PDA

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !
ÜYELİK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN



FORUMA GİT : Amerikalı Yahudi David ve Türkiye


osenmer
02-12-2006, 10:11
Amerikalı Yahudi David ve Türkiye
Yazar Oral Çalışlar, Helsinki'de bir barda tanıştığı Amerikalı Yahudi David'in anlattıklarını aktardı ve ruh halini gözler önüne sergi gencin anlattığı Türkiye'den yola çıkarak, Türkiye'nin dış imajına vurgu yaptı.

http://image.haber7.com/haber/46988.jpg

Amerikalı Yahudi David....
HELSİNKİ - Bir Finlandiya barında Finli bir arkadaşımla bira içiyorduk. "Ne olacak bu Türkiye'nin hali?", "Ne olacak bu Finlandiya'nın hali?" üzerine sohbet ediyorduk. Ellerinde siyah eldiven ve alışveriş torbalarıyla bir genç karşımıza oturdu. Çok konuşkan olduğu her halinden belliydi. Teklifsiz şekilde kim olduğumuzu sordu. Söyledik.

Kendisi de Amerikalıymış. Adı David , Los Angeles Yahudilerindenmiş. Karısı İngilizmiş. Makineli tüfek gibi konuşuyor. Benim Türk olduğumu öğrenince, başladı Türkiye'den konuşmaya. Boğaziçi Üniversitesi'nde misafir öğretim üyeliği yaptığını anlattı. Konuşuyor da konuşuyor.

Irak'a gidip beş yıl savaştığını da söyleyince, kaç yaşında olduğunu sordum. 25 yaşındaymış. 6 tane cep telefonu olduğunu söylerken hepsini birer birer gösterdi bize. Bu ilginç Amerikalıyı artık yalnızca dinliyor ve izliyorduk.

George W. Bush hayranıydı. Önümüzdeki seçimleri de onun kazanacağını iddia edince, itirazda bulunduk, bir daha yasal olarak seçilme imkânı yok dedik. Yasalar değişecek ve o yine bizim başkanımız olacak diyerek ısrarını sürdürdü.

Babası da Irak'ta özel olarak korunan bölgede bulunan bir generalmiş. Annen nerede diye sorunca, "Neden sordun?" dedi ve annesiyle ilgili çok konuşmak istemedi. O arada eşiyle telefonla konuştuğunu söyledi. Bir viski ısmarladı. Konuşmasını sürdürüyordu. Türkiye'ye ilişkin izlenimlerini anlatıyordu. Oradan Finlandiya'ya sıçradı. Burada da öğretim üyeliği yapıyormuş.

Bunların hepsini "mış" diye anlatıyorum, çünkü akıl almaz bir hızla konuşuyor ve aklına geleni söylüyordu. Eldivenlerini neden çıkarmadığını sorduğumda, "Kollarımda kan dolaşımıyla ilgili bir bozukluk var, onun için" cevabını verdi. Artık doğru muydu, onu da bilemedim.

10-15 dakika oturdu. Viskisini bitirdi, bizimle vedalaştı, alışveriş torbalarını ellerine aldı ve çekip gitti. Arkadaşımla arkasından bakakaldık. Deli miydi? Hiperaktif bir genç miydi? Anlattıkları gerçek miydi, bilmek mümkün değildi. Ancak Türkiye'ye ilişkin bildiği ve aktardığı ayrıntıların hepsi doğruydu.

*****

Amerikalı Yahudi David'in bütün anlattıklarını aktarmak mümkün değil, ancak beş gündür sabahtan akşama konuştuğumuz AB-Türkiye ilişkilerinden sonra David'in iyi geldiğini söyleyebilirim. Gerçekten de beş gündür, Avrupa'nın dört bir yanından gelen uzmanlardan AB'ye ilişkin, AB-Türkiye ilişkilerine ilişkin çok sayıda konuşma dinledik.

Helsinki'de Tom Kankkonen "Türkiye'nin Avrupa'daki imajı" nı Türkçe olarak anlattı. Tom, yıllarca Türkiye'de Finlandiya Radyo-Televizyonu muhabirliği yapmıştı. İsveç asıllı bir Finliydi. İlginç gözlemleri vardı. "Ben dağ Finlisiyim" diye esprisini de patlatmayı ihmal etmedi.

Avrupalı bazı gazetecilerin Türkiye'yi doğru dürüst tanımadan geldiklerini, bu nedenle gelişmeleri doğru dürüst yansıtmakta zorluk çektiklerini anlattı. Bir keresinde bir Avrupalı gazeteci türban sorununu haber yapmak için gelmişti. O, başı açık kızların üniversiteye alınmadığını sanıyordu.

*****

Gerçekten Türkiye, Avrupa'dan nasıl görünüyordu? Sıradan sokaktaki halkın tepkileriyle, siyasetçilerin, gazetecilerin saptamaları farklıydı. Sıradan yurttaş Türkiye'yı sıcak insanları, güzel ve güneşli kıyıları olan bir tatil ülkesi olarak biliyordu. En çok bildikleri de Antalya ve çevresiyle sınırlıydı.

Siyasetçiler ise o andaki siyasi tercihlerine göre bir Türkiye tarifi yapmayı uygun buluyorlardı. Gezimiz boyunca en etkili izlenimlerimden birisi Alman Sosyal Demokrat Partisi'nden Avrupa Parlamentosu üyeliğine seçilen Vural Öger' in Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nda yaptığı konuşmaydı.

Öger, AB Parlamentosu'nda Türkiye'nin üyeliğini savunanların elinin güçlendirilmesi için Türkiye'nin bir şeyler yapması gerektiğini söyledikten sonra, bir-iki ilginç örneğe dikkat çekti: "Almanya'da yüzlerce cami özgür şekilde örgütlenirken, biz Antalya'da bir kiliseyi hizmete açabilmek için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Buna benzer engeller Türkiye'nin işini zorlaştırıyor. Sorunun yalnızca Kıbrıs olduğunu sanıyorsanız yanılırsınız. Türkiye insan hakları, demokrasi konusundaki eksiklerini giderse Kıbrıs konusu o kadar öne çıkmaz."

Bunu birçok Avrupalı parlamenter de ifade etti. Tabii, Avrupa'nın kendi içinden kaynaklanan güçlükleri de unutmamak gerekiyor...

Amerikalı David'in Türkiye'nin AB üyeliği konusunda ne düşündüğünü sormayı unuttum. Eminim o konuda da mutlaka söyleyeceği çok şey olurdu...


Oral Çalıştır-Cumhuriyet