aslankral
16-05-2007, 02:23
Enerji aslında bir maddedir, madde de enerji. Aralarındaki fark gelip geçicidir. Çeşitli şartlarda madde enerjiye, enerjide maddeye dönüşebilir. Eğer madde, ışık hızıyla seyretmeye başlarsa, o madde ışına, enerjiye dönüşür. Tersi, eğer enerji yoğunlaşır, katılaşırsa ona “madde” deriz. Mesela bir taşkömürünü yakarsak, o değişime uğrar ve ortaya ısı, ışık (enerji) ve küller çıkar. Yani madde enerjiye dönüşebilir… Bilim adamları şu an enerjiyi yoğunlaştırıp, onu madde haline getirmeye çalışmaktadırlar.
İşte cinler belli dualarla, bu işleri yapabilmektedirler. Yani akıllı ışınlardan oluşan yapılarını Allah’ın izniyle, belli dualarla yoğunlaştırıp görünür hale gelebilmek-tedirler.
Kuantum (Quantum) fizik teorisine göre cisimler etrafa enerji yayarlar. Fakat yayılan bu enerji akarsu gibi devamlı değil, kesik kesik dalgalar halindedir. Bu dalgalar halinde yayılan enerji parçalarına kuantum denir.
Özetle madde aslında enerjinin yoğunlaşmış ( enerjide maddenin yayılmış ) halidir. Maddeyi meydana getiren bu enerjide dalgalar halinde bulunduğuna göre dalgaların meydana getirdiği bir alemde (ses, ışın, … dalgaları) yaşıyoruz demekten başka çare kalmaz.
Her madde dalgalar halinde yayılan enerjinin yoğunlaşmış halidir, diye özetlenebilecek bu teorileri temel aldığımızda, vücudundan geçen röntgen ışınların-dan habersiz olan insanın, yapısı bu dalgalardan meydana geldiği açıklanan yaratılmışları ( cinleri ) nasıl inkar edemayaceği ortaya çıkar,
Cinler vardır. Peki (aynı dinden olduğumuz Müslüman cinleri bir kenara bırakacak olursak ) Hıristiyan - ateist … cinlerden nasıl korunabiliriz ?
Görülmeyen ışınlardan oluşan, maddeye nüfuz edebilen bu kafir cinlerden yine görülmeyen ama etkili bir kalkan oluşturan belli dualarla ( onları okurken oluşan ses-zihin dalgalarının oluşturacağı kalkanla) korunabiliriz. Bu dualar :
Euzü besmele ile ,
1- Muminun 97-98 : Rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatini ve euzü bike en yahdurun.
2- Nas - Felak sureleri
3- Ayet’el - Kursi suresi
4- Abdestli dolaşmak
Her hastalığın ilacı ayrı ayrıdır… Kafir cin musallatına karşıda ilaç yukarıdaki dualardır. Özellikle uykuda (karabasan), ruh çağırma, tenasüh (!) olaylarında …
CİNLERİN YAŞLARI
Hız arttıkça zaman yavaşlar… hız belirli bir noktaya ulaştığı zaman ise zaman durur. Bir örnek verelim :
Bir taşıt uzaya yolculuk yapmaktadır. Hızını, ışık hızının 20 000’de biri kadar kabul edelim. Bu taşıt içindeki insan bir yıl süreyle dünyadan uzaklaşıyor. Bir sene sonra bu araç geriye dönüp dünyaya yöneliyor. Dünyaya döndüğünde kendisi için gidiş bir dönüş bir toplum iki sene geçer. Fakat dünyadaki insanlar için tam iki asır geçmiş dünya üzerinde üç nesil değişmiştir.
İşte bunun gibi yapıları gereği madde ile kayıtlı olmadıkları için daima yüksek hız içinde yaşayabilen cinler, normalde 70 sene civarı ömürleri varken dünyadaki insanlarla kıyaslandığında 700 - 1000 sene yaşayabilmektedirler.
CİNLERİN YAŞAMLARI
Cinlerde, insan gibi kadın erkek iki cinsten oluşur. İnsanlar gibi evlenirler. Yer, içer, çocuk sahibi olur savaşırlar. Ben dine inananı, inanmayanı… vardır. Yaşarlar ve ölürler. Hortlak, hayalet, ruh çağırma, uzaylı, peri. Uçan daire, tenasüh… gibi adlandırılan tüm görüntüler aslında cindir. Fakat batılılar, cinleri bilmedikleri, değiştirilmiş İncil’de, günümüz Hıristiyanlığında cin konusu ve onların özelliklerinden bahsedilmediği için cinlerin göründüğü her surete batılılar ayrı bir isim (uzaylı, uçan daire, ruh, peri, hayalet….) vermektedirler. Halbuki bizler, cinleri bize tanıtılan yüce Rabbimize hamd olsun ki onların bu oyunlarına gelmiyor ve onları asıl hüviyetleri ve adları ile tanıyabiliyoruz.
CİNLER İNSANLARI NASIL ALDATIR
Cinler hipnotizma ve trans esnasında, büyü için kullanıldıklarında, ruh(cin) çağırma seanslarında, uzaylı kılığında insanla temasa geçtiklerinde… insanlara musallat olabilirler. Bedenimizi beyin vasıtasıyla yöneten ruhu, bedeni veya bir rahatsızlık esnasında ( loğusalık anında, çok sinirli, öfkeli olduğumuz, aşırı duyarlı, hissi olduğumuz anlarda, geceleri aşırı çıplak olduğumuz anlarda …),beynin yönetiminden uzaklaştırıp vücudun yönetim merkezini ( beyni ) ele geçirmesi ile cin çarpması, cinin musallat olması gibi olaylar gerçekleşir. Cinler insanları birkaç şekilde aldatabilir :
1- Müslümanı ( cahil, bilgisiz olanları) , İslami gayeler görüntüsü altında , o kişinin İslam’a olan yakınlığını istismar ederek kandırır.
Cinler cahil Müslümanlarla falanca evliya, melek… zamanla da tanrı olarak irtibat kurarlar. O Müslüman’a yakın gelecek hakkında yalan-yanlış bilgiler getirir, olağanüstü rüyalar gösterir, bazı zor anlarda ona yardım ederler. Çevresindeki insanların rüyalarına girer ve o saf Müslüman’ın kendini veli, olağanüstü bir kişi zannetmesine sebep olurlar. Hastaları tedavi ettirir, felçlileri yürütmeye başlatırlar. Böylece o cahil Müslümanın çevresine insanlar toplamaya başlanır. Cahil insan zamanla kendini gerçekten veli, olgun bir mürşit sayar ve bu sayede bir cin bir insan vasıtasıyla binlerce insana hükmeder. Türkiye’de İskender Erol Evrenesoğlu, Zühre Ana, Pakistan’da kadıyaniliğin kurucusu Mirza Gulam Ahmed Kadıyani… gibi.
Cinler böyle durumlarda önce dini emirleri insanlara uygulatır. Namaz, sadaka … gibi. Sonra asıl isteklerini, gayri İslami emirlerini Müslümanlara uygulatır. İtikatları bozulan Müslümanların tenasühe inanmaları, kendini veli zanneden saf müslümanın mesih, mehdi… zamanla tanrı olduğunun çevresindeki insanlara tanıtılması gibi inançlar yaygınlaştırılır.
2- Müslüman olmayanları hümanist, insancıl gayelerle kandırır cinler.
Ruh çağırma, transla ruhlarla irtibata girme esnasında görülen cinler, kendilerini başkalarının ruhu, uzaylı, tanrı … gibi göstererek insanları kandırırlar.
Ruh Çağırma : Örnekle açıklayalım: Tom farkında olmadan bir cinle yıllar geçirir. Sonra Tom ( çoğun-lukla intihar ederek , öldürülerek… ) vefat eder. Cin uzaya çıkar, dünyadan uzaklaşır. Aradan 200-500 sene geçer. Tomun torunlardan Nike, dedesinin ruhu (!) ile irtibata girmek için bir ruh çağırma seansı düzenlerler. Seans esnasında transa geçen toplulukla uzaydaki cin arasında zihinsel bir irtibat kurulur (telepati ) . Çin çağrıyı alır dünyaya döner ve kendisi için 10- 20 sene, dünyadakiler için geçen yüzyıllar öncesini anlatmaya başlar. Hem de en ince detaylarına dek… Seanstakiler, gelenin Tomun ruhu olduğuna kesin inanmışlardır. Cin’de kendini dinleyecek cahil bir grup bulmuştur. Oyun böylece başlar…
Tenasüh: Daniel evini farkında olmadan bir cinle paylaşır. Zamanla Daniel anormal bir şekilde, intihar, cinayet… ile ölür. Cin o anda dünyanın herhangi bir tarafında yeni doğmuş bir bebeğe musallat olur. Duasız abdetsiz bir ortamda çocuğun irade,beynini kolaylıkla ele geçirir cin. Çocuk biraz büyüyüp konuşmaya başlayınca kendi içine Daniel’in ruhunun girdiğini söylemeye başlar. Görmediği ev, kişi hakkında çok gizli, sır gibi bilgileri ailesine anlatır ve bu bilgiler doğrudur da… Konuşan çocuktur fakat konuşturan cindir. Bilgileri çocuk konuşur ama cin anlattırır.
Dışarıdan bakınca , mantıklı bir sonuç çıkarabilmek için çocuğun içine Daniel’in ruhunun girdiğini kabul etmekten başka çare yoktur. Halbuki çocuğun içine giren cindir ve tenasüh diye de bir şey yoktur.
Uzaylılar : Eskiden görülen perili ev, konuşan hayvanlara… inanmayan, onları gördüğünü söyleyen her insanla alay edenleri aldatıp, kendilerine tabi kılıp, bu şekilde kendilerine inanmayanlarla eğlenip alay etmek isteyen cinler uçan daire, uzaylı kılığında çevrelerine görünürler.
Halbuki köyde hayvan, şehir de uzaylı gibi görülen her iki şekil aslında aynıdır, cindir.
Uzaylılar kılığında görülen cinler, görünür hale geldiklerinde genellikle büyük, patlak gözlü, boyları küçük kolları uzun… şekil de görünürler.
Büyü : Büyünün özü, kökü cinlere dayanır. Bir kelime grubunun belli sayıda, yan yana okunması ile meydana gelir .
İnsan beyninin devamlı ürettiği elektromagnetik dalgalar belli kelimelerin tekrarı ile adeta bir şifreyi oluştururlar. Bu şifre belli cinleri harekete geçirir ve o şifreyi açan kişinin isteklerini yapmak durumunda kalır…
Büyü vardır fakat dinimizce haram kılınmıştır.
Özetle cinler ( camdan geçen güneş ışınları gibi…) maddeye nüfuz edebilme özelliklerine sahiptirler. Fakat her halükarda insanlar cinlerden üstündür. Gerek zeka, gerek ( dua okuyarak cinlere) tesir etme yönünden . Yeter ki cinlerden çekinmeyelim korkmayalım.
Korkulacak tek varlık, Yüce yaratıcı, Ahiret gününün sahibi olan Allah’tır. Zaten Allah’tan, sadece Allah’tan korkana ne cin , nede insan tesir etmez , onu korkuta-maz. Çünkü o insanın vekili, koruyucusu her şeyin üstünde. Rab, İlâh, Malik, hafız … olan Allah’ü Teala olur.
NOT :HZ. RESUL ,”MİKROPLARI” BİLİYOR İDİ !.BİR HADİS-İ ŞERİF’LERİNDE :” TEZEK VE KEMİKLERLE TEMİZLENMEYİN, ÇÜNKÜ ONLAR CİNLERİN AZIĞIDIR.” (TİRMİZİ:14/18) BUYURMUŞLARDIR.BİLİNDİĞİ GİBİ HAYVAN TEZEKLERİ VE KEMİKLER MİKROORGANİZMALARIN ,MİKROPLARIN ÜREYİP ÇOĞALDIĞI YERLERDİR . HZ. RESUL İNSANLARA SAKINMALARI GEREKEN MİKROPLARI , O DÖNEMDEKİ İNSANLARIN SAKINDIĞI DİĞER BİR ŞEY İLE ;CİNLERLE AÇIKLAMIŞ VE İNSANLARI MİKROPLARDAN UZAKLAŞTIRMAYI AMAÇLAMIŞTIR.DİĞER BİR HADİSTE ” ÇÖPLERİN CİNLERİN TOPLANTI YERİ OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR…ÇÖPLERDE BOL MİKTARDA NE OLDUĞUNU BELİRTMEYE GEREK YOK HERHALDE…!YİNE HZ. RESUL :” TIRNAKLARIN UZATILMAMASI GEREKTİĞİNİ ,YOKSA İÇLERİNE CİN GİRECEĞİNİ ” BELİRTİR…BAKIMI ZOR UZUN TIRNAKLARIN İÇLERİNE NE GİRECEĞİ MALUMDUR.
HZ. RESUL , ZATEN DEVAMLI KAFİRLERCE ELEŞTİRİLEN ” YALANCI, CİNLENMİŞ…” İFTİRALARINA MARUZ KALMIŞ BİRİ İDİ.BİR DE GÖRÜNMEYEN , HASTALIK SEBEBİ KÜÇÜK CANLILARDAN BAHSETSE - MEKKE’Lİ MÜŞRİKLER CİN’E İNANIYORLARDI - İFTİRALARIN DOZU İYİCE ARTACAKTI.HZ. RESUL’DE BİLİNEN BİR DİĞER KAVRAM - CİN - İLE İNSANLARI MİKROPLARDAN SAKINDIRMAYA ÇALIŞMIŞ VE BAZI HADİSLERİNDE CİN KELİMESİNİ MECAZİ ANLAMDA, MİKROP ANLAMINDA KULLANMIŞTIR!
Posted on Mart 11th, 2007 tarafından cerencal
Filed under: Cinler (http://www.cesp.info/category/cin-bilgileri/) | No Comments » (http://www.cesp.info/cin-bilgileri/cinlerin-varliginin-ispati.html#respond)
Reankarnasyon Nedir ? (http://www.cesp.info/cozumler/reankarnasyon-nedir.html)
Yeniden doğuş iddiasıdır. İnanca göre ruh bir vücutta
yaşar, ölünce başka bir bedene girer ve böylece binlerce kere yaşar. Ruh her seferinde tekamül gösterip kurtulacaktır. Herkes bu afetlerinden kurtulduğunda da kıyamet kopacaktır. Cehennem diye bir şey yoktur. Ruh defalarca dünyaya gelerek sözde adaletsizlikler ortadan kalkacaktır. Mesela hırsızlık afetiniz yok. Kimbilir kaç kere dünyaya geldiniz de bu afetiniz yok oldu. Veya sakat doğan birinin ruhu defalarca dünyaya gelerek düzelecek ve adalet oluşacaktır.
RUHUN DEFALARCA DÜNYAYA GELMESI MÜMKÜN MÜDÜR?
Kuran-i Kerim’e göre insan fizik vucut, nefs ve ruhtan yaratılmıştır.Ruh Allah-u Teala tarafından üfürülmüştür ve 19 tane güzelliğin temsilcisidir. (Secde 9) Nefs de 19 tane afetin sahibidir. Ruh tekamülün en üst noktasında yaratılmıştır ve ahsendir. Oysa nefsimizdeki afetleri yok etmemiz yaşamamızdaki temel unsurlardan birisidir.Onun için ruhun ne başka beden girmesine de tekamül göstermesi mümkün değildir.
ÖLÜMLE NEFS NE OLUR?
Fizik beden ölünce manyetik alan yok olduğu için nefsi kendisine çekerek bedenin içine alamaz.
Nefs cesedin sol tarafında yere paralel yer alır. Sağ tarafında da ruhu yer
alır. Eğer kişi ölmeden önce Allah-u Teala’nın emrini yerine getirerek ruhunu ulaştırmışsa Azrail A.S. Rabbimizin katından ruhu getirerek sağ tarafta yerini alır. Kişi ölmeden önce ulaştırmamışsa bedende olduğu için ve manyetik alan yok olduğu için otomatik olarak sağda yerini alır. Bütün olaylara şahitlik ettiği için. Kişi yaşarken hata yaptığında ruh bedeni terkeder. Nefs devreden çıktığında tekrar bedene girer. Bütün hataları yaptıran nefstir. Kabir azabından sonra 40 günlük bir süre sonunda nefs Berzah Alemine gider. Bütün ölenlerin nefsleri orada yaşamaya devam etmektedir.
KIYAMET GÜNÜ NEFS NE OLUR?
Kıyamet günu herkesin nefsi, Rabbimiz tarafından cennet ve cehennem
standartlarına göre yeniden yaratılacak olan bedenle birleşecektir. Ruh , ölmeden önce Rabbimize ulaştırılmakla emrolunmuştur. (Fecr-28,Rad 21) Onun için kıyametten sonra yeni bedenle birleşecek olan ve hesap verecek olan nefstir. Tekvir7- de Nefsler (Fizik vücutla) birleştiği zaman diyor. Herkes, kendi hayat filmlerinin muhtevasını görmek üzere mahşer yerinde toplanacaktır. Reenkarnasyoncuların dediği gibi ruhlar yani nefsler tekrar tekrar doğmuş olsaydı kıyamet günü nefslerin sayısı az gelecek ve bedenler kavga edecekti, benim nefsim diye. Oysa Allahu Teala adaletin sahibidir.
İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ DEFALARCA DOĞMAK VAR MIDIR?
Bu dünya hayatinda doğum ve ölüm bir defadır. Kuran’a göre
sonrakiler dirilmedir. Oysa reenkarnasyon inancında sonraki dünyaya gelişler
yeniden doğmadır.
Mumin 11- de Rabbimiz bizi iki defa oldurdu ve iki defa diriltti,
denilmektedir.
Bakara 28- de de Allah’i nasil inkar edersiniz ki siz olu idiniz .O sizleri diriltti. Sonra öldürülecek ve O’na döndürüleceksiniz, denilmektedir.
Öldükten sonra kıyamet günü dirilmek, tekrar ölüm ve sonra yeni enerji bedenle tekrar diriltilmek sözkonusu cennet ve cehennem hayatı için. 2 defa ölüm ve 2 defa
dirilmek. 2 defa doğmak sözkonusu değil. Reenkarnasyonun, yukarıdaki ayetlere
dayandırılarak açıklanması da bu nedenle mümkün değildir.
İNSANLARIN GEÇMİŞTEN HABER VERMELERİ YENiDEN DOĞUŞ GÖRÜŞÜNÜ DOĞRULAR MI?
Bazı insanlarin asırlar oncesine varan olayları tüm ayrıntıları, kişileri ve tarihleri ile beraber anlattıklarına şahit oluruz. Araştırıldığında doğru oldukları da gözlemlenmiştir. Burada şeytan ve dostları devreye girmektedir. Cinler cok uzun süre yaşadıkları için bedenine girdiği kişiye asırlar öncesinden yaşadığı olayları söyletebilmektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) devrinde yaşayan cinlerin halen yaşadigi bilinmektedir.
CİNLERLE GEÇMİŞTE YAŞANMIŞ OLAYLARIN BİR İLGİSİ VAR MIDIR?
Geçmişten haber veren veya hiç öğrenmedigi başka bir lisanla aniden konuşmaya başlayan kişi bir cin olayıyla karşı karşıyadır. Yalniz zulmani (sufli) cinler
insanların bedenlerine girerek nefs vasıtasıyla onlara hümetmeyi, şeytandan aldıkları emirleri ona yaptırmayı marifet zannederler. Cinler bu gözlerle görülmedikleri için sadece yaşayan kişi bunu hisseder. Çocuğuna işkence eden, karısını ve çocuklarını
gözünü kırpmadan öldüren kişi için “cinnet geçiren” ifadesini kullanırız. Gerçekten, bedene hükmeden cinin o kişiye şeytanın emirlerini aynen yaptırtmasından başka bir şey değildir. Ancak bu durumu fiziksel ve psikolojik nedenlere bağlı depresyonla karıştırmamak gerekir. Bunlar da tıbbi tedavi gerektiren durumlardır.
MEDYUMLARIN GÖSTERİLERİNDEKİ GERÇEK NEDİR?
Medyumlar bir güç gösterisi yapacakları zaman şeytanın emrinde olan ve kendisine de bağlayarak, tehdit ederek hizmet veren cinden yardım alır. Cinler bir beden ve bir nefsten yaratılmıştır. Medyum tesiri altına alacağı kişinin alnının ortasından tesir etmek ister. Çünkü nefs manevi kordon ile alından bedene bağlıdır ve sonsuza kadar uzanabilir. Cinler de nefse hükmettikleri için kişinin nefsini kontrol altına alırlar. Aklın kumandanı artık nefstedir. Nefs 3 halde vücudu terkeder. Ölüm, bayılma ve uyku. Vücudun elektron devir sayısı, nefsin bedeninin elektron devir sayısına düşüp de eşit olduğunda ve alt seviyeye geldiğinde otomatik olarak vücudu
terkeder. Her gece uykuyla bu olayı yaşarız. Medyum bunu negatif enerji ile yapar. Artik nefs görünmeyen cinin elindedir. Bedeni, cin kontrol altında tuttuğu için ona ne söyletmek ve yaptırtmak isterse onu yaptırır. Nefs bedenden ayrılmadan o noktada da istediklerini ona yaptırma gücünü kendinde görür.
GÖRSEL MEDYADA GÖRÜLENLER DE CİNLERLE Mİ İLGİLİDİR?
Evet. Bir medyumun elindeki kağıt kıvrılmakta, para hareket etmekte,
insanlar ileri-geri hareket etmekte, bir evin içinde esyalar hareket
etmekte ve birden alevler oluşmaktadır. Bütün olayların arkasında cinlerden
yardım almak sözkonusudur. Biyoenerji adı altında insanların bedenlerine
yaptırılan hareketlerin esasında da cinlerin ve şeytanın negatif enerjisinden
yardım almak vardır. Bedendeki hastalıkların teşhisinde de medyum ciniyle
kurduğu irtibat neticesinde haber verir. Biyoenerji denilen şey Rabbani
değildir. Allahu Teala’nın enerjisi her zaman şeytanin enerjisinden üstündür
ve gerçek şifa Rabbimizin enerjisindedir. Allah dostları da hastalara yardım için dua
ederler ve Rabbimiz dilerse kabul eder ve enerjisi ile hastayı iyi eder. Allah dostları bu gücün sahibi değildir. Sadece dua ederler ve Allahu Teala’dan yardım alırlar. Şeytanın dostları da şeytandan yardım alırlar.
MEDYUMLARIN GÖSTERİSİ BİTTİĞİNDE NE OLUR?
Dikkat edilirse medyum uyuttuğu kişinin cinine komut verir ve elini alnın ortasına götürerek şıklatır. Cinin gitmesini emreder. O anda kişinin nefsine cinin iradesi tesiri
ortadan kalktığı için normale döner. Kişi aynen rüyasını hatırladığı gibi konuşmaları ve olayları hatırlar. Artık aklın kumandanı kendi fizik bedendedir. Medyumlar daha çok ilgi çekmek ve inandırıcı olmak için ne yazık ki ünlü kişileri gösteri amaçlı daha çok kullanmaktalar. Özellikle hipnoz ile kişiyi konuşturduktan sonra o kişilerin ne kadar çok acı çektiklerini, ağladıklarını görsel başınan çok kişi izlemiştir. Bu
şekilde şeytandan yardım alarak huzura kavusmak mümkün değildir. Tevfik Allah’tandır.
Posted on Mart 11th, 2007 tarafından cerencal
Filed under: Çözümler (http://www.cesp.info/category/cozumler/) | No Comments » (http://www.cesp.info/cozumler/reankarnasyon-nedir.html#respond)
Hüddam Nedir? (http://www.cesp.info/cozumler/huddam-nedir.html)
Hüddam, cinlerin şeytanın ilmiyle insanların üzerine saldırtılmasıdır. Nasıl insanların dalâlette olanları ve hidayette olanları varsa; gayb âleminde yaşayan cinlerin de dalâlette olanları ve hidayette olanları vardır. Hidayette olan cinlerin de başlarının üzerinde o devrin imamının ruhu var. Devrin imamları her devirde bir kişidir. İmam-ı Safi Hazretleri, İmam-ı Rabbanî, Hazreti Mevlâna Celâlettinî Rûmî, Hazreti Yunus Emre gibi velîler dün vardı, bugün de var. Hangi cin murşidine tâbî olursa, devrin imamının ruhu onun başının üzerine gelir ve onu muhafaza altına alınır. Ama öyle cinler vardır ki; şeytana tâbî oluyorlar. İblis cin taifesindendir. Ve cinleri kendi emrine alarak, böyle kullanılıyor.
İnsanlarda ruh vardır ama cinlerde yoktur. Onlar bir fizik beden bir de nefsle yaratılmışlardır.
15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
55/RAHMAN-14: Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri).
İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.
55/RAHMAN-15: Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin).
Cann’ı (cinni) da ‘yalın, dumansız bir ateşten’ yarattı.
Hüddam yapan cinci hocalar, cinleri emirlerine alarak insanlara saldırtıyorlar ve onlara zarar veriyorlar. Televizyonda verilen bir haberi hatırlayalım: Bir evde eşyalar havada uçuşuyor ve aynı eşyalar durduk yerde yanmaya başlıyordu. Işte bu olayda cinler devredeydi. Cinler yanarak ölürler. Bu yüzden cinci hocalar cinleri yakmakla tehtit ederler. « Eğer dediğimi yapmazsan seni yakarım.”diye. Zavallı cinler de ona, yani bir insan şeytan olan cinci hocaya itaat ederler.
Sevgili ziyaretçiler! Televizyonda; bir çocuğun başka bir dili konuşmaya başlaması, kişilerin geçmişte başka bir kişilik olarak yaşadığı ve geçmişteki yaşamlarına ilişkin anlattıklarının doğru olduğu gibi haberleri izler dururuz. İnsanların çoğunun anlayamadığı bu durum da bir cin olayından başka bir şey değildir. Cinler, insanlara göre çok daha uzun ömür yaşarlar. Peygamber Efendimiz(S.A.V.) zamanından bugüne yaşayan cinlerin olduğu bilinmektedir.
Musa(A.S.) da Allah’ın emriyle cinleri sadece hizmet amacıyla kullanmıştır. İnsan bedenine giren suflî cinler, onları tesirleri altına alarak o kişiye hükmederler. O kişinin bedenini kullanarak, ona geçmişte başka bir bedende yaşadığını söyletirler. İnsanlar da bu durumu bir türlü anlayamazlar. Televizyon programlarında sabahlara kadar tartışır dururlar. Onlara göre reenkarnasyon, yani yeniden bedenlenme olarak ifade edilen bu durum, suflî bir cinin, bir kişinin vücuduna girerek, ona hükmetmesi halinden başka bir şey değildir. Bir çok ünlü sanatçının dahi bu konulara alet olduklarını üzüntü ile gördük. Hatta bazı sanatçılar trans
halinde iken çok ızdırap çektiler. Ayrıca bu rahatsızlıkları uyanınca da devam etti.
İblis bu insanlara hep huzursuzluk verir. Asla mutluluk vermez. Ne hazindir ki bu nedenle reankarnasyona inananlar da var!
Posted on Mart 11th, 2007 tarafından cerencal
Filed under: Çözümler (http://www.cesp.info/category/cozumler/) | No Comments » (http://www.cesp.info/cozumler/huddam-nedir.html#respond)
Büyü varmıdır nasıl anlaşılır (http://www.cesp.info/cozumler/buyu-varmidir-nasil-anlasilir.html)
Şeytan hiç bir zaman insanların huzur içinde, mutlu bir hayat geçirmelerini istemez. İstediği tek şey vardır; bütün insanları kendisiyle birlikte cehenneme sürüklemek. Bunun için de elindeki bütün imkânları seferber eder. İnsanları kandırmak için her türlü hileye başvurur.
Büyü de; şeytanın bu hilelerinden biridir. Şeytanın insanları bu dünya hayatında mutsuz etmek ve kendisiyle birlikte cehenneme götürmek için kullandığı korkunç bir tuzak. Şeytanın bir ilmi; büyü, sihir ve hüddam…
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de bizlere büyünün var olduğunu ifade ediyor ve Kur’ân-ı Kerim âyetleri gereğince büyünün Allahû Tealâ tarafından kesinlikle yasak edildiğini görüyoruz.
2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne), ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârute), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur, fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve le kad alîmû lemeniş terâhu mâ lehu fil âhireti min halâ(halâkın), ve le bi’se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
Süleyman’ın mülkü üzerine onlar, şeytanların okuduğu (anlattığı, tilâvet ettiği) şeylere uydular (tâbî oldular). Oysa Süleyman, (sihir yapmadı ve) kâfir olmadı. Fakat şeytanlar, insanlara sihri öğretmekle kâfir oldular. Babil (şehrin)deki iki melek (olan) Harut ve Marut’a indirilen şeyleri (öğretiyorlardı). Oysa onlar: “Biz (im bilgimiz, sizin için) sadece bir fitne, bir imtihandır. Sakın (sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın.” demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. O zamanlar (sihir meraklıları ve onu geçim vasıtası yapanlar) o ikisinden erkek (koca) ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah’ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar veremezlerdi. Zaten onlar kendilerine fayda verecek şeyleri değil, zarar verecek şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki; onlar onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan (ve onunla çıkar sağlayan) kimse için ahirette bir nasip olmadığını bilirlerdi. Kendi nefslerini, onunla ne kötü bir şeye sattıklarını onlar keşke biliyor olsalardı
113/FELÂK-1: Kul eûzu bi rabbil felak(felakı).
De ki: “Sabahın Rabbine sığınırım.”
113/FELÂK-2: Min şerri mâ halak(halaka).
Yarattığı şeylerin şerrinden.
113/FELÂK-3: Ve min şerri gâsikın izâ vekab(vekabe).
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.
113/FELÂK-4: Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
113/FELÂK-5: Ve min şerri hâsidin izâ hased(hasede).
Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
Şeytanın ilmini temsil eden büyü, hüddam ve fal okları Peygamber Efendimiz(S.A.V)’in dönemine kadar da insanlar tarafından en üst boyutta kullanılıyordu.
Şeytanın bu ilmi insanlara sadece zarar verir. Şeytanın tesiri altındaki insanlar, şeytandan yardım alarak bu ilmi, başkalarına zarar vermek için kullanırlar. Amaçları onları mutsuz etmektir. Çünkü şeytan onları bu istikamette kumanda eder. Onlar şeytanın da yardımıyla, birbirleriyle iyi anlaşan insanların arasını açmak, evli çiftleri birbirinden ayırmak, insanların hastalanmasını, sıkıntı çekmesini sağlamak gibi birçok kötülüğü yapabilirler. Bugün şeytanın bu ilmi sebebiyle, hayatını inanılmaz işkencelerle geçiren yüzlerce, binlerce insanın var olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki insanlar bu korkunç ilmin onları cehenneme götüreceğinin farkında bile değiller. Şeytanın etkisiyle para karşılığında insanlara büyü yapıyorlar. Bu ilmi kullanarak kendilerine çıkar sağlıyorlar.
7/A’RAF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak’udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis:) “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîm’ine onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7/A’RAF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükreden bulmayacaksın.
Şeytanın insanları bu dünyada mutsuzluğa, ahrette ise cehenneme götürecek olan bu ilminin yanı sıra bir de Allah’ın ilmi vardır. İnsanları yalnızca mutluluğa, huzura götüren bir ilim. İki yol vardır: Birincisi Allah’ın yolu, ikincisi şeytanın yolu. Ve iki kulluk söz konusudur; Allah’a kul olmak, şeytana kul olmak. İnsanlar ya şeytana kul oluyorlar ya da Allah’a kul oluyorlar.
İşte cinler belli dualarla, bu işleri yapabilmektedirler. Yani akıllı ışınlardan oluşan yapılarını Allah’ın izniyle, belli dualarla yoğunlaştırıp görünür hale gelebilmek-tedirler.
Kuantum (Quantum) fizik teorisine göre cisimler etrafa enerji yayarlar. Fakat yayılan bu enerji akarsu gibi devamlı değil, kesik kesik dalgalar halindedir. Bu dalgalar halinde yayılan enerji parçalarına kuantum denir.
Özetle madde aslında enerjinin yoğunlaşmış ( enerjide maddenin yayılmış ) halidir. Maddeyi meydana getiren bu enerjide dalgalar halinde bulunduğuna göre dalgaların meydana getirdiği bir alemde (ses, ışın, … dalgaları) yaşıyoruz demekten başka çare kalmaz.
Her madde dalgalar halinde yayılan enerjinin yoğunlaşmış halidir, diye özetlenebilecek bu teorileri temel aldığımızda, vücudundan geçen röntgen ışınların-dan habersiz olan insanın, yapısı bu dalgalardan meydana geldiği açıklanan yaratılmışları ( cinleri ) nasıl inkar edemayaceği ortaya çıkar,
Cinler vardır. Peki (aynı dinden olduğumuz Müslüman cinleri bir kenara bırakacak olursak ) Hıristiyan - ateist … cinlerden nasıl korunabiliriz ?
Görülmeyen ışınlardan oluşan, maddeye nüfuz edebilen bu kafir cinlerden yine görülmeyen ama etkili bir kalkan oluşturan belli dualarla ( onları okurken oluşan ses-zihin dalgalarının oluşturacağı kalkanla) korunabiliriz. Bu dualar :
Euzü besmele ile ,
1- Muminun 97-98 : Rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatini ve euzü bike en yahdurun.
2- Nas - Felak sureleri
3- Ayet’el - Kursi suresi
4- Abdestli dolaşmak
Her hastalığın ilacı ayrı ayrıdır… Kafir cin musallatına karşıda ilaç yukarıdaki dualardır. Özellikle uykuda (karabasan), ruh çağırma, tenasüh (!) olaylarında …
CİNLERİN YAŞLARI
Hız arttıkça zaman yavaşlar… hız belirli bir noktaya ulaştığı zaman ise zaman durur. Bir örnek verelim :
Bir taşıt uzaya yolculuk yapmaktadır. Hızını, ışık hızının 20 000’de biri kadar kabul edelim. Bu taşıt içindeki insan bir yıl süreyle dünyadan uzaklaşıyor. Bir sene sonra bu araç geriye dönüp dünyaya yöneliyor. Dünyaya döndüğünde kendisi için gidiş bir dönüş bir toplum iki sene geçer. Fakat dünyadaki insanlar için tam iki asır geçmiş dünya üzerinde üç nesil değişmiştir.
İşte bunun gibi yapıları gereği madde ile kayıtlı olmadıkları için daima yüksek hız içinde yaşayabilen cinler, normalde 70 sene civarı ömürleri varken dünyadaki insanlarla kıyaslandığında 700 - 1000 sene yaşayabilmektedirler.
CİNLERİN YAŞAMLARI
Cinlerde, insan gibi kadın erkek iki cinsten oluşur. İnsanlar gibi evlenirler. Yer, içer, çocuk sahibi olur savaşırlar. Ben dine inananı, inanmayanı… vardır. Yaşarlar ve ölürler. Hortlak, hayalet, ruh çağırma, uzaylı, peri. Uçan daire, tenasüh… gibi adlandırılan tüm görüntüler aslında cindir. Fakat batılılar, cinleri bilmedikleri, değiştirilmiş İncil’de, günümüz Hıristiyanlığında cin konusu ve onların özelliklerinden bahsedilmediği için cinlerin göründüğü her surete batılılar ayrı bir isim (uzaylı, uçan daire, ruh, peri, hayalet….) vermektedirler. Halbuki bizler, cinleri bize tanıtılan yüce Rabbimize hamd olsun ki onların bu oyunlarına gelmiyor ve onları asıl hüviyetleri ve adları ile tanıyabiliyoruz.
CİNLER İNSANLARI NASIL ALDATIR
Cinler hipnotizma ve trans esnasında, büyü için kullanıldıklarında, ruh(cin) çağırma seanslarında, uzaylı kılığında insanla temasa geçtiklerinde… insanlara musallat olabilirler. Bedenimizi beyin vasıtasıyla yöneten ruhu, bedeni veya bir rahatsızlık esnasında ( loğusalık anında, çok sinirli, öfkeli olduğumuz, aşırı duyarlı, hissi olduğumuz anlarda, geceleri aşırı çıplak olduğumuz anlarda …),beynin yönetiminden uzaklaştırıp vücudun yönetim merkezini ( beyni ) ele geçirmesi ile cin çarpması, cinin musallat olması gibi olaylar gerçekleşir. Cinler insanları birkaç şekilde aldatabilir :
1- Müslümanı ( cahil, bilgisiz olanları) , İslami gayeler görüntüsü altında , o kişinin İslam’a olan yakınlığını istismar ederek kandırır.
Cinler cahil Müslümanlarla falanca evliya, melek… zamanla da tanrı olarak irtibat kurarlar. O Müslüman’a yakın gelecek hakkında yalan-yanlış bilgiler getirir, olağanüstü rüyalar gösterir, bazı zor anlarda ona yardım ederler. Çevresindeki insanların rüyalarına girer ve o saf Müslüman’ın kendini veli, olağanüstü bir kişi zannetmesine sebep olurlar. Hastaları tedavi ettirir, felçlileri yürütmeye başlatırlar. Böylece o cahil Müslümanın çevresine insanlar toplamaya başlanır. Cahil insan zamanla kendini gerçekten veli, olgun bir mürşit sayar ve bu sayede bir cin bir insan vasıtasıyla binlerce insana hükmeder. Türkiye’de İskender Erol Evrenesoğlu, Zühre Ana, Pakistan’da kadıyaniliğin kurucusu Mirza Gulam Ahmed Kadıyani… gibi.
Cinler böyle durumlarda önce dini emirleri insanlara uygulatır. Namaz, sadaka … gibi. Sonra asıl isteklerini, gayri İslami emirlerini Müslümanlara uygulatır. İtikatları bozulan Müslümanların tenasühe inanmaları, kendini veli zanneden saf müslümanın mesih, mehdi… zamanla tanrı olduğunun çevresindeki insanlara tanıtılması gibi inançlar yaygınlaştırılır.
2- Müslüman olmayanları hümanist, insancıl gayelerle kandırır cinler.
Ruh çağırma, transla ruhlarla irtibata girme esnasında görülen cinler, kendilerini başkalarının ruhu, uzaylı, tanrı … gibi göstererek insanları kandırırlar.
Ruh Çağırma : Örnekle açıklayalım: Tom farkında olmadan bir cinle yıllar geçirir. Sonra Tom ( çoğun-lukla intihar ederek , öldürülerek… ) vefat eder. Cin uzaya çıkar, dünyadan uzaklaşır. Aradan 200-500 sene geçer. Tomun torunlardan Nike, dedesinin ruhu (!) ile irtibata girmek için bir ruh çağırma seansı düzenlerler. Seans esnasında transa geçen toplulukla uzaydaki cin arasında zihinsel bir irtibat kurulur (telepati ) . Çin çağrıyı alır dünyaya döner ve kendisi için 10- 20 sene, dünyadakiler için geçen yüzyıllar öncesini anlatmaya başlar. Hem de en ince detaylarına dek… Seanstakiler, gelenin Tomun ruhu olduğuna kesin inanmışlardır. Cin’de kendini dinleyecek cahil bir grup bulmuştur. Oyun böylece başlar…
Tenasüh: Daniel evini farkında olmadan bir cinle paylaşır. Zamanla Daniel anormal bir şekilde, intihar, cinayet… ile ölür. Cin o anda dünyanın herhangi bir tarafında yeni doğmuş bir bebeğe musallat olur. Duasız abdetsiz bir ortamda çocuğun irade,beynini kolaylıkla ele geçirir cin. Çocuk biraz büyüyüp konuşmaya başlayınca kendi içine Daniel’in ruhunun girdiğini söylemeye başlar. Görmediği ev, kişi hakkında çok gizli, sır gibi bilgileri ailesine anlatır ve bu bilgiler doğrudur da… Konuşan çocuktur fakat konuşturan cindir. Bilgileri çocuk konuşur ama cin anlattırır.
Dışarıdan bakınca , mantıklı bir sonuç çıkarabilmek için çocuğun içine Daniel’in ruhunun girdiğini kabul etmekten başka çare yoktur. Halbuki çocuğun içine giren cindir ve tenasüh diye de bir şey yoktur.
Uzaylılar : Eskiden görülen perili ev, konuşan hayvanlara… inanmayan, onları gördüğünü söyleyen her insanla alay edenleri aldatıp, kendilerine tabi kılıp, bu şekilde kendilerine inanmayanlarla eğlenip alay etmek isteyen cinler uçan daire, uzaylı kılığında çevrelerine görünürler.
Halbuki köyde hayvan, şehir de uzaylı gibi görülen her iki şekil aslında aynıdır, cindir.
Uzaylılar kılığında görülen cinler, görünür hale geldiklerinde genellikle büyük, patlak gözlü, boyları küçük kolları uzun… şekil de görünürler.
Büyü : Büyünün özü, kökü cinlere dayanır. Bir kelime grubunun belli sayıda, yan yana okunması ile meydana gelir .
İnsan beyninin devamlı ürettiği elektromagnetik dalgalar belli kelimelerin tekrarı ile adeta bir şifreyi oluştururlar. Bu şifre belli cinleri harekete geçirir ve o şifreyi açan kişinin isteklerini yapmak durumunda kalır…
Büyü vardır fakat dinimizce haram kılınmıştır.
Özetle cinler ( camdan geçen güneş ışınları gibi…) maddeye nüfuz edebilme özelliklerine sahiptirler. Fakat her halükarda insanlar cinlerden üstündür. Gerek zeka, gerek ( dua okuyarak cinlere) tesir etme yönünden . Yeter ki cinlerden çekinmeyelim korkmayalım.
Korkulacak tek varlık, Yüce yaratıcı, Ahiret gününün sahibi olan Allah’tır. Zaten Allah’tan, sadece Allah’tan korkana ne cin , nede insan tesir etmez , onu korkuta-maz. Çünkü o insanın vekili, koruyucusu her şeyin üstünde. Rab, İlâh, Malik, hafız … olan Allah’ü Teala olur.
NOT :HZ. RESUL ,”MİKROPLARI” BİLİYOR İDİ !.BİR HADİS-İ ŞERİF’LERİNDE :” TEZEK VE KEMİKLERLE TEMİZLENMEYİN, ÇÜNKÜ ONLAR CİNLERİN AZIĞIDIR.” (TİRMİZİ:14/18) BUYURMUŞLARDIR.BİLİNDİĞİ GİBİ HAYVAN TEZEKLERİ VE KEMİKLER MİKROORGANİZMALARIN ,MİKROPLARIN ÜREYİP ÇOĞALDIĞI YERLERDİR . HZ. RESUL İNSANLARA SAKINMALARI GEREKEN MİKROPLARI , O DÖNEMDEKİ İNSANLARIN SAKINDIĞI DİĞER BİR ŞEY İLE ;CİNLERLE AÇIKLAMIŞ VE İNSANLARI MİKROPLARDAN UZAKLAŞTIRMAYI AMAÇLAMIŞTIR.DİĞER BİR HADİSTE ” ÇÖPLERİN CİNLERİN TOPLANTI YERİ OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR…ÇÖPLERDE BOL MİKTARDA NE OLDUĞUNU BELİRTMEYE GEREK YOK HERHALDE…!YİNE HZ. RESUL :” TIRNAKLARIN UZATILMAMASI GEREKTİĞİNİ ,YOKSA İÇLERİNE CİN GİRECEĞİNİ ” BELİRTİR…BAKIMI ZOR UZUN TIRNAKLARIN İÇLERİNE NE GİRECEĞİ MALUMDUR.
HZ. RESUL , ZATEN DEVAMLI KAFİRLERCE ELEŞTİRİLEN ” YALANCI, CİNLENMİŞ…” İFTİRALARINA MARUZ KALMIŞ BİRİ İDİ.BİR DE GÖRÜNMEYEN , HASTALIK SEBEBİ KÜÇÜK CANLILARDAN BAHSETSE - MEKKE’Lİ MÜŞRİKLER CİN’E İNANIYORLARDI - İFTİRALARIN DOZU İYİCE ARTACAKTI.HZ. RESUL’DE BİLİNEN BİR DİĞER KAVRAM - CİN - İLE İNSANLARI MİKROPLARDAN SAKINDIRMAYA ÇALIŞMIŞ VE BAZI HADİSLERİNDE CİN KELİMESİNİ MECAZİ ANLAMDA, MİKROP ANLAMINDA KULLANMIŞTIR!
Posted on Mart 11th, 2007 tarafından cerencal
Filed under: Cinler (http://www.cesp.info/category/cin-bilgileri/) | No Comments » (http://www.cesp.info/cin-bilgileri/cinlerin-varliginin-ispati.html#respond)
Reankarnasyon Nedir ? (http://www.cesp.info/cozumler/reankarnasyon-nedir.html)
Yeniden doğuş iddiasıdır. İnanca göre ruh bir vücutta
yaşar, ölünce başka bir bedene girer ve böylece binlerce kere yaşar. Ruh her seferinde tekamül gösterip kurtulacaktır. Herkes bu afetlerinden kurtulduğunda da kıyamet kopacaktır. Cehennem diye bir şey yoktur. Ruh defalarca dünyaya gelerek sözde adaletsizlikler ortadan kalkacaktır. Mesela hırsızlık afetiniz yok. Kimbilir kaç kere dünyaya geldiniz de bu afetiniz yok oldu. Veya sakat doğan birinin ruhu defalarca dünyaya gelerek düzelecek ve adalet oluşacaktır.
RUHUN DEFALARCA DÜNYAYA GELMESI MÜMKÜN MÜDÜR?
Kuran-i Kerim’e göre insan fizik vucut, nefs ve ruhtan yaratılmıştır.Ruh Allah-u Teala tarafından üfürülmüştür ve 19 tane güzelliğin temsilcisidir. (Secde 9) Nefs de 19 tane afetin sahibidir. Ruh tekamülün en üst noktasında yaratılmıştır ve ahsendir. Oysa nefsimizdeki afetleri yok etmemiz yaşamamızdaki temel unsurlardan birisidir.Onun için ruhun ne başka beden girmesine de tekamül göstermesi mümkün değildir.
ÖLÜMLE NEFS NE OLUR?
Fizik beden ölünce manyetik alan yok olduğu için nefsi kendisine çekerek bedenin içine alamaz.
Nefs cesedin sol tarafında yere paralel yer alır. Sağ tarafında da ruhu yer
alır. Eğer kişi ölmeden önce Allah-u Teala’nın emrini yerine getirerek ruhunu ulaştırmışsa Azrail A.S. Rabbimizin katından ruhu getirerek sağ tarafta yerini alır. Kişi ölmeden önce ulaştırmamışsa bedende olduğu için ve manyetik alan yok olduğu için otomatik olarak sağda yerini alır. Bütün olaylara şahitlik ettiği için. Kişi yaşarken hata yaptığında ruh bedeni terkeder. Nefs devreden çıktığında tekrar bedene girer. Bütün hataları yaptıran nefstir. Kabir azabından sonra 40 günlük bir süre sonunda nefs Berzah Alemine gider. Bütün ölenlerin nefsleri orada yaşamaya devam etmektedir.
KIYAMET GÜNÜ NEFS NE OLUR?
Kıyamet günu herkesin nefsi, Rabbimiz tarafından cennet ve cehennem
standartlarına göre yeniden yaratılacak olan bedenle birleşecektir. Ruh , ölmeden önce Rabbimize ulaştırılmakla emrolunmuştur. (Fecr-28,Rad 21) Onun için kıyametten sonra yeni bedenle birleşecek olan ve hesap verecek olan nefstir. Tekvir7- de Nefsler (Fizik vücutla) birleştiği zaman diyor. Herkes, kendi hayat filmlerinin muhtevasını görmek üzere mahşer yerinde toplanacaktır. Reenkarnasyoncuların dediği gibi ruhlar yani nefsler tekrar tekrar doğmuş olsaydı kıyamet günü nefslerin sayısı az gelecek ve bedenler kavga edecekti, benim nefsim diye. Oysa Allahu Teala adaletin sahibidir.
İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ DEFALARCA DOĞMAK VAR MIDIR?
Bu dünya hayatinda doğum ve ölüm bir defadır. Kuran’a göre
sonrakiler dirilmedir. Oysa reenkarnasyon inancında sonraki dünyaya gelişler
yeniden doğmadır.
Mumin 11- de Rabbimiz bizi iki defa oldurdu ve iki defa diriltti,
denilmektedir.
Bakara 28- de de Allah’i nasil inkar edersiniz ki siz olu idiniz .O sizleri diriltti. Sonra öldürülecek ve O’na döndürüleceksiniz, denilmektedir.
Öldükten sonra kıyamet günü dirilmek, tekrar ölüm ve sonra yeni enerji bedenle tekrar diriltilmek sözkonusu cennet ve cehennem hayatı için. 2 defa ölüm ve 2 defa
dirilmek. 2 defa doğmak sözkonusu değil. Reenkarnasyonun, yukarıdaki ayetlere
dayandırılarak açıklanması da bu nedenle mümkün değildir.
İNSANLARIN GEÇMİŞTEN HABER VERMELERİ YENiDEN DOĞUŞ GÖRÜŞÜNÜ DOĞRULAR MI?
Bazı insanlarin asırlar oncesine varan olayları tüm ayrıntıları, kişileri ve tarihleri ile beraber anlattıklarına şahit oluruz. Araştırıldığında doğru oldukları da gözlemlenmiştir. Burada şeytan ve dostları devreye girmektedir. Cinler cok uzun süre yaşadıkları için bedenine girdiği kişiye asırlar öncesinden yaşadığı olayları söyletebilmektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) devrinde yaşayan cinlerin halen yaşadigi bilinmektedir.
CİNLERLE GEÇMİŞTE YAŞANMIŞ OLAYLARIN BİR İLGİSİ VAR MIDIR?
Geçmişten haber veren veya hiç öğrenmedigi başka bir lisanla aniden konuşmaya başlayan kişi bir cin olayıyla karşı karşıyadır. Yalniz zulmani (sufli) cinler
insanların bedenlerine girerek nefs vasıtasıyla onlara hümetmeyi, şeytandan aldıkları emirleri ona yaptırmayı marifet zannederler. Cinler bu gözlerle görülmedikleri için sadece yaşayan kişi bunu hisseder. Çocuğuna işkence eden, karısını ve çocuklarını
gözünü kırpmadan öldüren kişi için “cinnet geçiren” ifadesini kullanırız. Gerçekten, bedene hükmeden cinin o kişiye şeytanın emirlerini aynen yaptırtmasından başka bir şey değildir. Ancak bu durumu fiziksel ve psikolojik nedenlere bağlı depresyonla karıştırmamak gerekir. Bunlar da tıbbi tedavi gerektiren durumlardır.
MEDYUMLARIN GÖSTERİLERİNDEKİ GERÇEK NEDİR?
Medyumlar bir güç gösterisi yapacakları zaman şeytanın emrinde olan ve kendisine de bağlayarak, tehdit ederek hizmet veren cinden yardım alır. Cinler bir beden ve bir nefsten yaratılmıştır. Medyum tesiri altına alacağı kişinin alnının ortasından tesir etmek ister. Çünkü nefs manevi kordon ile alından bedene bağlıdır ve sonsuza kadar uzanabilir. Cinler de nefse hükmettikleri için kişinin nefsini kontrol altına alırlar. Aklın kumandanı artık nefstedir. Nefs 3 halde vücudu terkeder. Ölüm, bayılma ve uyku. Vücudun elektron devir sayısı, nefsin bedeninin elektron devir sayısına düşüp de eşit olduğunda ve alt seviyeye geldiğinde otomatik olarak vücudu
terkeder. Her gece uykuyla bu olayı yaşarız. Medyum bunu negatif enerji ile yapar. Artik nefs görünmeyen cinin elindedir. Bedeni, cin kontrol altında tuttuğu için ona ne söyletmek ve yaptırtmak isterse onu yaptırır. Nefs bedenden ayrılmadan o noktada da istediklerini ona yaptırma gücünü kendinde görür.
GÖRSEL MEDYADA GÖRÜLENLER DE CİNLERLE Mİ İLGİLİDİR?
Evet. Bir medyumun elindeki kağıt kıvrılmakta, para hareket etmekte,
insanlar ileri-geri hareket etmekte, bir evin içinde esyalar hareket
etmekte ve birden alevler oluşmaktadır. Bütün olayların arkasında cinlerden
yardım almak sözkonusudur. Biyoenerji adı altında insanların bedenlerine
yaptırılan hareketlerin esasında da cinlerin ve şeytanın negatif enerjisinden
yardım almak vardır. Bedendeki hastalıkların teşhisinde de medyum ciniyle
kurduğu irtibat neticesinde haber verir. Biyoenerji denilen şey Rabbani
değildir. Allahu Teala’nın enerjisi her zaman şeytanin enerjisinden üstündür
ve gerçek şifa Rabbimizin enerjisindedir. Allah dostları da hastalara yardım için dua
ederler ve Rabbimiz dilerse kabul eder ve enerjisi ile hastayı iyi eder. Allah dostları bu gücün sahibi değildir. Sadece dua ederler ve Allahu Teala’dan yardım alırlar. Şeytanın dostları da şeytandan yardım alırlar.
MEDYUMLARIN GÖSTERİSİ BİTTİĞİNDE NE OLUR?
Dikkat edilirse medyum uyuttuğu kişinin cinine komut verir ve elini alnın ortasına götürerek şıklatır. Cinin gitmesini emreder. O anda kişinin nefsine cinin iradesi tesiri
ortadan kalktığı için normale döner. Kişi aynen rüyasını hatırladığı gibi konuşmaları ve olayları hatırlar. Artık aklın kumandanı kendi fizik bedendedir. Medyumlar daha çok ilgi çekmek ve inandırıcı olmak için ne yazık ki ünlü kişileri gösteri amaçlı daha çok kullanmaktalar. Özellikle hipnoz ile kişiyi konuşturduktan sonra o kişilerin ne kadar çok acı çektiklerini, ağladıklarını görsel başınan çok kişi izlemiştir. Bu
şekilde şeytandan yardım alarak huzura kavusmak mümkün değildir. Tevfik Allah’tandır.
Posted on Mart 11th, 2007 tarafından cerencal
Filed under: Çözümler (http://www.cesp.info/category/cozumler/) | No Comments » (http://www.cesp.info/cozumler/reankarnasyon-nedir.html#respond)
Hüddam Nedir? (http://www.cesp.info/cozumler/huddam-nedir.html)
Hüddam, cinlerin şeytanın ilmiyle insanların üzerine saldırtılmasıdır. Nasıl insanların dalâlette olanları ve hidayette olanları varsa; gayb âleminde yaşayan cinlerin de dalâlette olanları ve hidayette olanları vardır. Hidayette olan cinlerin de başlarının üzerinde o devrin imamının ruhu var. Devrin imamları her devirde bir kişidir. İmam-ı Safi Hazretleri, İmam-ı Rabbanî, Hazreti Mevlâna Celâlettinî Rûmî, Hazreti Yunus Emre gibi velîler dün vardı, bugün de var. Hangi cin murşidine tâbî olursa, devrin imamının ruhu onun başının üzerine gelir ve onu muhafaza altına alınır. Ama öyle cinler vardır ki; şeytana tâbî oluyorlar. İblis cin taifesindendir. Ve cinleri kendi emrine alarak, böyle kullanılıyor.
İnsanlarda ruh vardır ama cinlerde yoktur. Onlar bir fizik beden bir de nefsle yaratılmışlardır.
15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
55/RAHMAN-14: Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri).
İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.
55/RAHMAN-15: Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin).
Cann’ı (cinni) da ‘yalın, dumansız bir ateşten’ yarattı.
Hüddam yapan cinci hocalar, cinleri emirlerine alarak insanlara saldırtıyorlar ve onlara zarar veriyorlar. Televizyonda verilen bir haberi hatırlayalım: Bir evde eşyalar havada uçuşuyor ve aynı eşyalar durduk yerde yanmaya başlıyordu. Işte bu olayda cinler devredeydi. Cinler yanarak ölürler. Bu yüzden cinci hocalar cinleri yakmakla tehtit ederler. « Eğer dediğimi yapmazsan seni yakarım.”diye. Zavallı cinler de ona, yani bir insan şeytan olan cinci hocaya itaat ederler.
Sevgili ziyaretçiler! Televizyonda; bir çocuğun başka bir dili konuşmaya başlaması, kişilerin geçmişte başka bir kişilik olarak yaşadığı ve geçmişteki yaşamlarına ilişkin anlattıklarının doğru olduğu gibi haberleri izler dururuz. İnsanların çoğunun anlayamadığı bu durum da bir cin olayından başka bir şey değildir. Cinler, insanlara göre çok daha uzun ömür yaşarlar. Peygamber Efendimiz(S.A.V.) zamanından bugüne yaşayan cinlerin olduğu bilinmektedir.
Musa(A.S.) da Allah’ın emriyle cinleri sadece hizmet amacıyla kullanmıştır. İnsan bedenine giren suflî cinler, onları tesirleri altına alarak o kişiye hükmederler. O kişinin bedenini kullanarak, ona geçmişte başka bir bedende yaşadığını söyletirler. İnsanlar da bu durumu bir türlü anlayamazlar. Televizyon programlarında sabahlara kadar tartışır dururlar. Onlara göre reenkarnasyon, yani yeniden bedenlenme olarak ifade edilen bu durum, suflî bir cinin, bir kişinin vücuduna girerek, ona hükmetmesi halinden başka bir şey değildir. Bir çok ünlü sanatçının dahi bu konulara alet olduklarını üzüntü ile gördük. Hatta bazı sanatçılar trans
halinde iken çok ızdırap çektiler. Ayrıca bu rahatsızlıkları uyanınca da devam etti.
İblis bu insanlara hep huzursuzluk verir. Asla mutluluk vermez. Ne hazindir ki bu nedenle reankarnasyona inananlar da var!
Posted on Mart 11th, 2007 tarafından cerencal
Filed under: Çözümler (http://www.cesp.info/category/cozumler/) | No Comments » (http://www.cesp.info/cozumler/huddam-nedir.html#respond)
Büyü varmıdır nasıl anlaşılır (http://www.cesp.info/cozumler/buyu-varmidir-nasil-anlasilir.html)
Şeytan hiç bir zaman insanların huzur içinde, mutlu bir hayat geçirmelerini istemez. İstediği tek şey vardır; bütün insanları kendisiyle birlikte cehenneme sürüklemek. Bunun için de elindeki bütün imkânları seferber eder. İnsanları kandırmak için her türlü hileye başvurur.
Büyü de; şeytanın bu hilelerinden biridir. Şeytanın insanları bu dünya hayatında mutsuz etmek ve kendisiyle birlikte cehenneme götürmek için kullandığı korkunç bir tuzak. Şeytanın bir ilmi; büyü, sihir ve hüddam…
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de bizlere büyünün var olduğunu ifade ediyor ve Kur’ân-ı Kerim âyetleri gereğince büyünün Allahû Tealâ tarafından kesinlikle yasak edildiğini görüyoruz.
2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne), ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârute), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur, fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve le kad alîmû lemeniş terâhu mâ lehu fil âhireti min halâ(halâkın), ve le bi’se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
Süleyman’ın mülkü üzerine onlar, şeytanların okuduğu (anlattığı, tilâvet ettiği) şeylere uydular (tâbî oldular). Oysa Süleyman, (sihir yapmadı ve) kâfir olmadı. Fakat şeytanlar, insanlara sihri öğretmekle kâfir oldular. Babil (şehrin)deki iki melek (olan) Harut ve Marut’a indirilen şeyleri (öğretiyorlardı). Oysa onlar: “Biz (im bilgimiz, sizin için) sadece bir fitne, bir imtihandır. Sakın (sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın.” demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. O zamanlar (sihir meraklıları ve onu geçim vasıtası yapanlar) o ikisinden erkek (koca) ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah’ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar veremezlerdi. Zaten onlar kendilerine fayda verecek şeyleri değil, zarar verecek şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki; onlar onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan (ve onunla çıkar sağlayan) kimse için ahirette bir nasip olmadığını bilirlerdi. Kendi nefslerini, onunla ne kötü bir şeye sattıklarını onlar keşke biliyor olsalardı
113/FELÂK-1: Kul eûzu bi rabbil felak(felakı).
De ki: “Sabahın Rabbine sığınırım.”
113/FELÂK-2: Min şerri mâ halak(halaka).
Yarattığı şeylerin şerrinden.
113/FELÂK-3: Ve min şerri gâsikın izâ vekab(vekabe).
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.
113/FELÂK-4: Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
113/FELÂK-5: Ve min şerri hâsidin izâ hased(hasede).
Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
Şeytanın ilmini temsil eden büyü, hüddam ve fal okları Peygamber Efendimiz(S.A.V)’in dönemine kadar da insanlar tarafından en üst boyutta kullanılıyordu.
Şeytanın bu ilmi insanlara sadece zarar verir. Şeytanın tesiri altındaki insanlar, şeytandan yardım alarak bu ilmi, başkalarına zarar vermek için kullanırlar. Amaçları onları mutsuz etmektir. Çünkü şeytan onları bu istikamette kumanda eder. Onlar şeytanın da yardımıyla, birbirleriyle iyi anlaşan insanların arasını açmak, evli çiftleri birbirinden ayırmak, insanların hastalanmasını, sıkıntı çekmesini sağlamak gibi birçok kötülüğü yapabilirler. Bugün şeytanın bu ilmi sebebiyle, hayatını inanılmaz işkencelerle geçiren yüzlerce, binlerce insanın var olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki insanlar bu korkunç ilmin onları cehenneme götüreceğinin farkında bile değiller. Şeytanın etkisiyle para karşılığında insanlara büyü yapıyorlar. Bu ilmi kullanarak kendilerine çıkar sağlıyorlar.
7/A’RAF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak’udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis:) “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîm’ine onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7/A’RAF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükreden bulmayacaksın.
Şeytanın insanları bu dünyada mutsuzluğa, ahrette ise cehenneme götürecek olan bu ilminin yanı sıra bir de Allah’ın ilmi vardır. İnsanları yalnızca mutluluğa, huzura götüren bir ilim. İki yol vardır: Birincisi Allah’ın yolu, ikincisi şeytanın yolu. Ve iki kulluk söz konusudur; Allah’a kul olmak, şeytana kul olmak. İnsanlar ya şeytana kul oluyorlar ya da Allah’a kul oluyorlar.