siηaη
06-08-2006, 12:37
ECDAT yadigarı vakıfların yağma edildiğini göre, bu konuda elinde sayısız belge olan Türkiye, hiç sesini çıkarmazken, bu yolsuzluk ve rezilliğe Yunan basınının karşı çıkmasını aklınız alabilir mi? Alsa da, almasa da, maalesef durum budur.
Yunanistan'ın çeşitli yerlerinde, atalarımızın kurduğu çok sayıda vakıf var. Ancak bunlar, hukuki koruma zırhına rağmen yağmalanıyor. Çoğu elden gitmiş.
Rodos Adası'ndaki vakıf yolsuzlukları buna en iyi örnek. 1965 yılına kadar bu adadaki malları yöneten mütevelli heyet başkanı Sadettin Nasuhoğlu, ecdat yadigarlarını en iyi şekilde yönetmiş. Onun ölümünden sonra, Kıbrıs olaylarının da başlamasıyla işler iyice karışmış. Yunanlılar, Müslüman Türk halkının seçmesi gereken mütevellileri kendileri atamaya başlamış ve birçok Türk malı Yunan Devleti'ne aktarılmış.
*
1972-76 yılları arasında Yunan uşağı sözde mütevelliler tarafından birçok arazi, bina, Yunanistan yönetimine hibe edilmiş. Rodos Metropolitliği'ne 12 cami ve mescidin bağışlandığını belirtirsek rezaletin boyutları daha iyi anlaşılır. Bu işler olurken, Türkiye'den hiç tepki gelmemiş.
Diyeceksiniz ki, 'O eskidendi. bugün artık böyle şeyler olmaz.' Ne yazık ki, yağma devam ediyor. Vakıf mallarımız bitene kadar da durmayacağı anlaşılıyor.
*
RODOS'TA vakıf yönetimlerinin bağlı olduğu bir Güney Ege Bölge Sekreterliği varmış. Başında da Bayan Martha Simantoni diye birisi. Bu hanım vakıf yönetimine istediği kişileri getirtmiş ve vakıf kasasından istediği kadar da para almış. 2003 yılında aldığı para 331 bin Euro'dan fazla. Osmanlı'nın camilerin bakımı ve fakir fukaraya yardım gibi konular için kurduğu vakfın paralarını Madam Simantoni harcıyor günümüzde. Rodos yalnız değil, bu uygulamada. Diğer Yunan adalarında da böyle gasplar var. Bu kısa örnekleri Cumhuriyet Strateji ekinden aldım. (10.07.2006-Sayı: 106) Bahadır Selim Dilek, Yunan basınından aldığı belgelerle etraflı bir inceleme hazırlamış. İnsan okudukça hüzünleniyor.
*
GARİP olan taraf ise Yunan basınını bile ayağa kaldıran bu yolsuzluklara Türkiye tarafının hükümeti ile basını ile kulaklarını tıkayıp, sessiz kalması. Ada basını olayı sık sık gündeme getirmekte, her yeni yolsuzluğun belgelerini yayınlamakta, hatta 'Bu uygulamalar Yunan Devleti'ni küçük düşürmektedir' diye feryat etmektedir. Bizde ise hiçbir hareket yok.
Türkiye'deki ve KKTC'deki gayrimüslim vakıflarına karşı elimizi son derece güçlendirecek bu olaya nedense sessiz kalıyoruz.
Aslında sessiz kalmamızın sebebi apaçık ortada: AB. Avrupa Birliği'ne katılmak için kendimizi yırtarken, bir üye ülkeye karşı çıkmaktan çekiniyoruz. AB ne dediyse yaptık. İstediği her tavizi verdik. Çoğu zaten gitmiş. Oniki Ada'daki ecdat mallarını da versek ne çıkar? Böyle düşünmek elbette çok yanlış. Onların ellerindeki kozlara karşı, biz de kendi kozlarımız ileri sürmeliyiz. Pazarlık böyle olur. Öbür türlüsü teslimiyettir.
Ecdada saygılı olduklarını her fırsatta söyleyenlerin ecdat mallarına ve vakıflarına da sahip çıkması gerekir. Bu, hepimiz için de kutsal bir görevdir.
ÜNAL SAKMAN
tercüman
Yunanistan'ın çeşitli yerlerinde, atalarımızın kurduğu çok sayıda vakıf var. Ancak bunlar, hukuki koruma zırhına rağmen yağmalanıyor. Çoğu elden gitmiş.
Rodos Adası'ndaki vakıf yolsuzlukları buna en iyi örnek. 1965 yılına kadar bu adadaki malları yöneten mütevelli heyet başkanı Sadettin Nasuhoğlu, ecdat yadigarlarını en iyi şekilde yönetmiş. Onun ölümünden sonra, Kıbrıs olaylarının da başlamasıyla işler iyice karışmış. Yunanlılar, Müslüman Türk halkının seçmesi gereken mütevellileri kendileri atamaya başlamış ve birçok Türk malı Yunan Devleti'ne aktarılmış.
*
1972-76 yılları arasında Yunan uşağı sözde mütevelliler tarafından birçok arazi, bina, Yunanistan yönetimine hibe edilmiş. Rodos Metropolitliği'ne 12 cami ve mescidin bağışlandığını belirtirsek rezaletin boyutları daha iyi anlaşılır. Bu işler olurken, Türkiye'den hiç tepki gelmemiş.
Diyeceksiniz ki, 'O eskidendi. bugün artık böyle şeyler olmaz.' Ne yazık ki, yağma devam ediyor. Vakıf mallarımız bitene kadar da durmayacağı anlaşılıyor.
*
RODOS'TA vakıf yönetimlerinin bağlı olduğu bir Güney Ege Bölge Sekreterliği varmış. Başında da Bayan Martha Simantoni diye birisi. Bu hanım vakıf yönetimine istediği kişileri getirtmiş ve vakıf kasasından istediği kadar da para almış. 2003 yılında aldığı para 331 bin Euro'dan fazla. Osmanlı'nın camilerin bakımı ve fakir fukaraya yardım gibi konular için kurduğu vakfın paralarını Madam Simantoni harcıyor günümüzde. Rodos yalnız değil, bu uygulamada. Diğer Yunan adalarında da böyle gasplar var. Bu kısa örnekleri Cumhuriyet Strateji ekinden aldım. (10.07.2006-Sayı: 106) Bahadır Selim Dilek, Yunan basınından aldığı belgelerle etraflı bir inceleme hazırlamış. İnsan okudukça hüzünleniyor.
*
GARİP olan taraf ise Yunan basınını bile ayağa kaldıran bu yolsuzluklara Türkiye tarafının hükümeti ile basını ile kulaklarını tıkayıp, sessiz kalması. Ada basını olayı sık sık gündeme getirmekte, her yeni yolsuzluğun belgelerini yayınlamakta, hatta 'Bu uygulamalar Yunan Devleti'ni küçük düşürmektedir' diye feryat etmektedir. Bizde ise hiçbir hareket yok.
Türkiye'deki ve KKTC'deki gayrimüslim vakıflarına karşı elimizi son derece güçlendirecek bu olaya nedense sessiz kalıyoruz.
Aslında sessiz kalmamızın sebebi apaçık ortada: AB. Avrupa Birliği'ne katılmak için kendimizi yırtarken, bir üye ülkeye karşı çıkmaktan çekiniyoruz. AB ne dediyse yaptık. İstediği her tavizi verdik. Çoğu zaten gitmiş. Oniki Ada'daki ecdat mallarını da versek ne çıkar? Böyle düşünmek elbette çok yanlış. Onların ellerindeki kozlara karşı, biz de kendi kozlarımız ileri sürmeliyiz. Pazarlık böyle olur. Öbür türlüsü teslimiyettir.
Ecdada saygılı olduklarını her fırsatta söyleyenlerin ecdat mallarına ve vakıflarına da sahip çıkması gerekir. Bu, hepimiz için de kutsal bir görevdir.
ÜNAL SAKMAN
tercüman