osenmer
10-04-2007, 10:37
http://www.ensonhaber.com/images/author/315_b.jpg
Fatih ALTAYLI
İsyan günlerinde aşk
Değişik bir gazetecilik döneminden geçiyoruz.
Alışmadığımız türden. Hafta sonunu karışık geçirdik.
Yazarımız Yılmaz Özdil, hafta içinde beni hedef alan bir yazı yazmıştı.
Yılmaz'ı biliriz. Güldük geçtik. Cumartesi günü ise hem TMSF'yi, hem beni hedef tahtasına oturttu.
Ben alışığım, takmam. Ciddiye de almam.
Fakat hukukçular ciddiye aldı.
"Bu yazı Basın Kanunu'na aykırı" dediler ve yazı sayfadan çıkarıldı.
Bu duruma yazarlarımızın bir bölümü tepki gösterdi.
İşin ilginci, tepki gösterenlerin, Yılmaz Özdil'le taban tabana zıt düşüncelere sahip olanlar olmasıydı. Yılmaz'ın fikirlerine katılmayanlar, bir fikir yazısı olmasa bile Yılmaz Özdil'in yazı yazma özgürlüğüne sahip çıkmak istedi.
Uzun uzun konuştuk.
Sonunda yazı yazmamanın bir tepki göstermekle birlikte, yazar için uygun tepki olmadığını, okurlara, SABAH'a, basındaki çok sesliliğe ve haliyle demokrasiye hizmet etmeyeceğine karar verdik.
Bizim için, ambarlarına patlayıcı yerleştirmeye çalışsa da, ucuz kahramanlığın değil, SABAH'ı okurları için, basındaki çokseslilik için sakin limanlara yüzdürmenin her şeyden daha önemli olduğuna inanıyoruz.
Rekabette ve siyasette editoryal bağımsızlığımıza bugüne dek karışan olmadı.
Bizim için de önemli olan bu.
Çünkü biz bu mesleğe, bu gazeteye aşkla bağlıyız.
NOT: Bu yazıyı kaleme aldığım dakikalarda dünkü tiraj raporları önüme geldi. SABAH, bu pazar da kuponlu gazete Hürriyet'le atbaşı yarışmış. Pazar günü kuponsuz SABAH 862 bin, kuponlu Hürriyet ise 960 bin satmış. Kuponlu Milliyet ve kuponlu Vatan'ın ikisinin toplam satışı Sabah'ın yarısını bile bulmamış. Okurlarımıza çok teşekkür ediyorum.
Barzani budur
Barzani'nin sözleri herkesi çileden çıkardı.
Ama sözler tanıdık. Bir süre önce Diyarbakır DTP İl Başkanı'nın sarf ettiği sözlerin neredeyse karbon kopyası, ya da gençlerin anlayacağı dille
"copy paste" edilmiş hali.
Tabii bir yandan da bundan böyle kartların nasıl oynanacağının da göstergesi.
Barzani'nin bilmediği, bu topraklarda yaşayan milyonlarca Kürt yurttaşımızın, ne Barzani ile ne de burada onun sözcülüğünü yapanlarla gönül bağının olmadığı.
Elbette Barzani gibi düşünen bir küçük azınlık vardır ama sadece küçüktürler.
Ancak Türkiye'nin son 15 yıl içinde bölge politikasında yaptığı hatalar da giderek ortaya çıkıyor.
Çok değil 12 yıl önce Kuzey Iraklı liderler Türk lirasının Kuzey Irak'ta geçerli para olması talebinde bulunmuştu.
O gün bu kabul görseydi, şimdiki statüko ne olurdu bir düşünün.
1 Mart tezkeresi öncesinde tezkerenin geçmemesi halinde neler olacağını birkaç yazıda anlatmıştım.
Şimdi bu yazıları hatırlayanlar "dedikleriniz bir bir çıkıyor" diyor.
Çıkıyor, çıkacak.
Bunlara üzülüyorum ama asıl üzüntüm başka.
Kuzey Irak'ta kendisine bavul içinde para getiren Türk binbaşının karşısında hazır olda durduğunu gözlerimle gördüğüm Barzani'nin bugünkü küstahlığına kahroluyorum.
Ama Türkiye'nin halkının refahı için kendisine verdiği paranın büyük bölümünü cebine atan "liderden" başka bir şey beklenir mi!
Sarhoş dövmek
SABAH, kendisini ilgilendiren bir süreçte "yargıyı etkilememek" için inandığı şeyleri bile yazmıyor.
Ancak her nedense, rakibimizin böyle bir kaygısı yok.
Onlar da tam tersine "yargıyı etkilemek için" ellerinden geleni artlarına koymuyor ve doğruyanlış demeden her şeyi yazıyor.
En azından bu konuda elleri bağlı bir adamı yumruklayıp duruyorlar. Bunun ne kadar centilmence olduğunun kararını sizlere bırakıyorum.
Ne zaman adam oluruz?
Gücün bazen kullanıldığı zaman değil, kullanılmadığı zaman daha etkili olduğunu anladığımızda...
10 Nisan 2007 Salı
Fatih ALTAYLI
İsyan günlerinde aşk
Değişik bir gazetecilik döneminden geçiyoruz.
Alışmadığımız türden. Hafta sonunu karışık geçirdik.
Yazarımız Yılmaz Özdil, hafta içinde beni hedef alan bir yazı yazmıştı.
Yılmaz'ı biliriz. Güldük geçtik. Cumartesi günü ise hem TMSF'yi, hem beni hedef tahtasına oturttu.
Ben alışığım, takmam. Ciddiye de almam.
Fakat hukukçular ciddiye aldı.
"Bu yazı Basın Kanunu'na aykırı" dediler ve yazı sayfadan çıkarıldı.
Bu duruma yazarlarımızın bir bölümü tepki gösterdi.
İşin ilginci, tepki gösterenlerin, Yılmaz Özdil'le taban tabana zıt düşüncelere sahip olanlar olmasıydı. Yılmaz'ın fikirlerine katılmayanlar, bir fikir yazısı olmasa bile Yılmaz Özdil'in yazı yazma özgürlüğüne sahip çıkmak istedi.
Uzun uzun konuştuk.
Sonunda yazı yazmamanın bir tepki göstermekle birlikte, yazar için uygun tepki olmadığını, okurlara, SABAH'a, basındaki çok sesliliğe ve haliyle demokrasiye hizmet etmeyeceğine karar verdik.
Bizim için, ambarlarına patlayıcı yerleştirmeye çalışsa da, ucuz kahramanlığın değil, SABAH'ı okurları için, basındaki çokseslilik için sakin limanlara yüzdürmenin her şeyden daha önemli olduğuna inanıyoruz.
Rekabette ve siyasette editoryal bağımsızlığımıza bugüne dek karışan olmadı.
Bizim için de önemli olan bu.
Çünkü biz bu mesleğe, bu gazeteye aşkla bağlıyız.
NOT: Bu yazıyı kaleme aldığım dakikalarda dünkü tiraj raporları önüme geldi. SABAH, bu pazar da kuponlu gazete Hürriyet'le atbaşı yarışmış. Pazar günü kuponsuz SABAH 862 bin, kuponlu Hürriyet ise 960 bin satmış. Kuponlu Milliyet ve kuponlu Vatan'ın ikisinin toplam satışı Sabah'ın yarısını bile bulmamış. Okurlarımıza çok teşekkür ediyorum.
Barzani budur
Barzani'nin sözleri herkesi çileden çıkardı.
Ama sözler tanıdık. Bir süre önce Diyarbakır DTP İl Başkanı'nın sarf ettiği sözlerin neredeyse karbon kopyası, ya da gençlerin anlayacağı dille
"copy paste" edilmiş hali.
Tabii bir yandan da bundan böyle kartların nasıl oynanacağının da göstergesi.
Barzani'nin bilmediği, bu topraklarda yaşayan milyonlarca Kürt yurttaşımızın, ne Barzani ile ne de burada onun sözcülüğünü yapanlarla gönül bağının olmadığı.
Elbette Barzani gibi düşünen bir küçük azınlık vardır ama sadece küçüktürler.
Ancak Türkiye'nin son 15 yıl içinde bölge politikasında yaptığı hatalar da giderek ortaya çıkıyor.
Çok değil 12 yıl önce Kuzey Iraklı liderler Türk lirasının Kuzey Irak'ta geçerli para olması talebinde bulunmuştu.
O gün bu kabul görseydi, şimdiki statüko ne olurdu bir düşünün.
1 Mart tezkeresi öncesinde tezkerenin geçmemesi halinde neler olacağını birkaç yazıda anlatmıştım.
Şimdi bu yazıları hatırlayanlar "dedikleriniz bir bir çıkıyor" diyor.
Çıkıyor, çıkacak.
Bunlara üzülüyorum ama asıl üzüntüm başka.
Kuzey Irak'ta kendisine bavul içinde para getiren Türk binbaşının karşısında hazır olda durduğunu gözlerimle gördüğüm Barzani'nin bugünkü küstahlığına kahroluyorum.
Ama Türkiye'nin halkının refahı için kendisine verdiği paranın büyük bölümünü cebine atan "liderden" başka bir şey beklenir mi!
Sarhoş dövmek
SABAH, kendisini ilgilendiren bir süreçte "yargıyı etkilememek" için inandığı şeyleri bile yazmıyor.
Ancak her nedense, rakibimizin böyle bir kaygısı yok.
Onlar da tam tersine "yargıyı etkilemek için" ellerinden geleni artlarına koymuyor ve doğruyanlış demeden her şeyi yazıyor.
En azından bu konuda elleri bağlı bir adamı yumruklayıp duruyorlar. Bunun ne kadar centilmence olduğunun kararını sizlere bırakıyorum.
Ne zaman adam oluruz?
Gücün bazen kullanıldığı zaman değil, kullanılmadığı zaman daha etkili olduğunu anladığımızda...
10 Nisan 2007 Salı
