osenmer
08-04-2007, 08:03
http://www.ensonhaber.com/images/author/362_b.jpg
Ertuğrul ÖZKÖK
Şimal Ekspresi’nde iç savaş
"ALLAH var mıdır?"Kendimi sık sık o trenin içinde bulurum.
Sanki orası Sibirya’da bir yerdedir.
Karla kaplı ormanlar arasında, ince uzun bir koridorda ilerleyen bir buharlı tren görürüm.
Beyaz dumanlar bırakarak ormanın içinde süzülür gider.
Orada hayatın fon müziği, derin bir sessizliktir.
Ben bütün iç yolculuklarıma işte o Şimal Ekspresi’yle çıkarım.
Her şeyi orada hayal eder, o trende yaşarım.
En büyük yalnızlıklarımı, en güzel mutluluklarımı ve en büyük korkularımı, hep o yalnızlık treninin kuşetli kompartımanlarında, sadece kendimle paylaşırım.
"Allah var mıdır?"
Bu soruyu işte böyle yolculuklarımdan birinde sordum.
Hem kendi kendime, hem de gökyüzüne sordum:
"Allah gerçekten var mıdır?"
* * *
Aşağıda anlatacağım şeyler, geride bıraktığım yıllara sığdırdığım münzevi bir keşişliğin hikáyesidir.
Çok yalnız anlarda sorulan çok basit soruların fevkalade şahsi ve mahrem cevaplarıdır.
Bir balık larvası kadar şeffaf ruhum, bunu da içinde tutamadı.
Sizinle paylaşmak istedi.
Bu yazı, onun küçük ve acemi bir kompozisyonudur.
Giriş ve gelişme bölümü bulunan, sonuç kısmı ise meçhule bırakılan küçük bir iç savaşın hikáyesidir.
Biraz korku filmi gibi, biraz umut dolu...
* * *
Scott Atran isimli bir çocuk, henüz 10 yaşındayken odasının duvarına siyah ve turuncu kalemlerle şunu yazdı:
"Tanrı vardır."
Arkasından ekledi:
"Eğer olmasaydı başımız fena halde dertteydi."
İyi ama Tanrı varsa, Tanrıtanımaz ateistler ne oluyor?
İnanç nedir?
* * *
Scott Atran büyüdü. 55 yaşına geldiği zaman artık Allah’a inanmıyordu.
Ama kafası hálá sorularla doluydu.
İnsanlar niye kapıdan girerken önce sağ ayaklarını atarlar?
Tırnaklarını neden gece kesmezler, neden ters dönmüş ayakkabıları hemen düz çevirirler?
Neden?
Atran şimdi hem Paris’te, hem de ABD’de antropoloji dersleri veriyor.
Uğraştığı konu inanç.
Ve Tanrıtanımaz öğrencilerine çok ilginç bir deney yapıyor.
Üç grup öğrenci alıyor. Bunların hepsi ateist.
Hepsinin önüne ağaçtan yapılmış bir Afrika kutusu koyuyor.
"Bu kutu büyülüdür. Eğer Allah’a inanmıyorsanız, bu kutunun içine koyduğunuz bir şey yok olacak" diyor.
Bakın ne oluyor?
* * *
Birinci grup öğrenciye, "Kaleminizi bu kutuya koyun" diyor.
Ateist öğrencilerin hepsi, hiç tereddüt etmeden kalemlerini kutuya koyuyor.
İkinci grup öğrenciye ise "Şoför ehliyetinizi koyun" diyor.
Bir bölümü tereddüt ediyor, ama büyük çoğunluğu koyuyor.
Üçüncü grup öğrenciye ise "Elinizi kutunun içine koyun" diyor.
Tanrıtanımaz öğrencilerin çok küçük bir bölümü elini kutunun içine koyuyor.
Siz bundan ne sonuç çıkarıyorsunuz?
Kaybedeceğiniz şeyin değeri arttıkça, yok olduğunu sandığınız inanç, ruhunuza baskı yapmaya başlıyor.
Elinizi kaybetmek, kaleminizi kaybetmekten daha ağır bir şey olduğu için, inançsızlık tereddüde dönüşüyor.
10 yaşında duvarlara "Allah vardır" diye yazan Scott Atran, şu sonuca ulaşıyor:
"Herkesin bir inancı vardır."
Tanrıtanımazların bile...
Hele hele geride bıraktığınız yıllar artıyor, önünüzdekiler azalıyorsa...
Yani en kıymetli şeyinizi kaybetmeye doğru adım adım gidiyorsanız.
Yani hayatınızı...
08 Nisan 2007 Pazar
(*) Bu örneği New York Times Magazine’in 4 Mart 2007 tarihli sayısında okudum. Gazete, "Neden inanırız" diye çok güzel bir dosya yapmış. İnşallah birileri çevirir ve yayınlar.
Ertuğrul ÖZKÖK
Şimal Ekspresi’nde iç savaş
"ALLAH var mıdır?"Kendimi sık sık o trenin içinde bulurum.
Sanki orası Sibirya’da bir yerdedir.
Karla kaplı ormanlar arasında, ince uzun bir koridorda ilerleyen bir buharlı tren görürüm.
Beyaz dumanlar bırakarak ormanın içinde süzülür gider.
Orada hayatın fon müziği, derin bir sessizliktir.
Ben bütün iç yolculuklarıma işte o Şimal Ekspresi’yle çıkarım.
Her şeyi orada hayal eder, o trende yaşarım.
En büyük yalnızlıklarımı, en güzel mutluluklarımı ve en büyük korkularımı, hep o yalnızlık treninin kuşetli kompartımanlarında, sadece kendimle paylaşırım.
"Allah var mıdır?"
Bu soruyu işte böyle yolculuklarımdan birinde sordum.
Hem kendi kendime, hem de gökyüzüne sordum:
"Allah gerçekten var mıdır?"
* * *
Aşağıda anlatacağım şeyler, geride bıraktığım yıllara sığdırdığım münzevi bir keşişliğin hikáyesidir.
Çok yalnız anlarda sorulan çok basit soruların fevkalade şahsi ve mahrem cevaplarıdır.
Bir balık larvası kadar şeffaf ruhum, bunu da içinde tutamadı.
Sizinle paylaşmak istedi.
Bu yazı, onun küçük ve acemi bir kompozisyonudur.
Giriş ve gelişme bölümü bulunan, sonuç kısmı ise meçhule bırakılan küçük bir iç savaşın hikáyesidir.
Biraz korku filmi gibi, biraz umut dolu...
* * *
Scott Atran isimli bir çocuk, henüz 10 yaşındayken odasının duvarına siyah ve turuncu kalemlerle şunu yazdı:
"Tanrı vardır."
Arkasından ekledi:
"Eğer olmasaydı başımız fena halde dertteydi."
İyi ama Tanrı varsa, Tanrıtanımaz ateistler ne oluyor?
İnanç nedir?
* * *
Scott Atran büyüdü. 55 yaşına geldiği zaman artık Allah’a inanmıyordu.
Ama kafası hálá sorularla doluydu.
İnsanlar niye kapıdan girerken önce sağ ayaklarını atarlar?
Tırnaklarını neden gece kesmezler, neden ters dönmüş ayakkabıları hemen düz çevirirler?
Neden?
Atran şimdi hem Paris’te, hem de ABD’de antropoloji dersleri veriyor.
Uğraştığı konu inanç.
Ve Tanrıtanımaz öğrencilerine çok ilginç bir deney yapıyor.
Üç grup öğrenci alıyor. Bunların hepsi ateist.
Hepsinin önüne ağaçtan yapılmış bir Afrika kutusu koyuyor.
"Bu kutu büyülüdür. Eğer Allah’a inanmıyorsanız, bu kutunun içine koyduğunuz bir şey yok olacak" diyor.
Bakın ne oluyor?
* * *
Birinci grup öğrenciye, "Kaleminizi bu kutuya koyun" diyor.
Ateist öğrencilerin hepsi, hiç tereddüt etmeden kalemlerini kutuya koyuyor.
İkinci grup öğrenciye ise "Şoför ehliyetinizi koyun" diyor.
Bir bölümü tereddüt ediyor, ama büyük çoğunluğu koyuyor.
Üçüncü grup öğrenciye ise "Elinizi kutunun içine koyun" diyor.
Tanrıtanımaz öğrencilerin çok küçük bir bölümü elini kutunun içine koyuyor.
Siz bundan ne sonuç çıkarıyorsunuz?
Kaybedeceğiniz şeyin değeri arttıkça, yok olduğunu sandığınız inanç, ruhunuza baskı yapmaya başlıyor.
Elinizi kaybetmek, kaleminizi kaybetmekten daha ağır bir şey olduğu için, inançsızlık tereddüde dönüşüyor.
10 yaşında duvarlara "Allah vardır" diye yazan Scott Atran, şu sonuca ulaşıyor:
"Herkesin bir inancı vardır."
Tanrıtanımazların bile...
Hele hele geride bıraktığınız yıllar artıyor, önünüzdekiler azalıyorsa...
Yani en kıymetli şeyinizi kaybetmeye doğru adım adım gidiyorsanız.
Yani hayatınızı...
08 Nisan 2007 Pazar
(*) Bu örneği New York Times Magazine’in 4 Mart 2007 tarihli sayısında okudum. Gazete, "Neden inanırız" diye çok güzel bir dosya yapmış. İnşallah birileri çevirir ve yayınlar.
