osenmer
23-04-2007, 12:16
*''Çin okullarında 70 yıldır Atatürk öğretiliyor *
Şanghay'da yayımlanan ''Shen Bao'' gazetesi 12 Kasım 1938 sayısında
muhtemelen Londra saatiyle ''Önceki gün sabah saat 7'de Yeni Türkiye'nin
kurucusu Kemal vefat etti'' haberini vermişti. O tarihli Shen Bao'yu
arkadaşımız Noyan Rona bulup çıkarttı ve çevirisini yaptı. Rona'nın mezun
olduğu Ankara Üniversitesi Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi Çin Filolojisi'nin,
Rusça bölümü gibi Soğuk Savaş'ın en karanlık günlerinde bile açık
tutulmasının yararı on yıllar sonra anlaşılıyor.
1970'lerde Ankara'da bu bölümde okuyan gazeteci arkadaşımız Çincesini
geliştirememekten yakınır, o sıralarda Çin'le arası iyi olan Arnavutluk
Büyükelçiliği Basın Danışmanı'nın ''Senin Pekin'e gönderilmene aracılık
edebiliriz, ancak iyi düşün bir daha Türkiye'ye dönemeyebilirsin'' dediğini
naklederdi. Noyan Rona ve Türk-Çin İş Konseyi Başkanı Yavuz Onay gibi
filolojinin eski öğrencileri, iki ülke arasındaki bağlantılarda çok önemli
roller üstlendiler ve üstleniyorlar.
*Atatürk'ün etkisi *
Shen Bao'nun ''Kemal'i Anarken'' başlıklı yazısı Atatürk 'ün Çin üzerinde
nasıl bir etki ve örnek oluşturduğunun göstergesidir. ''Kemal'in yaşamı
boyunca elde ettiği ve bütün dünya tarafından bilinen başarılarını burada
tekrarlamaya gerek yoktur. Burada anlatmak istediğimiz konu, onun Birinci
Dünya Savaşı ertesi gerçekleştirdiği direniş savaşı sonrasında yeni bir
devlet kurmasıdır. Bu noktada, bizi yüreklendiren ve ders çıkarmamız gereken
birçok husus bulunmaktadır. Onun verdiği savaşın başarıyla sonuçlanması,
bizim de Japon savaşında mutlaka galip geleceğimize olan güvenimizi
arttırmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılarak paramparça
olmuş, dış emperyalistlerin etkili tacizine maruz kalmıştı. Zamanın
emperyalistleri galip olmanın verdiği kibir ile Türkiye'yi esir almışlardı.
İstanbul'daki aciz hükümet de kesilmeye hazır kuzu gibi çaresiz durumdaydı.
Sevr Antlaşması'nın imzalanmasından hemen önce bu emperyalistler Türkiye'den
neler alabileceklerinin, hangi bölgeleri ele geçirebileceklerinin hesabını
yapmış, bu toprakları nasıl koparabileceklerini, sonra da nasıl
kullanabileceklerini planlamışlardı.
Sevr Antlaşması imzalandıktan hemen sonra bütün Türkiye'yi böldüler. Suriye,
Filistin, Mezopotamya, Ermenistan hatta İzmir bile Türk toprağı olmaktan
çıktı. Başkent İstanbul bile ancak kâğıt üzerinde bağımsızlığını
koruyabildi. Marmara Denizi'nin yönetimini bile emperyalistlerle paylaşmak
zorunda kaldılar. Kıyıda sadece küçük bazı adalar bırakıldı.''
Yunanistan'a karşı alınan zafer
''Shen Bao'' yorumcusu, Ankara devrim hükümetinin böyle bir anlaşmayı
tanımadığını, Kemal'in milli bir ordu oluşturup Sovyetler'le ittifak
yaptığını, onların malzeme ve danışman desteğinden yararlandığını
kaydediyor.
''Kemal, Anadolu'da dağınık halde bulunan orduyu yeniden örgütledi, eğitti,
savaş yeteneğini yükseltti. Yunanistan'a karşı zafer kazanan Türk milli
ordusu zamanla gelişti. Zaferin esas temeli bu ordudur.
Kemal, savaşta Yunanistan'ı yenmek için zor bir süreçten geçti. Bu başarı
biz Çinlileri de cesaretlendirmiş ve güvenini arttırmıştır. Türk ordusu
Yunanistan'la savaşa başladığında ardı ardına yenik düşüyor, birçok önemli
şehri düşmana terk ediyordu. Bizim gibi Türkiye'nin de deniz kuvvetlerinin
olmayışı, kıyı bölgelerindeki çarpışmalarda büyük dezavantajdı. Tek çare
düşmanı iç bölgelere çekerek kara savaşı yapmaktı. Uzun süren direniş
mücadelesinde Yunan ordusunu yorgun düşüren Kemal, bütün gücüyle püskürtme
harekâtına girişti, ülke topraklarının büyük bölümünü geri aldı. 1922
Eylülü'nde Yunanistan'ın Türkiye'deki son askeri işgal bölgesi İzmir'de Türk
ordusunca geri alınmıştı.''
Türkler Çin'de yeterince tanınmıyor
"Bizim Japonlara direnişimizin kararlılıkla sürdürülmesine olan inancımız
tam bu nedenledir. Bir şehir veya bölgenin geçici olarak düşman eline
geçmesi önemli değildir. Biz de tıpkı Türkler gibi direnecek ve düşmanı
kovacağız. Kemal'i bu düşünce ve inancımızı güçlendirdiği ve Türkiye'yi
örnek almamızı sağladığı için de anıyoruz.'' Çin'le ilişkisi olan diplomat,
öğrenci, gazeteci, işadamı herkesin bu yazının aslıyla Türkçesini duvarında,
masasında bulundurmasını öneriyoruz. Türk-Çin İş Konseyi'nin Noyan Rona ile
bağlantı kurarak bunu sağlayacağını umarız.
Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Song Aiguo, ''Günümüz Türkiyesi ve
Türk halkı Çin'de yeterince tanınmıyor. Büyük Atatürk ise biliniyor,
ortaokullarda öğretiliyor, örnek gösteriliyor. Çin'de yetmiş yıl önce
iktidar komünistlere geçti. Mustafa Kemal o zaman da şimdi de okul
kitaplarında.
Lenin ve Gandhi 'yle birlikte yer alıyor. 1920'lerde Çin'de Kemalizm ile
ilgili kitaplar çıktı. Atatürk bütün dönemlerde saygı ve sevgi görüyor,
hakkında kitaplar yazılmaya devam ediliyor'' diyor.
*Çin'de okutulan lise ikinci sınıf tarih kitabında ATATÜRK şu sözlerle yer
almaktadır.*
"Birinci Dünya Savaşı ile yenilen ülkeler arasında bulunan Türkiye, savaştan
sonra emperyalist ülkelerin istila ettiği hedef bir ülke oldu. Ülkelerini
kurtarmak için, Türk Halkı, önderi ve yurtsever komutanı olan Kemal ATATÜRK
ile ülkelerinin bağımsızlığını kazanmak için çalışıyorlardı.
M.Kemal liderliğindeki yurtsever grup, padişahtan ayrılarak, Nisan 1920'de
milli bir hükümet kurdu.
O yıl Ağustos'ta padişah, ittifak devletleriyle Sevr Anlaşması'nı imzaladı
ve böylece Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın yarı sömürgesi oldu.
Uzun süren bir savaştan sonra, M.Kemal hükümeti 1922 yılında İngiltere'den
destek alan padişahın ordusunu ve işgalci Yunanlıları yendi ve 1923 yılında
ittifak devletleri ile Lozan Anlaşması'nı imzaladı. Lozan Anlaşması'nda
Türkiye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü kabul edildi. Yabancı ülkelerin
Türkiye üzerindeki egemenlikleri ve ekonomi üzerindeki özel denetim hakları
ortadan kaldırıldı. Ayrıca, boğaz bölgesinin tarafsızlaştırılması kabul
edildi.
Milli bağımsızlığı kazandıktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve
M.KemalBirinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Daha sonra
M.Kemal bazı demokratik reformlar uyguladı. Siyasi olarak padişahlık
sistemine son verdi. Din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. Ekonomik
alanda önlemler aldı. Kültür ve eğitim alanında laik eğitimi geliştirdi ve
harf devrimi yaptı. Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini getirdi. Sosyal
olarak tüm eski kötü alışkanlıkları ortadan kaldırdı.
Bu türlü yenilikler ülkenin bağımsızlığını kuvvetlendirdi ve halkı tekrar
diriltecek yola girmesini sağladı.
M.Kemal devrimi başarılı bir devrimdir. M.Kemal devrimi Osmanlı
İmparatorluğu'nun yüzlerce yıl süren derebeylik sistemini bitirdi ve Türkiye
tarihinde yeni bir sayfa açtı."
Şanghay'da yayımlanan ''Shen Bao'' gazetesi 12 Kasım 1938 sayısında
muhtemelen Londra saatiyle ''Önceki gün sabah saat 7'de Yeni Türkiye'nin
kurucusu Kemal vefat etti'' haberini vermişti. O tarihli Shen Bao'yu
arkadaşımız Noyan Rona bulup çıkarttı ve çevirisini yaptı. Rona'nın mezun
olduğu Ankara Üniversitesi Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi Çin Filolojisi'nin,
Rusça bölümü gibi Soğuk Savaş'ın en karanlık günlerinde bile açık
tutulmasının yararı on yıllar sonra anlaşılıyor.
1970'lerde Ankara'da bu bölümde okuyan gazeteci arkadaşımız Çincesini
geliştirememekten yakınır, o sıralarda Çin'le arası iyi olan Arnavutluk
Büyükelçiliği Basın Danışmanı'nın ''Senin Pekin'e gönderilmene aracılık
edebiliriz, ancak iyi düşün bir daha Türkiye'ye dönemeyebilirsin'' dediğini
naklederdi. Noyan Rona ve Türk-Çin İş Konseyi Başkanı Yavuz Onay gibi
filolojinin eski öğrencileri, iki ülke arasındaki bağlantılarda çok önemli
roller üstlendiler ve üstleniyorlar.
*Atatürk'ün etkisi *
Shen Bao'nun ''Kemal'i Anarken'' başlıklı yazısı Atatürk 'ün Çin üzerinde
nasıl bir etki ve örnek oluşturduğunun göstergesidir. ''Kemal'in yaşamı
boyunca elde ettiği ve bütün dünya tarafından bilinen başarılarını burada
tekrarlamaya gerek yoktur. Burada anlatmak istediğimiz konu, onun Birinci
Dünya Savaşı ertesi gerçekleştirdiği direniş savaşı sonrasında yeni bir
devlet kurmasıdır. Bu noktada, bizi yüreklendiren ve ders çıkarmamız gereken
birçok husus bulunmaktadır. Onun verdiği savaşın başarıyla sonuçlanması,
bizim de Japon savaşında mutlaka galip geleceğimize olan güvenimizi
arttırmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılarak paramparça
olmuş, dış emperyalistlerin etkili tacizine maruz kalmıştı. Zamanın
emperyalistleri galip olmanın verdiği kibir ile Türkiye'yi esir almışlardı.
İstanbul'daki aciz hükümet de kesilmeye hazır kuzu gibi çaresiz durumdaydı.
Sevr Antlaşması'nın imzalanmasından hemen önce bu emperyalistler Türkiye'den
neler alabileceklerinin, hangi bölgeleri ele geçirebileceklerinin hesabını
yapmış, bu toprakları nasıl koparabileceklerini, sonra da nasıl
kullanabileceklerini planlamışlardı.
Sevr Antlaşması imzalandıktan hemen sonra bütün Türkiye'yi böldüler. Suriye,
Filistin, Mezopotamya, Ermenistan hatta İzmir bile Türk toprağı olmaktan
çıktı. Başkent İstanbul bile ancak kâğıt üzerinde bağımsızlığını
koruyabildi. Marmara Denizi'nin yönetimini bile emperyalistlerle paylaşmak
zorunda kaldılar. Kıyıda sadece küçük bazı adalar bırakıldı.''
Yunanistan'a karşı alınan zafer
''Shen Bao'' yorumcusu, Ankara devrim hükümetinin böyle bir anlaşmayı
tanımadığını, Kemal'in milli bir ordu oluşturup Sovyetler'le ittifak
yaptığını, onların malzeme ve danışman desteğinden yararlandığını
kaydediyor.
''Kemal, Anadolu'da dağınık halde bulunan orduyu yeniden örgütledi, eğitti,
savaş yeteneğini yükseltti. Yunanistan'a karşı zafer kazanan Türk milli
ordusu zamanla gelişti. Zaferin esas temeli bu ordudur.
Kemal, savaşta Yunanistan'ı yenmek için zor bir süreçten geçti. Bu başarı
biz Çinlileri de cesaretlendirmiş ve güvenini arttırmıştır. Türk ordusu
Yunanistan'la savaşa başladığında ardı ardına yenik düşüyor, birçok önemli
şehri düşmana terk ediyordu. Bizim gibi Türkiye'nin de deniz kuvvetlerinin
olmayışı, kıyı bölgelerindeki çarpışmalarda büyük dezavantajdı. Tek çare
düşmanı iç bölgelere çekerek kara savaşı yapmaktı. Uzun süren direniş
mücadelesinde Yunan ordusunu yorgun düşüren Kemal, bütün gücüyle püskürtme
harekâtına girişti, ülke topraklarının büyük bölümünü geri aldı. 1922
Eylülü'nde Yunanistan'ın Türkiye'deki son askeri işgal bölgesi İzmir'de Türk
ordusunca geri alınmıştı.''
Türkler Çin'de yeterince tanınmıyor
"Bizim Japonlara direnişimizin kararlılıkla sürdürülmesine olan inancımız
tam bu nedenledir. Bir şehir veya bölgenin geçici olarak düşman eline
geçmesi önemli değildir. Biz de tıpkı Türkler gibi direnecek ve düşmanı
kovacağız. Kemal'i bu düşünce ve inancımızı güçlendirdiği ve Türkiye'yi
örnek almamızı sağladığı için de anıyoruz.'' Çin'le ilişkisi olan diplomat,
öğrenci, gazeteci, işadamı herkesin bu yazının aslıyla Türkçesini duvarında,
masasında bulundurmasını öneriyoruz. Türk-Çin İş Konseyi'nin Noyan Rona ile
bağlantı kurarak bunu sağlayacağını umarız.
Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Song Aiguo, ''Günümüz Türkiyesi ve
Türk halkı Çin'de yeterince tanınmıyor. Büyük Atatürk ise biliniyor,
ortaokullarda öğretiliyor, örnek gösteriliyor. Çin'de yetmiş yıl önce
iktidar komünistlere geçti. Mustafa Kemal o zaman da şimdi de okul
kitaplarında.
Lenin ve Gandhi 'yle birlikte yer alıyor. 1920'lerde Çin'de Kemalizm ile
ilgili kitaplar çıktı. Atatürk bütün dönemlerde saygı ve sevgi görüyor,
hakkında kitaplar yazılmaya devam ediliyor'' diyor.
*Çin'de okutulan lise ikinci sınıf tarih kitabında ATATÜRK şu sözlerle yer
almaktadır.*
"Birinci Dünya Savaşı ile yenilen ülkeler arasında bulunan Türkiye, savaştan
sonra emperyalist ülkelerin istila ettiği hedef bir ülke oldu. Ülkelerini
kurtarmak için, Türk Halkı, önderi ve yurtsever komutanı olan Kemal ATATÜRK
ile ülkelerinin bağımsızlığını kazanmak için çalışıyorlardı.
M.Kemal liderliğindeki yurtsever grup, padişahtan ayrılarak, Nisan 1920'de
milli bir hükümet kurdu.
O yıl Ağustos'ta padişah, ittifak devletleriyle Sevr Anlaşması'nı imzaladı
ve böylece Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın yarı sömürgesi oldu.
Uzun süren bir savaştan sonra, M.Kemal hükümeti 1922 yılında İngiltere'den
destek alan padişahın ordusunu ve işgalci Yunanlıları yendi ve 1923 yılında
ittifak devletleri ile Lozan Anlaşması'nı imzaladı. Lozan Anlaşması'nda
Türkiye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü kabul edildi. Yabancı ülkelerin
Türkiye üzerindeki egemenlikleri ve ekonomi üzerindeki özel denetim hakları
ortadan kaldırıldı. Ayrıca, boğaz bölgesinin tarafsızlaştırılması kabul
edildi.
Milli bağımsızlığı kazandıktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve
M.KemalBirinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Daha sonra
M.Kemal bazı demokratik reformlar uyguladı. Siyasi olarak padişahlık
sistemine son verdi. Din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. Ekonomik
alanda önlemler aldı. Kültür ve eğitim alanında laik eğitimi geliştirdi ve
harf devrimi yaptı. Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini getirdi. Sosyal
olarak tüm eski kötü alışkanlıkları ortadan kaldırdı.
Bu türlü yenilikler ülkenin bağımsızlığını kuvvetlendirdi ve halkı tekrar
diriltecek yola girmesini sağladı.
M.Kemal devrimi başarılı bir devrimdir. M.Kemal devrimi Osmanlı
İmparatorluğu'nun yüzlerce yıl süren derebeylik sistemini bitirdi ve Türkiye
tarihinde yeni bir sayfa açtı."