jasmineay
03-05-2007, 12:12
Bir gün bir dağ,uykudan uyanır.Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerinir.Güneş pırıl pırıl,tam karşısından doğuyor,onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.
"Ben ne güzel bir yerdeyim,önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş
bana gülümseyerek gün başlıyor" diye düşünür.
Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordur.
Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardır.O sırada dağ bir
bakar ki,eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.
"İiiiiiiiihhhhhh, bu da ne?Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden
bozuyor" diye söylenir ve farenin bir an önce gitmesi için şöyle bir titrer.
Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başlar.Fare sesi
duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçrar ve oraya yerleşir.Farecik de başlar denizin güzelliğini seyre...
Deniz dağın sıkıntısını anlar ve dağa seslenir:
"Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki.Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar.Ben onlara
kızıyor muyum.Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız.Sen de
seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu.Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu.
Kabul et gerçeği,herşey bir şeylerle bütün aslında. ark ve güzellik de
burada.Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize,her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece "SEYRET, SUS ve DİNLE."
Dağ denize sorar:
"SEYRET, SUS ve DİNLE" O da ne demek.
Deniz:
Seyret.Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin.
Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin. Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin...'
"Ben ne güzel bir yerdeyim,önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş
bana gülümseyerek gün başlıyor" diye düşünür.
Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordur.
Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardır.O sırada dağ bir
bakar ki,eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.
"İiiiiiiiihhhhhh, bu da ne?Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden
bozuyor" diye söylenir ve farenin bir an önce gitmesi için şöyle bir titrer.
Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başlar.Fare sesi
duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçrar ve oraya yerleşir.Farecik de başlar denizin güzelliğini seyre...
Deniz dağın sıkıntısını anlar ve dağa seslenir:
"Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki.Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar.Ben onlara
kızıyor muyum.Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız.Sen de
seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu.Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu.
Kabul et gerçeği,herşey bir şeylerle bütün aslında. ark ve güzellik de
burada.Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize,her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece "SEYRET, SUS ve DİNLE."
Dağ denize sorar:
"SEYRET, SUS ve DİNLE" O da ne demek.
Deniz:
Seyret.Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin.
Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin. Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin...'
