jasmineay
24-05-2007, 03:46
PARA PARAYI ÇEKER
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerin birinde fakir mi fakir bir adam yaşarmış. Ülkenin yapısı gereği açlıktan ölmezmiş ama, gönlünün istediği bir yaşamı da hiç bir zaman sürdüremezmiş.
Çevresindekilerle konuşurken laf paradan açılmış. Sayılan sevilen bir bilgenin "Para parayı çeker" sözünü duyunca, yememiş içmemiş, para biriktirip, parayla para çekmeye karar vermiş.
Uzun lafın kısası bir altın lira biriktirince doğru padişahın hazinesinin penceresine gitmiş. Önce kalın demir parmaklıkların arkasında nerdeyse küçük bir dağ gibi çil çil altınları seyretmiş.
Parmaklarının arasında sarı lirası, uzatabildiği kadar kolunu uzatmış:
- "Geel, gel... Altınlarım bana geel...
diye seslenip dururmuş. Gelen giden olmayınca biraz daha uzanıp yakarmasını sürdürürken altın lira parmaklarının arasından kayıp padişahın altınlarının arasına karışıvermiş.
Adamcağız üzüntüsünden kahrolmuş. Bağrına taş basmış, evinin yolunu tutmuş. Tam yolda giderken karşısına saydığı sevdiği o bilge kişi çıkmaz mı?
Yana yakıla anlatmış derdini.
Bilge kişi:
- Ey oğul lafın sonunu iyi dinlememişsin. Para parayı çeker amma... büyük para küçük parayı çeker, sen bunu fark etmemişsin!
Gökten elmalar düştü.
Para peşinde koşanlar elmanın ticaretini yaptılar.
Elmaları sattılar, satılanı aldılar, bir ömür tükettiler, elma tadı bilmeden.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerin birinde fakir mi fakir bir adam yaşarmış. Ülkenin yapısı gereği açlıktan ölmezmiş ama, gönlünün istediği bir yaşamı da hiç bir zaman sürdüremezmiş.
Çevresindekilerle konuşurken laf paradan açılmış. Sayılan sevilen bir bilgenin "Para parayı çeker" sözünü duyunca, yememiş içmemiş, para biriktirip, parayla para çekmeye karar vermiş.
Uzun lafın kısası bir altın lira biriktirince doğru padişahın hazinesinin penceresine gitmiş. Önce kalın demir parmaklıkların arkasında nerdeyse küçük bir dağ gibi çil çil altınları seyretmiş.
Parmaklarının arasında sarı lirası, uzatabildiği kadar kolunu uzatmış:
- "Geel, gel... Altınlarım bana geel...
diye seslenip dururmuş. Gelen giden olmayınca biraz daha uzanıp yakarmasını sürdürürken altın lira parmaklarının arasından kayıp padişahın altınlarının arasına karışıvermiş.
Adamcağız üzüntüsünden kahrolmuş. Bağrına taş basmış, evinin yolunu tutmuş. Tam yolda giderken karşısına saydığı sevdiği o bilge kişi çıkmaz mı?
Yana yakıla anlatmış derdini.
Bilge kişi:
- Ey oğul lafın sonunu iyi dinlememişsin. Para parayı çeker amma... büyük para küçük parayı çeker, sen bunu fark etmemişsin!
Gökten elmalar düştü.
Para peşinde koşanlar elmanın ticaretini yaptılar.
Elmaları sattılar, satılanı aldılar, bir ömür tükettiler, elma tadı bilmeden.
