siηaη
04-11-2006, 11:49
http://img177.imageshack.us/img177/7384/uefadl6cp0.jpg (http://imageshack.us)
Bu hafta Avrupa Kupalarında alınan sonuçlara hep birlikte üzüldük. Ama kaçımız bu sonuçlara hayret etti acaba?
Kaçımız Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin İngiliz takımlarını devireceğine inanıyordu?
Evet, duygularımız, gönlünümüz "kazanabiliriz bu sefer" diyordu ama aklımız "yine olmayacak" noktasındaydı.
Çünkü hepimiz, itiraf etmesek de biliyoruz ki ülkemizin futbol sistemi, altyapı, oyuncu kalitesi, mental yeterlilik, fizik güç, profesyonellik, yönetim, medya ve ekonomi açısından bu düzeyde mücadeleyi taşıyamaz.
Yönetimler, her türlü ciddiyetten, kurumsallıktan uzak. Keyfiyet, insan kaynakları yönetimi, görev tanımlaması eksikliği ve ekonomik sürdürülebilirlilik konusunda maalesef çağın gereklerinden uzak. Kararlar bir başkanın iki dudağından, ona yakın olanların bireysel girişimlerinden peydahlanıyor.
Primler ulufe gibi dağıtılıyor. Her yönetici bir basın sözcüsü gibi açıklamalar yapıyor. Sorumluluktan uzak duruyor.
Futbol altyapımız yok. Futbolcu yetiştiren hocalar ne kadar eğitimli ortada. Çocuklara topa vuruş, teknik ve fizik çalışmalar yaptırılıyor, neden ne için yapıldığı anlatılmıyor.
Ayaklar, belki usta ayaklar yetişiyor ama zihinsel gelişime önem verilmediği için bu yetenekler boşa gidiyor. Profesyonellik, kendine bakma, işini ciddiye alma, gelişim gibi konular bir kenara itilmiş durumda. Oysa ki bugüne dek karşılaştığımız her ekip bunlara gereken önemi veriyordu.
Basın tamamen "övmek ve sövmek" üzerine kurulu. Üç büyükler pompalaması ile kurduğu kendi düzenini yaşatıp, beslenmeye, semirmeye odaklanmış.
İki kelimeyi biraraya getiremeyen futbolcu eskileri, ağzı laf yapan, kabzımaldan bozma demagoglar, işi oyuna vurmuş hakem eskileri kendi boş ve ucuz yorumları ile kamuoyunu meşgul ediyorlar. Gazetecilikten gelmeyen, yeterli eğitim ve yabancı dili olmayan, dünyaya kapalı bir güruh, tuttukları ya da beslendikleri takım yöneticilerinin etrafında gün geliyor pembe tablolar çiziyor gün geliyor karamsar sözlerle kelle alıyor. (Bkz : Cem Papila, Adnan Aybaba, Serhat Ulu(v)eren...vs)
Üç büyükler gazlamasına kapılmış gidiyoruz.
Bu yalan sorunlarımızdan çıkış yolunu bulmamızı da engelliyor.
Hep beraber bu sistemi sorgulamak zorundayız. Spor basını üzerine düşeni yapmalı, teknik direktör isimlerini değiştirmeyi değil sistemi, kurumsal yapıyı değiştirmeyi düşünmeliler.
Yoksa Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray sadece Türkiye'de büyük olmaktan öteye gidemez, Avrupa'nın üç ezikleri olarak sürünmeye devam eder.
Bu hafta Avrupa Kupalarında alınan sonuçlara hep birlikte üzüldük. Ama kaçımız bu sonuçlara hayret etti acaba?
Kaçımız Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin İngiliz takımlarını devireceğine inanıyordu?
Evet, duygularımız, gönlünümüz "kazanabiliriz bu sefer" diyordu ama aklımız "yine olmayacak" noktasındaydı.
Çünkü hepimiz, itiraf etmesek de biliyoruz ki ülkemizin futbol sistemi, altyapı, oyuncu kalitesi, mental yeterlilik, fizik güç, profesyonellik, yönetim, medya ve ekonomi açısından bu düzeyde mücadeleyi taşıyamaz.
Yönetimler, her türlü ciddiyetten, kurumsallıktan uzak. Keyfiyet, insan kaynakları yönetimi, görev tanımlaması eksikliği ve ekonomik sürdürülebilirlilik konusunda maalesef çağın gereklerinden uzak. Kararlar bir başkanın iki dudağından, ona yakın olanların bireysel girişimlerinden peydahlanıyor.
Primler ulufe gibi dağıtılıyor. Her yönetici bir basın sözcüsü gibi açıklamalar yapıyor. Sorumluluktan uzak duruyor.
Futbol altyapımız yok. Futbolcu yetiştiren hocalar ne kadar eğitimli ortada. Çocuklara topa vuruş, teknik ve fizik çalışmalar yaptırılıyor, neden ne için yapıldığı anlatılmıyor.
Ayaklar, belki usta ayaklar yetişiyor ama zihinsel gelişime önem verilmediği için bu yetenekler boşa gidiyor. Profesyonellik, kendine bakma, işini ciddiye alma, gelişim gibi konular bir kenara itilmiş durumda. Oysa ki bugüne dek karşılaştığımız her ekip bunlara gereken önemi veriyordu.
Basın tamamen "övmek ve sövmek" üzerine kurulu. Üç büyükler pompalaması ile kurduğu kendi düzenini yaşatıp, beslenmeye, semirmeye odaklanmış.
İki kelimeyi biraraya getiremeyen futbolcu eskileri, ağzı laf yapan, kabzımaldan bozma demagoglar, işi oyuna vurmuş hakem eskileri kendi boş ve ucuz yorumları ile kamuoyunu meşgul ediyorlar. Gazetecilikten gelmeyen, yeterli eğitim ve yabancı dili olmayan, dünyaya kapalı bir güruh, tuttukları ya da beslendikleri takım yöneticilerinin etrafında gün geliyor pembe tablolar çiziyor gün geliyor karamsar sözlerle kelle alıyor. (Bkz : Cem Papila, Adnan Aybaba, Serhat Ulu(v)eren...vs)
Üç büyükler gazlamasına kapılmış gidiyoruz.
Bu yalan sorunlarımızdan çıkış yolunu bulmamızı da engelliyor.
Hep beraber bu sistemi sorgulamak zorundayız. Spor basını üzerine düşeni yapmalı, teknik direktör isimlerini değiştirmeyi değil sistemi, kurumsal yapıyı değiştirmeyi düşünmeliler.
Yoksa Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray sadece Türkiye'de büyük olmaktan öteye gidemez, Avrupa'nın üç ezikleri olarak sürünmeye devam eder.