osenmer
26-05-2006, 04:14
Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ''Başı bağlı olan bağlı olmayana 'ben Müslümanım, sen gavursun' derse, Müslümanlığa en büyük yanlışı yaparlar. Çekin elinizi dinin içerisinden'' dedi. Demirel, Denizli Genç Sanayiciler Birliği ve Pamukkale Üniversitesi'nce düzenlenen söyleşide de, Türkiye'de darbeler döneminin geride kaldığını, demokratik Cumhuriyetin kurum ve kurallarının işlediğini söylemişti.
http://www.haberx.com/newspictures/25/257908SmallPicture.jpg
Demirel, Denizli Sanayi ve Ticaret Odaları ile Ticaret Borsası'nın Esnaf Sarayı'nda düzenlediği toplantıya katılarak, bir konuşma yaptı. Ülkeye çeşitli görevler üstlenerek hizmet verdiğini ifade eden Demirel, 25 yıl milletvekilliği, 12 yıl başbakanlık ve 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptığını söyledi.
Bu hizmetlerin hiçbirisine de zorla gelmediğini veya birisinin kolundan tutup getirmediğini kaydeden Demirel, ''Sadece ve sadece milletin gücüyle geldim. Onun verdiğinden başka bir şey almadım. Benimle beraber yola çıkan arkadaşlarla bu ülkenin tozlu-topraklı yollarında hep birlikte koştuk. Çok güzel şeyler de başardık'' diye konuştu.
Toplantıda soruları da yanıtlayan Demirel, türbanla ilgili bir soruyu yanıtlarken, ''Benim anamın, ablamın başı bağlı. Eşimin, yeğenimin başı açık. Kimse kimsenin ne başına karışıyor, ne bağlılığına. Ama benim anamın başı yazmayla bağlı. Ama bir siyasi simgesi yok'' dedi.
Başı bağlı olan annesinin, yanında başı açık olana ''ben Müslümanım sen değilsin'' demediğini kaydeden Demirel, şunları söyledi:
''O zaman ne olur biliyor musunuz? Başı bağlı olan bağlı olmayana 'ben Müslümanım, sen gavursun' derse, Müslümanlığa en büyük yanlışı yaparlar. Çekin elinizi dinin içerisinden.
Bu türban meselesini kim halledebilir? Yani başı türbanlı gençlerin üniversitede okumasını kim sağlayabilir? Gazeteci soruyor bunu bana. Bende diyorum ki bunu kimse sağlayamaz. Neden? Ortada Anayasa Mahkemesi var, Danıştay kararı var. 'Kararı ben dinlemiyorum' diyecek siyasetçi olmaz. Sen bunları 'dinlemiyorum' dediğin zaman, hukuk devleti adamı olmaktan çıkarsın. Gayri meşru duruma gelirsin.'' ''Başı örtülüler Suudi Arabistan'a gitsin'' demediğini, sözlerinin çarpıtıldığını söyleyen Demirel, sözlerini şöyle tamamladı:
''Soruyor gazeteci bana, peki efendim o zaman başını bağlayarak okumak isteyen kız çocukları nereye gitsin? Ben de diyorum ki nerede okunabiliyorsa oraya gitsin. Nerede okunabiliyor? Gazetecinin kendisi söylüyor, efendim Avusturya'da, Suudi Arabistan'da okunabiliyor diye. Bundan sen al Demirel 'başı örtülüler Arabistan'a gitsin' dedi iftirasını çıkar. Bu namussuzluğun kendisidir.''
AA-Demirel, Denizli Genç Sanayiciler Birliği ve Pamukkale Üniversitesi'nce düzenlenen söyleşide, Cumhuriyet dönemindeki gelişim sürecini anlattı. Demirel, Türkiye'de darbeler döneminin geride kaldığını, demokratik Cumhuriyetin kurum ve kurallarının işlediğini söyledi. Demirel, " 28 Şubat darbeyse, o günkü hükümetin elinden hükümet yetkisinin alınmış olması lazım. 29'una kalmaz, bunun şakası yoktur" diye konuştu.
Eğitimin önemini ve Türkiye'nin teknoloji üreten ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Demirel, söyleşinin sonunda soruları yanıtladı.
Sorular yazılı olarak sorulduğu halde söz alan PAÜ öğrencisi Süleyman Girgin, Demirel'e söz verdiği halde Nazilli'yi il yapmadığını hatırlatarak, şunları söyledi:
"Piyasa ekonomisini, demokrasiyi, insan haklarını söylediniz. Ama bir televizyon programında '28 Şubatta post modern darbe olmamıştır' diyerek savunmanız, nasıl öngörülebilir bir durumdur."
Demirel'in, bunun üzerine Nazilli konusunda, "Nazilli'yi il yapacağız demişiz, yapmamışız. Ege Bölgesi'nde Nazilli'nin dışında bir yeri il yaptık da Nazilli mi kaldı?" yanıtını vermesi, salonda gülüşmelere neden oldu.
Demirel, 28 Şubatın da kimilerine göre darbe olduğunu ifade ederek, "Darbe olsa ne olur? Size derler ki hükümetseniz, hükümet elinizden alınmıştır. Veriniz istifanızı... Bu ne zaman olur? Aynı gün olur. Yani 28 Şubat darbeyse, o günkü hükümetin elinden hükümet yetkisinin alınmış olması lazım. 29'una kalmaz, bunun şakası yoktur" diye konuştu.
Darbenin meşru bir şey olmadığını, bunu yapan darbecinin "kelleyi koltuğa aldığını" belirten Demirel, şöyle devam etti:
"Eğer 28 Şubat darbe olsaydı, o günkü hükümet başkanının o günden itibaren görevini sürdürmemesi lazımdı. Oysa mart, nisan, mayıs ayları boyunca ve 18 Hazirana kadar başbakandı. Bana geldi görevi bırakacağını söyledi. Kendisine sordum 'neden bırakıyorsun' diye. 'Bu gerginliği ortadan kaldırmak için bırakıyorum. Bu görevi başka birisi yapsın diye' dedi."
Bu sözlerinin ardından "Bu darbe midir?" diye soran Demirel, Girgin'den "evet" yanıtını alınca da "Nesi darbe? Adam kendi kendini mi darbe etmiş" ifadesini kullandı.
Demirel, 12 Mart ve 12 Eylülün birer "darbe" olduğunu ifade ederek, "28 Şubat darbe olsa, yönetenler 29 Şubata kalmazdı. Oysa bunlar 3,5 ay daha görevde kalmıştır. Türkiye'de darbeler dönemi kapanmıştır. Artık Türkiye'de demokrasi vardır. Sadece demokrasi değil, demokratik Cumhuriyetin kurum ve kuralları da işlemektedir" dedi.
http://www.haberx.com/newspictures/25/257908SmallPicture.jpg
Demirel, Denizli Sanayi ve Ticaret Odaları ile Ticaret Borsası'nın Esnaf Sarayı'nda düzenlediği toplantıya katılarak, bir konuşma yaptı. Ülkeye çeşitli görevler üstlenerek hizmet verdiğini ifade eden Demirel, 25 yıl milletvekilliği, 12 yıl başbakanlık ve 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptığını söyledi.
Bu hizmetlerin hiçbirisine de zorla gelmediğini veya birisinin kolundan tutup getirmediğini kaydeden Demirel, ''Sadece ve sadece milletin gücüyle geldim. Onun verdiğinden başka bir şey almadım. Benimle beraber yola çıkan arkadaşlarla bu ülkenin tozlu-topraklı yollarında hep birlikte koştuk. Çok güzel şeyler de başardık'' diye konuştu.
Toplantıda soruları da yanıtlayan Demirel, türbanla ilgili bir soruyu yanıtlarken, ''Benim anamın, ablamın başı bağlı. Eşimin, yeğenimin başı açık. Kimse kimsenin ne başına karışıyor, ne bağlılığına. Ama benim anamın başı yazmayla bağlı. Ama bir siyasi simgesi yok'' dedi.
Başı bağlı olan annesinin, yanında başı açık olana ''ben Müslümanım sen değilsin'' demediğini kaydeden Demirel, şunları söyledi:
''O zaman ne olur biliyor musunuz? Başı bağlı olan bağlı olmayana 'ben Müslümanım, sen gavursun' derse, Müslümanlığa en büyük yanlışı yaparlar. Çekin elinizi dinin içerisinden.
Bu türban meselesini kim halledebilir? Yani başı türbanlı gençlerin üniversitede okumasını kim sağlayabilir? Gazeteci soruyor bunu bana. Bende diyorum ki bunu kimse sağlayamaz. Neden? Ortada Anayasa Mahkemesi var, Danıştay kararı var. 'Kararı ben dinlemiyorum' diyecek siyasetçi olmaz. Sen bunları 'dinlemiyorum' dediğin zaman, hukuk devleti adamı olmaktan çıkarsın. Gayri meşru duruma gelirsin.'' ''Başı örtülüler Suudi Arabistan'a gitsin'' demediğini, sözlerinin çarpıtıldığını söyleyen Demirel, sözlerini şöyle tamamladı:
''Soruyor gazeteci bana, peki efendim o zaman başını bağlayarak okumak isteyen kız çocukları nereye gitsin? Ben de diyorum ki nerede okunabiliyorsa oraya gitsin. Nerede okunabiliyor? Gazetecinin kendisi söylüyor, efendim Avusturya'da, Suudi Arabistan'da okunabiliyor diye. Bundan sen al Demirel 'başı örtülüler Arabistan'a gitsin' dedi iftirasını çıkar. Bu namussuzluğun kendisidir.''
AA-Demirel, Denizli Genç Sanayiciler Birliği ve Pamukkale Üniversitesi'nce düzenlenen söyleşide, Cumhuriyet dönemindeki gelişim sürecini anlattı. Demirel, Türkiye'de darbeler döneminin geride kaldığını, demokratik Cumhuriyetin kurum ve kurallarının işlediğini söyledi. Demirel, " 28 Şubat darbeyse, o günkü hükümetin elinden hükümet yetkisinin alınmış olması lazım. 29'una kalmaz, bunun şakası yoktur" diye konuştu.
Eğitimin önemini ve Türkiye'nin teknoloji üreten ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Demirel, söyleşinin sonunda soruları yanıtladı.
Sorular yazılı olarak sorulduğu halde söz alan PAÜ öğrencisi Süleyman Girgin, Demirel'e söz verdiği halde Nazilli'yi il yapmadığını hatırlatarak, şunları söyledi:
"Piyasa ekonomisini, demokrasiyi, insan haklarını söylediniz. Ama bir televizyon programında '28 Şubatta post modern darbe olmamıştır' diyerek savunmanız, nasıl öngörülebilir bir durumdur."
Demirel'in, bunun üzerine Nazilli konusunda, "Nazilli'yi il yapacağız demişiz, yapmamışız. Ege Bölgesi'nde Nazilli'nin dışında bir yeri il yaptık da Nazilli mi kaldı?" yanıtını vermesi, salonda gülüşmelere neden oldu.
Demirel, 28 Şubatın da kimilerine göre darbe olduğunu ifade ederek, "Darbe olsa ne olur? Size derler ki hükümetseniz, hükümet elinizden alınmıştır. Veriniz istifanızı... Bu ne zaman olur? Aynı gün olur. Yani 28 Şubat darbeyse, o günkü hükümetin elinden hükümet yetkisinin alınmış olması lazım. 29'una kalmaz, bunun şakası yoktur" diye konuştu.
Darbenin meşru bir şey olmadığını, bunu yapan darbecinin "kelleyi koltuğa aldığını" belirten Demirel, şöyle devam etti:
"Eğer 28 Şubat darbe olsaydı, o günkü hükümet başkanının o günden itibaren görevini sürdürmemesi lazımdı. Oysa mart, nisan, mayıs ayları boyunca ve 18 Hazirana kadar başbakandı. Bana geldi görevi bırakacağını söyledi. Kendisine sordum 'neden bırakıyorsun' diye. 'Bu gerginliği ortadan kaldırmak için bırakıyorum. Bu görevi başka birisi yapsın diye' dedi."
Bu sözlerinin ardından "Bu darbe midir?" diye soran Demirel, Girgin'den "evet" yanıtını alınca da "Nesi darbe? Adam kendi kendini mi darbe etmiş" ifadesini kullandı.
Demirel, 12 Mart ve 12 Eylülün birer "darbe" olduğunu ifade ederek, "28 Şubat darbe olsa, yönetenler 29 Şubata kalmazdı. Oysa bunlar 3,5 ay daha görevde kalmıştır. Türkiye'de darbeler dönemi kapanmıştır. Artık Türkiye'de demokrasi vardır. Sadece demokrasi değil, demokratik Cumhuriyetin kurum ve kuralları da işlemektedir" dedi.
