osenmer
21-07-2006, 04:26
http://www.haberx.com/newspictures/26/269017SmallPicture.jpg
Moğol devletini kurarak, Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir imparatorluğun başına geçen Cengiz Han’ın, Avrupa’da Rönesans’ın temellerini attığı iddia edildi.
Çin’in başkenti Pekin’de, Moğol tarihi uzmanı öğretim üyesi Zhu Yaoting, Yeni Çin Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Cengiz Han’ın Avrupa’yı kağıt yapımı ve basım teknikleriyle tanıştırdığını, Asya ile Avrupa arasında kültürel alışverişin öncüsü olduğunu söyledi.
Öğretim üyesi Zhu Yaoting, Cengiz Han’ın Avrupalılar’ın teolojinin esaretinden kurtulmasına yardımcı olan kültürel gelişimi bu bölgeye götürdüğünü savunarak, “Bu anlamda onun seferleri, Rönesans’ın katalizörü gibiydi” dedi.
SEFERLER, İPEK YOLU’NUN TEKRAR AÇILMASINI SAĞLADI
Ningxia Üniversitesi profesörü Chen Yuning de, Cengiz Han’ın Avrupa’ya düzenlediği seferlerin, İpek Yolu’nun yeniden açılmasını sağladığını ve Marko Polo’nun Çin’e tarihi gezisinin yolunu açtığını hatırlatarak, bu gezilerin tecrit edilmiş medeniyetler arasında ekonomik ve kültürel alışverişleri mümkün kıldığını kaydetti.
Bazı tarihçiler, Avrupa’da 12. yüzyıldan itibaren başlayan çeşitli Rönesans dönemleri olduğunu savunurken, İtalya’da Rönesans’ın 15. yüzyılda başladığı biliniyor.
CENGİZ HAN: KÜRESELLEŞMENİN MİMARI
Moğol İmparatorluğu’nun 800. kuruluş yıldönümü dolayısıyla geçen ay Pekin’de düzenlenen bir sempozyumda, dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin kurucusu olan Cengiz Han, küreselleşmenin mimarı olarak gösterilmişti.
TİCARETE TEŞVİK, KÜLTÜREL ALIŞVERİŞE ZEMİN
Sempozyumda konuşan bazı uzman ve araştırmacılar, Asya, Avrupa ve Ortadoğu’daki toprakları içine alan Moğol İmparatorluğu’nun kurucusunun, bugünkü küreselleşme anlayışıyla kıyaslanan bir yönetim kurduğu ve ticarete teşvikle beraber, kültürel alışverişe zemin hazırladığı görüşlerini dile getirmişti.
KÜRESELLEŞMENİN TEMEL ÖĞELERİNİ YERİNE GETİRDİ
Çinli akademisyen Hao Şiyuan, Moğol İmparatorluğu’nun ekonomik ve kültürel alışverişi en yüksek seviyeye çıkardığını ve tecrit edilmiş uygarlıklar arasında bağ kurduğunu, böylece küreselleşmenin, sınırların kaldırılmasını içeren temel öğelerini yerine getirdiğini savunmuştu.
Moğol devletini kurarak, Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir imparatorluğun başına geçen Cengiz Han’ın, Avrupa’da Rönesans’ın temellerini attığı iddia edildi.
Çin’in başkenti Pekin’de, Moğol tarihi uzmanı öğretim üyesi Zhu Yaoting, Yeni Çin Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Cengiz Han’ın Avrupa’yı kağıt yapımı ve basım teknikleriyle tanıştırdığını, Asya ile Avrupa arasında kültürel alışverişin öncüsü olduğunu söyledi.
Öğretim üyesi Zhu Yaoting, Cengiz Han’ın Avrupalılar’ın teolojinin esaretinden kurtulmasına yardımcı olan kültürel gelişimi bu bölgeye götürdüğünü savunarak, “Bu anlamda onun seferleri, Rönesans’ın katalizörü gibiydi” dedi.
SEFERLER, İPEK YOLU’NUN TEKRAR AÇILMASINI SAĞLADI
Ningxia Üniversitesi profesörü Chen Yuning de, Cengiz Han’ın Avrupa’ya düzenlediği seferlerin, İpek Yolu’nun yeniden açılmasını sağladığını ve Marko Polo’nun Çin’e tarihi gezisinin yolunu açtığını hatırlatarak, bu gezilerin tecrit edilmiş medeniyetler arasında ekonomik ve kültürel alışverişleri mümkün kıldığını kaydetti.
Bazı tarihçiler, Avrupa’da 12. yüzyıldan itibaren başlayan çeşitli Rönesans dönemleri olduğunu savunurken, İtalya’da Rönesans’ın 15. yüzyılda başladığı biliniyor.
CENGİZ HAN: KÜRESELLEŞMENİN MİMARI
Moğol İmparatorluğu’nun 800. kuruluş yıldönümü dolayısıyla geçen ay Pekin’de düzenlenen bir sempozyumda, dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin kurucusu olan Cengiz Han, küreselleşmenin mimarı olarak gösterilmişti.
TİCARETE TEŞVİK, KÜLTÜREL ALIŞVERİŞE ZEMİN
Sempozyumda konuşan bazı uzman ve araştırmacılar, Asya, Avrupa ve Ortadoğu’daki toprakları içine alan Moğol İmparatorluğu’nun kurucusunun, bugünkü küreselleşme anlayışıyla kıyaslanan bir yönetim kurduğu ve ticarete teşvikle beraber, kültürel alışverişe zemin hazırladığı görüşlerini dile getirmişti.
KÜRESELLEŞMENİN TEMEL ÖĞELERİNİ YERİNE GETİRDİ
Çinli akademisyen Hao Şiyuan, Moğol İmparatorluğu’nun ekonomik ve kültürel alışverişi en yüksek seviyeye çıkardığını ve tecrit edilmiş uygarlıklar arasında bağ kurduğunu, böylece küreselleşmenin, sınırların kaldırılmasını içeren temel öğelerini yerine getirdiğini savunmuştu.