PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN



FORUMA GİT : peygamber efendimize mektup


siηaη
05-08-2006, 06:44
Efendim, Müjdecim,
Kurtarıcım, Peygamberim!
Sana Uymayan Ölçü
Hayat Olsa Teperim"
EFENDİME MEKTUP

Asrın günahkârları adına, Efendiler Efendisine (s.a.v),
Sana “gel” demeye yüzümüz yok Efendim. Sen kabul buyur bizi, sen davet et de biz varalım o ravzay-ı pâkine yalınayak. Gerekirse yollarında emekleye emekleye, hatta sürünerek, yüzüstü gelelim huzuruna. Sen kabul et ki biz senin uğruna her türlü ezâya, cefâya razıyız.
Sümeyye’ler (r.a) misali bizi de ayaklarımızdan bağlayıp develeri ters istikamete sürsünler. Bedenlerimiz iki parça olsun. Vücudumuz tek parça olarak kapına gelmekten utanıyoruz. Bir değil bin parça olsun bedenlerimiz de yeter ki kabul et bizi. Kabul et ki Bilâl (r.a) gibi bizi de kızgın kumlara yatırsınlar ve diyebilelim Allah’ın huzuruna çıkarken, o gün, senin ve dinin için bütün meşakkatlere katlandık diye. Kabul et ki Habbab bin Eret (r.a) gibi bizi de bir hasıra sarmalasınlar ve sonra da yaksınlar. Senin yolunda feda edilmemiş bir can olarak huzuruna gelmekten utanıyoruz Efendim. Yeter ki sen “ümmetim” diye kabul et bu asrın günahkarlarını Efendim.
Bizi de “liva-ül hamd” sancağının altında topla, o dehşetli günde. O gün öyle dehşetli gün ki bütün beşeriyet hatta peygamberler dahi “nefsî, nefsî..” dediği gündür. Sadece senin “ümmetî, ümmetî..” diyeceğin o günde, bizi yani bu acizleri, bu günahkar ümmetini bir halimizle perişan bırakma Efendim.
Öyle bir hale düştük ki Efendim, gündüzlerimiz bile siyaha boyandı. Sen kokmayan gülleri büyüttük bahçelerimizde. Senin için olmayan neyimiz varsa hep renksiz, neyimiz varsa hep yağmalandı çaresiz. En kutsal hediyesiydin Yaradan’ın bize. Heyhat ki koruyamadık tam manasıyla seni. Asır, sinede ateş misali oldu.. İman elde kor gibi Efendim. Sevgili diye yılanlar atıldı koynumuza.
Ey Güllerin Sultanı! Sana gel demeye yüzümüz yok. Sen davet buyur bize. Biz gelelim alemlere rahmet olan Sen’in nurlu eşiğine. Davet et ki bütün meşakkatler kabulümüzdür. Tek temennimiz bu asrın biz çaresizlerini de “Ey rabbim! Bunlar da benim ümmetimdendir” demendir. Toprak olup aslımıza döneceğimiz günler elbette uzak değildir. Bir tebessüm buyur ki gittiğimiz yerler nurunla aydınlansın Efendim.
Amellerimiz bizi cennetin yanına bile götürmez ki sana muhabbetimiz olmadan. Bizi “ümmetim” diye kabul et ki asırlardır hep dünyaya bel bağlamış şu günahkarların artık Sen’in muhabbetinle yürekleri taşsın cihandan, cuş-u huruşa gelsin yüreklerimiz sana olan aşkla.
On dört asır evvelinden “Ümmetim yağmur misalidir. Evveli mi ahiri mi hayırlıdır bilinmez” buyurmuştun. Ama Efendim, biz haramlarla günahlarla hemhal olduk daim. İçimiz dışımıza bir çevrilse ne kadar acınacak halde olduğumuz görülecek. Allah ise bu halimiz mahşere sakladı. Bu yüzden başımız önümüzde eğik, bu yüzden sana “Gel Ey Efendim” diyemiyoruz. Çünkü sana gel demekten utanıyoruz Ey Gönüllerin Şehremini. Öyle ise biz gelelim kapına. Kapına gelip Kıtmir’in olalım Sen’in daima.
Kabul et nolur. Yoksa başımıza dağlardan daha büyük taşların yağacağı gün yakındır. O gün kaçacak yer olmayacak Efendim. Azığımız olan salih amelleri boynumuzda gerdanlık yapamadık bu dünya zindanında. Kalplerimiz taş kesildi Ey Gönüllerin Sultanı! Ummanlar çekilip kurudu birer birer. Hayat çöl ortasında kaldı çaresiz.
Sana “gel” diyemiyoruz Efendim, “doğ gecelerimize” diyemiyoruz sana Sultanım. Ama nolur sen kabul et de senden gayrı neyimiz varsa hepsini geride bırakıp sana gelmek istiyoruz. “Af diliyoruz” kapında. Ey Güllerin Sultanı! Bize yüzünü çevirme nolursun.
Efendim! Sana salât olsun.. selamlar olsun..
Bizleri sana ümmet yapana hamdler olsun..

KurtBay
05-08-2006, 09:03
arkadaşım kaynak belirtirmisin.. bu mektubu araştırmak istiyorum
;D

reyyan
06-08-2006, 12:37
Ya Rasülallah! Bana "ümmetim"diye bakar mısın? Ya Rasûlallah! Senden özür diliyorum. Özrümü kabul eder, bana "ümmetim" diye bakar mısın?"


"Ya Rasûlallah! Senden özür diliyorum. Özrümü kabul eder, bana "ümmetim" diye bakar mısın? Kendimi, karanlık bir zindanda, gözleri bağlı hissediyorum. Çaresizliğimden utanıyorum.
Ya Rasûlallah, bazı kimseler seni -hâşâ- "terörist" diye karikatürize ediyor, bazı ülkeler de buna teşne oluyorlar! Kıyamet kopsaydı da bunları görmesek, duymasaydık!..
Sen ki, Allah, senin güzelliğini tamamiyle belli etseydi, yüzüne bakmaya kimse takat getiremezdi. Sen ki, yetimlerin koruyucusu, kimsesizlerin kimsesi, ümmetinin sevgilisi, bütün varlıkların rahmet güneşisin. Sen olmasaydın olmayacak olanlar, sana hakaret ediyor Ya Rasûlallah! Ve bizler, evlerimizde karılarımızın, çocuklarımızın yanında oturuyor, televizyon başında çekirdek çıtlatıyoruz!
Seni unuttuk Ya Rasûlallah! Getirdiğin kitabı unuttuk, sünnetini unuttuk. Kocaman devlet elimizden gitti, uyanmadık! Örtümüz alındı, "Ne yapalım?" dedik. İşgal edildik, öldürüldük, ırzımıza geçildi; "Elimizden ne gelir ki?" dedik! Şimdi dünyada yaşamamızı istemiyorlar! Zaten yaşıyor muyduk? Biz senin yolunu terk ettiğimiz günden beri yaşamıyoruz ki!
Ölmesini bilemedik, Ya Rasûlallah!
"Cihad" kavramı gündeme geldiği zaman yüzümüz kızarır oldu, "demokratik ülkeler"e karşı. "Şeriat" dendiğinde başımız yere düştü. "Demokrasi" vardı, "insan hakları" vardı. Çağdaş insanların "çağdaş tanrıları dururken, senin tanıttığın Allah"ı dilimize almaktan utanır olduk!..
Sen gittikten sonra yavaş yavaş güneşimiz karardı Ya Rasûlallah! Zaman zaman başımıza geçenler, sırtımızı doğrultmamıza fırsat vermediler. İnsan olma, kişilik kazanma, "ümmet" olma bilincimiz öylesine aşındı ki, işgalcilerimize kahraman demeye, ırzımıza geçenlere âşık olmaya başladık!
Müthiş bir aşağılık kompleksi içerisindeyiz Ya Rasûlallah! Senin getirdiğin İslâm'ın izzetini bir tarafa ko****** nefsimizin izzetinin (izzet-i nefs!) peşine düştük. Şimdi ben "ümmet" derken, "şeriat" derken, "tesettür" derken, kimse duymasın istiyorum. Korkuyorum Ya Rasûlallah! Bana "gerici" denecek diye korkuyorum; bana "yobaz", "terörist", "barbar", "çağdışı" denecek diye korkuyorum! Dinimi (kimliğimi), alnımdan bir nur gibi fışkırtmaktan korkuyor ve onu bir cüzam gibi ellerimle saklamaya çalışıyorum!
"Bunları o mu söyledi?"
"O söyledi!"
"O söylediyse doğrudur!"
diyen o Sıddık-ı Ekber'i düşünüyorum da, "hayret" kelimesini yazarak kendimi onunla kıyaslarken, hayret kelimesi bile bundan hayret ediyor!
Mekke'de seninle bulunup yüzünü doya doya seyredemedik; birlikte cihad edemedik!
Medine'de bulunup, senin gelişinin heyecanını tadamadık, "Talaâl bedrû aleynâ" diyemedik. Mekke'yi fethedişinde, sana kan kusturanlar, can korkusundan tir tir titriyorlarken, sen Rabbine secde ettin, onları affettin! Şimdi Mekke müşriklerinin torunları sana -hâşâ- "terörist" diyorlar.
Ya Rasûlallah!
"Ey insanlar! Kimin arkasına vurdumsa, işte arkam, gelip vursun! Kimin benden alacağı varsa işte malım, gelip alsın!" "Zulüm işleyen bizden değildir" buyuran sensin. "Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir" diyen bir dinin mübelliğisin.
Sen, suç işleyenlerin, İslâm hukukuna göre cezalandırılmasını emrederken, "Fakat suçunu başına kakmayın!" diyecek kadar, ancak peygamberlerin ve özellikle senin sahip olabileceğin bir gönüle ve rikkate sahipsin. Bütün bunların yanında, seni tanımayanların, sana dil uzatmalarına kahrolsam da Ya Rasûlallah, beni esas kahreden, gece vakti bu yazıyı yazdıktan sonra yatağıma girip mışıl mışıl uyuyacağım! Kendimi affedemiyorum! Kişiliğimiz paramparça oldu. Ümmetin şizofren dünyalarda geziniyor! Ümmetinin başına çöreklenenler, kasalarındaki tapuları okşamakla meşgul!
Hani sana bir miktar mal ve para gelmişti. Sen onları ihtiyaç sahiplerine vermeden evine girmemiş, sabahlamamıştın. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" dedin; ama biz bu sözünü, kendimizi "onlar"a beğendirelim diye bir "aksesuar" olarak kullanmaktayız.
Ya Rasûlallah!
Her şeye rağmen bize "ümmetim" der misin? Hiçbir şeyimiz yok belki; ama bütün günahlarımıza rağmen seni çok seviyoruz! Sana karşı işlenen bu cinayetler, aslında ümmetinin uyanmasına da vesile oluyor. Kömürün içinden elmas çıkacak gibi. Uykudan uyanılacak gibi.
Hz. Mevlânâ'nın bir sözü vardır:
"Köpek ısırdı beni, ben onu ısıramazdım; çünkü insanım, ben dudağımı ısırdım" diyor.
Yanağımızdan aşağıya doğru akan kanlar hürmetine bizleri "ümmetim" diye kucakla!
Sen ki, sokakta yüksek sesle konuşmayan, kötülüğe kötülükle karşılık vermeyen, bağışlayan, affedendin.
Sen ki, "Rabbim bana, intikamı alacak gücüme rağmen düşmanlarımı affetmemi; benimle ilişkisini kesenle görüşmemi ve beni mahrum bırakana vermemi emretmiştir" buyurdun.
Sen ki, Taif halkının sana yapmış olduğu eziyete karşı, Cebrail'in, Taif'in altını üstüne çevirmesi dileğine karşılık, "Hayır, onların çocukları Allah'a kulluk edebilirler" cevabını vermiştin!..
Sen ki, bir mecliste istemediğin bir şey duyduğun zaman, insanların yüzüne karşı bir şey söylemeyen.
Sen ki, bir genç kızdan daha hayâ sahibi ve utangaç.
Senin olmadığın dünya, senin olmadığın evren ne işe yarar? Ya Rasûlallah, şikâyetimiz kimseden değil, nefsimizden.
Ya Rasûlallah, senden özür diliyorum...
(alıntı)

cocili
06-08-2006, 01:40
Değerli dostlar;Affınıza sığınarak mektup konusunda düşüncemizi açıklamak istiyorum:
Biz bu bölümün açılmasını isterken amacımız kendi duygularımızı dile getiren ve sevdiklerimize yazdığımız mektupların burada paylaşımıydı.Gönül isterdi ki,Bu mektup sizin yüreğinizin sesi olsun, alıntı olmasın..unuttuğumuz bu güzel geleneğimizi lütfen yaşatalım. saygıyla..

siηaη
06-08-2006, 06:37
Değerli dostlar;Affınıza sığınarak mektup konusunda düşüncemizi açıklamak istiyorum:
Biz bu bölümün açılmasını isterken amacımız kendi duygularımızı dile getiren ve sevdiklerimize yazdığımız mektupların burada paylaşımıydı.Gönül isterdi ki,Bu mektup sizin yüreğinizin sesi olsun, alıntı olmasın..unuttuğumuz bu güzel geleneğimizi lütfen yaşatalım. saygıyla..


Düşüncen güzel ama hiç bir forum ortamında insanların; kendi duygularını dile getirip,sevdiği insanlara yazmış olduğu mektupları bulamayız.Hiç bir insanda kendi yazdığı özel bir mektubu başkalarıyla paylaşmak istemez.Sen istersen sevdiğin insanlara yazmış olduğun mektupları bizimle paylaşabilirsin,bizde seve seve okuruz ;) Bu bölüm içinde alıntı yapmaktan başka çaremiz yok..!

siηaη
06-08-2006, 06:40
arkadaşım kaynak belirtirmisin.. bu mektubu araştırmak istiyorum
;D


Bu mektup bana mail olarak gelmişti.Bunun içinde ilgili kaynak malesef yok :)

cezali
16-01-2008, 01:28
çok güzeldi sinan..

alpi001
03-05-2008, 01:49
Tanri bir gün asagiya, dünyaya bakar ve bütün yapilan seytanliklari
görür.
Karar verir bir melek göndermeye Asagiya, ayrintilari
incelemeye. Çagirir en iyi meleklerinden Birini, gönderir asagiya
bir müddet için. Melek geri döndügünde Tanri'ya cevap verir.
Der ki:

-"Isler kötü durum söyle; kötülerin sayisi %95, iyiler %5."


Tanri düsünür bir süre. Belki diger bir melegin de gitmesi ve baska bir
görüs açisindan olaylari incelemesi çok daha saglikli olacak. Böylece
çagirir ikinci bir melegi ve gönderir
asagiya onu da bir müddet için. Melek geri döner ve Tanri'ya cevap
verir.

-"Evet, isler gerçekten kötü.


Kötüler çogunlukta %95, iyiler azinlikta %5."

Tanri bakar ki durum hiç iyi degil. Karar verir kalan %5'i seytandan
korunmalari için desteklemeye, onlara moral vermeye, onlara ümit vermeye


Hepsine birer e-mail gönderir.








e-mailde ne der biliyor musun?



































bilmiyor musun????



























































Demek bilmiyorsun ?????!!!!



































































Sana da gelmedi ha ?.....:a039:

hayalx
17-05-2008, 01:38
Selamün aleyküm;
GÜLLERİN EFENDİSİ(YA RESULALLAH(S.A.V.))...


Kötülüklerin ve küfürlerin cirit attığı, namuslu ve dürüst insanların bir elin parmaklarından bile az olduğu,yalana müptela olmuş insanlarla dolu bir dünyada yaşamaktayım Ya Resulallah (s.a.v.)….
Yaşamak deniyorsa buna, yaşıyoruz… Yarın ne olacağımızı bilmeden,rüzgarın bizi kuru bir yaprak gibi ne tarafa savuracağını kestiremeden…
Boş umutlar üzerine kurulmuş,boş bir dünyada vakit geçiren küçük insanlardan değil,hayatını KUR’AN-I KERİM üzerine,ibadetlerle ve güzelliklerle geçirmiş,kendi değil ama gönlü zengin insanlardan olmak istedim hep Ya Resulallah (s.a.v.)
Okudum,okuttum,öğrendim,öğrettim,anladım,anlattım…
Seni örnek gösterdim,seni dinledim,seni yaşadım hep…Yolun başında değil de sonundaymışım gibi hissettim.Takıldım düştüm ama yılmadım. Kalktım,soluklandım ve kaldığım yerden devam ettim sana doğru giden nurlu yoluma….Bana taş atana ekmek attım,yalana sırtımı döndüm,gözün adabını öğrendim,gördüysem de bakmadım Ya Resulallah (s.a.v.).
Sonuç mu?!
Merhamet ettim ama görmedim,ekmek attım,taş yedim, bakmadım, konuşmadım ama suçlandım…Sonunda insanların ne kadar kötü,hayatın ise bir o kadar acımasız ve cani olduğunun farkına vardım ….Yani her şeyin anlamsız olduğunu anladım…
Kısacası;O kadar boş yaşıyoruz ki hepimiz ziyandayız.Uyuduğumuz gaflet, atalet uykusundan hala uyanamadık.Gördüğümüz kabuslardan bile ürküp geçmişimizden ders almıyoruz hala.
Deprem,sel,kıtlık,kuraklık….Bunların hepsi bir işaret.YÜCE YARADAN uyanmamız için bize binlerce fırsat verirken,sırtımızı dönüp hala kaldığımız yerden devam ediyoruz uyumaya Ya Resulallah (s.a.v.).Hırs bürümüş gözlerimizi.Görmüyoruz bile.Bir bebeğin masum gülüşünü,rüzgarın usulca esişini,bir karıncanın aceleci fakat kesin tavırlarını,bir babanın eve ekmek götürmek için gösterdiği çabayı…Bencil olduk.Hep kendimizi düşünüyoruz.Yarın ne olacağımızdan çok bugünü düşünüyoruz. Paranın,malın,mülkün bizi mutlu edeceğine kendimizi inandırıyoruz ama “Dünya malının dünyada kalacağını,yaptığımız iyiliklerin ise bizimle anılacağını unutuyoruz hep.Şu yalan dünyadan götüreceğimiz tek şeyin bir bez parçası,sonumuzun kara toprak olduğunu unutarak yani hep “UNUTARAK” yaşıyoruz.Onun için;Senden tek isteğim bizi doğru yoldan Efendimizin Nurlu Yolundan ayırma YÜCE ALLAH’IM…”
Güllerin efendisi;,sana çağlar sonrası yazdığım mektubuma son verirken günahlarımızın affına mazhar olmanı,bu günahkar ümmetini affetmeni ve bir avuç gözyaşımla beraber özürlerimi iletiyorum sana(haddim olmayarak….)

BAHAR DEMİR