zuhalce
15-11-2006, 08:53
MUTLULUKLA SAKLAMBAÇ
Rivayete göre bir gün tanrılar bir araya gelmiş ve mutluluğu nereye saklasalarda insanlık onu bulup ona erişemese diye tartışıyorlarmış..dağların tepesi,denizlerin dibi,güneşe veya aya derken insanlığın merakı ile tüm buralara ulaşıp mutluluğu bulacağı kanısında hemfikir olmuşlar ve bu arayışlarına çözüm bulamazken,içlerinden bir tanrı;
-insanın içine saklıyalım,oraya bakmayı akıl edemezler,demiş..
işte ogün bu gündür o tanrıyı haklı çıkarmak için elimizden geleni yapmyı,mutluluğu içimizde aramak yerine dışarılara bakınmakta ısrar etmişiz..iç seslerimiz iç korolara dönüşmüş zaman zaman ama duymamışız..mutluluğu küçük ayrıntılarda görebilen gönül gözlerimizi ahmaklıkla suçlamışız..
antropolog,hopi kızılderelisine''niçin sizin insanlarınızın şarkıları yağmur üzerine?''diye sormuş..yanıtlamış kızıldereli;''bizim buralarda çok az yağmur yağar ondan..pekii sizin şarkılarınız neden hep aşk üzerine?'':)))
bu kısa hikayeyi duyunca insanın aklına''neden politikacılarımızın diline dürüstlük bu kadar çok dolanıyor,neden bazı eşler sadakatin öneminden bu kadar çok dem vuruyor?'':)soruları takılıyor..sadece bu sorular mı?yazmaya bile utandığım niceleri..
mutluluk denilen şey yoğun bir haz duygusuysa eğer,hatırlayın hangi anılarınızıda bunu yaşadınız?işte o anlarınız yaşamın çetelesinde''kazanç''hanesine yazılanlardı..
haz duygunuz mutlaka bir dış etkene mi bağlı?bir resim,hoş bir manzara,sevdiğiniz kişinin gelmesi bir bebeği kucaklamak..siz yine aynı resim yada manzara karşısında olabilirsiniz,sevdiğiniz kişide geliyordur hatta kucağınızda bebekte olabilir,ama siz hiç mutlu değilsinizdir.haz mı?o da nesi?ilahi ben,yok yok ben saçmalyyorum:))))
mutlu olmaya gerçekten istekliyseniz azıcık eğilip içinize bakıverin..gerçek kaynağı orada bulacaksınız..hemde ne kaynak!
peki hep içimizde mi yaşayacağız?çevreyi dışlayıp sanal bi ortammı yaratacağız?uzun sözün kısası polyanna'cılık mı oynayacağız?
eğer siz balıksanız bu dediğiniz olabilir..balık gibi yüzebilmenizden değil ben hafızamızdan bahsediyorum..3 saniyelik ya balıkların hafızası..hani yaşadıklarını 3 saniye sonra unutuyorlar ya işte öyle bir şey..bu demektir ki tüm olumsuzlukların ömrüde 3 saniyelik..siz hiç mutsuz bir balık gördünüz mü?
biz düşünen,hatırlayan hatta becerebildiğimiz kadar gülebilen canlılarız..elbette yaşadıklarımızı bir kalemde silip atmayacağız..elbette hiç bi sorun yokmuş gibi ayaklarımız yerden kesilmiş havalarda yaşamıyacağız..ancak yaşadığımız anı karartmak ne sorunları halleder nede bize çözüm getirir..hatta umutsuzluk körükleneceği için beynimiz çözüm yollarını tıkayabilir..eğer istemiyorsak bir bebeğin kokusu bizim için hiç bişey ifade etmeyecektir..eğer aradaki farkı hissedemiyorsak bir yere yürüyerek gitmek zorunda kaldığımız için söylenirken,yürüyebildiğimiz için şükredemeyeceğiz..eğer babasız kalmanın acısı uzak ve silik bir görüntüyse bizim dünyamızda babamızın sertleşen sesine ''bana kızabildiğine göre hala yaşıyor demekki,kızarsa kızsın nasıl olsa bi çözüm buluruz''diye karşılayamıcaz demektir..eğer sağlığınız bu güne kadar hiç oyun oynamadıysa aldığınız nefesi dinlemek,ciğerlerinize girişini hissetmek,kanınızın damarlarınızda dolandığını düşünmek saçma gelecektir size..
mutlu olmak mutlaka şükredecek bi tezatı keşfetmekte değil belki..hani aşka aşık olduğu için sevdalanan bi kişi gibi,mutluluğu duyduğunuz tutkudan dolayı bile baş tacı edebilir,yaşamınıza davet edebilirsiniz..
bilmem farkettiniz mi?nasıl düşündüğümüz,nasıl adım atacağımızı belirliyor..umudunu,heyecanını,enerjisini yitirmemiş olanlar atabiliyor bu adımıda..
hayat,lunaparklardaki bugi bugilere benziyor..iniş ve çıkışları var..her iniş bir çıkışa gebe..eğer iç dünyanızın bugi bugilerini yer altından sürüyorsanız hep,yaşamınızda gün yüzü görmeyecek..hala farkedemediniz mi mutluluk saklambaç oynuyor bizimle!..beceriksiz bir oyuncu olup da saymayı bitirdiğimizde,tüm yalınlığıyla güzümüzün önünde kalıverdiği için mi bulamıyoruz yoksa onu?
lütfen aklınızın bi kıyısına budha nın şu sözünü yazın ki,mutluluğun kıyısından düşüp kaybolmasın yaşamlar...
''mutluluğa giden bir yol yoktur;çünkü mutluluk yolun kendisidir''
Rivayete göre bir gün tanrılar bir araya gelmiş ve mutluluğu nereye saklasalarda insanlık onu bulup ona erişemese diye tartışıyorlarmış..dağların tepesi,denizlerin dibi,güneşe veya aya derken insanlığın merakı ile tüm buralara ulaşıp mutluluğu bulacağı kanısında hemfikir olmuşlar ve bu arayışlarına çözüm bulamazken,içlerinden bir tanrı;
-insanın içine saklıyalım,oraya bakmayı akıl edemezler,demiş..
işte ogün bu gündür o tanrıyı haklı çıkarmak için elimizden geleni yapmyı,mutluluğu içimizde aramak yerine dışarılara bakınmakta ısrar etmişiz..iç seslerimiz iç korolara dönüşmüş zaman zaman ama duymamışız..mutluluğu küçük ayrıntılarda görebilen gönül gözlerimizi ahmaklıkla suçlamışız..
antropolog,hopi kızılderelisine''niçin sizin insanlarınızın şarkıları yağmur üzerine?''diye sormuş..yanıtlamış kızıldereli;''bizim buralarda çok az yağmur yağar ondan..pekii sizin şarkılarınız neden hep aşk üzerine?'':)))
bu kısa hikayeyi duyunca insanın aklına''neden politikacılarımızın diline dürüstlük bu kadar çok dolanıyor,neden bazı eşler sadakatin öneminden bu kadar çok dem vuruyor?'':)soruları takılıyor..sadece bu sorular mı?yazmaya bile utandığım niceleri..
mutluluk denilen şey yoğun bir haz duygusuysa eğer,hatırlayın hangi anılarınızıda bunu yaşadınız?işte o anlarınız yaşamın çetelesinde''kazanç''hanesine yazılanlardı..
haz duygunuz mutlaka bir dış etkene mi bağlı?bir resim,hoş bir manzara,sevdiğiniz kişinin gelmesi bir bebeği kucaklamak..siz yine aynı resim yada manzara karşısında olabilirsiniz,sevdiğiniz kişide geliyordur hatta kucağınızda bebekte olabilir,ama siz hiç mutlu değilsinizdir.haz mı?o da nesi?ilahi ben,yok yok ben saçmalyyorum:))))
mutlu olmaya gerçekten istekliyseniz azıcık eğilip içinize bakıverin..gerçek kaynağı orada bulacaksınız..hemde ne kaynak!
peki hep içimizde mi yaşayacağız?çevreyi dışlayıp sanal bi ortammı yaratacağız?uzun sözün kısası polyanna'cılık mı oynayacağız?
eğer siz balıksanız bu dediğiniz olabilir..balık gibi yüzebilmenizden değil ben hafızamızdan bahsediyorum..3 saniyelik ya balıkların hafızası..hani yaşadıklarını 3 saniye sonra unutuyorlar ya işte öyle bir şey..bu demektir ki tüm olumsuzlukların ömrüde 3 saniyelik..siz hiç mutsuz bir balık gördünüz mü?
biz düşünen,hatırlayan hatta becerebildiğimiz kadar gülebilen canlılarız..elbette yaşadıklarımızı bir kalemde silip atmayacağız..elbette hiç bi sorun yokmuş gibi ayaklarımız yerden kesilmiş havalarda yaşamıyacağız..ancak yaşadığımız anı karartmak ne sorunları halleder nede bize çözüm getirir..hatta umutsuzluk körükleneceği için beynimiz çözüm yollarını tıkayabilir..eğer istemiyorsak bir bebeğin kokusu bizim için hiç bişey ifade etmeyecektir..eğer aradaki farkı hissedemiyorsak bir yere yürüyerek gitmek zorunda kaldığımız için söylenirken,yürüyebildiğimiz için şükredemeyeceğiz..eğer babasız kalmanın acısı uzak ve silik bir görüntüyse bizim dünyamızda babamızın sertleşen sesine ''bana kızabildiğine göre hala yaşıyor demekki,kızarsa kızsın nasıl olsa bi çözüm buluruz''diye karşılayamıcaz demektir..eğer sağlığınız bu güne kadar hiç oyun oynamadıysa aldığınız nefesi dinlemek,ciğerlerinize girişini hissetmek,kanınızın damarlarınızda dolandığını düşünmek saçma gelecektir size..
mutlu olmak mutlaka şükredecek bi tezatı keşfetmekte değil belki..hani aşka aşık olduğu için sevdalanan bi kişi gibi,mutluluğu duyduğunuz tutkudan dolayı bile baş tacı edebilir,yaşamınıza davet edebilirsiniz..
bilmem farkettiniz mi?nasıl düşündüğümüz,nasıl adım atacağımızı belirliyor..umudunu,heyecanını,enerjisini yitirmemiş olanlar atabiliyor bu adımıda..
hayat,lunaparklardaki bugi bugilere benziyor..iniş ve çıkışları var..her iniş bir çıkışa gebe..eğer iç dünyanızın bugi bugilerini yer altından sürüyorsanız hep,yaşamınızda gün yüzü görmeyecek..hala farkedemediniz mi mutluluk saklambaç oynuyor bizimle!..beceriksiz bir oyuncu olup da saymayı bitirdiğimizde,tüm yalınlığıyla güzümüzün önünde kalıverdiği için mi bulamıyoruz yoksa onu?
lütfen aklınızın bi kıyısına budha nın şu sözünü yazın ki,mutluluğun kıyısından düşüp kaybolmasın yaşamlar...
''mutluluğa giden bir yol yoktur;çünkü mutluluk yolun kendisidir''