllarca doğu ile batı arasındaki ticaret yolları muhafaza edilebilmiştir.
19. yüzyılda İmparatorluğun zayıflaması ile devlet, gücü kendisinde birleştirmek amacıyla rakip gördüğü güç merkezlerine darbe indirmiştir. İkinci Mahmud (1808-1839) tarafından başlatılan batılılaşma hareketleri, Padişahın İmparatorluk üzerindeki kontrolü geri kazanmak için gösterdiği gayretlerin doruk noktasını oluşturmuştur. Ne yazık ki, toplum ve devlet hayatımızda geçmişte gerçekleştirdiği hizmetleri dikkâte alınmadan vakıflar da bu temizlik sürecine dâhil edilmiş, ilk kez vakıflar bu dönemde gelirleri hakkında bilgi edinmek ve özerkliklerini sınırlamak için tasarlanmış özel idarî bir organın kontrolü altına girmiştir. Bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile tamamlanmış ve vakıfların bütün mal varlığı devlet kurumlarına bağlanmıştır. Ülkemizde sade bir vatandaşın bu ad altında vakıf kurabilmesi ancak Türk Medeni Kanunu’nda 1967’de yapılan değişiklikten sonra mümkün olabilmiştir.
Modern yönetimlerde, devlet ve kamu kurumlarının sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapılması, ortak proje geliştirilmesi, sivil toplum kuruluşlarından hizmet satın alınması, bu kuruluşların maddî yardım ve bağışlar ile desteklenmesi ve sosyal politikaların geliştirilmesi aşamasında sivil toplum kuruluşlarının katkılarının alınması yönlerinde çok önemli yasal imkânlar ve uygulamalar bulunmaktadır. Bizim ülkemiz ve insanlarımız iki asra yakın bir zamandır bu imkânlardan mahrumdur.
Uluslararası bir projenin Türkiye ayağını oluşturan Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı ve Ford Vakfı işbirliği ile “Türkiye’de Hayırseverlik: Vatandaşlar, Vakıflar ve Sosyal Adalet” konulu bağışçı (vakıflar) ve bağış alanlarla (meşrutunleh) yüz yüze yürütülen bir araştırmadan; Kamu ve Sivil Toplum Kuruluşları arasında çift yönlü derin bir güvensizlik olgusu saptanmıştır.
Türkiye’de merkezî devleti koruma sistemi vardır. Sivil toplum ya önemsenmeyecek yan birim, ya kontrol edilecek rakip ya da patronluk edilecek ast olarak görülmektedir.
Bu ve benzeri alışkanlıklardan kendimizi kurtarabilmek ve vakıflara çıkarılan engelleri aşabilmek için, ülkemizde yapmamız gereken öncelikli iş, devlet-sivil toplum ilişkilerinde yaşanan güvensizlik kısır döngüsünü kırmak olmalıdır.
Vakıf kurumu, gerek faaliyet alanları, gerekse işleyişi bakımından ülkeden ülkeye büyük farklılıklar göstermektedir. Bu farklılığa rağmen, dünyanın her yerinde bu önemli kurumun ortak paydası ve gücü, özel sermayenin ve toplumun varlığının kamu yararı için yönlendirilip kullanılması olmuştur. Günümüzde bu durum hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Sahip olunan bu ortak payda varlığını korumakla birlikte, özellikle batıda vakıf kurumu ve sosyal yatırım anlayışları, yeni yaklaşım ve fikirlerin de etkisiyle önemli bir değişim noktasına gelmiştir. Dünyanın önemli merkezlerinde, bu doğrultuda bilimsel toplantılar yapılmaktadır.
Bu toplantılarda başını Alman Felsefeci Jurgen Habermas’ın çektiği üçlü toplum anlayışları tartışılmaktadır. Cemiyetin üç ayrı güç odağından meydana geldiğini düşünen bu anlayışa göre; siyasi partiler ve bürokrasiden oluşan devlet politik toplumu, pazar ilişkilerinin oluşturduğu kesim ekonomik toplumu, bu toplumların dışında yer alıp bu çevrelere etki eden bağımsız ve demokratik kuruluşlar da sivil toplumu oluşturmaktadır. Ülkemizde bu üçlü ayırım, kamu sektörü, özel sektör ve üçüncü sektör olarak nitelendirilmektedir. Sivil toplum, aktif ve sorumlu vatandaşlığın yaşama geçirildiği alandır.
Ülkemize özgü sebepler yüzünden Türkiye’de vakıflar içe dönük çalışıyorlar ve genel gönüllü davranışlara pek katılamıyorlar. Oysa bir ülkede demokrasinin, ekonomik kalkınmanın olması için, o ülkedeki insanların mikro ölçekli aktif katılımlarının olması gerekiyor. Bu katılım, hem insanlar arası bir dayanışma ortamı meydana getiriyor hem bazı sorunların mikro düzeyde çözülmesini sağlıyor hem de insanî ilişkilerde güven ortamı yaratıyor. Bu gelişmeye demokratik literatürde, haklar ve sorumluluklar deniliyor.
Modern devletlerde, belediyeler sosyal yaşamın hemen her alanında faaliyet yürütmektedir. Programlarına aldıkları bu hizmetlerin bir bölümünü doğrudan kendi memurları eliyle yaparken, bir kısmını da belirli projeler esasında, özel şirketler ya da vakıflar eliyle yürütmektedirler.. Bu şekilde çalışma yapan kuruluşlara genel olarak ‘sosyal refah kurumları’ adı verilmektedir.
Bu kapsamda Hollanda’nın Harlem şehrinde proje çerçevesinde faaliyet yürüten Radius Vakfı; Harlem Belediyesi’nden proje esasına göre aldığı yıllık bütçe ile yapı ve bina onarımı, annelik, okul öncesi çocuk bakımı, park ve çocuk bahçesi alanları bakımı gibi çeşitli konularda görev yapmaktadır.
Birçok kamu ve özel sektörde olduğu gibi, Radius Vakfı’nda da ‘yarı zamanlı’ çalışma yöntemi uygulanmaktadır. Bu yöntem sayesinde, hem çocuk sahibi ailelerin, çocuklarına ve evlerine daha fazla vakit ayırmalarına imkân sağlanmakta hem de ciddi boyutlara ulaşan işsizliğe bir ölçüde çözüm bulunmaktadır.
Gelinen bu noktada, bundan sonra yapılacak vakıf araştırmalarında; günümüz koşullarında vakıflarda varlık yönetimi, istihdam, vergi konuları, yatırımlar ve günümüze uygun hizmet alanları incelenmeli, bu çalışmalardan elde edilecek bilgiler doğrultusunda vakıf kurumu yeniden yapılandırılmalıdır.
Çalışma alanlarının bir ucu, vakıfların günümüze taşıdığı kültür mirasının dünyaya tanıtılması için uluslararası boyutta yapılacak faaliyetler olurken; diğer ayağı, geleceğe yönelik olarak AB üyelik süreci ve vakıf mevzuatının karşılaştırılması ve mukayesesi konularını teşkil etmelidir.
Vakıfların yeniden toplumun önemli problemlerini çözen birimler olarak faaliyet gösterebilmesi, ortak bilinç ve harekete bağlıdır. Yeni anlayışlar ve taze fikirler ışığında Türkiye’deki vakıflar, sosyal değişim ve dönüşüm aracı olarak güçlendirilmelidir.
Ankara Losemili Cocuklar Vakfı (LÖSEV)
Batı Trakya Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı (BATEV)
Beyaz Nokta Gelişim Vakfı
Bilim ve Sanat Vakfı (BİSAV)
Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL)
Çocuk Vakfı
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV)
Geleceğimizin Çocukları Vakfı (GCV)
ICEP Uluslararası Kültürel Değişim Programları Burs Vakfı
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV)
İlköğretim Okullarına Yardım Vakfı (İLKYAR)
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV)
Kafkas Vakfı
Nesin Vakfı
Nezih Danyal Karikatür Vakfı
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
Reklamcılık Vakfı
Sağlık Vakfı
Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (SSYV)
Sigarayla Savaşanlar Vakfı
Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV)
Su Vakfı
Tarih Vakfı
TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
Temiz Enerji Vakfı (TEMEV)
Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG)
TSK Mehmetçik Vakfı
Turkiye İnsan Hakları Vakfı
Türk Demokrasi Vakfı
Türk Dış Ticaret Vakfı (TDV)
Türk Eğitim Vakfı (TEV)
Türk Kalp Vakfı
Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı (TKBBV)
Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı
Türk Tanıtma Vakfı (TÜTAV)
Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV)
Türkiye Bilişim Vakfı (TBV)
Türkiye Can Çocuklar Eğitim Koruma ve Yaşam Vakfı (CANEV)
Türkiye Diyanet Vakfı
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV)
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)
Türkiye Gaziler Kültür ve Dayanışma Vakfı
Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV)
Türkiye Infertilite Vakfı (TİVAK)
Türkiye Milli Kültür Vakfı (TMKV)
Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı (TUTEV)
Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV)
Türkiye Zeka Vakfı (TZV)
Ulusal Politika Araştırmaları Vakfı (UPAV)
UM:AG Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı
Umut Vakfı
Vakıflar Genel Müdürlüğü
Vehbi Koç Vakfı
WWF-Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı
Dernekler
AIDS Savaşım Derneği
AKUT Arama Kurtarma Derneği
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)
Bilişim Sektörü Derneği (TÜBİDER)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD)
Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Gümrük Müfettişleri Derneği
Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD)
İktisadî Girişim ve İş Ahlâkı Derneği (İGİAD)
İnsan Hakları Derneği
İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD)
Linux Kullanıcıları Derneği
Mahalli İdareler Derneği
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD)
Reklam Yaratıcıları Derneği (RYD)
Reklamcılar Derneği
Tüm Tüketicileri Koruma Derneği (TTKD)
Türk Arşivciler Derneği
Türk Dış Ticaret Derneği
Türk Farmakoloji Derneği (TFD)
Türk Hemşireler Derneği (THD)
Türk Kardiyoloji Derneği
Türk Psikologlar Derneği
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (PDR)
Türk Radyoloji Derneği
Türk Serbest Mimarlar Derneği
Türk Sosyal Bilimler Derneği
Türk Toraks Derneği
Türkiye Acil Tıp Derneği
Türkiye Aile Planlaması Derneği
Türkiye Bilişim Derneği (TBD)
Türkiye Diyetisyenler Derneği
Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği
Türkiye Kızılay Derneği
Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği (TMUD)
Türkiye Psikiyatri Derneği
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD)
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD)
Ulusal Franchising Derneği (UFRAD)
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND)
Vergi Denetmenleri Derneği
Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği
Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD)
Sendikalar
BASS-SEN Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası
BELEDİYE-İŞ Türkiye Belediyeler ve Genel Hizmetler İşçiler Sendikası
BEM-BİR-SEN Belediye ve Mahalli İdare Çalışanları Birliği Sendikası
BES Büro Emekçileri Sendikası
BİRLEŞİK METAL-İŞ Birleşik Metal İşçileri Sendikası
BTS Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası
BÜRO MEMUR-SEN Büro Memurları Sendikası
ÇELİK-İŞ Demir, Çelik, Metal ve Metal Mamulleri İşçileri Sendikası
ÇMİS Çimento Müstahsilleri İşverenleri Sendikası
DEMİRYOL-İŞ Türkiye Demiryolu İşçileri Sendikası
DİSK Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu
EĞİTİM-BİR-SEN Eğitimciler Birliği Sendikası
EĞİTİM-SEN Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası
GENEL MADEN-İŞ Genel Maden İşcileri Sendikası
GENEL-İŞ Türkiye Genel Hizmet İşçileri Sendikası
HAK-İŞ Konfederasyonu
HAVA-İŞ Türkiye Sivil Havacılık Sendikası
HİZMET-İŞ Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası
İNTES Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası
KAMU-İŞ Kamu İşletmeleri İşverenleri Sendikası
KAMU-SEN Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu
KESK Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu
KRİSTAL-İŞ Cam, Çimento, Seramik ve Toprak Sanayi İşçileri Sendikası
LASTİK-İŞ Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayi İşçileri Sendikası
MADEN-İŞ Türkiye Maden İşçileri Sendikası
MEMUR-SEN Memur Sendikaları Konfederasyonu
MESS Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası
OLEYİS Türkiye Otel, Lokanta ve Eğlence Yerleri İşçileri Sendikası
ORMAN-İŞ Türkiye Orman İşçileri Sendikası
ÖZ İPLİK-İŞ Tüm Dokuma İplik Trikotaj ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası
PETROL-İŞ Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası
PÜİS Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası
SAĞLIK-İŞ Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası
SES Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası
SOSYAL-İŞ Türkiye Sosyal Sigortalar, Eğitim, Büro, Ticaret, Kooperatif ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası
TARIM-İŞ Türkiye Orman, Topraksu, Tarım ve Tarım Sanayi İşçileri Sendikası
TEK GIDA-İŞ Türkiye Tütün Müskirat Gıda ve Yardımcı İşçileri Sendikası
TEKSİF Türkiye Tekstil Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası
TES-İŞ Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası
TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası
TİSK Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu
TOLEYİS Türkiye Otel Lokanta Dinlenme Yerleri İşçileri Sendikası
TÜRK EĞİTİM-SEN Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası
TÜRK HARB-İŞ Türkiye Harb Sanayi ve Yardımcı İşkolları İşçileri Sendikası
TÜRK KOOP-İŞ Türkiye Kooperatif ve Büro İşçileri Sendikası
TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu
TÜRKİYE HABER-İŞ Türkiye Posta, Telgraf, Telefon, Radyo ve Televizyon İşçileri ve Hizmetlileri Sendikası
TÜTSIS Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası
YOL-İŞ Türkiye Yol, Yapı, İnşaat İşçileri Sendikas
Mesleki Kuruluşlar
Basın Konseyi
Çevre Mühendisleri Odası
Elektrik Mühendisleri Odası
Fizik Mühendisleri Odası
Gemi Mühendisleri Odası
Gida Muhendisleri Odasi
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası
İç Mimarlar Odası
İnşaat Mühendisleri Odası
Jeofizik Mühendisleri Odası
Jeoloji Mühendisleri Odası
Kimya Mühendisleri Odası
Maden Mühendisleri Odası
Makina Mühendisleri Odası
Metalurji Mühendisleri Odası
Meteoroloji Mühendisleri Odası
Mimarlar Odası
Petrol Mühendisleri Odası
Peyzaj Mimarları Odası
PTSB Türkiye Pamuklu Tekstil Sanayicileri Birliği
Şehir Plancıları Odası
Tekstil Mühendisleri Odası
TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
TUREB Türkiye Turist Rehberleri Birliği
Türk Dişhekimleri Birliği
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti
Türkiye Madeni Eşya Sanatkarları Federasyonu
TürkMMMB Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği
Türkye Barolar Birliği
TÜRMOB Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği
Dünyanin bircok yerinde kurulmus olan sivil toplum örgütleri bulunmaktadir...bu kuruluslar devletten ve halkatan bire bir destek alarak gelisimlerini be amaclarini yardimlarini kurumsallasma anlaminda yapilanmalari saglar...aslinda sivil toplum örgütlerinin nedenli önemli oldugunu bilincli bir toplum icin degerleri nelerdir tartisilmaz...
Fakat yukarda sayilan kuruluslara bakin hangisini cok iyi biliyoruz yada taniyoruz...?
hangisinin ne icin oldugunu ne zamanlarda bizlere destek oldugunu biliyoruz...?
yada Türkiye de varliklarindan bu kadar habersiz STK kurulusun oldugunu biliyormuydunuz?
Türkiye genelinde bakildiginda aslinda STK lar olarak oldukca genis vakiflar dernekler sendikalar kurulmustur...ama bunlari bilincsiz bir toplumun huzruna cikartma nedenli dogru olur...iste kaniti...halkimizin bilincsizligi, arastirmaci yapilarinin olmayisi, ülkenin icinde bulundugu durum v.s sayarsak eger, bir facia gelmeden STK lar nedir ne zaman ne ismize yarar bilemeyiz...
simdi soralim bakalim ne isemize yariyor yani bize halkin ne isine yariyor...? veteriner dernegi benim icin ne gibi bir yarari olabilir? yada psikologlarin dernegi?TürkMMMB Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği ne olabilir ne icin?
bu derneklerin kurulus amaclari halkin yararlarini gözetebilmek korumak savunabilmek yardim edebilmek icin mi? yoksa meslek grubundaki kisilere özel kuruluslar mi? elbetteki mesalek gruplarina ait kuruluslarin bulunmasi olumlu bir gelismedir...ama sadece o meslek grubundaki sahislar acisinda bunu genlelleyip bütün insanlari kaplama alani icine alamayiz...
17 Agustos depremin cok büyük kayip verildi...AKUT büyük bir özveri ile yardim etti...emek verdiler canalar kurtardilar...peki o güne kadar duyulmusmuydu AKUT? Dünyaca taninirken bizlerle tanismasi 17 Agustosta oldu...
Sivil toplum kuruluslarinin, özellikle yerel bazda çalisanlarinin yerel ve bölgesel politikalarin, kanunlarin düzenlenmesine yaptiklari etki, katki sivil insiyatifin gücünü göstermesi bakimindan önemliydi. ama ülkemiz icin böyle bir insiyatifin olusabilmesi söz konusu bile degildir...
devlet, halk destegi olmadan birlik ve beraberlik saglmadigi sürece STK larin hicbir önemi varliklarin bilinmesi hicbirseyi degistirmeyecektir...
Sosyologlar toplumu, örgütlenmiş gruplar hâlinde yaşayan canlı organizmalara benzetirler. Toplum dediğimizde kadın-erkek, genç-yaşlı, evli-bekâr, çalışan-çalışmayan, özürlü-özürsüz, muhtaç-zengin herkesin bir arada yaşadığı ortamı kastediyoruz. Bu kategorilerden sadece birinden oluşan bir cemiyet tahayyül etmek mümkün değildir. Bu demektir ki, farklı kategorilere giren insanlar harmanlanmış olarak, dayanışma ve yardımlaşma içinde bir arada yaşamak mecburiyetindedirler.
Toplumu oluşturan bireylerin bazıları diğerlerine göre yardım ve desteğe daha çok ihtiyaç hissederken, bazıları daha az katkıyla yetinebilir. İnsanlık yolculuğunda bazılarımız yekdiğerinin elinden tutmak, bazılarımız da ötekini sırtına alıp taşımak mecburiyetindedir. Ayrıca her güçlü ve sağlıklı insan aynı zamanda bir güçsüz ve sağlıksız birey adayıdır. Her doğan çocuk büyüyecek, her genç yaşlanacaktır. Bir milletin varlığının devamı için, toplumu meydana getiren fertlerden her birinin bu bilinç içinde olmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan insanoğlu kendisinin ölümlü bir varlık olduğunu bildiği hâlde, ruhunun derinliklerinde her zaman ölümsüzlük arzusunu taşımıştır. Bu yüzden kısa süren ömründe, kazandığı servetini ve başarılarını sürekli kılmanın yol ve yöntemini daima aramıştır. Nihayet fani olan dünya malını bakileştirmenin, geçici olanı kalıcı kılmanın ve bir anlamda ölümsüzlük hazzını tatma yolunun vakıf kurmaktan ve bir vakfı yaşatmaktan geçtiğinin bilincine varmıştır.
Bu insanî özellikler, çağlar aşan bir mahiyet taşımaktadır. Vakıf kurumunu, geleneksel toplumlardan modern toplumlara uzanan bir köprü yapan özelliğin sırrı burada yatmaktadır.
Vakıf kurumu, dünyada yönetici elitlerin henüz, ‘sosyal devlet’, ‘sosyal refah’, ‘gelir dağılımı’, ‘sosyal güvenlik’ ve ‘sosyal hizmet’ gibi kavramları telaffuz etmedikleri dönemlerde, İslâm toplumlarında özellikle de Osmanlı döneminde devletin organizasyon şemasında yer almayan ama devletin bilgisi dâhilinde bu kavramların içini doldurmaya yönelik sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel alanlarda faaliyet gösteren bir teşekkül olarak ortaya çıkmıştır. Bir başka ifade ile vakıf kurumu, devletin resmî bütçesine bağlı olmaksızın halkın sivil ve sosyal politika anlayışı içinde uygulamaya konulan ucu açık sosyal yardımlaşma ve dayanışma kuruluşudur.
Vakıflar, toplumsal ve kültürel hayatımız açısından çok önemli bir yere ve geçmişe sahiptir. Vakıf kurumu, kuruldukları tarihten günümüze gelebilmiş, ayakta kalabilmiş ve geleceğe yönelik hedefleri olan insanlığın vazgeçemeyeceği nadir kurumlardandır.
Dünün vakıfları daha çok sosyal ve ekonomik sorunların giderilmesi konusunda doğrudan yapılan aynî ve nakdî yardımlarla hatırlanmaktadır. Buna karşılık modern dünyada meydana gelen akımlara paralel olarak, Türk Medeni Kanunu’na göre kurulan vakıfların demokrasi, insan hakları, çevre, sosyal politika, siyaset bilimi, hayvan hakları, kadın hakları, özgürlükler, çocuklar, ayrımcılıkla mücadele, sığınmacı ve göçmen hakları, sosyal refah ve benzeri çağdaş toplumların ihtiyaç duyduğu alanlarda çalıştığı görülmektedir.
Zamanın ve ihtiyaçların değişmesiyle hükmün değişmesi kaçınılmazdır. Ahkâmü’l-Evkâf’ın bu hususlara kapı aralayan hükümlerine paralel olarak vakıfların değişen sosyal ihtiyaçlara ve toplumsal meselelere uyum sağladığı görülmektedir. İhtiyaçların değişmesi ve çeşitlenmesiyle birlikte, toplumsal talepler geleneksel vakıf amaçlarını zorlamaktadır. Vakıflar bir anlamda, bugüne kadar hiç düşünülmeyen talep ve amaçlara yönelmek zorunluluğu ile karşı karşıya gelmektedir.
Vakıflar, geçmiş ve gelecek arasında çağdaş bir köprüdür. Kuşkusuz her medeniyet bir öncekinden etkilenmiş, bir sonrakini etkilemiştir. Fakat tarihsel önemine ek olarak vakıf kurumunun, geçen zaman ya da değişen koşullardan bağımsız bir önemi vardır. Vakıflar, sosyal adaletin gerçekleşmesi için son derece önemli kurumlardır. Bu önem günümüzde vakıfların hayır kurumu imajının yanında insan hakları, demokrasi, özgürlük gibi önemli ve evrensel normlara ve haklara ilişkin konuların takipçisi ve izleyicisi olmaları ile ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde vakıflar, ekonomik hayatın içinde, onu etkileyen ve gerektiğinde yön veren bir rol oynamaktadır. Eskiden daha çok gayrimenkul gelirleri ile varlıklarını devam ettiren klâsik vakıflar, günümüzde piyasa ekonomisine ve rekabet şartlarına uygun üretim yapan, hatta şirketlerle ortaklıkları olan dinamik kuruluşlara dönüşmüştür.
Sosyal sermaye, sosyal devlet ve dindarlık kavramlarının hayırseverlik kökenli bağışlar ile nasıl bir bağlantı içinde olduklarını kavramak bile, modern toplumlarda da vakıf kurumuna duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.
Bağışın en kurumsallaşmış şekli olan vakıflar, toplumsal refahı geliştirmede önemli rol oynamış ve refahın dağılımında etkili bir kanal olarak çağlar boyu hizmet vermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu süresince padişah tarafından özerk olarak kabul edilen yegâne kurum vakıflardı. Bu dönemde, bir vatandaşın hem siyasal hem sosyal hem de ekonomik anlamda güçlü denebilecek tarzda, devletten bağımsız kuruluşlar kurabiliyor olması, oldukça büyük bir önem arz etmekteydi. Bu gelişmeyi sağlayan güç, vakıflara yüklenen toplumsal değerdi. Bu değer, vakıflara atfedilen dinî önemin yanı sıra, belli başlı hizmetlerin vakıflarca sağlanmasının işlevsel önemlerinden ve ekonomik gelişmeyi kolaylaştırıcı rollerinden de kaynaklanıyordu. Gerçekten de vakıfların tesis ettiği han ve kervansaraylar sayesinde yüzyıllarca doğu ile batı arasındaki ticaret yolları muhafaza edilebilmiştir.
19. yüzyılda İmparatorluğun zayıflaması ile devlet, gücü kendisinde birleştirmek amacıyla rakip gördüğü güç merkezlerine darbe indirmiştir. İkinci Mahmud (1808-1839) tarafından başlatılan batılılaşma hareketleri, Padişahın İmparatorluk üzerindeki kontrolü geri kazanmak için gösterdiği gayretlerin doruk noktasını oluşturmuştur. Ne yazık ki, toplum ve devlet hayatımızda geçmişte gerçekleştirdiği hizmetleri dikkâte alınmadan vakıflar da bu temizlik sürecine dâhil edilmiş, ilk kez vakıflar bu dönemde gelirleri hakkında bilgi edinmek ve özerkliklerini sınırlamak için tasarlanmış özel idarî bir organın kontrolü altına girmiştir. Bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile tamamlanmış ve vakıfların bütün mal varlığı devlet kurumlarına bağlanmıştır. Ülkemizde sade bir vatandaşın bu ad altında vakıf kurabilmesi ancak Türk Medeni Kanunu’nda 1967’de yapılan değişiklikten sonra mümkün olabilmiştir.
Modern yönetimlerde, devlet ve kamu kurumlarının sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapılması, ortak proje geliştirilmesi, sivil toplum kuruluşlarından hizmet satın alınması, bu kuruluşların maddî yardım ve bağışlar ile desteklenmesi ve sosyal politikaların geliştirilmesi aşamasında sivil toplum kuruluşlarının katkılarının alınması yönlerinde çok önemli yasal imkânlar ve uygulamalar bulunmaktadır. Bizim ülkemiz ve insanlarımız iki asra yakın bir zamandır bu imkânlardan mahrumdur.
Uluslararası bir projenin Türkiye ayağını oluşturan Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı ve Ford Vakfı işbirliği ile “Türkiye’de Hayırseverlik: Vatandaşlar, Vakıflar ve Sosyal Adalet” konulu bağışçı (vakıflar) ve bağış alanlarla (meşrutunleh) yüz yüze yürütülen bir araştırmadan; Kamu ve Sivil Toplum Kuruluşları arasında çift yönlü derin bir güvensizlik olgusu saptanmıştır.
Türkiye’de merkezî devleti koruma sistemi vardır. Sivil toplum ya önemsenmeyecek yan birim, ya kontrol edilecek rakip ya da patronluk edilecek ast olarak görülmektedir.
Bu ve benzeri alışkanlıklardan kendimizi kurtarabilmek ve vakıflara çıkarılan engelleri aşabilmek için, ülkemizde yapmamız gereken öncelikli iş, devlet-sivil toplum ilişkilerinde yaşanan güvensizlik kısır döngüsünü kırmak olmalıdır.
Vakıf kurumu, gerek faaliyet alanları, gerekse işleyişi bakımından ülkeden ülkeye büyük farklılıklar göstermektedir. Bu farklılığa rağmen, dünyanın her yerinde bu önemli kurumun ortak paydası ve gücü, özel sermayenin ve toplumun varlığının kamu yararı için yönlendirilip kullanılması olmuştur. Günümüzde bu durum hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Sahip olunan bu ortak payda varlığını korumakla birlikte, özellikle batıda vakıf kurumu ve sosyal yatırım anlayışları, yeni yaklaşım ve fikirlerin de etkisiyle önemli bir değişim noktasına gelmiştir. Dünyanın önemli merkezlerinde, bu doğrultuda bilimsel toplantılar yapılmaktadır.
Bu toplantılarda başını Alman Felsefeci Jurgen Habermas’ın çektiği üçlü toplum anlayışları tartışılmaktadır. Cemiyetin üç ayrı güç odağından meydana geldiğini düşünen bu anlayışa göre; siyasi partiler ve bürokrasiden oluşan devlet politik toplumu, pazar ilişkilerinin oluşturduğu kesim ekonomik toplumu, bu toplumların dışında yer alıp bu çevrelere etki eden bağımsız ve demokratik kuruluşlar da sivil toplumu oluşturmaktadır. Ülkemizde bu üçlü ayırım, kamu sektörü, özel sektör ve üçüncü sektör olarak nitelendirilmektedir. Sivil toplum, aktif ve sorumlu vatandaşlığın yaşama geçirildiği alandır.
Ülkemize özgü sebepler yüzünden Türkiye’de vakıflar içe dönük çalışıyorlar ve genel gönüllü davranışlara pek katılamıyorlar. Oysa bir ülkede demokrasinin, ekonomik kalkınmanın olması için, o ülkedeki insanların mikro ölçekli aktif katılımlarının olması gerekiyor. Bu katılım, hem insanlar arası bir dayanışma ortamı meydana getiriyor hem bazı sorunların mikro düzeyde çözülmesini sağlıyor hem de insanî ilişkilerde güven ortamı yaratıyor. Bu gelişmeye demokratik literatürde, haklar ve sorumluluklar deniliyor.
Modern devletlerde, belediyeler sosyal yaşamın hemen her alanında faaliyet yürütmektedir. Programlarına aldıkları bu hizmetlerin bir bölümünü doğrudan kendi memurları eliyle yaparken, bir kısmını da belirli projeler esasında, özel şirketler ya da vakıflar eliyle yürütmektedirler.. Bu şekilde çalışma yapan kuruluşlara genel olarak ‘sosyal refah kurumları’ adı verilmektedir.
Bu kapsamda Hollanda’nın Harlem şehrinde proje çerçevesinde faaliyet yürüten Radius Vakfı; Harlem Belediyesi’nden proje esasına göre aldığı yıllık bütçe ile yapı ve bina onarımı, annelik, okul öncesi çocuk bakımı, park ve çocuk bahçesi alanları bakımı gibi çeşitli konularda görev yapmaktadır.
Birçok kamu ve özel sektörde olduğu gibi, Radius Vakfı’nda da ‘yarı zamanlı’ çalışma yöntemi uygulanmaktadır. Bu yöntem sayesinde, hem çocuk sahibi ailelerin, çocuklarına ve evlerine daha fazla vakit ayırmalarına imkân sağlanmakta hem de ciddi boyutlara ulaşan işsizliğe bir ölçüde çözüm bulunmaktadır.
Gelinen bu noktada, bundan sonra yapılacak vakıf araştırmalarında; günümüz koşullarında vakıflarda varlık yönetimi, istihdam, vergi konuları, yatırımlar ve günümüze uygun hizmet alanları incelenmeli, bu çalışmalardan elde edilecek bilgiler doğrultusunda vakıf kurumu yeniden yapılandırılmalıdır.
Çalışma alanlarının bir ucu, vakıfların günümüze taşıdığı kültür mirasının dünyaya tanıtılması için uluslararası boyutta yapılacak faaliyetler olurken; diğer ayağı, geleceğe yönelik olarak AB üyelik süreci ve vakıf mevzuatının karşılaştırılması ve mukayesesi konularını teşkil etmelidir.
Vakıfların yeniden toplumun önemli problemlerini çözen birimler olarak faaliyet gösterebilmesi, ortak bilinç ve harekete bağlıdır. Yeni anlayışlar ve taze fikirler ışığında Türkiye’deki vakıflar, sosyal değişim ve dönüşüm aracı olarak güçlendirilmelidir.
